Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Bir yok oluş öyküsü: Gökçeada
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  9 Mayıs 2005 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
"Her dostun ölümü kayıptır; ama bu sevgiden kayıp anlamına gelmez; sevgi ölümle eksilmez, artar, büyür, yoğunlaşır, sıcaklaşır."
İlhan SELÇUK
Tarihte Bugün
Takvimler 09 mayıs tarihini gösterdiği zaman...

2000 yılında,
İstanbul DGM'de, Susurluk sanıkları ve Çakıcı aynı gün yargılandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Bir yok oluş öyküsü: Gökçeada

Bir yok oluş öyküsü: Gökçeada
İnsanlar yalnız ve yaşlı, sokaklar ıssız adanın Rum köylerinde. FOTOĞRAF: MURAT YAYKIN'IN IMBROS ADLI ALBÜMÜNDEN ALINMIŞTIR.
Gökçeada'yla ilgili fotoğraf albümünün adını 'Burada Yalnız Ölüm Var' koymuş Murat Yaykın. Gerçekten de öyle. Tarihi yapılar yok oluyor, göçen Rumlara ait mallara el konuyor. Ada, AB'nin gündeminde

09/05/2005 (4102 kişi okudu)

CELAL BAŞLANGIÇ (E-mektup | Arşivi)

Ege Denizi çıldırmıştı sanki. Günlerdir denizdeydik. Yunanistan, Ege'deki 'ihtilaflı sularda' petrol aramaya başlamıştı. Bunun üzerine Türkiye de aynı sularda petrol arama kararı vermişti.
1982'nin martında Ege'ye açılan 9 Eylül Üniversitesi'nin araştırma gemisi Piri Reis'te üç gazeteciydik. Giderek daha mı büyüyordu dalgalar, yoksa bize mi öyle geliyordu, anlayamadık bir türlü. Ama kesin olan bir şey var ki, tekneyle birlikte sallana sallana suyun altına girip üstüne çıkmaktan neredeyse sersemlemiştik. Sonunda kararını verdi Mehmet Kaptan:
"Gökçeada'ya sığınacağız!"

Kara haber tez geldi
Ege'nin ortasında fırtınaya yakalanmıştık ve daha önce hiç görmediğimiz bir adaya sığınacaktık. Limana girerken neredeyse devriliyordu gemi. Karaya çıkınca hemen keşfe başladık. Piri Reis'in baş editörü Aclan Saatçioğlu, kimyager Atalay Aksüyek'le birlikte adanın en büyük Rum yerleşimi Dereköy'e gittik. Köy neredeyse boşalmıştı. Gençlerin tümü gitmişti. Köydeki üç katlı okul çoktan kapanmıştı.
Gemiye döndüğümüzde ellerimiz ev yapımı Rum şarabı ve keçi peyniri doluydu. Ertesi gün sürüyordu fırtına. O gün de açılamayacaktık Ege'ye. Ada komutanı, Gökçeada kıyılarının dip resimlerini istedi. Kıyıda istasyonlar kurulacak, sinyallerinin kesiştiği noktada deniz dibinin haritası çıkarılacaktı.
Bilim adamları Saatçioğlu ile Aksüyek istasyon kurmak üzere Zodyak botla ayrıldı gemiden. Kısa bir süre sonra ölüm haberleri geldi.
İkinci istasyonu kurmak üzere giderken bindikleri askeri jip devrilmişti. İkisi de yaşamını yitirmişti. Fırtına sürüyordu. İki cenazeyle sıkışıp kalmıştık adada. Bir askeri gemi birkaç gün sonra gelip alacakmış bizi.
Herkesin morali bozuktu. 'Keşif gezileri'ni sürdürüyorduk çaresiz. Selahattin ile Dina'nın lokantasında yemek yiyip, Mehmet'le Foti'nin kahvesinde çay içip, Hakkı kaptanla dalgıcı Vasili'yle sohbet ederken başka bir gerçeğin farkına vardık. Türk-Yunan gerginliği tırmanıyordu, ama adadaki Rumlarla Türkler evliliklerle, iş ortaklıklarıyla, dostluklarla başka bir dünyadaydı.
Sonunda bir hücumbotla iki cenazeyi de alıp ayrıldık adadan. Bir süre sonra Gökçeada'ya 'Gül Gibi Geçinenler'in röportajını yapmaya gittiğimde karşılaştığım üst düzey bir resmi yetkili büyük sevinçle, "Çok şükür 741 tane kaldı" dedi. Bunun ne anlama geldiğini çok kısa bir süre sonra öğrendim. Adada son kalan yaşlı Rumlardan biri daha ölmüştü. Resmi görevli buna seviniyordu. Kanımın çekildiğini hissettim.

Artık hiç doğan yok
1923'te Lozan'la Türkiye'ye verilen eski adıyla İmroz ya da İmbroz'da 8 bin 500 Rum yaşamaktaydı. 1980'lerin başlarında 700'lere inen bu sayı şimdi 200 dolayında.
Gökçeada yeniden gündemde. Geçen ay Lüksemburg'da toplanan Türkiye-AB Ortaklık Konseyi'nde Bozcaada ile birlikte Gökçeada'da yaşayan azınlıkların sorunları da gündeme geldi. Fotoğraf sanatçısı Murat Yaykın Gökçeada'da çektiği fotoğraflardan oluşan bir albüm yayımladı. Adını da 'İmbroz/Burada Yalnız Ölüm Var' koydu. Kitabın adının ve kapağına koyduğu fotoğrafın öyküsünü de anlatıyor Yaykın:
"Elinde bir adet sardunya çiçeğiyle bir Kürt kızı geldi yanımıza. 6-7 yaşlarında. Madam'ın yüzü hemen değişti, güldü kıza. Onu kucağına aldı öptü. Fotoğraflıyorum o anı. İşte o an Madam bana dönüp 'Burada ölüm var, doğum yok artık!' dedi."

1964'ten sonra acı başladı
Yaykın'ın albümünde yaşlı Rumlar, mezarlıklar, yıkık köy evleri, ıssız sokaklar var çoğunlukla. Yaykın'ın albümünde Rumların göç etme süreci de yer alıyor:
"İmbros'taki okullarda 1964'e kadar yarım gün Türkçe, yarım gün Rumca eğitim veriliyordu. Bu tarihten sonra Rumca eğitim yasaklandı. Yine 1964'te adanın Rumlara ait tarım arazileri, devlet üretme çiftlikleri kurulmak üzere istimlak edildi. Rum nüfusun bellibaşlı geçim kaynaklarından hayvancılığa da konan yasaklarla darbe vuruldu. 1965'te adada cezaevi kuruldu. Mahkûmların adanın her tarafında serbestçe gezebildiği ve talanla hırsızlıklığın başladığını söylüyorlar. Ada 1970'te askeri bölge ilan edildi. Yabancı pasaportlular ancak valilik izniyle adaya girebiliyordu. Bu uygulama çok sonra kaldırıldı."
Gökçeada'dan göçen Rumlar, Avustralya'dan Amerika'ya, Avrupa'ya kadar altı ülkede İmrozlular Derneği'ni kurmuş.

İlk kez bir başbakan adada
24 Nisan'da ilk kez bir Başbakan gitti Gökçeada'ya. Başbakan Erdoğan, Gökçeada Metropoliti Yorgi Krilyos'la görüştü.
Atina ve Selanik'teki İmrozlular Derneği'nin başkanlarının getirdiği mektup da Erdoğan'a verildi. Mektup, "Dünyaya yayılmış olan İmroz diasporasının tümünü temsil ederek size 'Hoş geldiniz' diyor, bu ziyaretinizle özel vatanımıza gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz" diye başlıyor. Dört sayfalık mektupta Başbakan'a iletilen ilk sorun 'kadastro prosedürü'.
"Çoğumuz, atalarımızdan kalan son toprakları da yitirme tehlikesiyle karşıyayız" diye aktarılan sorunla ilgili çarpıcı örnekler de veriliyor. Sadece Rum kökenli yurttaşların yaşadığı Tepeköy'de arsaların yüzde 70'ten fazlasının Hazine adına kaydedildiği, Eski Bademli ve Dereköy'de kadastro işleminin dört sene önce bitmiş olmasına karşın sonuçların hâlâ ilan edilmediği için buradaki taşınmazların çoğunun da Hazine'ye gideceği, çeşitli uygulamalarla miras hakkının engellendiği anlatılıyor.
Bir sorun da kapalı okul binaları. Mektupta, Rumların elinden alınan okul binalarından bazılarının yıkılmak üzere olduğu, birinin de otele çevrileceği belirtilerek, "Sizden rica ediyoruz, ekselansları, lütfen okul binalarının ticari amaçlı faaliyetleri barındırmaması, aksine restore edilip eğitsel ve manevi amaçlar doğrultusunda kullanılmak üzere cemaatimize iade edilmesi için şahsen müdahale edin" deniliyor.

Hukuk neden çalışmıyor?
Bakımsızlıktan yıkılmak üzere olan kiliseler de cemaatin dikkat çektiği ayrı bir sorun. Rumlar, Erdoğan'dan adadaki tarihi ve doğal çevrenin korunmasını da istiyor.
Avukat Erhan Pekçe de şu anda Yunanistan'da yaşayan eski bir Gökçeadalının miras davasına bakıyor. Tüm hukuki yolları denemiş, ancak bir türlü müvekkiline teyzesinden miras kalan malları alamıyor. Türkiye'de iç hukuk yolları da tükenmiş. Bir yandan AİHM'de dava açmaya hazırlanırken, diğer yandan TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'na başvurmuş. Dört aydır yanıt bekliyor.
Erdoğan, Gökçeada'yı ziyaretinde, Gökçeadalıların Rumlarla et ve tırnak haline geldiğini belirterek, "Aranızdaki bu kaynaşmayı düşmanlık haline getirme gayreti içinde olanlar var. Bu oyunu özellikle sizlerin bozmasını istiyorum" demişti.
İşte fırsat. Yaşanılan haksızlıkları düzeltmek Başbakan Erdoğan'ın elinde. Yoksa Gökçeada 'bir yok oluş öyküsü' olarak gelecekte yüzümüzü kızartacak!


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 9 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Türkiye sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #379
"Evet çok teşekkür etmek istiyorum sevgili tiyatro sanatçısı ıııııııııııııııııı evet ıııı evet sanatçımıza. İyi akşamlar."
Habertürk'te gece haberlerini sunan Hülya Yürekli, programının kapanış konuşmasında konuğu Nejat Uygur'dan bahsedemezken...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.