Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  26 Mart 2004 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
İnsan özgür olmadan mutlu olamaz.
Dante
Tarihte Bugün
Takvimler 26 mart tarihini gösterdiği zaman...

1969 yılında,
PTT Genel Müdürlüğü, televizyon sahibi yurttaşlardan almakta olduğu Televizyon Vergisi’ni kaldırdı.
1979 yılında,
İstanbul'da Sanayi Odası, Ankara'da Maliye Bakanlığı binalarına bomba atıldı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Ekonomi 

Uğur Civelek Bardağın yarısı gerçekten dolu mu?

Uğur Civelek

26/03/2004 (955 kişi okudu)

Gerek ülkemizdeki gerekse küresel düzeydeki ekonomik dengeleri olumsuz yönde etkileyecek pek çok gelişme, ekonomi gündeminde hak ettiği yeri alamıyor. İç talepteki daralma potansiyeli, yapısal reformlardaki aksama, emek yoğun sektörlerdeki tıkanma ve dış şoklar bu kapsamda hayati önem taşıyan konular olarak karşımıza çıkıyor. Bunlar dikkate alınmadığı sürece bardağın yarısının dolu olduğu söylemi anlamını kaybediyor, abartılı bir değerlendirme olmaktan öteye gidemiyor. Bu yazıda mevcut dışsal şoklar ve emek yoğun sektörlerdeki sıkıntının mevcut program üzerindeki etkisini irdelemeye çalışacağız.
Ülkemizdeki emek yoğun sektörler, gerek mevcut program uygulamasının yapısı, gerekse küresel eğilimler ciddi bir sıkıntı yaşıyor.
Evet Türk Lirası'ndaki aşırı değerleme sayesinde enflasyon ve faizler hızlı bir şekilde geriledi, fakat yabancı para bazında artan girdi maliyetleri, emek yoğun sektörlerin rekabet gücünü de çökertti. Uluslararası emtia piyasalarında gözlenen fiyat yükselişiyse sorunları iyice ağırlaştırdı. Ölçek ekonomisinden yararlanarak emek ve sermaye verimliliğini artırmak yönündeki tüm çabalara rağmen emek yoğun sektörlerdeki faaliyetin sürdürülebilmesi neredeyse imkânsız hale geldi. Mevcut durum bu olduğuna göre, şimdi sormak gerekiyor: Emek yoğun sektörlerde yaşanan büyük boyutlu olumsuzluk, mevcut program uygulamasını nasıl etkiler?
Bu konuyu konuşmak, pozisyonunuza uymuyorsa bir şey olmaz diyerek geçiştirebilir, orta vadede emek yoğun sektörlerden çıkılması gerektiğini iddia edebilirsiniz. Fakat bir de madalyonun diğer yüzü var: Emek yoğun sektörlerdeki çöküş, mevcut programın başarı şansını sıfırlar. Zira kamu açıkları kontrolsüz bir şekilde büyükken reel faizler yükselmeye başlar. Emek yoğun sektörler durunca ücret ve kira gibi faktör gelirlerindeki gerileme nedeniyle nakit akışlarda ciddi bir tahribat yaşanır. Başta mali sektör olmak üzere tahsil edilemeyen alacaklar hızla büyür, iç talep daralır, başta hizmet olmak üzere tüm diğer sektörler de bu durumdan etkilenir. Kayıtlı çalışan sayısındaki hızlı daralma sosyal güvenlik açıklarını büyütür, bütçe gelirlerinde ciddi bir daralma, vergi tahsilatında dayanılmaz bir gerileme yaşanır. Konsolide bütçe de faiz dışı fazla üretmek imkânsız hale gelir.
Pek dikkate alınmıyor olsa da dışsal şoklarda, azaltılamayan ekonomik kırılganlık nedeniyle mevcut program uygulamasını olumsuz yönde etkiler. Örneğin petrol başta olmak üzere emtia piyasalarında gözlenen fiyat yükselişi küresel düzeyde belirsizlik üreten ciddi bir şoktur, küresel talebi olumsuz yönde etkiler. Dolar faizinde yükseliş beklentisi ekonomik tercihler üzerindeki etkisi nedeniyle ciddi bir dışsal şoktur; hem küresel talebi olumsuz yönde etkiler hem de başta yüksek borçlu gelişmekte olan ekonomiler olmak üzere finansal sistemde ciddi bir tahribat yaratabilir. Ortadoğu kökenli terör olaylarına ilişkin gelişmeler yine benzer nitelikte bir dışsal şoktur. Bu faktörlerin hepsi mevcuttur ve ülkemizdeki program uygulamasının başarı şansını büyük ölçüde sınırlar. Zira bu gelişmeler küresel gelir dağılımını iyice bozarak durgunluğu derinleştirebilir. Bölgemizde terör eylemlerindeki artışın turizm gelirlerimizi azaltmayacağı, dolar faizindeki yükseliş beklentisinin artan dış borçlanma ihtiyacının uygun maliyetle karşılanması konusunda bir problem yaratmayacağı veya petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarında gözlenen artışın maliyet kökenli bir enflasyonist baskı oluşturmayacağı ve küresel talebi olumsuz yönde etkilemeyeceği iddiaları ne kadar gerçekçidir? Olumsuzlukları görmemeye çalışmak, hem de emek yoğun sektörler çok zorlanırken ne ölçüde yapıcı olabilir?
Evet, hangi sebeple olursa olsun olumsuzlukları hesaba katmayınca bardağın yarısı dolu gibi görünebilir. Fakat gerçekçi olmaya çalıştığımızda bardakta birkaç damladan başka bir şeyin olmadığı görülüyorsa, o zaman ne yapacağız? Uzunca bir süredir olumsuz gerçekleri dışlamak yönündeki çabalar bir süre için zaman kazandırsa bile başarıyı getirebilir mi?..



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 74 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7
Ekonomi sayfasındaki diğer haberler

 Sıcak Haber

  • 17:00:00 - Serbest piyasada dolar 1 milyon 321 bin lira
  • 16:50:00 - Borsa'da tarihi rekor: 20,836.12
  • 12:15:00 - Borsa 21 bin puanı zorluyor
  • ÖZLÜ SÖZ #173
    "CNN Türk'teki 5N1K programını seyrediyordum. Hani Özgür Kız var ya, Nil Karaibrahimgil. O çıktı. Bayıldım kıza. Ama özgür imajı nedeniyle değil. Gözleri mavi, saçları kıvır kıvır, gitar çalıyordu. 'Ben pozitif bir insanım,' diyordu. 'İşte bana böyle bir k"
    BBG'nin kapıyı vurup giden 02 Ata'sı ideal kadınını tanımlıyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
    ÇİZGİLER
    Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
    Kedilere güven olmaz... Garfield
    Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
    Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
    İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
    Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.