Radikal-çevrimiçi / Kültür/Sanat / Adnan Çoker'in ritmi yerinde
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  18 Nisan 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Haksızca edinilmiş servet, üzerine sıcak su dökülmüş kara benzer.
Çin Atasözü
Tarihte Bugün
Takvimler 18 nisan tarihini gösterdiği zaman...

1906 yılında,
Sabaha karşı saat 05:13'te San Francisco depremi oldu.
1943 yılında,
Varşova gettosundaki Yahudiler, Almanlar'a karşı ayaklandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Kültür/Sanat 

Adnan Çoker'in ritmi yerinde

Adnan Çoker'in ritmi yerinde
Mac Art Gallery'deki Adnan Çoker sergisi 21 Nisan'a kadar devam edecek.
Türk resmine heyecan getirmiş, yeni kuşaklara heyecan aşılamış Andan Çoker'in o heyecanını sürdürdüğünü ortaya koyan 'Yapısal Ritim' sergisi, Türk resminin bir dönemine damgasını vurmuş sanatçılarımızın ne kadar arzulu kişiler olduğunu düşündürüyor

18/04/2007 (1440 kişi okudu)

AHU ANTMEN (Arşivi)

'Non-figüratif' resimlerden oluşan sergi davetiyesinin, basında Nafi Güratif adında bir ressamın sergisiymiş gibi algılandığı günlerden günümüze, yani 1950'lerden bugüne geçen 50 yıllık süreçte soyut sanatın Türkiye'deki başlıca temsilcisi olan Adnan Çoker, 'Yapısal Ritm' başlıklı sergisinde uzun yolculuğunu sürdürüyor. 80 yaşına basan Çoker'i Türk resminin bugün hayatta olan 'büyük baba'larından biri olarak nitelendirebiliriz. (Umarım Çoker, sanattaki dinamizmini koruduğu için 'ihtiyar delikanlı' dediğim 70 yaşındaki bir başka ünlü ressamız kadar alıngan değildir!)
Çoker'in biyografisini, Türkiye'de soyut resmin gelişim çizgisinden ayırmak güç; geometrik bir temele dayanan kübizm etkili arayışlardan soyut dışavurumculuğa, oradan simetrik kurgulara dayanan minimalist bir çizgiye uzanan çeşitli eğilimlerin öncülüğünü yapan Çoker, ayrıca bilindiği gibi Akademi'nin efsanevi hocalarındandı. Türk resmine heyecan getirmiş, yeni kuşaklara heyecan aşılamış bir kişi olarak Çoker'in o heyecanını sürdürdüğünü ortaya koyan 'Yapısal Ritm' sergisi, Türk resminin bir dönemine damgasını vurmuş sanatçılarımızın ne kadar arzulu kişiler olduğunu düşündürüyor.
Türkiye'de ilk kez tümüyle soyut resimlerden oluşan sergiyi Lütfü Günay ile birlikte açmasının üzerinden 54 yıl geçmiş, ama Çoker resminde bugün de yeni bir arayış içinde olduğunu her yönüyle belli ediyor. Bu sergisindeki yine 'yapısal' biçimsel öğeler, ikiboyutlu resim yüzeyinde bir araya geliyor, ama serginin adında da vurgulandığı gibi bu resimler, yalnızca sözde değil, özde de bir ritmik kurgu taşıyorlar. Mimari öğelerin müzikal öğeler gibi algılanabildiği ve soyut bir düzlemde iç içe geçtiği bu kurgu içinde Çoker'in büyük amacı, 'görünmeyeni göstermek' çabası, ön planda. Görünmeyen burada, elle tutulamaz, gözle görülemez boşluk; tuval yüzeyinin derinliği. Ve bu siyah resimlerin anlatmadan 'anlattığı' gibi, belki de daha derin bir algının kapıları?..
Resim, yüzyıllar boyunca iki boyutlu yüzey üzerinde üç boyutluluğun görüntüsünü en uç noktasına kadar yansıtmaya çalıştı; 19. yüzyıldan itibaren görülen kırılma ise, tuval yüzeyinin iki boyutluluğunu vurgulama çabası içinde gelişti. Resmin, resim oluşunun koşuluydu adeta bu düzlem / derinlik meselesi, sorgusu. Bu sorgu, yeri geldi başlı başına bir tavır oluşturdu: Fontana tuvalleri yırtmaya, Klein derinlik sarhoşluğu verecek mavi yüzeylere dönüştürmeye, Reinhardt Maleviç'i selamlayarak, resmin sonu iddiasıyla siyaha boyamaya başladı. Hepsinin meselesi, aslında 'espas', yani resmin kendi mekânıydı. Adnan Çoker, Türk sanatında resmin kendi mekânını, yani derinlik meselesini düşünen ve araştıran başlıca ressamımız oldu. Resmin kendi mekânını araştırırken kuşağının diğer sanatçıları gibi kendi kültürel ortamından beslenen Çoker, Selçuklu ve Osmanlı mimari öğelerinden yola çıkarak, bu mekân larda gözlemlediği anıtsallığı ve abartısız görkemi resmine aktardı.
Çoker'in tek renk yüzeylerden, az ve öz elemandan oluşan resimleri, ışık ve espas peşinde geçen bir ömrün tanıklıkları olarak nitelendirilebilir. Resmin biçimsel kaygılardan beslenen görselliğiyle ilgileniyorsanız, bu resimlerdeki asimetrik kurgular, ışık ve renkle sağlanan yapısal dengeler, içinde gezilebilecek mekânları zihinsel/görsel bir kavrayışla ele alan yüzeyler, mutlaka ilginizi çekecektir. Serginin son dört günü; Mac Art'ta.

(Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #316
"Hiçbirini sevmiyorum."
Hakan Kurşun, Aktüel'in "En sevdiğiniz pop şarkıcısı kim?" anketini yanıtlıyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.