Radikal-çevrimiçi / Spor / Sarı kart cezası kalkmalı
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  5 Ocak 2005 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
İnsanlarla yaşamak için biricik yol sabırdır.
Platen Hallermund
Tarihte Bugün
Takvimler 05 ocak tarihini gösterdiği zaman...

1961 yılında,
Tasarruf Bonoları çıkarılmasına ilişkin yasa kabul edildi.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Spor 

İbrahim Altınsay Sarı kart cezası kalkmalı

İbrahim Altınsay

05/01/2005 (1949 kişi okudu)

Geçen hafta TV 8'de konuk olduğu programda Şenes Erzik çok önemli bir noktaya değindi. Bir turnuvada iki sarı kart gören ya da bir sezonda dört (ya da beş) sarı kart gören futbolcunun bir sonraki maçta oynamaması biçimindeki sarı kart cezalarından yakındı. Bu cezalar yüzünden büyük şampiyonaların finallerinde önemli futbolcular oynayamıyordu. Örneğin Juventus'lu Nedved kart cezası yüzünden Şampiyonlar Ligi finalinde oynayamamış, kariyerinde belki bir kez ulaşabileceği bu şansı kaçırdığı için hıçkırıklara boğulmuştu...
Benzer bir durum liglerde de yaşanıyor. Futbolcular, sarı kart cezası sınırındaysalar, kritik maçlardan önce bu cezayı çekmek için hiç yoktan kart görmeye çalışıyorlar zaman zaman... Yani caydırıcı olması beklenen bir ceza suçu özendirici bir işlev de görebiliyor!

Sarı kart sadece uyarıdır
Aslında önce kırmızı kartın sonra da sarı kartın cezaya dönüşmesi hepimizi hâkim yaptı, o küçük kartlar hayatlarımızın baş köşesine oturdu, farkında değiliz. Maçın ardından oyunu 'bir' konuşuyorsak kartları '10' konuşuyoruz. Eski hakemlerin başlattığı, müsamereci MHK Başkan ve eğitimcilerimizin 'iyi hakemliğin temel kriteri' olarak körüklediği 'kartkolizm' hepimizi sarmış ve 'kartmania'ya dönüşmüş durumda... Öyle ki İngiltere Premier Ligi'ni kusursuz biçimde bizlere aktaran NTV spikerleri, son hafta yayımladıkları maçlarda bile İngiliz hakemlerin birçok pozisyonda kart göstermemesine şaşırdılar. 'Kart gelecek, yok gelmedi', 'Bu pozisyondan da kart almadan kurtuldu' gibisinden yorumları sık sık yaptılar... Bizim futbolcuların her pozisyonda işaretparmakları ile başparmaklarını birleştirip 'Kart, kart' diye hakeme sallamasına alıştık artık. Kart görmesini istedikleri insanın, kendileri gibi, oynadığı sürece ekmeğini kazanan bir meslektaşları olduğunu unutmuşa benziyorlar.
Artık durup bir düşünelim. Futbol kolektif bir top oyunu, kart oyunu değil. Maçları yönetenlere hâkim değil hakem diyoruz.
Neden? Çünkü iki takım futbol oynamak için bir araya gelmiş, 'Belki biz kuralların uygulanmasında anlaşamayız' diye futboldan anlayan birini arabulucu seçmişler. Hakemin işlevi bu kadar işte. Ancak cebine kartları koyduğunuzda birden hem hâkim, hem savcı, hem de infazcı oluveriyorlar.
Oysa sarı ve kırmızı kartlar amaç değil araç; futbolu güzelleştirmenin bir aracı... Board kurallarına bakarsanız sarı kartın çokluk oyun dışı hareketlerin tekrarı halinde gösterilmesi gerektiğini görürsünüz. İngiliz hakemler bu kuralı futbolun ve futbolcunun lehinde mümkün olduğunca esnetiyorlar. Sarı kartlık hareketlerde önce sözlü uyarılarda bulunuyorlar, ancak hareketlerin tekrarında, o zaman da bu hareketin o futbolcu tarafından kaç kez yapıldığını göstererek, ellerini ceplerine atıyorlar. Hafta içinde birbirlerinin maçlarını bilgisayarda tekrar 'yöneten' İngiliz hakemlerin bu çağdaş eğitim sayesinde ileri bir standartlaşmaya ulaştıklarını belirteyim. Bilmeyenler için de tekrarlayayım. Televizyon görüntülerine bakıp ceza verildiği gibi görüntülere bakılıp kırmızı kartlar iptal ediliyor İngiltere'de... Tabii bu da tartışılıyor.
Sarı kart cezaları, bana sorarsanız hem hukuka hem de asıl anlamı 'adil oyun', 'adil yarışma/ rekabet' demek olan 'fair play'e bütünüyle aykırı... Çünkü sarı kart başlı başına bir ceza değil. Sadece kırmızı karta yönelik bir uyarı, bir ihtar... Bir maçta aynı futbolcu iki kez bu kartı gördüğünde iki uyarı bir kırmızı karta dönüşüyor ve futbolcunun saha dışına gönderilmesiyle sonuçlanıyor. Sadece kırmızı karta dönüştüğü zaman bir hükmü var sarı kartın... Bu kartı göstererek, 'Bak seni uyarıyorum, bir daha kart gösterirsem seni saha dışına çıkarırım' ya da sarı kart görmenin İngilizcesi 'booked'tan yola çıkarsak 'Bak seni defterime kaydettim, ona göre' diyor hakem futbolcuya. O futbolcu söz dinleyip başka kart görmemişse, farklı maçlarda hem de farklı hakemlerden gördüğü kartları biriktirip o futbolcuyu oynamaktan mahrum edip cezalandırmak niye? Söz dinleyip suç işlememiş bir insanı cezalandırmak hangi hukuka, adalete sığar! Bu nedenle sarı kart cezalarının derhal kaldırılması, sarı kartların gösterildiği maçlarda kalması gerek.

Kart sayısı ile futbol kalitesi
Ayrıca sarı kart cezalarında, kart gösterilen futbolcunun takımının o anki rakibine bir avantaj sağlanmıyor, aksine o futbolcunun oynamadığı maçtaki rakibine havadan bir avantaj sağlanıyor. Basit bir örnek: A takımının futbolcusu B takımının futbolcusuna sert girip sarı görüyor, kart sayısı dolduğu için haftaya C takımla olan maçta oynamıyor. Sonuç: Futbolcusu tekme yiyen takım B takımı, cezanın yararını gören takım C takımı! B ile C bir de şampiyonluk için çekişiyorsa seyredin gümbürtüyü...
Aynı şey kırmızı kartlar için de geçerli değil mi diyeceksiniz? Evet öyle. Üstelik, bazı iddialı takımların rakiplerinin futbolcularının bir önceki maçlarda gördükleri kırmızı kartları yan yana koyduğunuzda insanın aklına bazı tatsız sorular da gelmiyor değil. Ancak açıkçası kırmızı kartlar konusunda 'fair play' vicdanını rahatlatacak bir çözüm bulamadım. Yine de kırmızı kart gören oyuncunun takımı kalan süreyi 10 kişi tamamlayacağı için o maçta rakip takıma bir avantaj sağlanmış oluyor en azından.
Demokratik hukuk felsefesinde cezalar uygulanmaları için değil, caydırmaları için var. Sonuçtan da gidebiliriz. Eğer bir maçta ya da ligde kart sayısı ne kadar azsa futbol o kadar daha çok adil, iyi ve güzel oynanıyor.

SPOT IŞIĞI
MAÇLAR BAŞLASIN!
Lig maçları bu hafta sonu başlasaydı iyi olurdu. Çünkü uzun devre arası yüzünden takvim sıkışıyor. İleride çok kötü koşullarda maçlar ertelenemiyor ve oynatılıyor. Hem takımlar arasında eşitsiz koşullar oluşuyor, hem de futbolsevere eziyet çektiriliyor... Ne yapalım, uzun devre arası boşluğunda Futbol Dilencisi pazar günleri de mendil açacak.
Bu pazar nihayet sahadaki futboldan söz edecek ve Mourinho'nun gol yemeyen Chelsea'sine bakacağız. Kaybetmemek berabere kalmak demek mi acaba?



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 4 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Spor sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #544
"Dişi çekirgenin karnını boydan boya keserek içine yer fıstığı doldurun. Derin bir tavada kızgın yağda hafifçe pişirin. Tuzla tatlandırın. Fazla pişirip yakmayın."
Çekirge istilasına uğrayan Kıbrıs Rum Kesimi'ne BM'den "Yenemiyorsanız yiyin!" diyerek özel tarifler gelmiş. Valla, ağız sulandırıyor, ne diyelim...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.