Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  17 Şubat 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Sorumluluk, yalnız ortası görülebilen bir sicime benzer, iki ucu görünürde yoktur.
John Mc. Crac
Tarihte Bugün
Takvimler 17 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1926 yılında,
Türk Medeni Kanunu kabul edildi.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yorum 

Murat Belge Hrant Dink'in cenazesi

Murat Belge

17/02/2007 (3885 kişi okudu)

Ocak ayının son bölümünden bu yana, Hrant Dink'in öldürülmesi olayına çeşitli yanlarından değindim. Herhalde bundan sonra da sık sık bu olaya dönme gereğini duyacağım, çünkü genel akış içinde çok önemli bir dönemeci temsil ediyor. 'Öncesinde' ve 'sonrasında' ayrımı yaparak konuşmaya zorlayan bir dönüm noktası.
Ama şimdiye kadar Hrant Dink için yapılan cenaze törenine pek fazla değinmemiştim. Bugün biraz bunun üstünde durmak istiyorum.
Ölümden sonra Agos'u ziyarete gittiğimizde, bu yürüyüşün gününü, saatini ve genellikle ne olmasının beklendiğini öğrenmiştim. Bizim okuldan katılacaklar vardı. Ben de oradan başladım. Kuştepe'den Şişli'ye geldik.
Bu dünyanın yapılanmasında, bir olay, bir özelliği öne çıkarır, çünkü onun öyle olmasını gerektiren bir mantık vardır. Bu cenazede, insan gözü, otomatikman, kalabalığa takılıyordu. Gözün gördüğü insanların çokluğu önemliydi. Bunlar, somut insanlar tabii, kimisini de şahsen tanıdığımız somut insanlar. Ama herhalde o somut insanların gerisinde soyut bir özellik aradığımız içindir ki, zihnin aradığı o soyutluğa cevap olarak göz bu somut kalabalığı sabitliyordu. O soyutluk da, besbelli, niceliğe ilişkin bir şeydi.
Yaşadığımız birkaç on yılın bilincimizde ve bilinçdışımızda yarattığı birikimin sonucuydu bu arayış, sanıyorum. Hrant Dink cinayetiyle birlikte, birdenbire, 'sayı' bizim için önemli olmuştu: 'Kaç kişiyiz? Hrant'ın öldürülmesinden bu acıyı duyan kaç kişiyiz?' Bu soruyla sağı solu, şu sokağın içini, önümüzü arkamızı süzen göz, 'Çok kişiymişiz' cevabına geliyordu. Yürüdükçe, bu çokluk artıyordu. Yürürken, yürümeyen, yoldan veya evinden yürüyenleri seyredenlerin birçoğunun da bizim duygularımızı paylaştığını görüyorduk.
Sayı tahmininde bulunmayı pek bilmem, beceremem. Ama bu sayı benim beklediğimden fazlaydı. Sanırım orada bulunan herkes içinden bunu, bunun bir benzerini geçirdi. Bizi buraya Hrant'ın acısı getirmişti. Ama şimdi, çok tuhaf bir şekilde, bu acıdan bir olumluluk doğuyordu. Adını koyamayacağım bir şey bu: acıyı yok etmeksizin ondan üreyen ve onun yanında duran bir şey: 'sevinç' desem, o değil; bir coşku, şüphesiz.. belki bir güven duygusu.
Sonuçta, yalnız Hrant'ın başarabileceği bir şeydi bu.
Onu vuranlar böyle bir şeyi akıllarından geçirmiş olabilirler mi? Sanmıyorum. Bunu daha önce de söylemiştim. 'İnsanın fazileti' gibi 'faktör', onların hesapları içinde yer almaz. Onların yatırımı, insanın sefaletinedir. Zaafa, korkuya, boyun eğmeyedir.
Bir acıyı, sonraki siyasete yakıt yapma alışkanlığını hiç sevmem. Ayrıca, spontane tepkilerden kalıcı yapılar çıktığının örnekleri de azdır. Her şeye rağmen, bu cenaze, bize bir şeyler gösterdi, azımsanmayacak bir şeylere hâlâ sahip olduğumuzu gösterdi.
Ama bu açık uçlu mücadelede, şimdi, bu sefer de bu cenazeyi kullanarak üste çıkmaya çabalıyor faşist cephe. Buradan malzeme çıkarmaya çalışıyor.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 61 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8
Yorum sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #6

"Hepimizin hayatında mutlaka bir 'havuz problemi' vardır. Hani bir tarafından dakikada iki metreküp su dolarken, öteki tarafından 1 metreküp su boşalan bir havuzun kaç saatte dolacağı meselesi. İtiraf edeyim, ben bu havuz problemlerinde fevkalade başarısız"
Yaşasın Ertuğrul Özkök de havuz problemi çözemiyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.