Radikal-çevrimiçi / Yaşam / ÖSS'nin şampiyonları anlatıyor(2)
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  14 Ağustos 2006 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Herkesin sizi sevmesini istiyorsanız, gülümseyiniz.
Dale Carnegie
Tarihte Bugün
Takvimler 14 ağustos tarihini gösterdiği zaman...

1908 yılında,
Türk Basın Birliği kuruldu.
1925 yılında,
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk posta pulları tedavüle çıkarıldı.
1934 yılında,
Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları Genel Müdürlüğü (SEKA) kuruldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

ÖSS'nin şampiyonları anlatıyor(2)

ÖSS'nin şampiyonları anlatıyor(2)
2000 ÖSS Sayısal birincisi Cengiz Pehlevan, Boğaziçi Üniversitesi'nde değil ama dışarıda enteresan tepkiler almış: 'Uzaylı gibi davranan da oldu, atölyeye gel de akıl ver diyen de. Ama en ilginci Reha Muhtar'ınkiydi!'

14/08/2006 (12464 kişi okudu)

BAHAR ÇUHADAR (Arşivi)

2000 yılının ÖSS Sayısal birincisi Cengiz Pehlevan, şimdinin teorik parçacık bilimi doktora öğrencisi, geleceğin bilim insanı. Kastamonu'da Namık Kemal İlkokulu'nda ve yatılı olarak İstanbul Koç Özel Lisesi'nde okuyan Pehlevan ÖSS derecesinden sonra önce Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'ne girmiş. Şu anda ise Amerika Birleşik Devletleri'nde Brown Üniversitesi'nde teorik parçacık fiziği üzerine doktora yapıyor.
Boğaziçi Üniversitesi ve seçtiğiniz bölümden memnun kaldınız mı?
Boğaziçi'ni çok sevdim ama Endüstri Mühendisliği istediğim şey değilmiş, okula girdikten sonra anladım. Özel sektörde yöneticilikle başlayıp, kendi işimin sahibi olmakla biten bir kariyer planım vardı. Üniversiteye girince geleceğim üzerine ciddi olarak düşünmeye başladım. Yaşam boyu öğrencilik çok çekici göründü. Yine de kendimden emin değildim, temel bilimlere daha yakın olan Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü'ne transfer oldum. Ardından Fizik Bölümü'yle çift ana dal programına başladım ve fiziğin yapmak istediğim şey olduğunu anladım. Üniversiteden iki bölümü bir arada bitirerek mezun oldum. Yanlış da başlasam doğru ve mutlu bitirdim okulumu. Türkiye'de bu fırsata sahip çok az insan var.
Okuldaki sosyal ortam nasıldı?
Beni en çok etkileyen, Boğaziçi'ndeki çeşitlilikti. Daha önce hiç duymadığım, üzerine kafa yormadığım görüşler burada birileri tarafından savunuluyor, taraftar buluyordu. Kendimi çok cahil hissettim ve altyapı oluşturmaya çalıştım. Okuldaki ilk yıl, hayatımda en çok kitap okuduğum dönemdi herhalde.
Türkiye birincisi olarak üniversitede nasıl tepkiler aldınız?
İlginç bir tepki aldığımı hatırlamıyorum. Sonuçta Boğaziçi'nde derece yapmış birçok öğrenci var. Üniversite dışında ilginç tepkiler oluyor tabii. Uzaylı görmüş gibi davranan da oldu, 'Senin kafan çalışır, bir ara bizim atölyeye uğra, bize akıl ver' diyen de. Herhalde en ilginç tepkiyi Reha Muhtar'dan 'Sen inek misin?' diye bir soruya maruz kalarak aldım. ÖSS konusunda tavsiye isteyenler çok oluyordu, hâlâ da oluyor.
Dershane etkili oldu mu sizde?
Çok fazla. Beni çok şımarttılar, özel ders verdiler, özel testler hazırladılar. Sadece kendi çabalarım ve okul birikimimle de iyi bir yerlerde olurdum sanırım, ama bu kadar üst noktaya ulaşamazdım. ÖSS'ye hazırlık bir uzmanlık alanı Türkiye'de ve bu uzmanlığa sahip kurumlar da okullar değil, dershaneler. Dershanelerin eğitimde paralı insanlar lehine fırsat eşitsizliği yarattığı söyleniyor ki bence de doğru ama dershaneler lehine de bir sürü argüman var.
Türkiye'deki eğitim sistemini Amerika'yla karşılaştırdınız mı hiç?
Aslında bin türlü aksaklığa, haksızlığa rağmen eğitim sistemimizin Amerika dahil birçok ülkeye göre daha adil olduğunu düşünüyorum. Hepimizin çevresinde dar gelirli bir aileden gelen, kendi çabalarıyla, burslarla okumuş, iyi bir meslek sahibi olup önemli yerlere gelmiş insanlar vardır. Eğitimle sınıf atlamak, bizim ülkemizde en azından Amerika'ya göre daha kolay gibi.
Okulda kendinizi yetersiz hissettiğiniz dönemler oldu mu?
Üniversitede de başarılı bir öğrenciydim. İki bölümü de dereceyle bitirdim. Başarısız olduğumu düşündüğüm dönemler de çok oldu tabii. Derslerde, özel hayatımda birçok hata yaptım. ÖSS derecesinin bana en büyük etkisi sarsılmaz bir özgüven kazanmam oldu herhalde. Bu, bir süre sonra makul seviyeye indi. Hep şöyle düşündüm: 'Hazırlanmadığım, tecrübesiz olduğum, iyi düşünmediğim için hata yaptım. Ders alırsam bir daha sorun yaşamam.'
Çevrenizde sınavda derece yapmış başka öğrenciler var mıydı?
Boğaziçi'nin Elektronik Mühendisliği de, Endüstri Mühendisliği de ÖSS'de ilk 300'den öğrenci alan bölümler.
Orada şunu gördüm, ÖSS'de birinci ile bininci arasında fark yok. O kadar çok aday var ki sıralamayı belirleyen dikkatsizlik, sınav stresi gibi yan faktörler oluyor. Mesela ben sınavda bir hatamı son dakikada düzelttim. Soru 'Hangisi değildir?' diyormuş, ama 'değildir?' kısmı bir alt satırdaymış. Ben soruyu olumlu algılayıp cevap verdim. Sınavı erken bitirdiğim için bazı cevaplarımı kontrol etme zamanım oldu. Yine görmedim. Kitapçığı verirken rastgele bir sayfa açtım, gözüm o soruya takıldı da gördüm. Hemen değiştirdim. Görmesem kim bilir kaç sıra düşüp hangi bölüme girecektim! Böyle şeylerle bu insan daha akıllı, daha çalışkan gibi sonuçlar çıkarılamaz. Boğaziçi'nde kafası bambaşka çalışan ama hayranlık uyandıracak kadar zeki bir sürü arkadaşım oldu. Üzücü olan şu ki, bahsettiğim bu yetenekli ve akıllı insanlar hep yurtdışında şimdi. Ben de dahilim buna. Herkes Türkiye'ye dönmek umuduyla ayrılıyor, ama hayat şartları ve maddi problemler yüzünden bu gerçekleşmiyor. Beyin göçü inanılmaz boyutlarda.
ÖSS'de derece yapmak, üniversite ve sonrasında üstün başarılar göstermek anlamına gelir mi?
Geleceği belirlemede önemli ama hayatın çok erken bir evresi. Daha yapılacak başka bir sürü seçim var, girilecek yarışmalar var. ÖSS derecesi belli kapıları açıyor ama fırsatları değerlendirmek yine insana bağlı. Hatta hayatta bu kadar erken yaşta böyle büyük başarı elde etmenin zararlı olduğunu düşünüyorum. Erken başarı rehavet ve aşırı özgüvene yol açabilir. Bu tuzağa düştüğüne inandığım arkadaşlarım da var. Ben kendimi erken kurtardığıma inanıyorum. Ama ortalama düşünürsek ÖSS'de iyi derece alan mesleğinde de iyi yerlerde oluyor diyebiliriz.
ÖSS birincilerini öne çıkarmak öğrenciyi üniversite yaşamında bir stres faktörü olarak etkiliyor mu?
Ben baskı yaşamadım, biraz soğukkanlı ve rahatımdır. Çok başarılı bir öğrenci olarak gelip üniversitede kötü not alınca özgüven kaybedip sıkıntı yaşayan arkadaşlarım oldu. Olayın medya boyutuna gelince, doğru ya da yanlış diyemem. 1.5 milyon kişinin yarıştığı bir sınavda şansla, tesadüfle filan da olsa birinci olmak, haber değeri olan bir şeydir herhalde. Öğrencilere de 'Seni haber yapmayalım, sonra stres yaparsın' deseniz, kabul eden çıkmaz sanıyorum. Yalnız diğer derece yapanlara biraz haksızlık oluyor tabii.
Bu sene derece yapan öğrencilere ne önerirsiniz?
Yaşadıklarımın bir kısmını anlattım, bunları okuyup alınacak ders varsa alabilirler. Tavsiyelere pek inanmıyorum aslında. En azından kendimden biliyorum ki insan başkalarının hatalarından öğrenmiyor. Korkmamak, gençken bol bol hata yapıp ders almak lazım.

'Bu işin bir hapı yok mu?'
Cengiz Pehlevan, üzücü bir birincilik anısını anlattı:
"Tavsiye isteyenlerle ilgili en üzücü anımı anlatayım. Bir gece yarısı cep telefonum çaldı. Görünmeyen numara, tanımadığım bir çocuk. Bir ay sonra ÖSS'ye girecekmiş. Devamlı ağlıyordu, çok stresli olduğu belli. Bana 'Stresi nasıl yendin?' diye soruyordu. Anlattığına göre babası ona ÖSS için baskı yapıyor, sürekli tehdit ediyor, dövüyormuş. Stresi yenmek için uyuşturucu kullanıyormuş, benden hap tavsiyesi istiyordu, 'Bu işin bir hapı yok mu?' diyordu. Önce afalladım. Telefonumu nasıl bulduğunu sordum, cevap vermedi. Tavsiyede bulunmaya çalıştım ama diyecek bir şey de bulamadım açıkçası. 'Uyuşturucuyu bırak' filan diyebildim. O sırada babasının sesi geldi telefona, 'Bu saatte kiminle konuşuyorsun?' diye bağırıyordu. Çocuk 'Valla kötü değil. ÖSS birincisi Cengiz. Ne olur vurma!' filan dedi, çat diye bir ses geldi. Telefon kapandı. Daha başka insanlar da tanıdım stresten mustarip, ama bu en korkunç olanıydı."

  • YARIN: 1998 ÖYS birincisi Mesut Karaman anlatıyor

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 5 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9
    Yaşam sayfasındaki diğer haberler
    ÖZLÜ SÖZ #123
    "Hoşt hoşt..."
    Fatih Terim, maçlarda karşı takım atağa geçtiğinde yedek kulübesinden bağırıyor.


    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.