Günün Sözü
Hayal gücünün mutlu bir çabaya girebilmesi için biraz da sıkıntı görmesi gerekir. John Ruskin
Tarihte Bugün
Takvimler 16 aralık tarihini gösterdiği zaman...1920 yılında, Çinde meydana gelen 8.6 şidettindeki depremde 100 bin kişi hayatını kaybetti.
|
 |
 |
 |
AB'ciler haklı
Nuray Mert
16/12/2004 (2758 kişi okudu)
Samimi bir itirafta bulunacağım; gün geçtikçe daha iyi anlıyorum ki, aslında ateşli AB taraftarları haklı. Bir ülkenin geleceğe dair tüm ümitlerini, her bakımdan kendisinden üstün olarak gördüğü, model olarak tahayyül ettiği bir siyasi şemsiyenin altına girmeye bağlaması bana ağır geliyordu. Yanılmışım.
AB tartışmaları hız kazandığından bu yana söylenenlere şöyle bir bakıyorum da, aslında, okumuş yazmış, fikrine, zikrine kulak verilecek konumda olanlarının, ufku ve malumatı bu kadar olan bir toplumda ümitlerin kendinden başkasına bağlanmasına şaşmamak gerek. Uzunca bir zamandır, her görüşten 'fikir insanı'nın gönlünde bir AB aslanı yatıyor. Türkiye üzerine ve hatta adına fikir yürütme iddiasında olan çoğunun dünyada olanı biteni kavrayıp, yorumlamak, Türkiye'yi de genel bir çerçeve içinde değerlendirmek gibi bir gayret yok, onun yerine pembe AB hayalleri var. İnsan, bir noktadan sonra, bırakalım da hayalleri yıkılmasın diye düşünüyor. Ama, ben bıraksam, el bırakmıyor.
Bakın, yakın zamana kadar en iddialı olduğumuz konu; yaşlanan Avrupa'ya 'gençlik aşısı' olmaktı. Sanki dünyada çocuk ve genç nüfus üreten yegâne yer Türkiye. Adamlar göçmen gelmesin diye ne yapacaklarını şaşırmış, Türkler gelir yerleşir korkusuyla vize bile vermek istemiyorlar, bizimkilerin umuru değildi. Adamlar, bizimkilerin kalın kafalı olduğunu iyice anlayıp, 'Üyelik olsa da, serbest dolaşım hakkını süresiz kısıtlayabiliriz' demeye başladılar da bu gençlik aşısı tezi nihayet rafa kalktı.
Şimdi, Avrupa'da Türkiye'nin üyeliği taraftarlarından, alınan süfleyle, 'AB'nin Türkiye'yi hazmetmesi kendi demokratik olgunluk testidir' diye tutturuldu. AB'nin 'demokrasi abidesi' olarak tanıdığımız gelişmiş merkez ülkelerinin, şu aralar, farklılıklara tahammül konusunda demokrasi testinden fena halde çaktığı kesin, ama bu ciddi bir konu, Türkiye'nin üyeliği için lobi çerçevesinde anlaşılacak da, çözülecek de bir mesele değil. Nitekim, 'Bırakın artık şu köy kurnazlığını, cin olmadan çarpma iddiasını' diyen mutlaka çıkacak.
Sonra, gençlikleri Marksizm tartışmaları ile geçmiş adamların aslında ne kadar saf olduklarını keşfettik; Avrupalıların refahlarını paylaşmak istemedikleri için 70 milyon fakiri AB'ye dahil etmek istemiyor olabileceğini ancak, hafif hafif anlar gibi oldular. Buna karşı çıkan; 'tabii bölüşmek istemezler, bizim o refahın oluşumuna katkımız yok, ama anlamıyorum, onlar da, tarım sübvansiyonu uygulayıp, kendi toplumlarındaki tembelleri besliyorlar da bizim çalışıp üretmek isteyenlerimizin katılımına karşı çıkıyorlar' diye şaşıran aval liberallerimiz olduğunu gördük.
İşte, tam da bu nedenle, AB'cilere hak vermeye başladım. Fikir adam ve kadınları, dünyayı, AB'yi bu kadar kavrayan bir ülkenin, geleceğini, umutlarını kendisine bağlaması gerçekten zor görünüyor. Allahtan, bir ülkenin selametinin ve kaderinin, entelektüellerinin çapı ve kanaatinden ibaret olduğunu düşünen biri değilim. Yoksa, bu ülkeden tamamen ümidimi kesebilirdim. Fikir sahibi diye ortada gezenlerin çapı, bir toplum hakkında fikir verir elbette, ama hüküm veremez veya vermemeli.
Veremez, çünkü, bugüne kadar ham hayal peşinde sürüklenen çileli kalabalıklar, bir noktadan sonra tepki vermeye başlar. Bu sevinilecek bir şey olamaz, zira, genellikle, bu koşullar altında verilen toplumsal tepkiler, ayrımcılığa, terslenmeye savrulmuş hoyrat tepkiler olur.
Vermemeli; çünkü mevcut perişan hali, geleceğe dair umut veya umutsuzluğu, hiç hesaba katılmayan kalabalıkların kaderi, bu denli sığ hayallerin kurbanı olmamalı. Sonuçta, AB'ciler kendilerinden ümidi kesmek açısından sonuna kadar haklı, ama tüm toplum hakkında hüküm verme konusunda hak sahibi olmamalı.
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 24 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 8 |
Politika sayfasındaki diğer haberler
Sıcak Haber
17:00:00 - Sezer'den CMK'ya onay
15:00:00 - Zana ve arkadaşlarının ilanına soruşturma
14:55:00 - Erdoğan: Beklentimiz Nisan 2005
13:30:00 - Mesut Yılmaz taburcu oldu
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #510
"Benim dikkatsizliğim. Kendime çok kızdım. Yeni evli bir kadınım, sahnede nasıl durulması gerekiyorsa ben de öyle duruyorum. Ancak bundan sonra daha dikkatli olacağım." Kayseri'deki stat konserinde göğsü açılan Gülben Ergen, evlenmenin, beraberinde 'namus' da getirdiğini anlatırken...
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|