Çankaya'nın ilk türbanlı first lady adayı 15'inde evlendi
25/04/2007 (15309 kişi okudu)
RADİKAL - ANKARA - "Abdullah beyi ilk defa Kayseri'de, bir düğünde gördüm ve gerçekten hoşlandım. Benim teyzemin oğluyla onun halasının kızı evleniyordu. O tarihte Çemberlitaş Kız Lisesi'nde öğrenciydim. O zaman siyasetle uğraşmıyordu, üniversitede asistandı. Sakarya ile İstanbul arasında mekik dokuyordu. Bir sene kadar nişanlı kaldığımız için birbirimizi tanıma fırsatımız da oldu. 21 Ağustos 1980 günü evlendik. Beni çok genç görüp, çocukların benim olmadığını zannedenler var. Size açıkça söyleyeyim, kocamı çok seviyorum, ona hâlâ aşığım, ayrıca onu çok da yakışıklı bulurum."
"Kocamın Türkiye'nin kaderini değiştireceğine inanıyorum" diyen Hayrünnisa Gül, eşiyle ilgili hislerini, 26 Kasım 2002'de Hürriyet'ten Yener Süsoy'a böyle anlatmıştı. Bu açıklamadan yaklaşık 4.5 yıl sonra Abdullah Gül, Türkiye'nin 11'inci cumhurbaşkanı adayı. Liseyi yarım bırakarak kendisinden 15 yaş büyük Gül'le evlenen Hayrünnisa Gül'se 'Türkiye'nin ilk türbanlı first lady adayı' olarak yeniden ilgi odağı.
42 yaşındaki Hayrünnisa Gül, bundan önce iki kez daha spot ışıklarının altındaydı. Önce eşi, Erdoğan'ın yasağı bitene kadar başbakanlık koltuğuna oturduğunda başbakan eşi olarak. Sonra AİHM'deki türban davası nedeniyle.
'Bu fotoğraf olmaz'
1980'de henüz 15'inde evlenince yarım bıraktığı liseyi daha sonra dışarıdan tamamlayan Gül, ardından üniversite sınavına girdi. Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü kazandığında, 'türban' engeliyle karşılaştı. 8 Eylül 1998'de türbanlı fotoğrafını verdiği için kaydı yapılmadı.
Hayrünnisa Gül'ün evlendikten 18 yıl kadar sonra üniversitede okumak istemesi de 'tartışma konusu' oldu. 1999'da Abdullah Gül, Hayrünnisa hanımı Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi önüne, noter ve gazeteciler eşliğinde getirdi ve kayıt yapılamayınca, basına dönerek, "Bugün Moskova'da yaşıyor olsaydık, böyle bir engelle karşılaşmazdı eşim" dedi.
Danıştay'da dava açan Hayrünnisa Gül, iç hukuk yollarını tüketince, okula girişte türban engelini aşmak için 2002'de Türkiye'yi AİHM'ye şikâyet eden bir dava açtı. Dava başvurusunda yaklaşık 100 bin avro tazminat da istedi. Ancak dava sürerken eşi Abdullah Gül Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturdu.
Dava geri çekildi
2004'e geldiğinde AİHM, Hayrünnisa Gül gibi Türkiye aleyhine başvuran Leyla Şahin hakkında olumsuz bir karara vardı, konunun Türkiye Cumhuriyeti yasalarıyla 'karara bağlandığı'nı kesinleştirdi, temyiz sürecini başlattı.
Gül çifti, AİHM'deki davayı geri çekti.
Kamuoyunda, davayı kazanamayacaklarını anladıkları için davayı geri çektiği öne sürüldü. Hayrünnisa Gül'se "Haklılığıma inancım sürüyor" diyordu, "AİHM'ye yapılan bu başvuru, sanki bir suç işlemişim gibi sürekli farklı bir zemine taşındı. Yaptığım, hukuka uygun bir hak arama yolu olan, AİHM'ye bireysel başvuru hakkını kullanmaktan ibaretti. Eşimin konumundan dolayı hem davacı hem davalı olduk. Müracaat ettiğimde eşim ne başbakan ne de bakandı. Kararımın temel nedeni; yargı kararlarının tartışılmasına fırsat vermemek, güven ve saygıyı sağlamak. Ne yazık ki, bu dava siyasallaştırılmıştır."
Üç çocukları var
Hayrünnisa ve Abdullah Gül çiftinin Mehmet Emre ve Ahmet Münir adlı iki oğulları ve Kübra adlı bir kızları var. Hem oğullarını hem de kızını kendi ayakları üzerinde durabilecek şekilde yetiştirdiğini, hepsinin ütü, yemek gibi ev işlerinden anladığını söyleyen Hayrünnisa Gül, eşi içinse "Abdullah bey siyasette her zaman başarılı olmuştur ama, herhangi bir mevki için kişisel hırsı hiç yoktur" demişti.