Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  23 Aralık 2006 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
İnsan düşünce ile görür ve duyar.
Epiharmus
Tarihte Bugün
Takvimler 23 aralık tarihini gösterdiği zaman...

1966 yılında,
Ankara'da 1959 yılında yapımına başlanan Ankara Oteli açıldı.
1986 yılında,
DİSK'in kapatılması kararlaştırıldı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yorum 

Murat Belge İki diktatör

Murat Belge

23/12/2006 (3357 kişi okudu)

Bugün (cuma) gazetelerin büyük haberlerinden biri Türkmenbaşı'nın ölüm haberi. Onun kadar büyük olmamakla birlikte, Saddam mahkemesindeki yeni bir gelişmeyle ilgili bir haber daha vardı. Bu iki adın aynı günün gazetelerinde yan yana gelmesi ilginç göründü. Ne denir böyle adamlara? Neyse ki fazla benzerleri yok, demekten başka...
Aslında 'Diktatör değil mi, hepsi aynı' denecek gibi görünmüyor bana. Aralarında bayağı ciddi mizaç farkları var. Saddam daha sıradan bir diktatör; davranışlarında ahlak yok, iyilik yok, olumlu denecek bir şey yok, ama mantık var. Birtakım aşağılık çıkarları için, birtakım aşağılık işler yapıyor. Bu çıkarlarla bu eylemler arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurabiliyorsunuz, 'Şöyle yaptı, çünkü...' diyebiliyorsunuz.
Ötekinde daha çok ahlak, daha çok iyilik olduğunu söylemek pek mümkün değil, ama mantık da yok. Çünkü o bir 'eksantrik'!
'Diktatör' deyince akla hemen gelecek avadanlığın başında 'heykel' yer alır. Heykelini yaptırmayan diktatör azdır. Bu ikisi de istisna değil. Ama, işte, burada da aralarında fark var bence. Saddam, yıkılışını seyrettiğimiz o koca heykelini dikiyor, çünkü bununla öncelikle toplumda kendisine, gücüne, etkisine karşı bir hayranlık ve teslimiyet duygusu uyandırmak istiyor. Heykel onun mutlak iktidarının simgesi. Öteki ise heykelini diktirip altınla kaplatıyor, ama onun öncelikle derdi toplum değli, kendisi. O, kendi kendine hayran olmak için sağa sola dikiyor bunları. Narsisizminin bir gereği: her baktığı yerde ona kendisini (altından) yansıtacak aynalar olmalı;
bunu bulundurmanın yolu da dağı taşı kendi heykeliyle donatmak.
Geçmişe bakıldığında, Türkmenbaşı çizgisinin öncüleri arasında İdi Amin'i, Çavuşesku'yu görüyorum. Çok eskilere gidersek de, Firavunlar. Bunun yanında Saddam daha sönük ve sıradan kalıyor.
Saddam'ın iktidar kullanımı, gene toplumu sindirmeye yönelik, böyle bir amacın 'rasyonel' aracı mahiyetinde. Türkmenbaşı çok zaman akıldışı, manyakça kararlar verip uyguluyor, çünkü verdiği emrin akıldışı olması ölçüsünde gücünün de büyüdüğüne inanıyor. Onun için günlerin, ayların adını değiştiriyor.
Aralarında böyle ciddi mizaç farkları da olsa, yaptıklarının etkilerini toplumun hissetmesi çok farklı değildir, zaten pek olamaz da.
Saddam'ın duruşmasında Türkiye'ye 'Kürtleri beraberce imha edelim' önerisi konuşulmuş.
Türkiye'nin Kürtler karşısında 'yumuşak' davrandığı, 'demokratik' davrandığı pek söylenemez. Burada mücadele veren Kürtlerin 'devlet'in kendilerine yaptığı haksızlıkları nasıl anlattığını yıllardan beri bilirim.
Ama Türkiye, Saddam'ın o önerisine 'Aman ne parlak fikir! Hemen uygulayalım!' diyemez. Nitekim dememiş. Burası da ikide bir 'darbe' yiyen, her daim otoriter bir ideoloji altında yaşayan bir toplum, ama elbette ki burasıyla Saddam'ın Irak'ı arasında dağlar kadar fark var. Türkmenbaşı ve Türkmenistan'la da olduğu gibi.
Bunu elbette, 'Bakın, beterin beteri var, buna razı olun' anlamında söylemiyorum. Demokrasi ve insan haklarının 'son noktası'na varmış olduğu bir yer dünyada yok, çünkü zaten öyle bir 'nokta' yok.
Ayrıca, mücadele gevşedi mi, var olan haklar hemen geri gider, tutanağından kurtulmuş zemberek gibi. Elbette Türkiye çok daha demokratik, ama Türkmenbaşı'nı hayranlık ve gıptayla seyreden Türkler de burada.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 23 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7
Yorum sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #469
"Geleneklere göre, damat düğün günü kız tarafının kuaför masrafını karşılıyor. Üç baldızım var. Bu masrafı karşılayamam."
Evlilik hazırlığı yapan ve kuaför ücretlerine zam yapılmasını protesto ederek kararın iptali için imza kampanyası başlatan Sivaslı Ahmet Doğan

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.