Hırsıza, dilenciye kredi veriliyor
Funda Özkan
15/03/2007 (1168 kişi okudu)
AKP Diyarbakır Milletvekili Prof. Dr. Aziz Akgül'ü, İrfan Sayar'ın yarattığı 'Prof. Dr. Zihni Sinir'e benzetirim, her zaman kolunun altında dosyalar vardır. Ancak onun fikirleri 'proce' olarak kalmaz 'proje' olarak hayata geçer. Geçen hafta Kahramanmaraş'ta karşılaştığımızda "Biliyor musun, mikrokredi kullanan üç hanım, işi büyüttü bu hafta 'gözleme evi' açıyor" diyordu.
Önceki gün İstanbul'da buluştuğumuzda da yeni projelerini müjdeledi. Biri 'hırsıza kredi', diğeri, 'dilenciye kredi'.
Aziz Akgül, bir gün Diyarbakır'da bir televizyon kanalına çıkıp,
"Hırsız kardeşlerim" hitabıyla söze başlamış, "3 trilyon paramız var, gelin siz de kredi kullanın" çağrısında bulunmuş. O gece Diyarbakır'da mikrokredi hizmeti veren merkeze hırsız girmiş, girmiş ama kasada para yok. Aziz Akgül, "Ertesi gün yine çıktım televizyona dedim ki, bakın hırsız kardeşlerim bizim paramız kasada olur mu?" diye anlatıyor.
Aziz Akgül, "Hırsızlara para vermek istiyoruz" deyince, hepimiz güldük. Projesinin içeriği bu, hırsıza kredi. Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ile
bir süredir çalışma yaptıklarını söyledi ve devam etti:
"Polisler zaten hangi hırsızın nasıl biri olduğunu biliyor. Şimdi Emniyet ile birlikte kredi verecek hırsızlar bulacağız."
Aslında hepimizin bildiği sosyal yaraya belki de en somut çözümü bulan kişi, Aziz Akgül.
'Rahşan affı' diye hepimiz öfke kusuyoruz, hele hele sabıkalıların, aftan yararlanıp çıkanların yeni canlar yakması halinde öfkemiz daha da büyüyor. Sabıkalı, hapisten çıktıktan sonra 'doğru yola' girmek istiyorsa eğer, 'nasıl yaşayacağıyla, nasıl karnını doyuracağıyla' da kimse ilgilenmiyor.
Olmaz olmaz dememek gerekir.
Aziz Akgül'ün anlattığına göre, Kenya'da hırsızlara kredi veriliyormuş, hatta bir hırsız kullandığı kredilerle şimdi kuyum dükkânı sahibi olmuş.
'Sadaka vermeyin' demek en kolayı
Prof. Dr. Aziz Akgül'ün hayata geçirdiği bir projesi daha var: Dilencilere kredi. Dedim ya, Prof. Dr. Aziz Akgül'ün hep yeni fikirleri, yeni dosyaları vardır. Raporlardan birinin başlığı 'Mikrokredi vasıtasıyla dilencilerin işadamı ve işkadını yapılması.' Dosyanın adına da 'dinlenci' dememiş, 'Mücadeleci Vatandaş Programı'nı uygun görmüş.
Çok yeni başladıkları uygulamayla, Diyarbakır'da şu ana kadar 12 dilenciye kredi vermişler. Ancak dilenci kredisinde epey zorlandıklarını da söylemeden geçemiyor, Aziz Akgül.
En büyük zorlukları dilencileri ikna etmekmiş. Diyarbakır'daki mikro kredi projesini yürüten merkezdeki 34 çalışana başta "Her ay bir dilenci bulacaksınız" görevini vermiş.
Aziz Akgül, gülerek, "Baktık ki arkadaşlarımızın diğer işlerde performansları düşmeye başladı. Dilencileri ikna etmek kolay değil"
diye anlatıyor.
Hırsızlara kredide olduğu gibi, dilenci kredisinde de ince eleyip, sık dokumak gerekiyor. Aziz Akgül, kredi verilecek 'dürüst' olmaya niyetli dilencilerin tespitinde de Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ile çalıştıklarını, 'Çete içinde olanlarla, dilenmeye muhtaç dilencilerin ayrımını yaptıklarını' vurguluyor. İkna ettikleri dilencilere 50 YTL'lik kredi kullandırıp, 'Kâğıt mendil, kalem, çakmak' gibi çabuk satabileceği ürünlerden bir kutu oluşturuyorlar. Dilenci satıp, para kazandıkça borcunu ödüyor.
Aziz Akgül'ün hedefi net: "Dilenci kredisiyle birlikte artık sokakta avuç açanlara tek kuruş bile vermeyin diyeceğimiz günler gelecek."
Boşuna mı Prof. Dr. Aziz Akgül'ü, Prof. Dr Zihni Sinir'e benzetiyorum. Oturduğu yerden "Dilencilere para vermeyin, el açmaya teşvik etmeyin" diyenlere ben çok sinirlenirim. Dilenciye, dilenmeyeceği 'mücadele alanı' verirseniz, konuşmaya da hakkınız olur.