Günün Sözü
Bilgi kartopu gibi yuvarlandıkça büyür. L. Sidney
Tarihte Bugün
Takvimler 20 aralık tarihini gösterdiği zaman...1955 yılında, Hürriyet Partisi kuruldu. 1924 yılında, 'Kırkkilse isminin Kırklareli'ye çevrilmesi hakkında kanun' TBMM'nde kabul edildi.
|
 |
 |
 |
|
Yüksek gerilimli resimler
|
Gülay Semercioğlu'nun 'Kinetik Çizgi' başlıklı sergisi Pi Artworks'te.
|
'Resimlerini' içinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış bobin telleriyle yapan Gülay Semercioğlu, 'eril' kalıpları çağrıştıran bu malzemeleri, toplumsal roller açısından kadınla özdeşleştirilen örme tekniğiyle bir araya getiriyor
20/12/2006 (1305 kişi okudu)
AHU ANTMEN (Arşivi) Pi Artworks'te beşinci kişisel sergisini açan Gülay Semercioğlu, çağdaş Türk sanatında kendine özgü bir yere sahip. İlk kişisel sergisini bundan tam 10 yıl önce açan sanatçının sanatsal serüvenindeki tutarlılık dönemin dalgalarına kapılmadan sürdürdüğü 'kendi meselesine' bağlılık- genç sanatçıların çokça savrulduğu bir ortamda başlı başına dikkat çekici bir nokta. Semercioğlu görünüşte soyut resim yapıyor: Ama tırnak
içinde 'resim' diyelim, çünkü postmodern dönemde resmin var oluş koşullarını, potansiyelini ve sınırlarını sorguluyor, bu anlamda salt biçimci modernist/minimalist çizgiyi reddediyor. Yapıtlarında kullandığı malzeme ve teknik, yapıtın görsel algısının ötesinde içerik ve anlamı da şekillendiriyor; dolayısıyla 'sessiz' geometrik kurgular, biçimsel kompozisyonun ötesinde bir söze kavuşuyor. Semercioğlu boya gibi geleneksel malzeme yerine endüstriyel malzemeler kullanıyor, örneğin bu sergisindeki resimlerini, içinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış bobin telleriyle yapmış. Endüstriyel malzemenin erkek-egemen kültürle, teknolojik ilerleme ve modernizmle ilişkisini vurgulamaya gerek var mı? Fakat Semercioğlu, 'eril' kalıpları çağrıştıran bu malzemeleri, toplumsal roller açısından kadınla özdeşleştirilen örme tekniğiyle bir araya getiriyor. Resimlerini telleri örerek, bazen de dikerek, nakış gibi işleyerek yapıyor.
Elişi ve endüstriyel bir arada
'Kinetik Çizgi' başlıklı sergi, bu çok ince tellerin gerilmesiyle oluşmuş soyut kompozisyonları bir araya getiriyor. Resimlerin katı, geometrik yapısı, metalik etkisi ve soğuk yüzeyleri, geleneksel olarak kadınlarla özdeşleştirilen duygusal, yumuşak, süslü gibi sıfatları devre dışı bırakıyor. Geleneksel ve modern'i, elişi ve endüstriyel'i, dişil ve eril gibi kodları karşı karşıya getiren sanatçı, uçlar arasındaki gerilimi gözle görünür kılıyor. Semercioğlu'nun, bu açıdan, 1970'lerden günümüze uzanan feminist sanatsal üretim bağlamında geleneksel 'el işlerine' saygınlık kazandırmak için yoğun bir mücadele veren kadın sanatçıların açtığı yoldan yürüdüğünü söyleyebiliriz. Fakat bir de salt görsel algımıza dayanarak bakarsak bu resimlere: Görsel hazzı amaçladıkları da ortada. Işıkla titreşen tellerin yarattığı yanılsama etkisiyle adeta hareket eden kompozisyonlar, serginin başlığının da işaret ettiği gibi gerçekten de 'kinetik çizgi'lerle oluşturulmuş. Işık çok önemli bir etken, açıkçası resimlerin daha iyi bir ışıklandırmayla çok daha güçlü bir etki bırakmaları mümkünmüş gibi bir görünüyor. İnsan bu resimlerde gözle dokunduğuna bir de elle bakmak istiyor; resim yüzeyindeki gerilime elini süresi geliyor!
1990'ların başından itibaren katıldığı sergilerde çeşitli ödüller alan Gülay Semercioğlu, ilk resimlerinde üç boyutlu mekân algısının iki boyutlu yüzey üzerinde nasıl gösterilebileceğiyle ilgileniyordu. Zamanla bu arayışını tipik bir minimalist tavırla 'gerçek mekânda gerçek malzeme'yle gerçekleştirilen mimari çağrışımları olan alüminyum kurgulara taşıdı. Resim ve heykel arasındaki sınırlarını da sorgulayan bu yapıtlar yerini son dönemde emaye bobin telleriyle gerçekleştirdiği örgü resimlere bıraktı. 'Kinetik Çizgi' ise, alüminyum panolarıyla örgü resimlerinin buluştuğu ortak bir nokta olarak görünüyor. Diğer yapıtlarına kıyasla daha dekoratif bir çizgide dursa da bu yapıtlar, artık 40'ına yaklaşmasına rağmen bence hak ettiğince tanınmayan Semercioğlu'nun sağlam sanatsal temelini ve işine saygısını gösteren had safhada titizliğini ortaya koyuyor. 13 Ocak'a kadar.
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 5 |
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #235
"Öyle dövüyordu ki, her defasında doktora gidiyordum. Birkaç kez burnum kırıldı. Ağlıyordum. Darbelerinden çok, kurduğu cümleler kalbimi kırıyordu. Ben ona kötü bir şey söylemeye bile kıyamazken, o bana 'Yakında ölürsün,' diyordu." Karısı Gisele S.'den her gün dayak yediği için canından bezen Alman Manfred S. yakınıyor.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|