Radikal-çevrimiçi / Yaşam / Depresyon ve panik atak (1)
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  3 Nisan 2005 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Büyük acılar kadar bizi olgunlaştıran bir şey yoktur.
Alfred de Musset
Tarihte Bugün
Takvimler 03 nisan tarihini gösterdiği zaman...

1996 yılında,
Deli dana hastalığı, 'bildirimi zorunlu' hastalıklar kapsamına alındı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

Depresyon ve panik atak (1)

Depresyon ve panik atak (1)
Gün boyunca halsizlik, isteksizlik ve moral bozukluğu hissediyorsanız ve bu durum 40 günü aşkın süredir devam ediyorsa dikkat! Depresyonda olabilirsiniz...

03/04/2005 (15732 kişi okudu)

FERHAN KAYA POROY (Arşivi)

BAŞLARKEN
'Mavi Göl'deki yeniyetme güzelliğiyle hatırlanan oyuncu Brooke Shields, son kitabında, bir ara intiharın eşiğine geldiğini itiraf ediyor. 39 yaşındaki yıldız, "Neşe duygumu tümden yitirmiştim. Zihnim sefil bir haldeydi. Daha önce hiç tanımadığım büyüklükte bir keder duygusu içindeydim. Artık devam edemeyecek hale gelmiştim" diye yazmış. Shields bu ruh halini, 2003 yılında, yani kızı Rowan'ı doğurup nihayet yıllardır özlemini çektiği anneliği tattıktan hemen sonra yaşamış. Zaten kitabının adı da 'Yağmur İndiğinde: Doğum Sonrası Depresyon Yolculuğum' (Down Came The Rain: My Journey Through Postpartum Depression)!
Depresyon ve alt türleri, Dünya Sağlık Örgütü'ne göre (WHO) insanlığın başına bela olan en önemli 10 hastalık arasında yer alıyor. İstatistiklere göre her altı kişiden biri, hayatının bir döneminde depresyon geçirdi ya da geçirecek. Yeni altı kişiden biri, hayatının en az bir dönemi boyunca, 'görünürde hiçbir neden olmamasına rağmen', günlerini bitkin, üzgün ve neredeyse oradan oraya sürüklenir bir halde geçiriyor. Kimi insanların ise hayatları boyunca 8-10 kez depresyon geçirdiği biliniyor. Yani bazı insanlar için 'yaşamak' demek aslında 'ayakta depresyon geçiriyor olmak' demek... Kronik ağrıların depresyona yol açtığı biliniyor. Ama kimi durumlarda depresyon geçiriyor olmak da kronik ağrıya yol açabiliyor. Bu diziyle, günlük dilde sık sık kullanıldıkça gerçek boyutları karıştırılan depresyona dair bilgilerinizi tazeleyeceksiniz.
Depresyon ve stres kadar 'popüler' bir diğer kavram da panik atak. Yolda yürürken nefes nefese kalmış, kalp krizi geçiriyormuş gibi davranan, kontrolünü yitirmiş bir kişiyle karşılaştınız. Ne yaparsınız? Bu soruya doğru yanıt vermek için panik atak bozukluğunu tanıyor olmalısınız...

Doç. Dr. Tarık Yılmaz kimdir?
1963'te doğdu. Ekim 1992'de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalın'da ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı unvanını aldı. Basel Üniversitesi Çocuk ve Ergenlik Psikiyatrisi Anabilim Dalı'nda çalıştı, 1992'de Basel Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı'na uzman doktor olarak atandı. 1992-2000 arasında Basel Üniversitesi Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bölümü ve Psikiyatrik Krize Müdahale Servisi şefliğini yürüttü. 1999'da ruh sağlığı ve hastalıkları doçenti oldu. Basel Üniversitesi Psikofarmakoloji Komisyonu üyeliği, Basel Neuroscience programı üyeliği, Basel eyaleti çokuluslu uyuşturucu bağımlılığı danışma merkezi vakfı başkanlığı gibi görevlerde bulundu.
Çeşitli uluslararası burslar aldı ve uluslararası bilimsel dergilerin hakemliğini yaptı. Ayrıca ABD'deki California Üniversitesi'nde de çalıştı. 1992-2001 yılları arasında Basel Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Acil Psikiyatri Servisi ekibinin idari sorumluluğu, Akademik Kurul üyeliği, Sosyal Psikiyatri Birimi medikal direktörlüğü, Psikiyatri Anabilim Dalı idari hekim kurulu üyeliği, Krize Müdahale Servisi medikal direktörlüğü, Basel Üniversitesi Anabilim Dalı Başkan Vekilliği gibi çeşitli görevler üstlenen Dr. Yılmaz, 2001'den itibaren Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Başkanı ve Florance Nightingale Hastanesi Psikiyatri Bölümü sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
İngilizce ile Almanca bilen Doç. Dr. Yılmaz evli ve 2 çocuk babası.

Depresyon, günlük hayatın içinde sık sık yaşanan moral bozukluğuyla karıştırılıyor. Oysa depresyon beyinde fiziksel değişime yol açan ciddi bir hastalık. Depresyonun nedenleri ve türleri ile ilgili sorularımızı Doç. Dr. Tarık Yılmaz'a yönelttik.
Depresyon nedir?
Depresyon kişide bıkkınlık hissi, isteksizlik, yoğun bir üzüntü, kendine güvensizlik, uyku bozuklukları, aşırı uyuma veya hiç uyuyamama, aşırı yeme veya hiçbir şey yiyememe gibi durumlarla kendini gösterir. Bu durum bir psikiyatrik bozukluktur ve tıpkı grip gibi bir hastalıktır. Çünkü depresyonun fizyolojik olarak da karşılığı vardır. Depresyona giren insanlarda beyindeki sinirlerin arasında bulunan maddelerin oranlarında değişiklik olur.
Depresyonun gidişatı farklıdır. Çok farklı türleri bulunur. Görülme şekline göre farklılıklar meydana gelir. Bazı kişilerde depresyon çok ağır düzeyde değildir ama düzenli olarak o kişiler bitkin, enerji azlığı yaşayan ve melankolik kişilik yapısı içindedir. Bu kişilerin ergenlikten itibaren depresif bir yapısı vardır. Her zaman üzüntüye meyillidirler. Yine bu kişilerde zaman zaman ataklar halinde gelen depresyon da görülür. Biz buna da 'çifte depresyon' diyoruz. Zaten var olan depresyonun üzerine dönemsel depresyon ekleniyor, depresyon ikiye katlanmış oluyor.
Bir de depresyonun 'manik depresif bozukluk' dediğimiz türü vardır. Ancak şu unutulmamalıdır ki her üzgün ve kızgın gözüken kişi depresyonda değildir. Burada bir ayrıma dikkat etmek gerekir. Herkes bir yakının kaybı veya iş kaybı nedeniyle üzüntü, kızgınlık yaşayabilir. Ancak bu durumun belirli bir süre içinde bitmesi gerekir. Ancak bu yas hali uzun süreler devam ediyorsa, adeta süreklilik kazanmışsa işte o zaman bir depresyon şüphesi akla gelebilir.
Peki bir üzüntü hali ne kadar sürmelidir, ne kadar süreden sonra depresyon başlar?
Bir üzüntünün, bıkkınlık, küskünlük ve hayata kızgınlık halinin devamlılık kazanması depresyonu işaret eder. Bu tür ruh hallerinin 40 günü aşmaması gerekir. 2-4 hafta arasında sonlanması en idealidir.
Tüm depresyon çeşitlerinin nedeni aynı mı?
Hayır. Bazıları zor, stres yaratan hayat olayları sonucunda gelişir. Stres yaratan hayat olayları genelde travmatik durumlardır. Bu travma bazen kişinin ilişkisindeki sıkıntıya bağlı olabilir. Ya da bir yakınını, işini kaybetmesi travmada etkili olabilir. Uzun süreli ve ağır stres altındaki kişi de depresyona girebilir. Bir başka neden de kişinin çocukluk ve ergenlik döneminde yaşadığı zorlanmalar, yetersizlikler olabilir. Bu dönemde yaşanan stres çocuğun kişilik yapısında depresyona uygun bir zemin hazırlar.
Anne-baba da önemli bir risk!
Buna ne gibi bir örnek verebiliriz?
Mesela anne-babanın aşırı derecede kavga etmesi, anne babadan birinin ayrılması ya da birinin vefatı. Ya da çocuğun aşırı zor ortamlarda büyümesi durumu. Zorluktan kastedilen, ekonomik zorlukların yanı sıra savaş dönemlerinde yaşamak da olabilir.
Risk faktörleri arasında gösterilenlerin en önemlilerinden bir tanesi de anne ve babada depresyon olmasıdır. Ailesinde depresyon vakası görülen kişilerde depresyon ortaya çıkma ihtimali çok daha yüksektir. Bu ihtimalin artmasında hem genetik faktörlerin etkisi söz konusudur hem de anne-babanın çocuğa model oluşturması durumu mevcuttur.
Ayrıca kişinin hayatını etkileyen ve uzun süren bazı hastalıklar da depresyon nedenleri arasında yer alır. Mesela epilepsi yani sara hastalığı, şeker hastalığı, kanser, kalp hastalıkları gibi hastalıklar da kişinin depresyona girmesinde etkilidir. Bunun dışında bazı nörolojik hastalıklar, sarılık, tiroid hormonuna bağlı hastalıklar da depresyon oluşmasında etkilidir. Bir ara Sezen Aksu ile gündeme gelen fazla miktarda kortizon kullanımına bağlı 'cushing sendromu' da depresyona neden olan hasatalıklardan biri. Doğum kontrol hapları ve kortizonlu ilaçlar ve demir eksikliği anemisi de depresyona yol açabilir.

Depresyonda mıyım?
Depresyon, beyindeki sinir hücreleri arasında değişimler yaratan bir hastalık. Son dönem yaşadığınız depresyon mu, yoksa geçici bir moral bozukluğu mu?
1 - Son haftalarda kendinizi hemen hemen sürekli olarak üzüntülü, sıkkın ya da ümitsiz mi hissettiniz?
Evet/Hayır
2 - Etrafınızdaki hemen her şeye ilginizi kaybedip hoşlandığınız şeylerden keyif alamamaya başladınız mı?
Evet/Hayır
3 - Çok ağır bir iş yapmasanız da kendinizi sürekli olarak yorgun, tükenmiş, halsiz mi hissediyorsunuz?
Evet/Hayır
4 - İştahınızda, kilonuzda değişiklikler fark ettiniz mi? Yemeklerden artık eskisi gibi tat alamıyor musunuz?
Evet/Hayır
5 - Hemen her gün uykuya dalmak, uykuyu devam ettirmek, uyanamamak ya da çok erken uyanmak gibi uyku sorunlarından mı şikâyetçisiniz?
Evet/Hayır
6 - Fiziksel bir rahatsızlığınız olmamasına rağmen eskiye göre daha yavaş konuşup daha yavaş mı hareket ediyorsunuz? Ya da tam aksine içinizden gelen bir huzursuzluk sebebi ile rahatça yerinizde oturamayıp devamlı hareket mi ediyorsunuz?
Evet/Hayır
7 - Cinsel isteğiniz azaldı ya da tamamen bitti mi?
Evet/Hayır
8 - Kendinize verdiğiniz değer ve güven azalıp, suçluluk duygularınız ve kendinize haddinden fazla itham etmeniz arttı mı?
Evet/Hayır
9 - Dikkatinizi toplamak, yeni şeyler öğrenmek zorlaştı mı ya da günlük basit kararları almakta bile zorlandığınızı hissediyor musunuz?
Evet/Hayır
10 - Zaman zaman yaşamaktan bıktığınız, hatta ölmeyi düşündüğünüz oluyor mu?
Evet/Hayır

Test değerlendirmesi
Eğer yukarıda yer alan sorulardan üçten fazlasına 'evet' yanıtı verdiyseniz, büyük bir ihtimalle depresyonda olabilirsiniz. Durumunuzun bir uzman tarafından değerlendirilmesi önerilir.
Not: Test, Hans Wittchen temel alınarak Doç. Dr. Tarık Yılmaz tarafından yeniden düzenlenmiştir.

İlk kural, kendine iyi davranmayı öğrenmek
Hastalığın ortaya çıkma riskini azaltmak için yapılması gerekenler şöyle sıralanabilir:

  • Kendinize iyi davranın, acımasızca eleştirmeyin.
  • Kendi üzerinizde performans baskısı yaratmayın.
  • Hedefinize küçük adımlarla ilerleyin. Aksi halde hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.
  • Gerçekçi olun.
  • Hoşunuza giden şeyleri yapın, bir hobi edinin ya da ailenizle birlikte zaman geçirin.

    Kadınlarda depresyon riski daha mı yüksek?

  • Eğer kişinin ailesinde depresyon geçirmiş bir kişinin (anne, baba gibi) bulunması,
  • Kişinin uzayan kaygı bozuklukları, örneğin panik atak hali yaşaması,
  • Uzun süreli bir ruhsal hastalık geçirmesi,
  • Kronik hastalıklar yaşaması (Diyabet, romatolojik hastalıklar, bağışıklık sistemiyle ilgili hastalıklar, diyaliz hastalıklar gibi...)
  • Kişinin ani, beklenmedik bir kayba uğraması, (Bu durum bir toplumsal felaketin sonucunda pek çok kişinin yaşadığı bir kayıp olursa travmatik stres bozukluğu şeklinde, eğer bireysel olarak yaşanan bir kayıpsa depresyon şeklinde ortaya çıkar).
  • Kişinin göç yaşamış olması, (Buna zorunlu ve gönüllü göçler de dahil. Örneğin çalışmak için Almanya'ya giden işçiler arasında yapılan çalışmalarda Türkiye'de benzer durumda yaşayanlara oranla risklerin yükseldiği görülüyor. Yalnız yaşamak, toplumsal destekten uzak olmakla depresyon arasında bir ilişki bulunuyor.)
  • Kişinin çocukluğunda dikkat eksikliği, hiperaktivite, öğrenme güçlüğü yaşaması.
  • Kişinin erken dönemde anne baba kaybı yaşaması depresyon riskini artıyor.
  • Kadınlarda hormonal olarak depresyona yatkınlık var. İstatistiklere göre kadınlarda depresyon erkeklerden iki kat daha fazla görülüyor. Ancak kadınların erkeklere oranla daha açık olmaları nedeniyle, yardım arayışlarının da açıkça gerçekleşmesi ve bu hastalığın daha kolay belirlenmesi de söz konusu... Belki de erkeklerde de yüksek oranda depresyon vakası yaşanıyor, fakat birçoğu bunu dile getirip doktora başvurmak istemiyor. Kısacası bu konuda fikir ayrılıkları var.

    En önemli 10 sağlık sorunu arasında
    Bir insanın ömür boyunca en az bir kez depresyona yakalanma riski yüzde 14 ile 18 arasında. Her altı kişiden biri hayatında en az bir kez ciddiye alınması gereken bir depresyon dönemi geçirebilir. Bazı kişiler yaşamları boyunca 8-10 kez depresyon geçirir. Bunu yaş gruplarına böldüğümüzde, çocukluk döneminde yani 12 yaşına kadar olan dönemde yüzde 2, ergenlik döneminde yüzde 5 ile 8 arasındadır. Yaşlılıkta, menopozda kısacası yaşamın çeşitli aşamalarında depresyon riski artıp azalarak devam eder.

    Yaşama gücünün felç olması
    Dünya Sağlık Örgütü'nün ilan ettiği 10 önemli sağlık sorunundan biri olan depresyon hastalığı en yüksek oranda işgücü kaybına yol açar. Ayrıca yol açtığı hastalıklar nedeniyle de depresyonda olan kişilerin sağlık maliyetleri çok yüksektir. Bu hastalık düşünüldüğünden çok daha masraflıdır. Masraf sadece parasal değil duygusaldır da. Bu nedenle depresyon söz konusu olduğunda olay ciddiye alınmalıdır. Bir hüzün, tatlı bir melankoli, bir şarkıdaki bir burukluk gibi algılanmamalıdır. Doktorların kastettiği depresyon bir sevgilinin ardından dökülen gözyaşı veya bir ölümün ardından 40. gününe kadar devam eden yas değildir. Burada sevgilinin ardından aylarca dinmek bilmeyen bir üzüntü, işine, okula gidemeyen, yapması gereken işleri yapamayan, hayattan zevk almayan, kızgın ve öfkeli, uykusu bozulmuş yemesi içmesi altüst olmuş bir kişiyi kastediyoruz. Sevgilisinden ayrıldıktan sonraki 1 hafta içinde üzülüp ağlayan ardından da kısa süre içinde başka birini bulup tüm bu ruh halinden kurtulan kişiyi kastetmiyoruz.


  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 9 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9
    Yaşam sayfasındaki diğer haberler
    ÖZLÜ SÖZ #360
    "Pişirildiğinde yüzde 1 milyon güvenlidir. Tavuk eti ve
    yumurtası yedikten sonra hastalanıp ölenlere cebimden 76 bin dolar vereceğim."
    Tayland Başbakanı Shinawatra, kuş gribine karşı halkı tavuk yemeye çağırırken...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.