Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  1 Mayıs 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Haksızca edinilmiş servet, üzerine sıcak su dökülmüş kara benzer
Çin Atasözü
Tarihte Bugün
Takvimler 01 mayıs tarihini gösterdiği zaman...

1948 yılında,
Hürriyet Gazetesi Sedat Simavi yönetiminde yayın hayatına girdi. Kuruluş, 20 Aralık 1960 tarihinde anonim şirket oldu.
1938 yılında,
İstanbul Borsası üç yıl süreyle kapatıldı. Ankara'da 'Kambiyo Esham ve Tahvilat Borsası' açıldı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

Perihan Mağden e-muhtıra, f-darbe, g-askeri yönetim

Perihan Mağden

01/05/2007 (19220 kişi okudu)

Cuma gecesi, bi arkadaşım mesaj atmış, "Olanı biteni duydun mu?" diye. Ben çok erken uyuyan biriyim. Gece köpeğimizin havlamalarıyla uyanıp da bu mesajı alınca, Hürriyet'in sitesine girip aldım kara haberi: Askeriyemiz
internet sitesinden bir muhtıra (demokratik düzene tehdit mesajı) yollamış. Cümlemize.
Bazılarımız için bu e-postallanmanın kırmızı tişörtler, kafada rüküş kepler, muhtelif meczup dışavurumlarla Meydandolduran olabilmek
için büyük bir muştu, omuza patpat, saçlara okşama "Aferin akıllı kızım benim! Çık bağır sloganlarını! Söyle 10. Yıl Marşı'nı" anlamına geldiğinin pek tabii ki farkındayım.
Cuma gecesi 2'den beri ruhumu bıçak açmıyor. Tarif edemeyeceğim kadar üzgünüm. Bu memleketten umudu kestim. Bu memlekette dirlik ve düzen
olamaz; zira bu memlekette birlik yok. Ezilenin, hakkını alamayanın, adaletsizliğe uğrayanın birliği yok.
Buna karşılık: Meydandolduranların hangi haklarının gasp edildiği konusunda bir bilgim yok; 'olası' gasplara karşı meydan dolduruyorlarsa, ben de onların olası gasplarına karşı meydan doldurulursa teselli bulabilirim ancak. Zira onların yalnızca Askeriye Delisi değil, aynı zamanda Darbe Yandaşı olduklarına dair kanaatimden kurtulmam mümkün değil.
Pankartlar 'Ne şeriat, ne darbe' diyor. Ama kürsüde Nur Serter hanım seçeneklerden ikincisinin nasıl yüreklerine sur serpeceğini ilan etmiyorsa; ne söylemekte peki? Nur Serter hanımın yardımcısı olduğu Atatürkçü Düşünce Derneği'nin başkanı Darbeci Günlükleri'nden ismi Darbe Yapma Arzusu 2 Kez Direkten Dönen Komutan olarak (habire) geçen Eruygur Paşa. Tuncay Özkan mevcutlu konuşmacı, pardon bağırmacı.
Bu 'iddiaları' ortaya atan NOKTA, Askeri Savcı'nın talebiyle basıldı. NOKTA'nın sahibi "Kalbimde stent takılı; dayanamayacağım" deyip dergiyi kapattı. Alper Görmüş 6 yıl hapis istemiyle yargılanıyor. Ama Darbeci Günlükleri'nin 'otantik' mi olduğuna, yoksa o iki bin sayfanın çok işgüzar birileri tarafından ilmek ilmek mi hazırlandığına dair bir soruşturma söz konusu değil. Açılmadı.
Çağlayan Mitingi'ndeki pankartlar, "Solcuların oyu CHP'ye, sağcıların oyu MHP'ye" diyor.
Demek 'sağcı' ve 'solcu' laikçiler bu denli eminler duruşlarından. Onlar için MHP ya da CHP fark etmiyor: Benim için de öyle.
Arşivlere girip bakıyorum Şemdinli İddianamesi'nde Yaşar Büyükanıt ve bazı komutanların adını geçirme densizliğini ve cüretini gösteren eski Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın adı en son gazetelerde "Vanda 2 korumayla geziyor" diye geçiyor. 15 Kasım 2006'da.
O günden beri Ferhat Sarıkaya'yla ilgili hiçbir haber yok. Avukatlık yapması DAHİ yasaklanmış bulunan Ferhat Sarıkaya acaba nerde, ne yapıyor? Haber almak istiyorum.
Şemdinli bir milat olabilirdi. İki astsubay ve bir itirafçı 39 yıl 10 ay 27 gün ceza aldılar. Umut Kitabevi'ne bomba atmışlar; bir kişinin ölümüne,
beş kişinin yaralanmasına neden olmuşlardı. Şemdinliler tarafından 'iş başında' yakalanmasalardı, bir provokasyonu gerçekleştirmiş/görevlerini
yerine getirmiş astsubaylar olarak karargâhlarına döneceklerdi. Değil mi?
Bir savaş bitmiyor, bitirilmiyor ve bunun maliyetinin hesabı sorulamıyor. Kaç can gitti? Bir şehit ailesi çıkıp, "Oğlumun şehit düştüğü o eyleminiz/baskınınız/harekâtınızla ilgili askeri teknik inceleme yapılmasını talep ediyorum. Komutanların görevini ihmal ya da yanlış yapması söz konusu olabilir mi? Bunun tetkik edilip bana bildirilmesini istiyorum. Oğlumun ölümü yerli bir ölüm müdür, yersiz midir/haklı mıdır/haksız mıdır? Beni evlatsız komaya haklı (askeri) gerekçeleriniz vardır elbette. Bunları öğrenmek istiyorum," diyebiliyor mu? Savaş sürüyor. Mevsim geldi. Şehit cenazeleri köylerine yollanmaya başlandı.
12 Nisan'da Yaşar Büyükanıt 'tarihi bir konuşma' yapıyor. Bir deterjan sloganını (sözde değil özde temizlik) alıp mesajını olabildiğince sert veriyor. Tam da Erman Toroğlu/Hıncal Uluç benzeri 'futbolcu' 'demokrat değil Cumhuriyetçi' (kendi tanımları) 'sandıkçı değil darbeci' (benim tanımım) fanatik laikçilik kisvesi altında orduculuk hastalarının arzu ettiği kadar, 'kodu mu oturtan' bir konuşma. (Diyelim: Tuncay Özkan'ı kesmiyor.)
Avrupa Birliği müktesebatının Türkiye'yi bölmek istediğini DAHİ söylüyor. Daha ne söylesin? "Gördüğü düşü hayıra yoranın da Allah'ını!"
demek isterim pozitifçilere. Siyasetçisine, medyalamacısına, inatçısına. Kimse okuyamıyor değil de; okumaz gibi yapıyor.
Bunu da en iyi 'Başbakanın uçağından da inmem, paşalarımın kucağından da' çizgisinin yılmaz, en son, en gelişmiş (Ankara) temsilcisi
Aslı Aydıntaçbaş pazar günkü köşesinde ifadelendiriyor. (30 Nisan, Sabah gazetesi)
"Gerçekten de Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 12 Nisan konuşmasında neyi kast ettiği, kime veto koyduğu, üst düzey bir komutanın anayasal bir çerçeve içinde kalsa bile 5 temel güvenlik sıkıntısını sayarak hükümeti suçlamasının anlamını hepimiz biliyorduk. Biraz hükümetin hışmından çekinerek, biraz da militarist gözükmemek için bunu GÖRMEZDEN GELDİK. Daha önce ben kaç defa edindiğim izlenim ya da görüşleri, aynı sebepten aktaramadım."
Bence hiçbir Ankara temsilcisi, patronunun enerji ihaleleri filan hükümetle iyi geçinir görünmezlerse sekteye uğrar korkuları içinde soluk alıp verdiğini ya da ne denli Asker Yalakası olduklarının (tuhaf bir biçimde 'militarist' kelimesini kullanıyor) fazla göze batıp batmıyor olmasından çekinip ketlenmemeli. 'Nesnel' temsilci taklitlerini, yemeyen yemiyor.
Meydandolduranlar da öyle. AK Parti'nin işşş başında olduğu süre zarfında Mecidiyeköy'deki 80 bin dolarlık daireleri 280 bin dolar eder oldu. Bundan alabildiğine memnunlardı. 301'in bırakın kaldırılmamasından, kılına halel gelmemesinden; savaşın sürdürülmesinden, düşünce ve ifade özgürlüğünün habire bıçaklanmasından/ kurşunlanmasından, ultra nasyonalist tırmanıştan filan hiçbir kaygı ya da beis duymadılar. Şimdi Büyükanıt gibi bir komutan gece on biri yirmi geçe internet sitesinden her türlü demokratik hak ve hukuku (Anayasa'yı) bombalıyor. Kat'i surette 'gizli'
bir sevinç içindelermiş gibi yapmasınlar. Tek dertleri: türbanlı Hayrünnisa Gül'ün ve muhtelif rivayetlenen 'eski konuşmaları' tedavüle sokulan dindar Abdullah Gül'ün Çankaya'ya çıkması!
Mı yani? O meydanlarda internet sitesine konulan demokrasi tehdidine teveccühler haykırılıyor.
Başka şeyler söylüyorlarsa da ben anlamıyorum. Ama ben Büyükanıt'ın 12 Nisan konuşmasını doğru okumuştum. O günden beri de kanım donmuş bir vaziyette yaşamaya çalışıyorum. Şimdi gördüklerimden ruhum kararıyorsa, yine doğru okuma yaptığımdandır. Zannederim.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 197 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8
Yaşam sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #490
"Bana gay bile dediler. Oysa ben metroseksüel bile değilim. Herkes benim ne olduğumu biliyor. Ben kişilere uzak, kitlelere yakın bir insanım."
Özcan Deniz, konuyu bağlayamazken...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
Babalar... Babalar
Günümüzün taş devrine bir bakış... Cilalı Taş Devri
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.