Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Acı bir Susurluk öyküsü
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  3 Şubat 2005 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kendi kendinin efendisi olmayan bir kimse özgür değildir.
A. Calaudius
Tarihte Bugün
Takvimler 03 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1998 yılında,
Körfez krizi İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nı vurdu. Borsa 180 puan birden düştü. Dolar 220 bin lirayı aştı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Acı bir Susurluk öyküsü

Acı bir Susurluk öyküsü
Baba İzzettin Aslan, 10 yıldır hiçbir haber alamadığı oğlunun ancak mezarına ulaşabildi. Kafatasındaki kurşun izi açık biçimde görülüyor... FOTOĞRAF: ÖZGÜR CEBE/DHA
Resmi makamlar tarafından varlığı kabul edilmeyen JİTEM'in bir cinayeti aydınlandı: Savcının ve askeri yetkililerin gözetiminde açılan mezarda çıkan kemiklerin Aslan'a ait olduğu DNA testiyle de doğrulandı

03/02/2005 (5656 kişi okudu)

AHMET ŞIK (Arşivi)

İSTANBUL - Her an birilerinin kuytu bir yerlerde kıstırılıp kaçırılabildiği ve 'kayıp kentin' nüfusunun hızla arttığı günlerden biriydi. Murat Aslan; 10 Haziran 1994'te Diyarbakır'ın Yenişehir Semti, Ali Amiri 1. Sokak'ta arkadaşlarının yanındayken polis kimliği gösteren kişilerce yaka paça bir arabaya bindirildi. O günden itibaren Aslan'ın akibeti 'sır' olarak kaldı. Ta ki JİTEM kadrosunda yer alan Abdülkadir Aygan'ın itiraflarının Ülkede Özgür Gündem gazetesinde yayımlandığı 12 Mart 2004 tarihine dek.
Aygan, kendisi de faili meçhul cinayete kurban giden binbaşı Ahmet Cem Ersever'in ekibindeydi ve katıldığı cinayet, yaralama, adam kaçırma, bombalama gibi olayları sıralarken sıra 1969 doğumlu Açık Öğretim 2. sınıf öğrencisi Murat Aslan'a gelmişti. Aygan, itiraflarında dönemin Bölge Jandarma İstihbarat Grup Komutanı emekli albay Abdülkerim Kırca'nın da bizzat olayın içinde olduğunu vurguladığı Aslan cinayetini şöyle anlattı:
"Murat Aslan isimli şahıs, Yenişehir Semti'nde, yani Diyarbakır Belediyesi civarından alınarak, (Abdülkerim Kırca o sırada bizzat oradaydı) zorla sivil Toros arabaya bindirildi ve JİTEM'e getirildi. Daha sonra Silopi JİTEM İstihbarat Tim Komutanlığı'na götürüldü. Burada işkenceyle sorgulandıktan sonra Dicle Nehri'nin kenarındaki bir dereye götürüldü. Derede öldürülerek üzerine benzin döküldü ve yakıldı. Bu dere Körtük Köyü'nün karşısına düşen bir dere idi."

Oğlunun izini sürdü
İtirafların yayımlandığı 12 Mart 2004'te 10 yıl önce kaçırılan Murat Aslan'ın öldürülmüş olduğundan kimsenin kuşkusu kalmamıştı. 10 yıl boyunca o kadar çok kapıya başvurmuşlar ve o kadar çok kapı yüzlerine kapanmıştı ki. Baba İzzettin Aslan'ın tek kabullenemediği, oğlunun yanmış cesedinden geriye hiç bir iz kalmamış olmasıydı. Oğluna ilişkin hayal ve umutları kül olmuştu olmasına da, hiç değilse bayramlarda ziyaret edebileceği bir mezar taşı olsun istiyordu. Bu isteği onu, gayya kuyusunun içinde küçük de olsa bir iz yakalayabileceği inancıyla, yıllar sonra oğlunun kaçırıldığı, işkence yapıldığı ve infaz edildiği olaylar zincirinin yaşandığı o meşum yere sürükledi. Aslan'ı, onlarca faili meçhul cinayetin yaşandığı bu yerde araştırma yapmak ürkütmedi. Çünkü acılı babanın zihninde sevgili oğlunun doğum ve ölüm çığlıklarının dışında başka bir sese yer yoktu.

İnfazın tanığı çoban
Aslan, Abdülkadir Aygan'ın itiraflarında zikredilen Körtük Köyü'ne giderek çobanların da yardımıyla araştırmalarına başladı. Civar mezralarda oturan köylüler, anlatılanlara uygun bir olayı anımsıyorlardı. Hatta çobanlardan biri, bu infazın uzaktan tanığıydı. Köylüler, tanık çobanın cinayetten birkaç gün sonra olay yerine giderek yanmış haldeki cesedi, açtığı bir çukura gömdüğünü, mezar yeri kaybolmasın diye de etrafını taşlarla çevirdiğini, bunca zamandır korkudan yetkililere gidemediklerini anlattı.

Savcı mezarı açtırdı
Baba Aslan aradığını bulduğunu hissetti. Biraz yardım düğümü tamamen çözecekti. İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi'ne başvurdu. Şube Başkanı Selahattin Demirtaş ve Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, baba Aslan'ın anlattıklarından ikna olmuştu. Diğer avukatları da yanlarına alarak 19 Nisan 2004 günü Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kapısını çaldılar. Körtük Köyü'ndeki bu mezarın açılmasını istiyorlardı. Talep üzerine avukat heyeti ile askeri yetkililer ve bir doktorla olay yerine giden savcı Ayhan Önder'in açtırdığı mezardan, toprağın yaklaşık 15 cm altında yanık izleri belli olan kemikler çıktı. Önder, kemikleri bir torbaya koyup bir uzman çavuş gözetiminde DNA testinin yapılması için İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Başkanlığı'na gönderdi ve soruşturma açtırdı.

DNA testi yapıldı
İstanbul ATK'nın 23 Haziran 2004 tarihinde açıkladığı raporda, Aslan'ın kafatasında 8 milimetre çapında ateşli silah mermi çekirdeği giriş deliği ile çıkış deliğinin tespit edildiği otopsinin dış muayenesinde, incelenen örneklerin iskeletleşmiş olması nedeniyle atış mesafesinin tespitinin yapılamadığı kaydedildi. Biyoloji İhtisas Dairesi'nce, Aslan'ın dişlerinden alınan numunelerden yapılan DNA testi de 9 Eylül 2004'te sonuçlandı. Raporda, "Bulunan ceset yüzde 99.99 İzzettin ve Güli Aslan çiftinin müşterek çocuklarıdır" denildi.

30 kişiye suç duyurusu
İHD Diyarbakır Şubesi'nde, olayın açığa çıkmasının ardından dün yapılan açıklamada şöyle denildi:
"İzzettin Aslan, başvurmadığı merci kalmamasına rağmen, bir itirafçının beyanları yayımlanana kadar hiçbir bilgiye ulaşamadı. Abdülkadir Aygan'ın beyanları üzerinde artık ciddiyetle durulmasını, ilgili savcılıkların derhal harekete geçmesini bekliyoruz. Aygan'ın itiraflarında belirttiği ve aralarında dönemin OHAL Valisi Hayri Kozakçıoğlu ile Ünal Erkan'ın da bulunduğu jandarma yetkilileri ve JİTEM mensubu 30 kişi hakkında suç duyurusunda bulunacağız."

Aygan Avrupa'da
1985'e kadar PKK'lı olan Abdülkadir Aygan, bu tarihten sonra teslim oldu ve Diyarbakır Cezaevi'nde 'İtirafcılar Koğuşu'na kondu. Pişmanlık Yasası'yla 1990'da tahliye olan Aygan askere alındı. Yeni kurulan JİTEM'in ilk yedi kişilik kadrosunda yer aldı. Askerlikten sonra itirafçılara 'sivil memur' statüsü tanındı. Bundan sonra 'Şerif Aslan' kod adını kullanan Aygan'a itirafçı olması nedeniyle 'Aziz Turan' adına resmi nüfus cüzdanı çıkarıldı. JİTEM'de 10 yıl çalıştı. Ülkede Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan itiraflarından sonra yurtdışına çıkan ve Avrupa'da yaşadığı sanılan Aygan 5 çocuk babası.

29 cinayet daha var
Abdülkadir Aygan'ın JİTEM tarafından öldürüldüğünü söylediği 29 kişi şunlar: Musa Anter, Vedat Aydın, Musa Toprak, Mehmet Şen, Talat Akyıldız, Zahit Turan, Necati Aydın, Ramazan Keskin, Mehmet Ay, Murat Aslan, İdris Yıldırım, Servet Aslan, Sıddık Yetmez, Edip Aksoy, Ahmet Ceylan, Şahabettin Latifeci, Abdülkadir Çelikbilek, Mehmet Salih Dönen ve ismi öğrenilemeyen amcası, İhsan Haran, Fethi Yıldırım, Abdülkerim Zoğurlu, Zana Zoğurlu, Melle İzzettin ve ismi öğrenilemeyen şoförü, Hakkı Kaya, Harbi Arman, Fikri Özgen ve Muhsin Göl.


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 37 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Türkiye sayfasındaki diğer haberler

 Sıcak Haber

  • 12:00:00 - İstanbul'da kar bilmecesi
  • ÖZLÜ SÖZ #59
    "Modelliği daha çok seviyorum. Artık oyunculuk yapacağım. İyi bir senaryo olursa 'Evet,' diyeceğim. Artık podyuma çıkmayacağım. Bundan sonra asıl amacım Avrupa standartlarında iyi bir model olmak."
    Yasemin Kozanoğlu'ndan kararlılık gösterisi...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.