Radikal-çevrimiçi / Politika / 10. yılında 28 ŞUBAT (5)
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  1 Mart 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Siyasette, doğru her zaman biraz geç söylenir.
Yahya Kemal Beyatlı
Tarihte Bugün
Takvimler 01 mart tarihini gösterdiği zaman...

1864 yılında,
Tıp diploması bir zenciye ilk defa verildi. Rebecca Lee bu diplomayı alan ilk zenci oldu.
1978 yılında,
Türk parasının değeri yüzde 30-38 arasında düşürüldü.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Politika 

10. yılında 28 ŞUBAT (5)

10. yılında 28 ŞUBAT (5)
31 Ocak 1997'de Ankara'nın Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın düzenlediği Kudüs Gecesi'nde 'dört dörtlük' bir şeriat propagandası yapıldı. Türkiye'yi ayağa kaldıran geceden dört gün sonra asker Sincan'da meşhur 'balans ayarı'nı yaptı

01/03/2007 (3751 kişi okudu)

MURAT YETKİN (E-mektup | Arşivi)

31 Ocak akşamı Ankara'nın Sincan ilçesi, Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın düzenlediği 'Kudüs Gecesi'ne ev sahipliği yapıyordu. Onur konuğu İran'ın Ankara Büyükelçisi Mohammed Reza Bagheri'ydi. Belediye salonunda düzenlenen geceye ek olarak, ilçe meydanındaki Atatürk büstünün karşısına, Kudüs'teki Kubbetüssahra'yı temsilen bir çadır kurulmuştu.
1 Şubat sabahı gazetelere ve sabah saatlerinden itibaren televizyon ekranlarına yansıyan görüntüler ülkedeki gerilimi biraz daha tırmandırdı. Kudüs gecesi müsameresinde çocuk yaştaki oyuncular Filistin ayaklanması 'İntifada'yı canlandırıyor, İsrail'i simgeleyen asker kıyafetindeki diğer oyuncuları taşlıyorlardı. Bekir Yıldız, yaptığı konuşmada "İran büyükelçisi bana şeriat için çalışıp çalışmadığımı sordu. Ben de yüzde 99'u Müslüman olan ülkede zaten herkes şeriat'ı tanır dedim" diyor, Erbakan'ın Başbakanlık Konutu'nda cemaat önderlerine verdiği yemeği savunuyor, zaferin sonunda kendilerinde olacağını öne sürüyordu.
Bagheri de durumdan hoşnut ve coşkundu. "Fundamentalist, Hizbullahi, şeriatçı insanlar en akil, en çağdaş, en mümin insanlardır. Zafer Müslümanların olacak" diyor, Erbakan'ın İsrail'le imzaladığı anlaşmalar nedeniyle de ona baskı yapan askeri suçluyordu.

Aydınlık için bir dakika karanlık
Ortalık bu görüntülerle karıştı. Bu gelişme üzerine bir de Sincan'da Bekir Yıldız'la röportaj yapmaya giden Star televizyonu muhabiri Işın Gürel'in takkeli, sakallı biri tarafından yüzüne vurularak yere düşürülmesi olayı vuku bulunca tepkiler doruğa ulaştı. Muhalefet partileri Meclis'te önerge üstüne önerge yağdırmaya başladı. Hükümet içinde de tepki vardı. DYP'li Savunma Bakanı Turhan Tayan gelişmeleri "Tüyler ürpertici" olarak tanımlıyor, savcıları göreve çağırıyordu. Bunu Ankara DGM'nin Yıldız hakkında soruşturma açması izledi.
1 Şubat gecesi, bir başka önemli olayın başlangıcıydı. İstanbullu avukat Ergin Cinmen önderliğinde başlayan bağımsız yurttaşlar girişiminin çağrısıyla, "Aydınlık için 1 dakika karanlık" eylemleri o gece başlıyordu. Girişim, Susurluk kazasıyla aydınlanan devlet içindeki çeteleşmenin ortaya çıkarılıp cezalandırılmasını isteyenleri, şubat ayı boyunca her akşam saat 21.00'da bir dakika boyunca evlerinin ışıklarını kapatarak pasif protestoya çağırıyordu. Eylem, daha başladığı gün yalnızca Susurluk'un açığa çıkarılması değil, Refahyol dönemindeki tüm uygulamaları protestoya dönüştü. O gece saat 21.00'de milyonlarca kişi evlerin-de ışıkları söndürmekle kalmadılar, ellerinde meşale ve mumlarla sokaklara döküldüler, balkonlarında tencerelere vurup tempo tuttular.
3 Şubat günü Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Ali Tuygan, İran Büyükelçisi Bagheri'yi makamına çağırarak, sert bir dille Türkiye'nin içişlerine karışmamasını istedi ve kendisini protesto etti. İlerleyen günlerde 'İstenmeyen adam' ilan edilecekken Tahran tarafından geri çekilecek olan Bagheri, Dışişleri'nin çıkışında gazetecilere "Yüzde 99'u Müslüman Türkiye, zaten şeriatçıdır. Ben sizi protesto ediyorum " diyerik diplomatlıktan çok parti militanlığına yakışan bir tavır ortaya koyacaktı.
Aynı gün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Karadayı, generalleri karargâhında topladı. Toplantı üzerine hiçbir açıklama yapılmadı.
Akşam saatlerinde, o dönem Meclis dışında kalmış ve askerlerle yakın ilişkileri olan bir siyasetçiden telefon aldım. Askerlerin bir faaliyet içinde olduğunu, Sincan'a yönelik bir hareket olabileceğini söylüyordu. Askeri kaynaklara birkaç telefon ettikten sonra, tam olarak ne olacağını bilmemekle birlikte, sabah Sincan'a bir kamera ekibi göndermeye karar verdik.
4 Şubat sabahı Etimesgut'taki Zırhlı Birlikler Tümeni'nden yola çıkan 15 tank ve çok sayıda askeri kariyer, Sincan'a yöneldi. Sincanlılar tank sesleriyle uyanınca darbe oluyor sandı. Genelkurmay'dan yapılan kısa açıklama ise bunun yalnızca bir 'Motorlu yürüyüş tatbikatı' olduğunu söylüyordu. Konvoyun açıklanan görev talimatı, Akıncı (Mürtet) Hava Üssü yakınlarındaki Yenikent tatbikat alanına gitmekti. Ancak, Hürriyet'in o zamanki Ankara Temsilcisi Sedat Ergin'in saptamasına göre, bir de gizli görev talimatı vardı. Konvoydaki iki tank ve bazı kariyerler, arıza yapmış gibi geride kalacak ve Kubbetüssahra şeklindeki çadırı kaza süsü vererek yıkacaklardı. RP'li belediye tepkiler üzerine bir gece önce çadırı söktüğü için tanklar meydanda bir süre oyalanıp geri döndü. Bu oyalanma sırasında, sözde arızayı gidermek için tanklara 'balans ayarı' yapılmıştı. İşte bu deyim, 'demokrasiye balans ayarı' olarak 28 Şubat sürecinin sloganı haline gelecekti. Ertesi gün Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir'in sözleri ardından bu deyim 'post-modern darbe' deyimi çıkana dek, yaygın kullanıldı.
DYP'nin içi kaynamaya başlasa da Başbakan Yardımcısı Çiller, koalisyon ortağına tam desteği sürdürüyordu. Başbakan Erbakan da belki Çiller'in bu jestine karşılık vermek için Susurluk protestolarına karşı kesin ve küçümseyici tavır almaya başladı. Ona göre, temiz toplum isteyenlerin protestoları 'fasa fiso' idi. Bu insanlar, Afrikalı kabileler gibi 'Gulu gulu' dansı yapıyordu. Adalet Bakanı Şevket Kazan'a göreyse, bu eylemler "Mum söndü oyunu" idi.

'Askerlerin lojmanına bir bakın'
Sonuç mu ne oldu? Bir gün general rütbesindeki bir kaynağımla telefonda konuşuyordum. Sözü '1 dakika karanlık' eylemlerine kendisi getirdi. Muhtemelen bana askerin neden bu konuda irtica ile mücadele konusundaki hassasiyetini göstermediğini sordurmak istiyordu. Ben de bu nedenle soruyu öyle sormadım, ama bu konuda askerin bir tavır içine girip girmeyeceğini sordum. "İstersen bu akşam general lojmanlarının ışıklarına bir bak" dedi.
Çankaya'daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nün iki ana kapısı vardır. Kuzeye, Başbakanlık Konutu'nun karşısına açılan 1 numaralı kapı ve güneye Elmadağ istikametine doğru açılan 5 numaralı kapı. 5 no'lu kapının tam karşısında 10 katlı bloklar halinde general ve üst rütbeli subayların lojmanları vardır. Bu lojmanların hemen altında da Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarına tahsis edilmiş ortak bahçe içinde müstakil lojmanlar vardır. Yani Türk Silahlı Kuvvetleri'nin komuta kademesi orada ikamet eder. O akşam, 5 no'lu kapı karşısına bir haber-kamera ekibi gönderdim. Boş dönmediler. General lojmanları saat 21.00'den itibaren bir dakika boyunca karanlığa gömüldü. Hatta bazı dairelerde, vatandaşın genelde yaptığı gibi (evde olmadığımızdan karanlık değil, protesto için söndürüyoruz anlamında)
ışıklar bir dakika boyunca yanıp söndü. 'Aydınlık için 1 dakika Karanlık' eylemleri 28 Şubat'ta sona eriyordu. O gün yapılacak MGK toplantısı ise Türk siyasi tarihine geçecekti.

  • YARIN: Demirel'in operasyonu

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 6 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    10
    Politika sayfasındaki diğer haberler
    ÖZLÜ SÖZ #253
    ""Burayı tam anlayamadım."
    "Şurayı yanlış çevirmiş olabilirim.""
    Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın korsan İspanyolca çevirisini yapan çevirmenin, kitabın sağına soluna düştüğü notlar... Dürüstlüğü için kendisini tebrik ediyoruz ama tutuklanmış ne yazık ki...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.