Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  11 Mart 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Dinlerseniz, size her zaman doğru yolu gösteren bir sesin var olduğunu unutmazsınız.
Thomas Hughes
Tarihte Bugün
Takvimler 11 mart tarihini gösterdiği zaman...

1969 yılında,
Günlük haber trafiği 190 bin kelime olan Anadolu Ajansı 48 yıldan beri ilk defa sustu. Toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması nedeniyle alınan grev kararı ajansın Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana işyerlerinde uygulandı. Türk-İş grevi destekl

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Kültür/Sanat 

'Bedensel olarak limitleri tükettik'

'Bedensel olarak limitleri tükettik'
Tuğçe Tuna (solda) iki bölümden oluşan ''Phronemophobia' adlı koreografisinde beden ile düşünce arasındaki ilişkiyi irdeliyor. FOTOĞRAF: AYLİN ÖZMETE
Tuğçe Tuna 'düşünme fobisi' anlamına gelen 'Phronemophobia' gösterisini garajistanbul'da sahneliyor. Beden ile düşünce arasındaki ilişkiyi sorgulayan gösteri için Tuna 'Atletizmle, ekstrem sporlarla şekilsel limitleri tüketmişiz. Ben de daha uca gidemeyeceğim için içe döndüm' diyor

11/03/2007 (814 kişi okudu)

EFNAN ATMACA (Arşivi)

İSTANBUL - Bilinçaltının kişiyi koruma mekanizması sonucu ortaya çıkardığı 'düşünme fobisi'nın tıp literatüründeki adı 'Phronemophobia'. Başka bir şekilde açıklamak gerekirse insanın alışık olmadığı bir durumla karşılaştığında onu yok sayması, kabullenmeyi reddetmesi. Yapılan araştırmalara göre 'düşünme fobisi' birçok insanın yaşadığı bir durum, yani yaygın bir fobi türü. Şimdi de bu fobiyi Tuğçe Tuna sahnede dansla insanlara anlatıyor. Daha önce yükseklik korkusu 'Vertigo'yla ilgili bir çalışma yapan Tuna 'Phronemophobia'yı "Sinirlendiğim zaman boynumu kasıyorum. Ama bunu ancak ağrıdığı zaman fark ediyorum. Yani vücut sinyal veriyor. İşte biz bu tip tepkileri anlatan 45 dakikalık performans yaptık" diye özetliyor gösteri yapacağı garajistanbul yakınlarında bir araya geldiğimizde. Yanında üç yaşındaki kızı Lal de var. Ve konuşmaya başladığımızda "Düşünmek ne demek?" diye soruyor Lal. Onun yönlendirmesiyle biz de 'Phronemophobia'yı konuşmaya başlıyoruz.

'F tipi insanın içinde'
'Phronemophobia' iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm Tuna'nın tek başına dans ettiği ve gösteriyle aynı adı taşıyan koreografi. Bu koreografi düşünme fobisi ile bedenin ilişkisini ele alıyor. Bu bölümde Tuna'ya videoda insana ait takıntıları simgeleyen bir erkek yüzü eşlik ediyor. Tuna da düşüncenin vücut üzerinde yarattığı etkiyi dansıyla seyirciye anlatıyor: "Düşündüğünüz zaman phronemophobia çok ağır fobi ve yaşadığımız toplumda sık rastlanıyor. Bu fobi beraberinde takıntıları getiriyor. Yani beden dürtünün verdiği sinyalle kendi hareketlerini oluşturuyor. Ve beden insanın düşüncesini taklik ediyor".
Tuna'nın solo performansının ardından 'Phronemophobia', F adlı grup koreografisiyle tamamlanıyor. Altı dansçının yer aldığı bu bölümde bedende ve mekânda hareketin kendi alanını oluşturması üzerinde duruluyor. Bedeni merkez olan ve özellikle omurların kırılmadan başka yere kaydırılmasının denendiği bir koreografi F. Ancak hemen akla gelen F tipi cezaevleriyle pek ilgisi yok. Tuna da bu konuya esprili bir şekilde yaklaşıyor ve herkesin kendisine bir F tipi hücre yarattığını, kendisinin de buna karşı çıktığını söylüyor. F'te Tuna'nın anlatmak istediği kendi cümleleriyle "Herhangi bir dürtüyle hareket ettiğinde beden ona şekil veriyor ve bu şekil alanda kendi mekânını oluşturuyor. Aslında bu bizim her gün yaşadığımız bir durum yani çok doğal bir kavram".
Koreografinin önemli parçalarından biri de 'var olmak, sıkışmak ve başkalaşmak'. Tuna'ya bunu sorduğumuzda ise "Omuru kırıp normal pozisyona getirmeden hareketi başka bir yere kaydırdığınız zaman sıkışma dürtüsünün içine giriyorsunuz. Orada o hisle varolduğunuz için bir süre sonra başkalaşmaya başlıyorsunuz. Yani o sizin normaliniz oluyor artık. İşte o noktada düşünme fobisi ortaya çıkıyor. Sanki orada kalmışsın ya da hep oradaymışsın gibi" diye cevap veriyor.

'Dansla organik bağım var'
Tuna önce 'Vertigo', şimdi de 'Phronemophobia'yla bilinçaltına ve bedenin içsel durumu üzerine odaklanıyor yeni hazırlamaya başladığı projesi de 'Echo' ve o da bellek ile hafıza üzerine. Çağdaş dansta böyle bir yaklaşım olup olmadığıyla beraber onun neden bu kadar içe döndüğü sorusuna ise "Benim dansla ilgim çok organik. Bedenin özerkliği öne geçtiği andan itibaren yapay bir ortam olduğunu düşünüyorum. Doğallık kayboluyor. Ne o şekli oluşturan güdüyü görebiliyorsun ne o kişiliği, sadece birtakım şekilleri seyrediyorsun. Ben şekilsel olarak limitlerin bittiğini düşünüyorum. Daha önce fiziksel engellilerle de çalıştım bu konuda. Orada gördüm ki atletizmle, ekstrem sporlarla vs şekilsel limitleri tüketmişiz. Ben de daha uca gidemeyeceğim için içe döndüm".
Bu cevaptan sonra akla geçen yıl Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'ne 'Ölüm Meleği'yle konuk olan Jan Fabre geliyor. Fabre yaptığımız konuşmada anatominin çağdaş sanatla ilişkisinin öneminden ve disiplinlerarası bağdan söz etmişti. Tuna de Fabre'la aynı fikirleri taşıdığını söyleyerek "Bu gösteri anatomik bir yaklaşımdı. Benim bilimle organik bağım var. Bedenini tanımayan dansçıdan şüphe duyarım. Beden sadece et, kemik ve kastan oluşmuyor. Hafızası, sinir sistemi, refleksi de var. Ve bedensel etkinlik yaparken bunların hepsini bilmek gerekiyor" diyor. Disiplinleri birleştirmek konusunda mütevazı bir cevap geliyor Tuna'dan: "Çünkü kendi fikrimi tamamlamaya yetmiyorum. O yüzden başka kafalara ihtiyaç duyuyorum. Benim anladığım şey beden ve onu tamamlayacak yan şeyler. Ama o yan şeyler o kadar önemli ki o noktada projeyi tamamlayacak birilerine ihtiyaç duyuyorum."
Prömiyerini geçen yıl Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali'nda yapan 'Phronemophobia' bu pazartesi ve salı saat 20.00'de garajistanbul'da. Tel: 0212 244 44 99


(Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #47

"Savaş Ay: Müthiş bir şey var, bir hoşgörü, bir detant!
Kemal Derviş: Aynen.
SA: Bu, mahalledeki çocukların oyunlarına bile yansıdı.
KD: İnşallah.
SA: Gerçekten okullardaki çocukların ilişkilerine bile yansıdı
KD: Öyle olması gerek.
SA: Erozyona ediy"
Bu röportajdan anladığımız, Savaş Ay, Kemal Derviş'i Meclis bahçesinde yakalamış, 'Erozyona' ediyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.