Radikal-çevrimiçi / Türkiye / İstanbul-Ankara arası kaç saat?
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  4 Haziran 2004 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Doğruyu bilmek, onu sevmek ve ona göre davranmak olsaydı, bu dünya bir cennet olurdu.
H. Newman
Tarihte Bugün
Takvimler 04 haziran tarihini gösterdiği zaman...

1933 yılında,
Şair Ahmet Haşim öldü.
2001 yılında,
ABD'li sinema oyuncusu Anthony Quinn öldü.
1933 yılında,
Sümerbank kuruldu.
1937 yılında,
Orman Genel Müdürlüğü kuruldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Adnan Ekinci İstanbul-Ankara arası kaç saat?

Adnan Ekinci

04/06/2004 (7795 kişi okudu)

ABD'de yapılan bir araştırma sonucunda, şişmanların hemen hepsinin kilo vermek istemesine rağmen, büyük çoğunluğun zayıflamak için çaba göstermediği ortaya çıkmış.
Aynı çelişkiyi Türkiye'nin demokratikleşme 'çaba'larında
da görmek mümkün.
Türkiye'nin 'demokratik bir ülke' olduğu vurgusu, devletin resmi ağızlarında yaygın bir söylemdir.
Oysa biliriz ki, bu bir tespit değil, sadece temenni mahiyetindedir.
Sadece zayıflamak isteyip, amacına ulaşmak için çaba göstermeyen şişmanlar gibi, demokratikleşme sürecinin uygulama aşamasında özel bir gayrete rastlayamazsınız.
Yasal düzeyde engel yoktur, ama demokratik hak ve özgürlüklerin kullanımında dizi dizi kısıtlamaların yürürlükte olduğunu görürsünüz.
Amaç ile irade arasındaki bu çelişki, halk nezdinde 'Gözünde namaz yok ki, kulağı ezanda olsun' diye açıklanır.
Ayaş aldatmacası
Örneğin, bizim suya düşmüş trilyon dolarlık bir 'Ayaş Tüneli' hayalimiz vardır.
Onca harcamadan sonra projenin imkânsızlığı ortaya çıkmış, İstanbul ile Ankara arasında demiryolu ulaşımının beş saate inmesinin ihtimali bile ortadan kalkmıştı.
Fakat önceki gün gazeteler, İstanbul-Ankara arasını beş saate düşüren hızlı tren seferlerinin başladığını söylüyordu.
Demiryolu Genel Müdürlüğü, İstanbul-Ankara arasındaki demiryolu üzerindeki fuzuli hemzemin geçitleri kaldırarak, son 20 yılın hayal projesini çok ucuza gerçekleştirmişti.
Eylem noktaları
Yakın zamanda, istenilince amaca ulaşılacağına ilişkin başka bir örnek daha yaşadık.
Uzun bir zaman var ki, Türkiye'de anayasal dayanağı olan 'toplantı ve gösteri yürüyüşü' hakkını kullanmak, göstericilerin polisler tarafından coplanması ve yerlerde sürüklenmesi anlamına gelir...
Ancak, haziran ayı sonunda İstanbul'da düzenlenecek NATO zirvesini protesto etmek isteyenler için, İstanbul'un 16 ilçesinde eylem yerleri belirlenmiş...
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, NATO zirvesini protesto etmenin demokratik bir hak olduğunu belirtmiş.
İstemek yeterli
Diyet kürleri kendi aralarında yarışadursun, zayıflamanın ilk koşulu olarak, önce az yemek yenilmesi için çaba sarf etmek gerekiyor...
İstanbul-Ankara arasını yakınlaştırmak için, mevcut sistem üzerinde ciddi bir mühendislik çalışmasına girmek yeterli olabiliyor.
Anayasal güvence altında olan 'toplantı ve gösteri yürüyüşü'nün bir hak olarak kullandırılması için bu kadar çabaya da gerek yok...
Yürürlükteki mevzuatı çarpıtmadan uygulamak yeterli...

Öldürmeye endeksli şeref
Yasalarımıza göre, cezalandırma açısından bir bebeği öldürmekle, yetişkin birini öldürmek arasında kural olarak fark bulunmuyor.
24 seneden 30 seneye kadar hapis...
Ancak ebeveynin kendi çocuğunu öldürmesi halinde, verilecek ceza müebbet hapse kadar uzatılabiliyor.
Bu düzenlemelere bakıp, yasalarımızın 'yaşam hakkı' karşısındaki hassasiyetini ölçmeye kalkışmak, fevkalade yanıltıcı olabilir.
Yasak ilişki sonucu doğum yapan annenin bebeğini öldürmesi
halinde dört ile sekiz yıl arasında hapis cezası veriliyor.
Yani, yasak ilişki sonucu doğum yapan annenin şerefi, ölen bebeğin yaşama hakkına üstün tutuluyor.
Kanunların tekamülü
Şaşıracaksınız biliyorum...
Öldürmeye endeksli şerefi kutsayan bir kanunun yürürlükte olduğu ülkede yaşamış olmak üzecek sizi...
Ancak, bu kanunların masa başında, boyacı küpüne daldırıp çıkarılarak oluşturulduğunu da sanmayın.
Kanunlar, bulundukları ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel dokusunun izlerini taşırlar.
Aynı kanunun 1933 yılındaki şekline bakarak, bu bağlamdaki toplumsal
'şeref' anlayışımızın ne kadar geniş bir çerçevede ele alındığını görebilirsiniz:
"... karısının veya anasının veya kızının ve torununun veya evlatlık kızının veya kız kardeşinin namusunu kurtarmak için veledizina aleyhine nüfus sicilline kaydından evvel ve doğmasından beş gün zarfında işlenmişse fail beş seneden 10 seneye kadar ağır hapis ile cezalandırılır."
24 yıl hapis!
Yine de, halen yürürlükte olan Ceza Kanunu'na göre, ceza indirimini sadece anneler için geçerli kılarak, kapsamın daraltılmış olmasına sevinemiyoruz.
Ne ki, Meclis'te görüşülmekte olan ceza kanunu tasarısında, 'şerefi kurtarmak' kriteri gözetilmeksizin, bebeğini öldüren annelere 24 yıl hapis cezası öngörülmüş bulunuyor.
Bu da bir çözüm değil, biliyorum.
Ceza kanunlarının bu tür maddelerini düzenlemek de, bu kanunları mahkemelerde uygulamak da bir zulümdür, onu da biliyorum.

Ceplerdeki kredi kartı bombası
Kredi kartı almak, bankalardan tüketici, taşıt, konut kredisi kullanmak, aşklar gibidir...
Tatlı başlar, ama çoğunlukla kötü biter...
Kredi kartlarınızın cebinizde, bankalarla imzaladığınız kredi sözleşmelerinin ise çekmecelerinizde parça tesirli birer bomba olduğu, patlamadan önce pek farkına varılmaz.
Doç. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, bankalarla kredi bağlamında kurulan ilişkileri 'hukuksal yol haritası' şeklinde gösteren bir kitap hazırlamış.
Hukukçuların çok yararlanacağı aşikâr...
Kitap aynı zamanda, hukukçu olmayanların da ilgiyle okuyabileceği ve öğrenmesinde sonsuz fayda olduğu titiz bir çalışma...
Bankalarla kurduğunuz kredi ilişkilerinde cicim aylarında olabilirsiniz, ama yine de elinizin kolayca ulaşabileceği bir yerde bulunmasını şiddetle tavsiye ederim.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 55 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8
Türkiye sayfasındaki diğer haberler

 Sıcak Haber

  • 15:00:00 - Anadilde ilk yayın 7 Haziran'da
  • 14:55:00 - Mısır: Silahlar bizim
  • ÖZLÜ SÖZ #150
    "Bu yıl 47'ncisi düzenlenen Eurovision şarkı yarışması, lezbiyen grup Tatu yüzünden tehlikeye girdi." (Sabah)"
    Grubun lezbiyeni de oluyor...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.