Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Kabara
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  12 Aralık 2004 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Ölçülü ve düzenli yapılan her işin sonu başarılı olur.
Nizami
Tarihte Bugün
Takvimler 12 aralık tarihini gösterdiği zaman...

1932 yılında,
Adile Ayda ilk kadın Dışişleri memuru seçildi.
1949 yılında,
TBMM, Avrupa Konseyi'ne katılma kararını onayladı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Türker Alkan Kabara

Türker Alkan

12/12/2004 (1009 kişi okudu)

Avrupa'nın kapısına dayandık. Kapıyı açacaklar mı, ne kadar açacaklar, göreceğiz. Fakat, her ne olursa olsun, Türkiye kabuğunu çatlattı, Avrupa Birliği'nin dışında da kalsa, tam üye olarak kabul de edilse, bundan sonra ayaklarının üzerinde duran, kendi yolunu çizen bir ülke olarak yaşayacak.
Yıllık ihracatı 60 milyar doları aşmış bir ülke Türkiye. Ve bu ihracatın büyük kısmı, gümrük birliği içinde eşit koşullarla yarıştığımız AB ülkelerine. Daha birkaç yıl önceydi, Güney Kore'nin ihracatı 50 milyar doları aştı haberini okuyunca pek özenmiş, 'Bizde neden olmuyor' diye üzülmüştüm.
Türkiye, dinamik, devingen, kıpır kıpır bir ülke. Büyük potansiyelleri var. Siyasi istikrar olduğu sürece bu potansiyellerin gerçekleşmesini kimse engelleyemez.
AB almazsa hiç karamsarlığa kapılmayın. Onlar kaybeder.
Bunları söylerken sadece ihracat rakamlarına, döviz gelirlerine filan bakmıyorum. Kendi yaşamım içinde gelişip serpilen Türkiye'nin büyüme macerasını düşünüyorum.
Ben Mersin'de doğup büyüdüm. Ailem orta halliydi ve kentin orta yerindeki bir mahallede yaşardık. Bizim evimize ve komşu evlere elektriğin gelişini anımsıyorum. Tabii elektrikle birlikte küçük boy 'Aga' marka bir radyo. Gerçi parazitler yüzünden normal yayınları alamıyorduk, ama olsun, parazit sesi dinlemek bile mutluluk veriyordu. (Babam daha sonra o radyo büyük gözüksün diye marangoza bir kutu yaptırdı, Aga'mız daha bir haşmetli durdu.)
Buzdolabı diye bir şeyin olduğunu duymuştuk, fakat tanıdıklarımızdan kimsede yoktu. Sanırım çok da pahalıydı.
Deniz kenarındaki Belediye Gazinosu'nda kocaman bir buzdolabı görmüştüm. İçinde balıkların, meyvelerin, marulların dizi dizi durduğu bir dolap.
Buzdolabımız yoktu, ama yemekleri saklamak için 'teldolabımız' vardı. Buzdolabı kadar etkili olmasa da, işimizi görüyordu. Bir de buz fabrikası. Birkaç kilometre mesafedeki buz fabrikasına gider, beş-on kuruşluk buz alırdım. Soğuk su için.
Bütün mesele, buzu erimeden eve getirebilmekti. Buz yolda erimesin diye üzerine talaş serperlerdi ama, gene de yarısı yolda erir giderdi.
Gece bastırmadan aydınlama işini halletmek gerekirdi. Normal olarak gaz lambası yakardık. Büyük gaz lambasının yanı sıra az gaz harcayan bir 'idare lambası' vardı. Sonra 'lüküs' lambası çıktı piyasaya. Geçenlerde bir müzede gördüm eski sevgili 'lüküs' lambasını. Gelinlik kız gibi duruyordu.
Lüküs çok iyiydi, neredeyse elektrik ampulü kadar parlak ışık verirdi. 'Lüks hayatın' simgesi gibi bir şeydi. Yalnız arada bir gaz hanesine hava pompalamak gerekirdi. Ve ikide bir gömleği yanar, bizi karanlıkta bırakırdı.
'Kabara' nedir bilir misiniz? Ayakkabı hemen eskimesin diye ayakkabıların altına çakılan küçük demir parçalarıydı. Nal gibi bir şey, yani. Fakir çocukların ayakkabısı kabaralı olduğu için taa bir kilometre öteden çıkardıkları sesten gelişleri ve fukaralıkları belli olurdu. 'Şakır da şakır, ben bir fakir, ben bir fakir..' der gibi yürürlerdi. Öğretmenler okula kabaralı ayakkabıyla gelinmesini istemezdi, ama ne çare.
Türkiye kabaralarını çıkardı attı artık. AB sınıfına kabarasız gireceğiz. Cumhuriyet döneminde, hatta benim yaşamım süresinde çok şey değişti. (Bu sözlerimden çok yaşlı olduğum soncunu çıkarmayın lütfen. Henüz
delikanlı sayılırım!)



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 6 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Türkiye sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #181
"Yatmadan evvel gerginliğinizi giderici önlemler almaya çalışın. Okumayı, yogayı, seks yapmayı deneyin. Eğer geceye bacaklarınızın sizi rahatsız edeceği endişesi ile başlarsanız sorun daha da ağırlaşır."
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu 'Huzursuz Bacak Sendromu' için yapmanız gerekenleri açıklıyor. Hadi bakalım gayret...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.