Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  2 Nisan 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Yalnız erdemi bilmek yetmez, ona sahip olmak, onu yapmak da gerekir.
Aristo
Tarihte Bugün
Takvimler 02 nisan tarihini gösterdiği zaman...

1919 yılında,
9. Ordu kaldırıldı, yerine 15. Kolordu kuruldu
2001 yılında,
Fitch İbca, Türkiye'nin borçlanma notunu düşürdü.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Ekonomi 

Doktoru ve hastayı sevindirecek reçete

Doktoru ve hastayı sevindirecek reçete
Ankara Tabip Odası, 27 milyar YTL'lik sağlık giderini artırmadan şu öneriyi getirdi: Hastanedeki yüzde 65'lik hasta yığılması yüzde 10'a inecek, sağlık ocağına sevk yüzde 90'a çıkacak. Teknolojik masraf kısılırken, personel maaşı ikiye katlanacak

02/04/2007 (1905 kişi okudu)

ATİLLA ÖZSEVER (E-mektup | Arşivi)

Türkiye'de halen yapılan toplam sağlık harcaması, 26.9 milyar YTL (27 katrilyon lira), ABD Doları açısından da 19 milyar dolardır. Ankara Tabip Odası Sağlık Politikaları Komisyonu üyesi Dr. Eriş Bilaloğlu, mevcut sağlık harcamasını artırmadan bu parayla daha iyi sağlık hizmetinin mümkün olabileceğini öne sürdü. Dr. Bilaloğlu, bir süre önce Eskişehir-Bilecik Tabip Odası'nca düzenlenen panelde yaptığı konuşmada, bu öneriyi rakamlarla ortaya koydu.

Sevk zinciri değişecek
Dr. Ata Soyer'in de çalışmasından yararlandığını söyleyen Dr. Bilaloğlu, koruyucu hekimliği öngören birinci basamak hizmetlerinin artırılması sonucunda hastalanma oranının düşeceğini ve bu anlamda tasarruf sağlanacağını belirtti. Dr. Bilaloğlu, şöyle konuştu:
"Şu anda ayaktan bakım hizmetlerinin yükü, büyük ölçüde ikinci basamak dediğimiz hastanelerde yapılmaktadır. Sağlık hizmetlerinin yüzde 64.7'si, yani yüzde 65'i hastanelerde, yüzde 35.3'ü ise birinci basamak diye ifade edilen sağlık ocaklarınca karşılanmaktadır. Bu durumu kısa sürede yüzde 90 sağlık ocağı, yüzde 10 da hastane olarak değiştirmeyi hedefliyoruz. Böyle bir değişim hastalanma oranını azaltacağı gibi tasarruf da sağlayacaktır. Ayrıca tibbi teknoloji alanındaki gereksiz harcamalar kısıtlanacaktır".
Eriş Bilaloğlu, poliklinik hizmetinin büyük bir bölümünün nezle, grip, solunum enfeksiyonu, diş çürüğü, hipertansiyon gibi ilk 10 hastalık için geçerli olduğunu belirterek "Bu hastalıkların ilaç gideri yaklaşık 5 katrilyon liradır. Birinci basamaktaki ilaçları ücretsiz olarak vermeyi amaçlıyoruz" dedi.
Dr. Bilaloğlu, performans ödemesi altında sağlık çalışanları arasında ücret makasının giderek açıldığını kaydederek, "Bir başhekime döner sermayeden 6 milyar lira ödenirken bir hemşire 300 milyon lira alıyor. 20 kat fark var, hekimler arasında da beş kat fark oluşuyor. Biz bu eşitsiz uygulama yerine herkesin maaşını iki katına artırmayı düşünüyoruz. Mahrumiyet bölgelerinde çalışanların ücretleri daha artacak. Tüm personel giderini yaklaşık 10 katrilyon lira olarak hesaplıyoruz" diye konuştu.

Sağlıkçıların önerisi
Dr. Bilaloğlu, "Şu andaki 27 katrilyon liralık sağlık harcamasının içinde SSK, Emekli Sandığı, Bağ Kur ve Yeşil Kart mensuplarına verilen birinci basamak hizmetleri, döner sermayeden personele yapılan ödeme de yer almaktadır. Önerimiz çerçevesinde; 5 katrilyon birinci basamak hizmetlerine (ücretsiz ilaç), 10 katrilyon personel giderlerine, 12 katrilyonu da diğer tedavi hizmetleri ve yeni sağlık ocaklarının kurulmasına harcanmalıdır" dedi.



'AKP döneminde sağlık harcaması iki katına çıktı'
Halk sağlığı uzmanı Dr. Ata Soyer, geçen hafta Türk Tabipleri Birliği'nin İstanbul'da düzenlediği toplantıda 'Türkiye Sağlık Sistemine AKP'nin Tıbbi Müdahalesi' başlıklı bir bildiri sundu. Dr. Soyer'in bildirisinin ana hatları özetle şöyle:

  • AKP döneminde bilinenin aksine sağlık harcamaları önemli ölçüde arttı. 2002'de 11 milyar dolar olan sağlık harcaması, 2004 itibarıyla yaklaşık iki misline, 19 milyar dolara çıktı.
  • Türkiye'de 19 milyar dolarlık sağlık harcamasının 8.9 milyar doları kamudan özel kesime aktarıldı.
  • SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı'na devrinden sonra devrin SSK'ya getirdiği ek maliyet 6.1 katrilyon lira oldu. Bunun 2.5 katrilyon lirasını ilaç, 3.6 katrilyon lirasını da sağlık harcaması oluşturdu.
  • SSK'nın dışarıdan satın aldığı sağlık hizmeti, 2002'de yüzde 32.3 iken, 2006'da yüzde 79.4 oldu. SSK'nın kişi başına sağlık harcaması 124 dolardan 316 dolara yükseldi.
  • Yüksek tıbbi teknoloji harcaması arttı. Bir milyon kişiye düşen bilgisayarlı tomografi cihazı (2003 yılı) İngiltere'de 5.8, Polonya'da 6.3 iken Türkiye'de 7.3 oldu.
  • Sonuç olarak Türkiye'de sağlık harcamaları arttığı gibi finansman yönünden de kamudan özele kaynak aktarma modeli geliştirildi. Kamuya yatırım yapılmayarak çökertilirken özel kesimin önü açıldı. İlaç ve tıbbi teknoloji harcamaları yükseldi.


    Mahpus arkadaşım Yılmaz Güney
    Yıl: 1972. Yer: Selimiye Askeri Cezaevi. 'Ziverbey Köşkü'nden yeni gelmişim. Küçük bir odaya yerleştirdiler. Sabahları asker, elinde bir sepetle odaları dolaşıyor, isteklerimizi soruyor. Sepetteki maydanozlar dikkatimi çekti. Askere, "Kim istiyor bunları?" dedim.
    "Bir artiz aldırıyor" dedi.
    Daha sonra koğuşlara geçtik. Büyük bir tesadüf Yılmaz Güney'le aynı koğuştayız ve ranzada altlı, üstlü yatıyoruz. Kendisine maydanoz meselesini sordum. "Güneş görmediğimiz için C vitaminine ihtiyacımız var. O da en fazla maydanozda bulunduğundan sabahları aldırıyordum" diye ilginç bir yanıt verdi.
    Bir ara ziyaretten döndü, elinde bir sürü boya kalemi var. "Hayrola, bunlar ne?" dedim. "Benim çocukken hiç boyalı kalemim olmadı, şimdi biraz özlem gideriyorum" deyiverdi.
    30 kişilik koğuşta her gün bir kişi nöbet tutar. Nöbetçi olan arkadaş, yemekleri dağıtır, bulaşıkları yıkar. Güney'in nöbetçi olduğu bir sabah, tabakların yanında renkli, renkli kâğıt peçeteler var. Renkli kağıt peçete ile ilk kez tanışıyorum. "Bu nereden icap etti?" diye sordum. Eşini kastederek, "Fatoş'a söyledim, bize getirdi. Bir hoşluk olsun diye yaptım" dedi.
    Fatoş Güney, ziyarete gelip gittikten sonra Yılmaz hemen pencereye fırlar. Koğuş penceresinden Haydarpaşa Köprüsü gözükür. Kendi kendine mırıldanır: "Aman Fatoş dikkat et, karşıdan araba geliyor, yavaş sür". Eşi henüz yeni ehliyet almıştı, Fatoş için içi titrerdi...
    İşte insani yönleriyle böyle bir yol arkadaşımdı Yılmaz Güney. Şimdi yaşasaydı 1 Nisan'da 70 yaşına basacaktı...


  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 4 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    9
    Ekonomi sayfasındaki diğer haberler
    ÖZLÜ SÖZ #22
    "Perihan Mağden: "Sen kendi kocana laf etsene! Seninle evli olan Yeni Kadın değil ki, bizzat kocacığın. Yani sana karşı birisinin sorumluluğu varsa (ki var), birinin 'sinek' filan diye aşağılanması gerekiyorsa (ki sen bilirsin), kocana saldır. Ama yok, gün"
    Sinekli Bakkal'dan sonra Mazhar Alanson'un karısı Hale Alanson'un gündeme kazandırdığı 'Sinekli Çay' da hafızalarımızda yer edineceğe benzer.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
    ÇİZGİLER
    Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
    Kedilere güven olmaz... Garfield
    Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
    Babalar... Babalar
    Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
    İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
    Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.