Radikal-çevrimiçi / Yaşam / Hülya Avşar nasıl olup da Tuğba Ekinci'ye benziyor?
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  3 Nisan 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Büyük acılar kadar bizi olgunlaştıran bir şey yoktur.
Alfred de Musset
Tarihte Bugün
Takvimler 03 nisan tarihini gösterdiği zaman...

1996 yılında,
Deli dana hastalığı, 'bildirimi zorunlu' hastalıklar kapsamına alındı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

Nur Çintay A. Hülya Avşar nasıl olup da Tuğba Ekinci'ye benziyor?

Nur Çintay A.

03/04/2007 (7666 kişi okudu)

Lütfi Kırdar'da herkes yerine oturmuş, oturmakta, film festivalinin açılışına az kalmış. Kapı ağzında laflıyoruz ki, organizasyonda bir hareketlenme, hararetlenme: Birileri etrafa gülücükler saçarak ilerliyor. Kıpraşmaya bakılırsa festival için önemli birileri...
Aa, Tuğba Ekinci!
Yoksa yanındaki de Erol Aksoy mu?
Değil, Hıncal Uluç. Zaten ifade etmişti kızın özgüvenini ne kadar beğendiğini; e açılışa getirmesi de normal tabii.
İlk intiba gerçekten buydu. Akabinde Tuğba Ekinci, Hülya Avşar çıktı!
İnsanın formsuz olduğu zamanlar vardır. Aynaya bakar, gözünüzün ferini bulamazsınız. Gülüşünüz dudağınızdan sarkar, kahkahanızdan kulağınıza nevrotik bir tını gelir. Saçınız tutmaz, makyajınız oturmaz...
Bu haller genellikle hayatın fevkaladenin fevkinde gitmediği zamanların refakatçisidir. Herkese gelir. Cildin emmediği fondöteni inatlaşarak üç kat sürmenin faydası yoktur, miadı dolunca kendiliğinden gider.
Avşar, takip ettiğimiz kadarıyla böyle kötü bir dönemden geçmiyor. Beterini atlattı. Aylar önce 'oh, nihayet' dedirten bir kararla çekti kendini bir lokma; sayfiyede. Sonra âşık, en azından bir hoşlantı içinde, ki insanı durduk yerde ışıklandıran en birinci şey olarak yazalım buraya.
Peki şartlar tam da ondan yanayken, Hülya Avşar nasıl olup da kendisinin kötü kopyası olan Tuğba Ekinci'nin gayet de iyi bir kopyasına dönüşebiliyor?
Daha iki gün önce sokakta rastladığını, hiç de böyle görünmediğini söyledi bir ahbabım. Sahiden de gündüz vakti, spor üst başla, gayet sakin, bilmeyenlerin inanmayacağı kadar neredeyse 'minyon' ve yine tahayyül etmesi zor biçimde normal görünüyor Avşar. Ama abiyede (word'ün bu kadar reddettiği başka kelime de yok; sekiz kere yazıyorsun, her defasında 'ağabeyde' yapıyor ısrarla) habire çuvallıyor.
Özellikle varoş kadınlarının düğün/dernek kostümünde dağılmasını şöyle açıklıyor bu işlere kafa yoranlar: Bizimkiler görerek öğreniyor. Gündelik kıyafeti bolca izleyip gayet iyi uyguluyorlar. Abiyede çuvallamaları, iyi örneklerle sık karşılaşamamalarından. Özendikçe de batıyorlar.
İyi de, Avşar'ın mazereti ne?
Geçen yıl, film festivalinin Sophia Loren'li açılışında giydiği ve sahnede kaldığı süre boyunca vücuduna oturtmaya çalıştığı potlu elbisesi iç paralayıcıydı. Göğüslerini yuvalarına yerleştirme, düşen askılarını tekrar tekrar yukarı çıkartma eylemleri de. Sophia Loren'in yanında, sanki bunca senedir sahneye alışık bir aktris gibi değil, taşradan dün gelmiş
acemi gelin hali tavrı içindeydi.
Bu defa da gene şehirdeki düğüne gelmiş taşralı güzel yengeydi. Ekleştirip yapıştırdığı uzun kumral saçlarıyla da Tuğba Ekinci'nin ikizmişcesine benzediği ablası. Törenle film gösterimi arasında kalkıp şöyle bir yürüdü; gülücükler, kendisine hep çok yakıştırdığını düşündüğü o şirin/şımarık haller, makyajı emmemiş cildin parlaklığı: Aynısı.
Yıllarca Avşar'a bir nevi Özal muamelesi yaptık. Onu aşağı çekenin annesi ve kız kardeşi olduğunu düşündük. Şimdi Helin Avşar'ın şarkı söylerkenki efendi ve kontrollü halleri, tekrar düşündürtüyor.
Festivalden bir filmle bağlayalım: 'Nip/Tuck'ın yaratıcısı Ryan Murphy'nin çektiği 'Elde Makas Koşmak' çoğumuzu umduğu kadar uçurmasa da, epeyce delilik ihtiva ediyor. Özellikle oyunculuk enfes: Şizofren, uçmuş anne rolünde Annette Bening olağanüstü. Ergen Augusten olarak Joseph Cross da abartısız ve tatlı.
Bu akşam Kadıköy Rexx'te.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 14 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
4
Yaşam sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #460
"Medyanın cirit attığı yerlerde basına poz vermekle Bodrumlu olamazsınız. Poz verdiği Türkbükü'ne ben 15 yıldır geliyorum. Bodrum Türkbükü asıl benimle anılıyor."
Artık Bodrum'la isminin beraber anıldığını iddia eden Çağla Şikel'e Erhan Yazıcıoğlu'nun cevabı...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.