Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Orhan Pamuk: Aleyhimde kampanya var
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  17 Ekim 2005 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Maddi hayata tapanlar, deniz suyu içenlere benzerler, içtikçe susuzlukları artar.
Muhittin-i Arabi
Tarihte Bugün
Takvimler 17 ekim tarihini gösterdiği zaman...

1950 yılında,
Türkiye'nin de Kore Savaşına katılmasıyla 500 kişilik ilk Türk askeri birliği Kore'ye ulaştı ve Pusan'da karaya çıktı.
1951 yılında,
Türkiye'nin NATO'ya katılmasıyla ilgili protokol, Londra'da imzalandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Orhan Pamuk: Aleyhimde kampanya var

Orhan Pamuk: Aleyhimde kampanya var
Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, 3 Ekim'den sonra Pamuk'u ziyaret etmişti. FOTOĞRAF: AFP
Orhan Pamuk ilk kez konuştu: Ben ne 'Türkler öldürdü' ne 'Soykırım yapıldı' dedim. Ben de Türküm. Sözlerim abartıldı. Burada yazarları aşağılama geleneği var

17/10/2005 (6621 kişi okudu)

RADİKAL - İSTANBUL - Yazar Orhan Pamuk, hakkında dava açılmasına yol açan, "1 milyon Ermeni ile 30 bin Kürt öldürüldü" sözlerinin medyaya farklı yansıtıldığını söyledi. CNN Türk'te önceki gece canlı yayımlanan 'Söz Sizde' programına katılan Pamuk, Tayfun Ertan'ın sorularını yanıtladı.
İsviçre'de yayımlanan bir gazetede çıkan röportajıyla ilgili olarak ilk kez ayrıntılı açıklamalarda bulunan Pamuk, "Ben, ne 'Türkler Ermenileri öldürdü' dedim, ne 'Biz öldürdük' dedim, ne de 'Soykırım' dedim. 'Osmanlı Ermenileri öldürüldü' dedim. Konferansla kıyaslanınca yumuşak sayılacak demecim, abartıla abartıla, bir çeşit kampanyaya, lafı ağzıma tıkama, beni vatan haini ilan etme, 30 yıllık yazarlık çabamı çöpe atıp, bir vatan haini yapma kampanyasına dönüştü" dedi. Hiçbir zaman 'soykırım' ve 'Türk' kelimelerini kullanmadığını belirten Pamuk, şunları söyledi:

'Sözlerime sahip çıkıyorum'
"Bu, bir siyasi kampanyaya dönüştü. Bu olayın bu kadar büyümesinde, yoğun kişisel kıskançlığın da rolü var. Aleyhimdeki bu kampanyayı yine aynı insanlar yürütüyor. Bu ülkede yazarları aşağılama geleneği var. Çok üzerime varmayın, olmayan şeyleri yakıştırmayın. Bu ülkenin adamıyım, bütün zorluklara rağmen burada yaşıyorum."
Ertan'ın, "Siz 30 bin, 1 milyon derken... O an lafın gelişiyle o sayılar çıkmış gibi anlıyorum, öyle mi?" sorusu üzerine Pamuk, şu yanıtı verdi: "O an lafın gelişi öyle söyledim. Ama dürüstlük ve sorumluluk, söylediğiniz şeyin arkasında durmayı gerektirir. Bunu söyledim artık ve sahipleniyorum. Belirli bir üne eriştiğinizde size pek çok haksızlık yapılır. Lafınıza eklemeler yapılır, sonra manşete çekerler. Ünlü olmak bu çeşit işkenceye dayanıklı olduğunuzun deneyden geçirilmesidir. Ben bunlara alışığım. Benim hakkımda ilk defa dava açıldı. Ama öyle bir kültürle yaşıyoruz ki, herkes bir şekilde hapse girmiş. Bu dava açmalarla, girmek istediğimiz Avrupa'nın stan- dartları uymuyor."
Pamuk, Ertan'ın, "30 bin Kürt, bu sayıyı o an söylenmiş bir sayı gibi anlıyorum" sözleri üzerine de şöyle devam etti: "PKK'nın açtığı savaştan dolayı 30 bin kişinin öldüğü durmadan tekrarlanan bir gerçek. Bu öldürülen 30-35 bin kişinin içinde şehit olmuş Türk ordusunun askerleri var. Bir defa onlara saygımızı söyleyelim. Ben bir Türküm. Türkiye Cumhuriyeti'nin mevcut harita sınırları içinde AB'ye girmesini isterim. Anadilim Türkçe. Ama bu ülkede, anadili Türkçe olmayanlar var. Ve biz Türkler, onlara biraz alttan almak zorundayız. Biri 'Kürtüm' diyorsa ona dışkı yedirmemeliyiz. Ben Türküm, ama o savaşta ölenlerin büyük bir çoğunluğunun da Kürt olduğunu söylemek, o savaşın haksız olmasına rağmen bir saygı ifadesidir." Pamuk'un diğer açıklamaları özetle şöyle:
Tıkaç olmak istemedim: Ermeni konusu tabu haline gelmiş bir konuydu. Türkiye'nin önüne, AB için konulacak 'tıkaç' olacağını biliyordum. Hakkımda açılan davanın, Türkiye'nin AB yoluna tıkaç olmasını istemiyordum. Ama aynı zamanda, bu bana haksızlıktı. Arada sıkışmıştım.
Yazarlığa başladığımda, 'Ben siyasete talip değilim' demiştim. Ancak, 90'ların ortasında ayrılıkçı Kürt gerillaları Türk ordusuyla savaşıyordu. Bu da, Türk demokrasisini sınırlıyordu. Ben de buna karşıydım. Buna karşı birtakım şeyler söyledim. Böyle böyle girdim siyasete.
Nobel geyiğinden hoşlanmıyorum: Bu Nobel geyiğinden hoşlanmadığımı, herkes gibi konuyu gazetelerden takip ettiğimi söylemeliyim. Kafama taktığım bir şey değil, ama öte yandan Harold Pinter'ın Nobel ile şereflendirilmesi beni memnun etti. Edebiyattan uzaklaştırılıp siyasi arenaya çekilmek beni üzmüyor. Hayatın gerçeği bu. Bütün bu olanlar beni yazmaktan uzaklaştırmadı, uzaklaştıramaz. Hepsini uluslararası ünün bir sonucu olarak görüyorum.
Sevilmek istiyorum: Bu kadar eleştirilmek istemiyorum. Ben bu ülkede yaşıyorum ve sevilmek istiyorum. Geçtiğimiz hafta Yaşar Kemal'i kandırıp, hakkımda kötü bir demeç aldılar. Bütün hayatımı bunları temizlemeye veremem. Bu ülkede yazarları aşağılama geleneği var. Bu gelenek ülkeyi zenginleştirmez, onur da vermez. Son romanımın başı da sonu da aşk romanı şeklinde olacak. Kitap, bir adamın 30 yıl boyunca bir kadının peşinden gitmesini konu alıyor. Konusu 1975'ten günümüze kadar olan dönemde geçiyor. O zamanki İstanbul sosyetesini anlatmak istiyorum.
Eski hayatımı özledim: İfade vermeye gittim. İfade vermeye gittiğim günleri kamuoyundan sakladım. İstanbul Savcısı'yla Şişli Savcısı'na da teşekkür ederim. Anlayışlı davrandılar. Savcılar, 'Bu iş gereğinden fazla büyüdü, böyle baştan basın olmadan ifade vermenizi anlayışla karşılıyoruz' dediler. Ben bu iş büyüsün istemiyorum, çünkü o yalnız hayatıma, gözden ırak hayatıma dönmek istiyorum. Benim üzerimden siyaset yapılıyor. Bunları istemiyorum. Bu ülkede yazarları aşağılama geleneği var."


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 31 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7
Türkiye sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #184
"Tek başıma canım sıkılır. Yanımda arkadaşlarım olsun isterim."
Hakan Peker "Gömülürken tabutunda ne olsun isterdin?" sorusunu yanıtlıyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.