Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Samandağ'da 'Alluş'la dans
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  23 Temmuz 2005 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Hayranlık duymaktan yoksun olmak, basit zekaya en büyük işarettir.
Honore de Balzac
Tarihte Bugün
Takvimler 23 temmuz tarihini gösterdiği zaman...

1908 yılında,
İkinci Meşrutiyet ilan edildi.
1939 yılında,
Hatay Anavatan’a katıldı.
1991 yılında,
Yeni Günaydın gazetesi kuruldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Murat Çelikkan Samandağ'da 'Alluş'la dans

Murat Çelikkan

23/07/2005 (12048 kişi okudu)

Türkiye'nin en uzun kumsalı olan Samandağ kıyısında yaklaşık 20 bin kişi çalan müziğin ritmine uymuş sallanıyor. Hayır sallanmıyor, göbek atıyor. Sahnede Ali Dik var.
Ali Dik kim diyeceksiniz?
Ali Dik, Türkiye'nin Arap kökenli vatandaşları ama özellikle Antakyalılar arasında çok ünlü. Suriyeli bir pop-arabesk şarkıcısı. En ünlü parçası ise 'Alluş'. Antakya'da düğünlerde toplantılarda 'Alluş' çalınıyor, 'Alluş'la dans ediliyor.
12 Temmuz'da başlayıp 14 Temmuz'da sona eren Samandağ Temmuz Kültür Sanat Festivali'ndeyiz. Festival açılışında geleneksel olarak festivalin adının Fransızların 14 Temmuz kutlamalarıyla ilgisi olmadığı bir kez daha dile getiriliyor.
Antakya, hassas vatandaşlar memleketi. Suriye meselesi nedeniyle yıllarca 'yerli yabancı' muamelesi görmüşler. Bir de üstüne Fransız işgali ve yönetimi dönemi var. Şehrin çokkültürlü yapısını da buna ekleyin: Ermeniler, Protestanlar, yeni yeni nüfusu artan Katolikler, Arap Aleviler yani Nusayriler, Museviler, 80 darbesi sonrası özel statüyle Türkiye'ye mülteci kabul edilen Afganlılar, Osmanlı'nın ve Türkiye Cumhuriyeti'nin nüfus ve ikamet politikaları sonucu buraya yerleştirilmiş olan Türkmenler.
Onlar hassas olmasın da kim olsun?

4 bin yıldır temmuz
Halkın katılımı da festival programı da her yıl zenginleşiyor. Ne anakent ne de yerel belediyeden bir destek almaksızın festivali ben diyeyim altı siz deyin yedi yıldır yaşatıyorlar. İlaç firmaları, dershaneler, esnaf, festivale destek veriyor. Bölgenin, sayısı Türkiye ortalamasının üstünde olan sivil toplum örgütleri de festivalde görev alıyor.
Festivalin temmuzun 14'üne denk düşürülmesinin nedenine gelince: "Temmuz ayı 4 bin yıl öncesine uzanan tarihi geçmişte çoktanrılı dinler döneminde hasadın yapıldığı ve bir sonraki hasadın bereketli geçmesi için bereket tanrısı Temmuz'a kurbanların adandığı ve şenliklerin yapıldığı ay.
14 Temmuz ise Rumi Takvimi'ne göre temmuz ayının başlangıcı.
Samandağlılar için festivalin gerekçesi, 'Binlerce yıldır kutlanan bu bayramın kutlanmaya devam edilmesindeki amaç, bu coğrafyada yaşayan halkların kaynaşması, dayanışması ve kültürel değerlerinin tanıtılması.' Her ne kadar festivalin kaçıncı yılı olduğunda tam bir anlaşma sağlanmasa da festival organizasyonuna geniş katılım, onlar için "yaşadığımız coğrafyadaki mozaiğimizle örtüşmesi, 'farklıların birlikteliği' açısından oldukça anlamlı."

Şaho ve kıyı sorunu
Antakyalılar ve Samandağlılar kimlikleri konusunda resmi politikaların yarattığı tereddüdü bu yıl festivale Suriyeli bir sanatçıyı da davet ederek aşmış görünüyor. Onların da kaygıları Türkiye'nin pek çok ilinde yaşayanlardan farklı değil. Kimliklerinin tanınmasını, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmemeyi, ibadetlerini özgürce yapabilmeyi, anadillerini özgürce konuşabilmeyi, bölgelerine yatırım yapılmasını, işsizlik sorununun giderilmesini istiyorlar.
Ancak festival sırasında da bir panelde konu edildiği gibi, ne Arap kökenli yurttaşların mülkiyet mağduriyetine neden olan 'Şaho davası' çözülmüş durumda ne de Türkiye'nin nadir yerlerinde farklı nedenlerle uygulanan Kıyı Kanunu nedeniyle uğradıkları zarar!
Samandağ Festivali'nin benim için özel bir önemi var. Hiç tanımadığım ama tanıdıkça farklı bağlamlarda bildiğimi anladığım bir kültürle beni tanıştırmış olması. Türkiye'nin birçok yerinde olduğu gibi Samandağlı dostlarımın insanı sarmalayan sevgi ve konukseverlikleri; kadınların her türlü etkinlikte daha görünür olması; bütün yoksunluğa rağmen kendilerinin de bu ülkenin bir parçası olduğunu göstermek konusunda kültürel katkıları ve kararlılıkları.
Yer bitti, ne Ergin Sertel'in 'Nusayriler ve Etnik Kültür' konusundaki aydınlatıcı konuşmasından, ne Elçin Aktoprak'ın 'Azınlıklar' konusundaki etkileyici sunuşundan, ne Pınar Selek'in kadınların erkekleri toplantıya almadıkları için sorun yaratan 'Kadın ve Toplum' adlı konuşmasından ne de Samandağlı dostlarımdan bahsedemedim. Başka bir yazıya artık!



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 11 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8
Türkiye sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #440
"Kameralı cep telefonu kapaklarından satın alıp içlerine çam macunu basıyorduk. Elimizdeki gerçek cep telefonunu gösterip denettiğimiz alıcıya macun basılı telefonu 200 milyon liraya sayıp kaçıyorduk."
Konya'da 1 milyon liralık cep telefonunu kapaklarının içine macun basarak gerçek cep telefonu diye satan üç kişi güzel güzel anlatıyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.