Günün Sözü
Yalnız kendini düşünen adam, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar. Francis Bacon
Tarihte Bugün
Takvimler 17 mart tarihini gösterdiği zaman...1975 yılında, İstanbul gazetelerinin fiyatları 1.5 liraya çıktı.
|
 |
 |
 |
Hükümetin tercihi önemli...
Yiğit Bulut
17/03/2005 (3683 kişi okudu)
'Piyasalarda ne olacak' diyenlere aşağıdaki grafiği göstererek iki soru sormak istiyorum: 'Sizce sıcak para girişinin barometresi olan İMKB ne zaman gelişmekte olan piyasaların amiral gemisi sayılan Bovespa'dan farklılaşmış? Bu günden sonra ne olsa yeniden farklılaşır?'
Bu noktada grafiği başlıkta belirttiğimiz ana fikir cümlesi ile ilişkilendirmeden grafik hakkında birkaç çıkarım yapalım:
- AB beklentisi öyle sanıldığı gibi gelişmekte olan piyasalardan Türkiye'yi çok ayırıcı bir etken olarak net bir yansıma yapmıyor. Net ayrım 17 Aralık sonrası başlıyor, Ocak 2005 başında hatları kesinleşiyor ve 25 Şubat sonrasında iki endeks dolayısıyla algılama yeniden üst üste çakışıyor... Sonuç: 2003 başından itibaren Türkiye'ye girmeye başlayan para 'Türkiye'ye özel değil, konjonktürel bir yapı gereği bütün dünya gelişmekte olan piyasalarına akış var...
- Türk piyasasının Bovespa'dan farklılaştığı ve 'marjinal haber ile marjinal fayda' oluşan aralık, yılın ikinci yarısında başlıyor ve şubat ayının sonundan itibaren farklılaşma bitiyor... Sonuç: Teknik gerçek teori ile örtüşüyor. 2000 yılının ocak ayında 15 milyar dolarlık bir sıcak para takası ile bile geçilen 2.20 geçilemiyor ve o noktadan ciddi bir satış başlıyor. Bu farklılaşamamanın sebebi de çok açık: Piyasayı diğerlerinden ayıran birincil olarak AB ve ikincil olarak IMF beklentisinin hayata geçememesi...
Sonuç 1: Var olan dinamik içinde kısa vadeli 'tepe dip' noktalarını test ettik. Bundan sonraki gelişmeler 'hükümetin sıcak parayı tutma-çekme katsayısını' doğrudan belirleyecek olan siyasi tercihlerine bağlı: IMF ile anlaşacak mı? AB yolunda iç siyasi dinamik açısından çok riskli olan Kıbrıs adımını atacak mı?
Sevgili dostlar, bu noktada siyasi analize geçmek ve başlıkta geçen 'hükümetin tercihi' noktasına gelmek istiyorum. AKP şunun çok net farkında: AB işi Kıbrıs dönemecinde tıkandı ve kısa vadede ne siyasi ne de ekonomik açıdan elde edebileceğimiz bir fayda yok. Tek fayda, sıcak paranın içeride kalması veya grafikte görüldüğü gibi diğer gelişmekte olan piyasalardan olumlu yönde ayrışması. Peki bu ayrışma olması için atılacak adımın hem Türkiye hem de hükümet açısından bir maliyeti yok mu? Kısa vadede uluslararası dalgaya rağmen stabilite sağlanması, sıcak paranın sonuçları pembeye boyaması gibi yararları olsa bile orta vadede artan işsizlik, daralan reel sektör, çatlayan sosyal tablo ve en önemlisi Kıbrıs'ın satılması gibi algılanabilecek çok ağır maliyetleri var...
Sonuç 2: Hükümet de zaten bu noktalarda takılıyor ve şu soruyu soruyor: Kısa vadeli dalgasız bir hayat ve eninde sonunda akacak bu pembe boya için Türkiye'nin ve kendinin geleceği riske edilmeli mi?
Son söz: Sıcak para ile işbirliği yapan hükümetler kısa vadede tepe yaptılar ama şimdi hepsi birer tarih... En doğrusu halkın, daha doğrusu çoğunluğun yararı ile işbirliği...
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 18 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 8 |
Ekonomi sayfasındaki diğer haberler
Sıcak Haber
17:32:00 - Serbest piyasada dolar 1.3350 YTL
16:55:00 - Borsa 855 puan düştü
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #46
"Kim demiş Tayyip Erdoğan lisan bilmiyor diye? 'Bize de buyurun,' diyen büyükelçilere verdiği cevabı duydunuz: 'Next year inşallah.' Hem İngilizcesi, hem Arapçası var. Hatta 'Çok mersi, next year inşallah,' deseydi, Fransızca'yı da bildiğini ortaya koyacak" Pakize Suda'dan...
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|