Emeklinin sendika mücadelesine Avrupa desteği
Yargıtay, emekli sendikasının kapatılmasını istedi. Sosyal Haklar Avrupa Komitesi ise, Polonya örneği için 'Sadece işçiler değil emekliler de sendika kurma hakkına sahiptir' şeklinde karar verdi. Emekli-Sen, bu kararla Yargıtay'a itiraz etti
19/03/2007 (365 kişi okudu)
DİSK'e bağlı Tüm Emekliler Sendikası Emekli-Sen'in hukuk mücadelesi sürüyor. Ankara 17. Hukuk Asliye Mahkemesi, İçişleri Bakanlığı'nın Emekli-Sen'in kapatılmasına ilişkin talebini örgütlenme hakkının kısıtlanamayacağı gerekçesiyle reddetti. Bakanlık, bu kararı temyiz etti. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Anayasa ve iç hukukta sadece çalışanların sendika kurma hakkına sahip olduğunu belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu ve Emekli-Sen'in kapatılmasını istedi.
Sendika ise, Sosyal Haklar Avrupa Komitesi'nin benzer yöndeki bir kararını örnek göstererek Yargıtay'ın kararını düzeltme talebinde bulundu. Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi'nin bir denetim organı olan Sosyal Haklar Avrupa Komitesi, Polonya ile ilgili bir itirazı görüştü.
Polonya hükümeti, emeklilerle ev çalışanları ve işsizlerin dernekleri bulunduğunu belirterek sendika kurma haklarının olmadığını ifade etti. İtiraz üzerine konuyu görüşen Sosyal Haklar Avrupa Komitesi, 30 Eylül 2006 tarihinde şöyle bir karar aldı:
"Avrupa Sosyal Şartı anlamında sadece aktif olarak çalışanlar değil aynı zamanda çalışmaya (emeğe) dayalı hakları kullanan kişiler de bu kavramın kapsamındadır. Sendika özgürlüğünün kullanılmasıyla ilgili olarak emekliler, evde çalışanlar ve işsizler için kısıtlama öngören Polonya'nın durumu Sosyal Şart'a uygun değildir. Bu kişilerin kurdukları dernekler de, sendikaların geleneksel işlevlerini yerine getiremez.
O nedenle komite, bu kişilerin sendika kurma hakkının sınırlandırılmış olmasını haklı gerekçe olarak görememektedir."
TODAİE (Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü) öğretim üyesi Prof. Dr. Mesut Gülmez de, komitenin çalışan kavramını geniş manada yorumladığını belirterek Türkiye'nin onayladığı 87 ve 98 sayılı ILO sözleşmelerindeki çalışan kavramına yeni bir açılım kazandırdığını söyledi. Profesör Gülmez, bu bağlamda emeklilerin sendika kurma hakkının sınırlandırılmaması gerektiğini belirtti.
Milletvekillerine mektup
Emekli-Sen, Yargıtay'a sunduğu 19 Şubat 2007 tarihli karar düzeltme talebi dilekçesinde, Sosyal Haklar Avrupa Komitesi'nin Polonya ile ilgili kararını örnek gösterdi. Sendika, Anayasa'nın 90. maddesinde yapılan son değişikliğiyle uluslararası sözleşmelerin iç hukukla çelişmesi halinde uluslararası sözleşme hükümlerinin geçerli olduğunu hatırlattı.
Emekli-Sen Başkanı Veli Beysülen, iç hukukta sonuç alınmaması halinde davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götüreceklerini söyledi. Beysülen, tüm milletvekillerine gönderdikleri mektupta da emeklilerin sendikalaşması için yasal düzenleme yapılması talebinde bulundu.
* * * * * * * * * *
'Sanki gizli örgüt kuruyorsunuz'
Uluslararası bir toplantıda Türk sendikacı anlatıyor: "Aman kimse duymasın, işverenin bilgisi olmasın. Arkadaşları kahvehanede toplayalım, pek kimseye hissettirmeden sendikaya üye yapalım. Bizde sendikanın toplusözleşme yapabilmesi için öncelikle işyerinde çalışanların yarısından bir fazlasını, yani yüzde 50 artı birini sendikaya üye yapması lazım. Bu sayıyı buluncaya kadar işverenin dikkatini çekmeyelim."
Toplantıda bu sözleri duyan İtalyan sendikacı Claudio Stanzani, hayretler içinde kalıyor ve duruma müdahale ediyor: "Siz sendika mı yoksa gizli örgüt mü kuruyorsunuz? Bu ne biçim iş? Gizli örgüt kurmakla, sendika kurmak arasında bir fark kalmamış. Arkadaşlar, böyle bir yasal düzenleme varsa öncelikle ona karşı çıkmanız gerekir."
Avrupa Sendikalar Konfederasyonu'nun (ETUC) bir süre önce İstanbul'da Türk-İş ve DİSK temsilcileriyle gıda ve otelcilik sektöründeki sendikal örgütlenme konusunda yaptığı toplantıda, işte bu konuşmalar geçiyordu...
Sendikalaşma oranı yüzde 6
Türk sendikacılar, daha sonra yabancı dostlarına sendikalaştıkları için kaç işyerinde kaç işçinin işten çıkarıldığını, sendikal örgütlenme önündeki engelleri bir bir anlatmaya başladılar. Anayasal bir hak olmasına rağmen ülkemizde ancak 700 bin dolayında sendikalı işçi olduğunu, bunun da 12 milyonluk ücretli kesim içinde yüzde 6'ya denk düştüğünü anlatmaya çalıştılar...
* * * * * * * * * *
Sosyal Forum'a Sağlık Ödülü
İstanbul Tabip Odası, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında jüri değerlendirmesini dikkate alarak yazılı ve görsel basın mensuplarına ödül verdi. Bu bağlamda sosyal güvenlik ve sağlık alanındaki yazıları nedeniyle Sosyal Forum köşesi de ödüle değer görüldü. Ayrıca yine gazetemizin sağlık muhabiri Hatice Yaşar da, 'Yazılı Basın-Haber' dalında ödül aldı. Törende konuşan İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan, sağlık hakkının tüm toplumu ilgilendirdiğini belirterek bu konuda halkın aydınlatılmasının önemine dikkat çekti.
* * * * * * * * * *
Hayatımızı şekillendirmek
Dünyayı bize miras kaldığı biçimiyle korumak yerine, baştan şekillendirmemiz gereklidir; onurumuz da, bunu yapabilme gücümüze bağlıdır... Dünyadaki görevimiz yaratmaktır ve bu yaratıların en büyüğü de kendi yaşam hikâyemizi şekillendirmektir. Güçlü karakter sahibi olan bir insanın temel özelliklerinden biri, deneyimlerine şekil verme gücüdür...
Karşımızdaki asıl sorun, bugün, bizi sürüklenmeye bırakan bir kapitalizmde, yaşamöykülerimizi nasıl şekillendireceğimizdir... Bir kariyerde vücut bulan yaşam anlatısı, kişinin hem beceri hem de mücadele yoluyla sağladığı iç gelişiminin öyküsüdür. Yaşamımızla bilinçli bir şekilde uğraşmalı, onun toplumsal organizasyonunu tasarlamalı, araçlarını geliştirmeli ve yöntemini oluşturmalıyız. Kendi kariyerini oluşturan kişi, uzun vadeli hedeflerini, profesyonel ve profesyonellik harici yaşantısının standartlarını belirler ve davranışlarının sorumluluğunu üstlenir...
Yaşama hâkim olmak demek, bilinçsiz çırpınmaların yerine bilinçli bir niyeti hayata geçirmek demektir... Yeni kapitalizmin esnek ve kısa vadeli zaman anlayışı kişinin işinden anlamlı bir anlatı ve dolayısıyla bir kariyer oluşturmasını engelliyor. Ancak bu koşulların içinden bir süreklilik ve amaç hissi damıtmayı başaramamamız, boşuna yaşadığımız anlamına gelecektir... Risk alma eylemi, verilene boyun eğmek yerine özgüven taşıyan güçlü bir insan yaratacaktır.
Richard SENNETT
'Karakter Aşınması'ndan