Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  1 Haziran 2006 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Benim güldürme yolum doğruyu söylemektir. Dünyadaki en gülünç şaka da budur.
George Bernad Shaw
Tarihte Bugün
Takvimler 01 haziran tarihini gösterdiği zaman...

1930 yılında,
İstanbul'da Galata Köprüsü'nden geçenlerden alınmakta olan ve 'mururiye' adı verilen geçiş ücreti kaldırıldı.
1934 yılında,
Ortaköy-Bolkuş demiryolu hattı işletmeye açıldı.
1932 yılında,
TEKEL Genel Müdürlüğü kuruldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Kültür/Sanat 

Fatih Özgüven 'Lekesiz zihin yoktur...'

Fatih Özgüven

01/06/2006 (1309 kişi okudu)

'Mutlu Aşk Yoktur' gibi... Michel Gondry'nin sinemalarda nihayet gösterime girebilen filminin erdemleri arasında Aragon'un modern aşk hakkındaki 'geyikleşmiş' dizesine yepyeni bir yorum getirmek de var. Hatta belki filmin en büyük erdemi bu. Aslında 'Sil Baştan' bir darbede üç türü birden canlandırıyor. 'Romantik komedi', 'New York filmi' ve 'bellek sineması'. (Bunlara 'Jim Carrey filmleri'ni de ekleyebilirsiniz, isterseniz.) İlk ikisi hiç de önemsiz değiller. Ama 'Sil Baştan' daha da mükemmel birşey yapıyor. Tanıdık bir şeyi alıp ona yepyeni bir gözle bakıyor: bellek....
Filmi yapanların dâhiyane buluşu 'tekno-fütüristik' bir şaka, 'Birini zihninden tamamen silebilir misin?' sorusunu metaforik değil düz anlamıyla ele almak. (Bellekten bazı hatıraları silen bir büro var, falan.) Ve gene metaforik değil düz anlamıyla şu cevabı vermek: 'Tamamen silemezsin, bazı parçalar kalır.' (Yeniden inşa da onlarla oluyor.) Bellek ve aşk, modernlerde, diyelim ki Proust'un 'Swann'ın Bir Aşkı'nda, 'Albertine Kayıp'ında ya da Resnais'nin 'Hiroşima, Sevgilim'inde çoğunlukla sancılı bir parçalanmadır. 'Mutlu aşk yoktur' çünkü aşk zihinsel bir azap, bireysel bir zaman algılaması (Bergson'un 'duree'si) sorunudur. Parçalanılır durulur. Zaman uzar, kısalır, süner, genleşir. Gondry'nin sevgilileri (ve muhtemelen çoğumuz) için de durum kısmen hâlâ böyle olmakla birlikte bu film sadece çizgisel bir azap değil, filmin ritmi, kurgusu ve kuruluşuyla desteklenen bir kes-yapıştır hali, bir parçalılık ve döngüsellik de (hatta fırıldaklık) öneriyor. Çünkü, demek istiyor bu film, aşk da hatırlama da tıpkı sayısal âlemin işlemesi gibi boşluğa saçılmış sonsuz parçaların ne kadarını geri çağırabileceğimizle, yeniden işe yaratabileceğimizle ilgilidir, zihin böyle işler. Bilinç akışı yerine bilinç anaforu...
Gondry-Kauffmann ikilisinin 'Matrix'vari bir edadan ziyade H.G. Wells tarzı bir mizahla ele aldıkları tekno-fütüristik tavır, filmin kahramanlarını çok da tanıdık yapıyor. Bilgisayarları başında herhangi sıkıcı bir iş yapar gibi bellek silen ama asıl dertleri herkes gibi kız araklamak olan bu kalın, siyah gözlük çerçeveli 'bilgisayar cinleri'ni aslında fantastik-modernist edebiyattan tanıyoruz. Jim Carrey bu filmde nasıl bir çeşit 'hatırlamanın Gregor Samsa'sı' ise onlar da bilgisayar kuşağına doğmuş Gogol karakterleri, New York'lu tekno-memurlar. 'Lekesiz zihin' olsa ne iyi olur, işi bitirir sabahına eve dönerdik havasındalar ama tam öyle olmuyor. Anlaşılan 'makinenin içindeki hayalet' bayağı bir karakter, bir 'deus ex machina', bir şeyleri hareket ettiren güç...
'Sil Baştan'ın bir diğer önemli başarısı da reklam ve videoklipten gelen yönetmeninin, 'reklam estetiği' deyip geçtiğimiz şeyin sinemada gerçekten de yeni anlatım yolları yaratılabileceğini göstermesi. Dolayısıyla, bilgisayar marifetiyle, fantastik dekor kostümle yapılan bir sürü şey bu filmin gerçek yapıtaşları. Ama yukarıda izah ettiğim edebi-ironik mesafesinden dolayı teknolojiye, kendi buluşçuluğuna da ya da kendi çetrefillerine de kuru kuruya hayran değil 'Sil Baştan.' (Senaristi Charlie Kaufmann'ın kendini aştığı 'Adaptation' gibi filmler bu kendine hayranlıktan hayli zarar görmüştü.) Filmlerin kendi kendilerinin farkında olabildikleri, kendi kendileriyle ve iç mekanizmalarıyla dalga geçebildikleri ne zamandır bilinen bir şeydi. Ama buradan yola çıkarak (bu noktada takılıp kalmadan) eski hikâyeleri yepyeni bir tatta anlatmak, işte Gondry'nin filminin asıl başarısı bu. 'Lekesiz Zihnin Üzerindeki Günışığı'nın 2000'li yılların ilk büyük ve önemli filmi olduğu duygusuna sahibim. Bilgisayar kuşağı için 'Yurttaş Kane'.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
10
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #143
"Bilmiyorum. Vurulan pozisyonla ilgili bir şeydi. Şaibeli bir pozisyona deniliyor galiba."
Lig TV'de yayınlanan Derin Futbol programında açılış kapanış anonslarını yapan Ayfer Sarıkaya'nın, program başladıktan sonra futbolu öğrenmeye başladığını söylemesinden hemen sonra "Ofsayt nedir?" sorusuna verdiği cevap...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.