Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  29 Ocak 2006 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Bir adamın ünü, gölgesine benzer, yükseldikçe büyür, düştükçe küçülür.
Talleyrand
Tarihte Bugün
Takvimler 29 ocak tarihini gösterdiği zaman...

1959 yılında,
Türkiye ile Avusturya arasında kredi antlaşması imzalandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yorum 

'Ajan' denilen Hıristiyanlar

'Ajan' denilen Hıristiyanlar
1572'deki Barthelemy Katliamı sırasında 40 bin Calvin taraftarı acımasızca öldürüldü. John Calvin protestanlığı yeni baştan yorumladı. Luther, hıristiyanları Türklere karşı savaşa çağırmıştı. Kanuni, Avrupa'daki din savaşlarını yakından izledi (soldan sağa).
Martin Luther, Katolik Kilisesi'nin otoritesine itiraz eden ilk din adamıydı. Onu daha sonra John Calvin izledi. Bu reformcu Hıristiyanlar, Roma'nın gözünde hem kâfir hem de Osmanlı ajanıydı

29/01/2006 (2704 kişi okudu)

AVNİ ÖZGÜREL (E-mektup | Arşivi)

Kapitalizm mi Protestanlığı doğurdu, Protestanlık mı kapitalizmi tartışılır. Ancak kısaca özetlenebilecek tablo o ki, keşifler sonunda Akdeniz önemini kaybedince Roma gözden düştü. Doğuda Hindistan batıda Amerika gibi zenginlik kaynaklarına ulaşan Kuzey Avrupa, Katolik Kilisesi'nin otoritesini sorgulamaya başladı. Sonuç malum: Martin Luther'in (1489-1546) sesini yükseltmesiyle gelişen Protestanlık!

Protestanlık
Martin Luther'e göre Allah'a ulaşmak için kilisenin aracılığına gerek yoktu. Ve herkes kutsal kitabı kendi dilinde okuyabilir, ibadet edebilirdi. Bazı kişilerin aziz sayılması, Hz. İsa'nın annesi Meryem'e ilahi bir sıfat yüklenmesi manasızdı. Bunların hepsi sıradan insanlardı. Günah çıkarmak da mantıksızlığının yanı sıra kilisenin daha fazla gelir elde etmek için icat ettiği bir ritüeldi. Luther, İncil'i Almancaya tercüme edip yayımladı, bundan dolayı Vatikan tarafından aforoz edildi. O da aforoz belgesini halkın gözü önünde yaktı...
Vatikan tarafından ölüme mahkûm edildiyse de Alman prensleri onu cellatlara teslim etmediler. İmparator Şarlken yeni mezhebin yayıldığı yerle sınırlı kalmasına, o takdirde mensuplarının korunabileceği güvencesini verdi, ancak daha geniş kitlelerin bu cemaate katılmalarının engellenmesi gerektiğini söyleyince ahali ayaklandı ve topluluk 'Protestan' diye anılmaya başlandı. Avrupa'da bu gelişmeler olurken Osmanlı Devleti neredeyse tarihindeki en geniş sınırlara ulaşmıştı. 1520 senesinde tahta çıkan Kanuni Sultan Süleyman Avrupa'nın en korkulu rüyasıydı.

Viyana kapılarında
Osmanlı orduları Viyana'ya kadar dayanmıştı. Luther, Papa'yı Kanuni'ye benzetiyor 'İkisi de despot ve Avrupa'nın başındaki dert' diyordu. Ancak Martin Luther, Osmanlı hâkimiyetini sağlayan ve güçlendiren yönetim anlayışına yönelik olarak 'Sizin gibi gözü doymaz prenslerin, toprak ağalarının ve burjuvaların idaresi altında yaşamaktansa Türk idaresi fakirlere daha hayırlı gelebilir' deyince Osmanlı ajanlığı yapmakla suçlandı.
Luther'in Osmanlı İmparatorluğu'na karşı bir sempatisi yoktu elbette. Hatta Türk düşmanıydı. Papa'nın despotizmi ve kilisenin zulmü dolayısıyla Allah'ın Avrupa'nın başına musallat ettiği cezalandırıcı kırbaç olduğunu söylüyordu Türklerin. Daha ötesi Hıristiyanları Türklere karşı savaşmaya çağırıyordu. Şu sözler onun: "Türklerin başlattığı bir savaşta onlara karşı savaşan bir kimse Tanrı'nın bir düşmanı ve İsa'ya hakaret eden biriyle, hakikatte ise bizzat Şeytan'la savaşmakta olduğunu düşünmeli. Ve bundan dolayı masum bir insanın kanını döktüğü, onu öldürdüğü zehabına kapılmamalıdır..."

ilk kapitülasyon İngiltere'ye
Kanuni'nin ve Sokollu'nun Avrupa'daki Osmanlı habercileri sayesinde bu tartışmaları izlediklerine şüphe yok. Türkler aleyhindeki sözlerine rağmen Luther'in ortaya çıkışını sevinle karşıladıklarına da. Protestanlığın kitleler tarafından kabul edilmesinin İstanbul'da siyasi hesapların yeniden yapılmasına yol açtığını da biliyoruz. Nitekim Osmanlı derhal Katolik dünyasına sırtını çevirip Protestan coğrafyasıyla ilgilenmeye ve ilişkilerini güçlendirmeye başladı. İlk kapitülasyon ayrıcalığı bu nedenle Protestan olan İngiltere'ye tanındı. Luther'in kaleminden Türkler aleyhine çıkan satırlar muhtemelen Topkapı Sarayı'nda 'anlayışla' karşılandı ve üzerinde durulmadı. Hatta kimileri Luther'e maddi destek sağlanması için yol aradılar. O, Osmanlı karşısındaki Hıristiyan blokunu kıran adamdı, dolayısıyla her türlü desteği hak ediyordu.

Barthelemy Katliamı
Sokullu Mehmed Paşa'nın sadaretinin devam ettiği 3. Murad'ın saltanat yıllarında 19 milyon 902 bin kilometre karelik coğrafyada egemendi İstanbul. Ve imparatorluğun Avrupa'ya dönük siyaseti Hıristiyanlar arasında çıkan ihtilafın oluşturduğu yeni dengelere dayanıyordu. Fransız din adamı olan John Calvin'in Protestan düşüncesine getirdiği yeni yorumla Kuzey Avrupa'da büyük ilgi görmesi Osmanlı sarayında da coşkuyla karşılandı. 1572'de Barthelemy Katliamı'nda 40 bin Calvin taraftarının öldürülmesi üzerine İstanbul Haçlı ittifakını kıran Fransa ve Hollanda'yı da 'kapitülasyon' imtiyazı çerçevesine dahil etti. İtalyan gemileri ve tüccarları Fransız bayrağı altında Osmanlı topraklarına gelebilir oldular.
Kalvenizm 'Protestan Ahlakı'nın yanı sıra kapitalist düşünceye temel olan üretimi, kazancı, kanaatkâr yaşamayı, kazancı yeniden üretime dönüştürmeyi, zenginleşmenin haram olmadığını, bu sayede daha fazla sayıda inançlı insana iş ve geçinme imkânı sağlanabileceğini savunuyordu. Avrupa'da gün geçtikçe gelişen orta sınıfa cazip gelen de buydu.
O zamana kadar kilise, serveti kendi çatısı altında biriktirmekten başka bir şey düşünmemiş, Hıristiyanlığı doğduğu dönemde olduğu gibi 'yoksul dini' olarak görmüştü. Yoksulluğu öneren, yücelten, serveti aşağılayan bir kilise anlayışı hâkimdi. Papalık paraya ihtiyaç duyduğunda 'Endülijans belgeleri' denilen cennet tapuları satar, para karşılığı günah çıkarırdı. Calvin, Martin Luther'in söylemini çok daha radikal bir seviyeye taşıdı.
Bütün bu gelişmeleri alkışlarla karşılayan Osmanlı'da söz konusu fikirler 'Hıristiyanlığa mahsus' addedildi ve etki uyandırmadı. Hatta Calvin'in çıkışından ve onun siyasi sonuçlarından haberdar olunduysa dahi onun ne söylediğini merak eden olmadı. Müslüman Osmanlıların gözünde servet peşinde olmak ayıplanacak bir haldi. Osmanlı ancak 19. yüzyıl sonunda gelir kaynakları iyice azaldığında ticaretin ve üretimin önemli olduğu düşüncesini dillendirir oldu. Bilinen hikâyedir. Devlet Müslüman ricali teşvikle ticarete yöneltemeyince sonunda herkese işyeri açma mecburiyeti getirdi. Ama bundan son derece rahatsız olan ve 'Kılıcı bırakıp paşa üniformasıyla bezirganlık mı yapacağız' diyen yönetici sınıf kendisine parayla gayrimüslim vekiller tutup resmiyette adlarına görünen ama Hıristiyan vekilleri tarafından işletilen dükkânlar açtılar.

Çerçeve

Reformizm ve Celaleddin Afgani
'Calvinist Müslüman' tabiri çıktı. Neyin kastedildiğini anlama niyetiyle bakınca tepki göstermeye gerek yok. Ancak bu tabir, 'Neden İslam dünyasında veya bütün İslam âlemine örnek olacak şekilde Türkiye'de buna benzer bir anlayış çıkmaz' yakınmasıyla geldi. Tabirin az çok yakıştırıldığı kişi olan Fethullah Gülen hoca öylesine kesin cümlelerle yakıştırmayı reddetti ki açıkçası şaşırdım. Hoca besbelli adı etrafında yapılmak istenen spekülasyonlara yeni malzeme vermek istememiş. Yoksa kendisine 'Calvinist' denilmesinin, onu, olsa olsa oluşturmaya çalıştığı yapının bundan olumsuz etkilenmesi, softa düşüncelere saplanıp kalmış olanların hücumuna açık hale getirmesi açısından rahatsız edeceği kanısındayım.
Ancak hepsinden öte din anlayışımız açısından rahatsızlık duyan insanların bir asır öncesinden seslenen Cemaleddin Afgani'den haberdar olmaması üzücü. Afgani, Abdülhamid döneminde Türkiye'ye gelmiş Darülfünun'da hocalık yapmış bir din âlimi. Ve Darwin teorisiyle alakalı imaları dolayısıyla yükselen tepkiler dolayısıyla görevden uzaklaştırılmış.
Afgani seveni kadar sevmeyeni olan, kimine göre eşsiz bir müştehid, kimine göre de Masonların oyuncağı hatta İngiliz ajanı.. Cumhuriyet'in fikir dokusunu şekillendiren insanların önemli bir kısmının ondan etkilendiği inkâr edilemez. Eski başbakanlardan Şemseddin Günaltay onun hakkında şunları söylüyor: "Şeyh, Peygamber kadar şayan-ı hürmet bir kimse. Ona itiraz edenler Ebu Cehil kadar lanete müstehaktır. Çünkü şeyh, peygamberin zamanındaki İslamlığı yeniden diriltmeye kalkışmıştır."
İslam ülkelerinin gelişmesine dinin mani olduğunu söyleyen Ernest Renan'la Fransa'da tartışan kişidir Afgani. Onun Renan'ın eleştirilerine verdiği cevaptan şu satırlar: "Başlangıçta hiçbir millet, sırf aklın rehberliği ile yetinemez. Korkuların pençesindedir. Tedirgin şuur direnebileceği bir vaha arar. O zaman mürebbiler çıkar. İnsanoğlu ilk devirlerde gözleri önünde cereyan eden hadiselerin sebeplerini ve eşyanın esrarını bilmediğinden, mürebbilerin emirlerine uymak zorundadır. Mürebbiler ona, 'İtaat edeceksin' diyorlardı. Mutlak varlık böyle emrediyor. Şüphe yok ki, bu beşeriyet için boyundurukların en ağırı idi. Fakat Müslüman, Hıristiyan, Putperest bütün milletler barbarlıktan bu terbiye sayesinde çıkmışlardır. Hıristiyan toplumları, işaret ettiğim terakki ve ilim yolunda dev adımlarla ilerlemektedirler. İslam cemiyeti ise dinin vesayetinden kurtulamamıştır (...) Filhakika, İslam cemiyeti ilmi boğmaya ve terakkiyi durdurmaya gayret etmiştir. Biliyorum Müslümanların Batı'yla aynı medeniyet seviyesine yükselmeleri çok güçtür. (...) Kölesi olduğu nass'a, sabana bağlanan bir öküz misali bağlanan mü'min, ilanihaye şeriat tefsircileri tarafından çizilen yoldan yürümeye mahkûmdur."


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 13 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Yorum sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #319
"Tamaaam, tamaam, hadi aküm bitiyor, kapatıyorum."
Bir cafe'de cep telefonuyla konuşan kadın...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.