Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  7 Kasım 2006 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Kuşkularınızı azaltmak için çok dinleyin; boş şeyler söylememek için düşünerek konuşun; o zaman sık sık hata işlemezsiniz.
Confucius
Tarihte Bugün
Takvimler 07 kasım tarihini gösterdiği zaman...

1910 yılında,
Rus yazar Tolstoy öldü.
1982 yılında,
1982 Anayasası halkoyuna sunuldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Politika 

İsmet Berkan Tanıdığım Ecevit

İsmet Berkan

07/11/2006 (4178 kişi okudu)

Benim kuşağımın tamamı gibi, çocukluğum Ecevit efsanesiyle geçti. Dağa taşa 'Karaoğlan' yazıldığı, 'Halkçı Ecevit' yazıldığı, Ecevit'in 'Bu düzen değişecek' dediği 70'li yıllardı.
Onunla hayatımda ilk kez Cumhuriyet gazetesinde çalışırken, bir pazar günü telefonda konuştum. Başka kimse olmadığı, o saatte henüz kimse işe gelmediği için yazıişlerinde telefon bana bağlandı. "Ben Bülent Ecevit" dedi. Bir efsaneyle konuşuyordum, sesim titredi. O ise şikâyette bulunuyordu. O sıralar Cumhuiyet'in Burdur muhabirinin adı Bülent Ecevit'ti ve o günkü gazetede imzalı bir haberi de vardı. Bu isim benzerliği canını sıkmıştı Ecevit'in. Onun isteğiyle bizim Bülent Ecevit'in imzası uzun süre B. Ecevit olarak yayımlandı Cumhuriyet'te.
1987 sonunda İzmir Narlıdere'de askerliğimi yapıyordum, bir çarşı iznine çıktığımda Cumhuriyet'in Ege Temsilcisi Hikmet Çetinkaya, "Hadi" dedi, "Ecevit'in mitingine gidelim."
Bindik arabaya, Buca'nın bir köyündeki mitinge yola çıktık. Siyasi yasaklar yeni kalkmış, Ecevit DSP'nin başına resmen de geçmişti ve ilk genel seçime hazırlanıyordu. Yolda giderken önümüzdeki yerli otomobil dikkatimi çekti, onu izler gibiydik. Derken köye vardığımızda arabadan Ecevit çifti indi. Ne koruma, ne kalabalıklar ne başka bir şey. Bir zamanların efsanesi alabildiğine yalnızdı işte.
Onu bekleyen meydan da hayal kırıklığıydı benim için. 40-50 kişi ya var ya yoktu, çoğu da benim gibi Ecevit'i görme meraklısı zaten. Ama o sanki önünde 70'li yılların Taksim'inde yüz binden fazla insan varmış gibi aynı inançla yaptı konuşmasını.
O gün ona çok saygı duydum, siyaset her şeyden önce kendine inançla yapılması gereken bir işti. Ecevit en azından kendisine inanıyordu ve yılmıyordu işte.
Ecevit'le hayatımda ilk tanışmam 1995 yılında oldu. Ankara'da DSP Genel Merkezi'ne gitmiştik gazeteci olarak, onunla mülakat yapmak üzere. Biz gittiğimizde genel merkezde kimse yoktu. Zor bela birini bulduk, bize odasını gösterdi Ecevit'in. Açtık kapıyı girdik, oturduk. Biraz sonra nefes nefese Ecevit geldi. Bize geç kaldığı için merdivenleri koşarak çıkmıştı, göğsü körük gibiydi.
Nezaket nedir, o zaman gördüm.
Sonraki yıllarda ben gazeteci o siyaset adamı olarak çok temasımız oldu, defalarca yüz yüze görüştük, telefonda konuştuk.
1998 sonlarıydı. Başbakan Mesut Yılmaz gensoruyla düşürülen ilk başbakan olmuştu ve hükümet arayışı vardı. Ecevit çıktı, herkesin safça bulduğu ve burun kıvırdığı bir dizi öneri yaptı. Buna göre, eğer partiler koalisyon kurmakta veya kabineyi oluşturmakta zorlanıyorsa ki zorlanıyordu- DSP bir azınlık hükümeti kurabilir ve ülkeyi seçime taşıyabilirdi.
Ben bu öneriyi Ecevit'in iyimserliğine ve doğru bildiğinin peşinde koşmasına bağladım. Sonunda siyasetçiler birbirlerine güvenmedikleri için Ecevit'e güvendiler ve o Başbakan oldu. Öcalan bu yüzden onun başbakanlığı döneminde yakalandı.
İşte benim onu başbakanlığa taşıyacak önerilere olumlu yaklaşmam üzerine beni aradı, hayatımda ilk ve tek kez Ecevit'le yazılmamak üzere konuştum. O konuşmada, o gün aldığım notlara bakılacak olursa Ecevit, "Benim karakterim böyle" demiş, "Her zaman olumludan yaklaşmaya, başkalarına safça gelse bile mantığımın bana gösterdiği yolda yürümeye gayret ederim. Çoğu zaman başarılı olamam belki ama başarılı olduğumda da bir fark oluşur."
Yaşam tarzıyla, bilgisi ve görgüsüyle hayatımda gördüğüm en mütevazı ve evet en nazik insandı. Onu, hiç de nazik olmayan bir biçimde siyaseten çok eleştirdik, özellikle iktidarının son dönemindeki hastalığı sırasında.
Ecevit'i seversiniz veya sevmezsiniz. Başarılı bulursunuz veya bulmazsınız. Ama herhalde onu hayatı boyunca hep kendisi oldu diye eleştiremezsiniz.
Ölümü, Türkiye siyasi tarihinde bir dönemi kapattı.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 26 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Politika sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #578
"- Yeni trendler neler?
- Son zamanlarda kasıklarındaki tüylere isim yazdıranlar çoğaldı...
- Nasıl yani?
- Sevgilisinin baş harfini istiyor. 'A' diyor, 'C' diyor. Onlar tabii yapması kolay harfler...
- Yapması zor harfler de mi var?
- Olmaz mı? A, O, C bunlar kolay. Gel bir de M yap! Ben zaten dalga geçiyorum: 'Gözünüzü seveyim, kendinize kolay isimli bir sevgili bulun!' diyorum.
- O harfleri yaparken kendinizi sanatçı gibi hissediyor musunuz?
- Ne yalan söyleyeyim, evet. Ben normalde bir kağıda kuş resmi bile çizemem ama kendimi mesleğime öyle bir vermişim ki, o harfleri seri halde yapıyorum. 15 dakikada bitiyor. Pek de güzel oluyor."
Oh, misler gibi!.. Ayşe Arman sonunda ağdacısıyla da röportaj yapıyor...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.