Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  10 Nisan 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Cesaret ölmekle değil, yaşamakla ölçülür.
Alfieri
Tarihte Bugün
Takvimler 10 nisan tarihini gösterdiği zaman...

1950 yılında,
Mareşal Fevzi Çakmak vefat etti.
1993 yılında,
Güney Afrika'nın önde gelen zenci liderlerinden Chris Hani öldürüldü.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yorum 

Özürlü istihdamı için neler yapılmalı?

Özürlü istihdamı için neler yapılmalı?
İLÜSTRASYON: HİCABİ DEMİRCİ
2005 yılı verilerine göre bir kuruma işe yerleştirilmek üzere başvuran özürlü sayısı 490 bin 133'tür. 55 bin 339'u kamuda, 159 bin 414'ü özel kesimde işe yerleştirilmiştir. Bütün veriler özürlülerin toplumsal hayata katılamadığını göstermektedir. Devlet özel sektör için bir ödüllendirme sistemi getirmeli

10/04/2007 (2398 kişi okudu)

ARİF TEMİR (Arşivi)

Birçok ülkede özürlülerin topluma kazandırılması yönünde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalardan biri de özürlülerin çalışma hayatında yer almasını sağlamaya yönelik çabalardır. Ülkemizde de özürlülerin çalışma hayatı içerisinde yer alması için çeşitli hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerin başında sözleşme serbestisinin sınırlandırılması gelmektedir. Hukuk düzeni içinde işçi ve işverenler diledikleri kişilerle iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Kural olarak hiçbir işveren, bir işçi ile iş sözleşmesi yapmaya zorlanamaz. İşveren çalıştırmak istediği işçiyi seçmek ve işçi de çalışmak istediği işverenle iş sözleşmesi yapmakta serbesttir. Ancak devletin sosyal devlet olma olgusundan hareketle yasal düzenlemelerle kamu yararı amacıyla çalışma ilişkilerindeki iş sözleşmesi serbestisine müdahale ettiğini görmekteyiz. İş sözleşmesi serbestisini sınırlayan, yani zorunlu istihdamın uygulamasını gerektiren hususlardan biri de özürlü işçi istihdamıdır.
İş mevzuatına göre bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerindeki engelleri nedeniyle çalışma gücünün en az yüzde 40'ından yoksun olduğu sağlık kurulu raporuyla belgelenenler özürlü kabul edilmektedir.

Sayıyı Bakanlar Kurulu belirler
Özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru olarak çalıştırılacak işçilerin oranları her yıl Bakanlar Kurulu'nca ocak ayı içerisinde yürürlüğe girecek şekilde belirlenir. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin toplam oranı yüzde 6'dır. İş Kanunu'na göre özürlü işçilerin oranı toplam oranın yarısından aşağı olamaz. Buna göre özürlü işçi istihdamı oranı en az yüzde 3 olmak zorundadır. Bakanlar Kurulu'nun 2005/9077 sayılı kararı uyarınca 2006 yılı için uygulanan özürlü çalıştırma oranı özel işyerleri için yüzde 3, kamu işyerleri için ise yüzde 4'tür. 2007 yılı için henüz özürlü çalıştırma oranları belirlenmemiştir. Bu durumda 2006 yılı için belirlenen oranlar yürürlüktedir.
Özürlü işçi istihdam etme zorunluluğu aynı il sınırları içerisinde 50 ve 50'nin üzerinde (tarım işkolu için 51 ve üzerinde) işçi istihdam eden işverenlere getirilmiş olan bir yükümlülüktür. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır. Yer altı ve su altı işlerinde özürlü işçi çalıştırılması yasaklanmıştır. Bu nedenle toplam işçi sayısının tespitinde işverenin yer altı ve su altı işlerinde çalışan işçileri hesaba katılmaz. 4857 sayılı İş Kanunu çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirsiz ve belirli süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçilerle kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanların esas alınacağını öngörmüştür. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanların çalışma süreleri tam süreli çalışmaya dönüştürülerek hesaplanır. Oranların hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür.

İki yöntem var
İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığıyla temin ederler ya da kendileri bulup kuruma tescil ettirirler.
İşyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler, eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki koşullarla işe almak zorundadır. Aranan koşullar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücreti tutarında tazminat öder.
4857 sayılı Kanun'un 30. maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her özürlü ve her ay için aynı yasanın 101. maddesi gereğince 2007 yılı için 1.266 YTL para cezası Türkiye İş Kurumu il müdürlüklerince uygulanır. Söz konusu idari para cezası her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na göre yeniden değerleme oranında artırılmaktadır.

İşverene düşen yükümlülükler
İşverenler işyerlerini imkânları ölçüsünde, özürlülerin çalışmalarını kolaylaştırabilecek şekilde hazırlamak, sağlıkları için gerekli tedbirleri almak, mesleklerinde veya mesleklerine yakın işlerde çalıştırmak, işleriyle ilgili bilgi ve yeteneklerini geliştirmek, çalışmaları için gerekli araç ve gereçleri sağlamak zorundadırlar. Özürlüler, yapabilecekleri işler dışında sağlıklarına zarar verecek diğer işlerde çalıştırılamaz. Uygun koşulların varlığı halinde çalışma sürelerinin başlangıç ve bitiş saatleri özürlünün durumuna göre belirlenebilir.
Özürlü işçiler, diğer işçilere yapılan sosyal yardımlardan aynen yararlanırlar. Özürlü olmak daha düşük ücretle çalıştırma sebebi olamaz. İş sözleşmelerine veya toplu iş sözleşmelerine bu işçiler aleyhine hükümler konulamaz.
Özürlü işçi istihdamını artırmak için işveren prim hissesinin bir kısmının hazinece ödenmesi için bazı düzenlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda

  • Bakanlar Kurulu'nca belirlenecek oranların üstünde özürlü çalıştırılması
  • Özürlü çalıştırmakla yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştırılması
  • Çalışma gücünü yüzde 80'den fazla kaybetmiş özürlünün çalıştırılması koşullarının gerçekleşmesi durumunda işverenlerin 506 sayılı SSK Yasası'na göre ödemeleri gereken işveren sigorta prim hisselerinin yüzde 50'si işveren, yüzde 50'si de Hazine tarafından ödenir. Ayrıca kontenjan (çalıştırma zorunluluğu) sınırları içerisinde de olsa özürlülük oranı yüzde 80'den fazla olan işçinin çalıştırılması durumunda işveren prim hissesinin yüzde 50'sini Hazine ödeyecektir.
    Özürlü işçi istihdamını artırmak için devletin bazı koşulların varlığı halinde işveren prim hissesinin yüzde 50'sini karşılaması şüphesiz ki olumlu bir uygulamadır. Ancak bu uygulama tek başına yeterli değildir.

    Araştırmaların gösterdiği
    Özürlüler toplumumuzda önemli bir yer tutmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de özürlülerin toplam nüfusa oranı yaklaşık olarak yüzde 12'dir. Türkiye İstatistik Kurumu 2002 yılı verilerine göre ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma ve zihinsel özürlü nüfusun işgücüne katılma oranı yüzde 21.75, işsizlik oranı yüzde 15.46 ve işgücüne dahil olmayan nüfus oranı ise yüzde 78.29'dur. Türkiye İş Kurumu 2005 yılı verilerine göre kuruma işe yerleştirilmek üzere başvuran özürlü sayısı 490.133'tür. Başvuranlardan 55.339'u kamuda, 159.414'ü özel kesimde işe yerleştirilmiştir. Bütün bu istatistiksel veriler bize gösteriyor ki özürlülerin işgücüne katılma oranı düşüktür. Bu nedenle özürlülerin işgücüne katılımlarını artırmak için

  • Elli ve üzerinde işçi çalıştıran özel kesim işverenlerinin sosyal devlete katkı sağlamaları noktasında gönüllülük esasına dayalı özürlü işçi çalıştırmaları için işveren sigorta prim hisselerinin tamamının devletçe karşılanması, vergi indirimi, kredi taleplerinde kolaylık, ucuz enerji sağlanması gibi teşvik edici çeşitli uygulamalar yürürlüğe konulması,
  • Özürlü çalıştırma yükümlülüğünde olan veya olmayan işverenlerin
    özürlü çalıştırmaları durumunda işyeri maliyetlerinin azaltılması için düzenlemeler yapılması,
  • Özürlülerin işe gelip gitmesi için belediyeler tarafından servis hizmetlerinin verilmesi,
  • Özürlü işçi istihdam eden işverenlere/işyerlerine kullanmış oldukları su bedellerinde, çevre temizlik vergisi ve emlak vergisinde belediyeler tarafından indirime gidilmesi,
  • Özürlü işçi istihdam eden işverenlerin ticaret odaları vb meslek kuruluşlarına yapmış oldukları aidat ödemelerinde indirime gidilmesi,
  • İşyeri sahipleri ile özürlü işçilerin belirli aralıklarla seminer konferans panellerde veya bire bir görüşme şeklinde bir araya getirilerek özürlülere karşı duyarlılığın artırılması ve özürlülerin sorunlarının belirlenerek çözümlenmesi,
  • Herkesin bir gün özürlü olabileceği gerçeğinden hareketle özürlülere yönelik toplumun duyarlılığı artırılarak bu bağlamda özürlülerle ilgili çeşitli etkinlikler yapılması,
  • Özürlülerin niteliklerinin geliştirilerek verimliliklerinin artırılması,
  • İl düzeyinde işletmelerin hangi özür grubuna ihtiyaç duyduklarının tespit edilmesi ve buna göre işyerlerine özürlü işçi gönderilmesi,
  • Özürlülerin işyerlerindeki çalışma ortamlarının iyileştirilmesi için çalışmalar yapılması, gerekmektedir.
    Ayrıca zorunlu istihdam uygulamasına tabi olan işverenlere öngörülen cezaların karşılığında bir ödüllendirme sistemi de getirilmelidir. Zorunlu istihdamı yerine getirmeyen işverene nasıl ceza uygulanıyorsa, zorunlu istihdam yükümlülüğünü yerine getiren işverene de ödül verilmelidir. Ödül sisteminin getirilmesi özürlü istihdamının sayısını artıracağı gibi işverenlerinde istihdamın artırılması konusundaki motivasyonlarını artıracak, dolayısı ile zorunlu istihdam uygulaması gönüllü istihdam
    uygulamasına dönüşecektir.
    Sonuç itibarıyla özürlüler bazı haklardan daha çok yararlanmak zorundadırlar. Toplumun bütün kesimleriyle birlikte başta istihdam olmak üzere her konuda özürlülerimize destek olmalıyız.

    Arif Temir: İş müfettişi

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    10
    Yorum sayfasındaki diğer haberler
    ÖZLÜ SÖZ #76
    "Ben aldatmadım karımı. Kafa olarak aldatmadım yani. Satmadım onu. Hem kime, neye göre aldatma? Benim için izafi bir kavram. Benim düşünceme göre aldatmak, benim sana verdiğim bir sözden geri dönmem. Yalan söylemem. Seni satmam. Beni Beşiktaş seçimlerinde "
    Kaya Çilingiroğlu'ndan bir başyapıt...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
    ÇİZGİLER
    Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
    Kedilere güven olmaz... Garfield
    Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
    Babalar... Babalar
    Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
    İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
    Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.