30 yýl sonra kanlý 1 Mayýs (3)
Sular Ýdaresi yönünden ilk kurþun atýldýðýnda Tahir Taþ adlý bir öðrenci 'Vuruldum' diyerek yere düþtü. Panzerler ise bombalarla topluluðu daracýk bir yolun giriþine sýkýþtýrýnca insanlar ezildi
01/05/2007 (15603 kiþi okudu)
ERTUÐRUL MAVÝOÐLU (E-mektup | ArÅŸivi)
RUHÝ SANYER (ArÅŸivi)
1 Mayýs 1977 günü Taksim Meydaný'ndaki en büyük kortejlerden birini 50 bin kiþiyle Dev-Gençliler oluþturuyordu. Beþiktaþ yönünde toplanmýþlar, önlerindeki kortejler aðýr yürüdüðü için 'Mutlaka alanda olmalýyýz' diyerek arka yollardan geçerek Elmadað üzerinden alana girmiþlerdi. Alanda konumlandýklarý yer çok sayýda insanýn ezildiði Kazancý Yokuþu'nun önüydü. Þimdi 78'liler Vakfý giriþim sözcüsü olan, dönemin Ýstanbul Dev-Genç Baþkaný Celalettin Can, katliam sýrasýnda neler yaþadýðýný, çok kayýp vermelerinin nedenlerini ve kendisinin nasýl kýlpayý ölümden kurtulduðunu anlattý:
Ýstanbul'da Þiþli Siyasal Bilgiler Yüksek Okulu'nda öðrenciyken, ayný zamanda Ýstanbul Dev-Genç örgütlenmesinde sorumlu olarak faaliyet sürdürüyordum. 1976 sonlarý, 1977 baþlarý siyasal ortamýn hýzla geliþtiði bir dönemdi. 1 Mayýs 1977 öncesinde dikkate almamýz gereken bir kaç nokta vardý. Bunlardan birisi, 1976 1 Mayýs'ta çok kitlesel bir gösteri olmasý nedeniyle bir provokasyonun meydana gelmesi mümkündü. Ýkincisi, 1 Mayýs öncesinde basýn aracýlýðýyla gerginlik hýzla týrmandýrýlýyordu. "Mao'cular mitinge saldýracak, kan dökülecek" gibi bir söylem yaygýnlaþtýrýlmýþtý. Üstelik Maocu diye adlandýrýlan Halkýn Kurtuluþu, Halkýn Yolu, Halkýn Birliði ittifaký ile onlarýn 'sosyal faþist' diye tanýmladýðý Türkiye Komünist Partisi taraftarlarý arasýnda olaylar da oluyordu. 1 Mayýs için düzenlenen toplantýlarda bu gerçeði dile getirdik. Kemal Türkler ve diðer DÝSK yöneticileri de bir adým geri adým atmak istemiyorlardý. DÝSK'liler de 'Maocu grup' için "Bu Maocu bozkurtlarý alana sokmayacaðýz" diye karar almýþlardý. Ne kadar ýsrar ettiysek de bu gerginliði yumuþatmak mümkün olmadý.
Çatýþma tehlikesi vardý
Tertip komitesi alana gruplarýn nasýl yerleþeceði konusunu da bu hassasiyete göre belirlemiþti. Artýk 'Maocu' diye adlandýrýlan gruplarýn alana sokulmayacaðý, onlarýn da girmek için dayatacaklarý, bunun da bir çatýþmaya zemin hazýrlayacaðý iyice ortaya çýkmýþtý. Biz bunun üzerine meydana gelebilecek bir çatýþmayý nasýl önleyebileceðimizi düþünmeye baþladýk. Öyle bir yerde olmalýydýk ki, çatýþma ihtimali olan gruplar yan yana gelmemeliydi. Organizasyonumuzu en küçük birimin bile disiplin içinde hareket edebilmesi yönünde tamamlamýþtýk. 1 Mayýs günü sabah erkenden Beþiktaþ'ta toplandýk. Yürüyüþ baþladý ama 50 bin kiþilik kortejimiz nedense bir türlü ilerlemiyordu. DÝSK'li sendikalarýn bütün siyasetlerin kortejlerinin ilerlemesini engellediði kýsa sürede anlaþýldý. Oysa biz alanda olay çýkmasýndan kaygýlanýyorduk. Yürüyüþ istikametimiz Gümüþsuyu Caddesi'ni takip edip Atatürk Kültür Merkezi önünden Taksim alanýna girmekti. Bunu saatler geçse de baþaramayacaðýmýzý anlayýnca 'mutlaka alana girmeliyiz' diyerek bütün kitlemizi Beþiktaþ'ýn ara sokaklarýndan Niþantaþý üzerinden Elmadað'a, oradan da Taksim Meydaný'na sokmaya karar verdik. Bu düþüncemizi DÝSK'lilere de ilettik, onlar da kabul edince güzergahýmýzý deðiþtirdik.
Taksim'e giriþimiz çok renkli oldu. Marþlarýmýzý söylüyor, 'Devrim için savaþmayana sosyalist denmez' sloganlarý atýyorduk. O sýrada Tarlabaþý yönünden 'Kurtuluþ' grubu da alana girmek üzereydi. Alana girdikten sonra Sular Ýdaresi'nin önünden Taksim Meydaný'nýn tam ortasýndaki Malta otobüs duraklarýnýn bulunduðu yere kadar yerleþtik. Her þey normal görünüyordu. Kemal Türkler kürsüde konuþuyor, biz sloganlarýmýzý atýyorduk. Ben, Ýbrahim Erdoðan, Elazýðlý Tahir onun yanýnda Sinan Kukul otobüs duraðýnýn önünde yan yana durmuþtuk. Duraðýn üzerinde ise Bülent Uluer vardý. Saða sola bakýyorum, içimde bir þeyler olacak hissi. Artýk þu 'konuþma bitse de miting daðýlsa' diye düþündüðümü hatýrlýyorum.
Üzerimize ateþ açýldý
Birden bir dalgalanma oldu. Hemen yanýmdaki Elazýðlý Tahir diye bilinen Ýstanbul Teknik Üniversitesi öðrencisi Tahir Taþ yere düþtü. "Celalettin ben vuruldum" dedi. Tam dizinin üzerinden isabet almýþ. Ona bakarken 'tak tak' önümüze iki kurþun daha düþtü. Baktým Sular Ýdaresi'nin üzerinden tam da bizim korteje doðru hedef gözeterek ateþ ediliyordu. Ortalýk birden bire ana-baba gününe döndü. Tam bu noktada mutlaka altýný çizerek belirtmem lazým. Kitlenin üzerine ateþ açýldýðý sýrada 'Maocu gruplar' henüz alana girmemiþlerdi. Yani basýnýn 1 Mayýs öncesinde ve sonrasýnda yazdýðýnýn aksine, açýlan ateþ ve yaþanan panikle bu gruplarýn doðrudan ilgisi yoktu.
'Ölüm yokuþu'
Her yerden patlama ve siren sesleri gelmeye baþladý. Panzerler topluluðu dar bir yokuþun giriþine sýkýþtýrýyordu. Kalabalýk bir dalga gibi hepimizi önüne katmýþ sürüklemeye baþlamýþtý. Bir anda Kazancý Yokuþu'nun tam giriþine gelmiþtim. Kim koyduysa tam yokuþun giriþinde bir kamyonet duruyordu. Kamyonetin önünde kýsa sürede müthiþ bir yýðýlma oldu, kalabalýðýn altýnda kaldým. Nefes alamýyordum ve tam 'ölüyorum' derken kamyonetin altýna girecek fýrsatý yakaladým. Ýyice eðilip sürünerek kamyonetin arkasýndan çýktým. Ben kurtuldum ama Kazancý yokuþunun giriþi kýsa sürede mahþer yerine dönmüþtü.
Birkaç arkadaþýmla birlikte dolaþýp tekrar alanýn içine girdim,
Ýntercontinental Oteli'nin içinden de ateþ ediyorlardý. Hemen otelin içine girdik. Barikat kurduklarý için ikinci kata çýkmamýz mümkün olmadý. Bu kez garajdan girmeyi denemeye karar verdik. Amacýmýz kitlenin üzerine kurþun yaðdýranlarý etkisizleþtirmekti. Kazancý Yokuþu'nun yanýndan garaja doðru ilerlerken beyaz bir araba belirdi. Ýntercontinental'in garajýndan hýzla çýktý. Ýçinde silahlý adamlar vardý. Hemen o yöne döndük ama hýzla gözden kayboldu. Tekrar meydana doðru koþtuk. Bu beyaz araba, kitlenin üzerine ateþ açarak meydanda iki kez döndü. O araca ateþ edenler de oldu ama isabet kaydedemediler.
Sular Ýdaresi'nden, Pamuk Eczanesi'nin üzerinden ve Ýntercontinental'den ateþ sürüyordu. Panzerin bir kadýný ezdiðini gördüm. Ezilen kadýnýn adý Meral Özkol'du. Sonra silah sesleri kesildi. Biz yaralýlarýmýzý toplamaya baþladýk. Araba bulursak arabalarla, bulamazsak sýrtýmýzda taþýdýk hastanelere...
Türkiye'de 1 Mayýslar ya kanlý ya da yasak
Türkiye'de ilk 1 Mayýs'ýn Osmanlý Ýmparatorluðu'nun çözülme yýllarýna denk düþtüðü ve 1909'da Üsküp'te kutlandýðý biliniyor. Ýstanbul'daki ilk 1 Mayýs'ýn tarihi ise 1912. Ýttihat Terakki'nin 1913'te sýkýyönetim ilan etmesi ve 1. Dünya Savaþý nedeniyle 1921 yýlýna kadar yedi yýl boyunca 1 Mayýs gösterileri yapýlmadý.
1921 yýlýnda ise iþgal kuvvetleri 1 Mayýs'ý yasaklasa da, Tramvay, Vapur ve Haliç Tersanesi iþçileri iþ býrakma eylemiyle kutlamalarýný gerçekleþtirdi. Yine 1922 yýlý, 1 Mayýs'ta Ýstanbul ve Ankara'da iþ býrakma eylemleri ve mitingler düzenlendi. 1923'te toplanan Ýzmir Ýktisat Kongresi'nde 1 Mayýs'ýn Türkiye Ýþçileri Bayramý olmasýný benimsedi ve tarým dýþý iþlerde çalýþma süresi de sekiz saat olarak belirlendi. Bu kararlar dünya çapýnda son derece ileri özellikler taþýsa da, kâðýt üzerinde kaldý. 1923'teki olumlu hava sayesinde mitingler düzenlense de, hükümet 1924'te 1 Mayýs gösterilerini yasakladý. Gazeteler toplandý, tutuklanan iþçiler oldu. 1925'te Þeyh Sait isyaný gerekçe gösterilerek çýkarýlan Takrir-i Sükun Kanunu'nu 1 Mayýs'ý yasaklamak için de kullanýldý. Yasaða uymayanlar Ýstiklal Mahkemeleri'nde yargýlandý. 1926'dan 1975'e kadar 50 yýl boyunca kitlesel bir gösteri yapýlamadý. Buradaki tek istisna 1927 yýlýndadýr. Amele Teali Cemiyeti'ne 'kamu taþýtlarýnýn iþlemesine engel olmamak' koþuluyla kutlama izni verildi. Kâðýthane'de düzenlenen 1 Mayýs'a katýlan iþçiler, verilen izne raðmen tutuklandýlar. 50 yýllýk moladan sonra ilk yasal 1 Mayýs 1975 yýlýnda Ýstanbul Tepebaþý'nda bir düðün salonunda gerçekleþtirildi. 1976, 1 Mayýs'ýn yeniden alana çýktýðý yýldýr. On binler, 1976'da Taksim Meydaný'nda büyük bir miting gerçekleþtirdi. 1977, 'Kanlý 1 Mayýs' olarak tarihe geçerken, 1978'in 1 Mayýs'ý, 1977 katliamýnýn gölgesinde geçti. 1 Mayýs 1979 günü Ýstanbul'da sokaða çýkma yasaðý konuldu. Yasaða raðmen Ýstanbul Merter'de gösteri yapmak isteyenlere polis saldýrdý. Aralarýnda Türkiye Ýþçi Partisi (TÝP) lideri Behice Boran, Türkiye Sosyalist Ýþçi Partisi (TSÝP) lideri Ahmet Kaçmaz ve DÝSK Genel Baþkaný Abdullah Baþtürk'ün de bulunduðu protestocular gözaltýna alýndý. 1980 yýlý da yasaklarla geçerken, 12 Eylül darbesi oldu. Cunta, býrakýn 1 Mayýs'ýn kutlanmasýna izin vermeyi, o günü tatil olmaktan da çýkardý.
1988'de sendikacýlar yeniden Taksim Meydaný'nda 1 Mayýs'ý kutlamak istedi. Yasaða raðmen alana çýkmak isteyenlerden 81'i gözaltýna alýndý. 1 Mayýs 1989'da da yasaktý. Hem Çaðlayan hem de Taksim alanýna çýkmak isteyenlere polis sert müdahale etti. 1989'un en acý geliþmesi, Taksim Meydaný'na çýkmak isteyenler arasýndaki Mehmet Akif Dalcý adlý 17 yaþýndaki genç bir iþçinin polis kurþunuyla öldürülmesiydi. 1990 yýlýnda sendikalar aðýrlýklý olarak 1 Mayýs'ý 'iþyerlerinde kutlama' kararý aldý. Taksim Meydaný'na çýkmak isteyenler ise yine polisin müdahalesiyle karþýlaþtý.
Polisin açtýðý ateþ sonucunda Gülay Beceren adlý bir genç kýz felç oldu.
Sendikalar 1991 ve 1992'yi salon kutlamalarýyla geçiþtirirken 12 Eylül sonrasýnýn ilk 1 Mayýs mitingi, 1992'de Sosyalist Parti tarafýndan
Ýstanbul Gaziosmanpaþa'da gerçekleþtirdi. 1993, 1994, 1995'te 1 Mayýs mitingleri Ýstanbul Abide-i Hürriyet Meydaný'nda yapýldý ve herhangi bir olay çýkmadý. 1996'da Kadýköy'de düzenlenen mitinge yine kan bulaþtý. Hasan Albayrak, Yalçýn Levent ve Dursun Odabaþý polis kurþunuyla öldü. Sonraki 1 Mayýslarda ise, Taksim Meydaný'na çýkýlmadýkça polis müdahale etmedi.
Alanda paniði artýran bombalar kontrgerillaya ait
"Alanda biriken büyük kalabalýk esasen tabanca seslerinden ziyade bu büyük patlamalar sonucu husule gelen sesten paniðe kapýldý ve kalabalýkta büyük dalgalanmalar ve þuursuz bir biçimde kaçmalar baþladý. Yýðýn yani toplum, özellikle Kazancý Yokuþu'nun baþýna ve diðer kesimi Tarlabaþý önüne kaçmaya baþladý. (...) Benim duyduðum sese göre bu patlamadan mütevellit o bölgede muhakkak tahribat olmasý lazýmdýr. Eðer dinamit olsa
dahi bir iz býrakmasý gerekir. Ben bomba veya dinamit atýldýðýný zannettiðim yerleri dolaþtým, bundan mütevellit bina ve sair yerlerde
tahribat görmedim. Büyük gürültü çýkaran patlayýcý maddeler panzerlerde görevli emniyet mensuplarýnda bulunmaktadýr."
1 Mayýs 1977 katliamýnýn gerçekleþtiði dönemde Ýstanbul'da Jandarma Ýl Alay Komutaný olarak görev yapan Ömer Öziskender, 4 Mayýs günü savcýlýða verdiði ifadesinde aynen bu cümleleri kullanýyordu. Bu ifade aslýnda panzerlerin alana giriþ kitlenin üzerine yürümesi emrini veren Emniyet müdür yardýmcýlarý Zeki Tamay ve Salih Bora'nýn savcýlýkta verdikleri
ifadelerle birleþince daha bir anlam kazanýyordu. Tamay ve Bora, panzerlerin 'sinyal çalarak, su sýkarak ve gürültü bombasý atarak' kitlenin üzerine yürüdüðünü reddetmiyordu. Üstelik daha sonra hazýrlanan iddianamede de bu konuya deðinilmiþ, patlama seslerinin '100 bin kiþilik kitlenin panik içinde düþmesini süratlendiren diðer bir etken' olduðu vurgulanmýþtý.
Genç'in evine ayný bombadan atýlmýþ
Alanda patlamamýþ halde bulunan 'tenis topu' büyüklüðündeki bu bombalarýn, eski CHP milletvekili Süleyman Genç'in evine atýlan bombalarla ayný oluþu bir baþka ilginç ayrýntýydý. Süleyman Genç, Hürriyet gazetesine 1 Mayýs'ta çok sayýda insanýn ezilerek öldüðü Kazancý Yokuþu giriþinde bu bombalardan çok sayýda bulunduðunu söyleyecekti. Genç þöyle diyordu:
"Evet, benim evime atýlan bombanýn aynýsýdýr. Ýkisini de gördük. Aynýydý. Bunlar yerden þöyle tarayarak gidiyor. Bunlarý bir de çelik borunun içine koyuyorlarmýþ, o zaman çelik boru ciddi tahribat yapýyor. Tavaný, duvarý çok rahat delip geçebiliyor. Ýstanbul Üniversitesi olayýnda kullanýlan (16 Mart 1978'de üzerlerine bomba atýlmasý sonucu yedi öðrenci can verdi) bomba da bizim tespitimize göre ayný cinstendi."
Panzerlere 'Üzerlerine sürün' emri
Kitlenin daracýk Kazancý Yokuþu'nun aðzýnda birbirini ezmesinin sorumlusu panzerlerdi. Panzerlere kitlenin üzerine yürüme emrini Emniyet Müdür Yardýmcýsý Salih Bora vermiþti. Panzerler insanlarýn üzerine doðru hýzlý manevra yapmak, su sýkmak, gürültü bombalarý atmak suretiyle paniði artýrdý. Panzerlerin bu kadar kalabalýk insanýn arasýnda önüne geleni yere devirerek çýlgýnca tur atmasýna bakýlýrsa, panik ortamýnýn bilinçli biçimde yaratýlmýþ olduðu sonucuna varmak mümkün. Salih Bora telsizler verdiði bu emri, "Öylesine silah atýldý ki, can güvenliði söz konusuydu. Birkaç panzeri çatýþmanýn devam etmesi üzerine alana ve Continental Oteli'nin önüne hareket ettirdim. Panzerler, su sýkarak, ses bombalarý atmak suretiyle çatýþan gruplarýn daðýlmalarýný teminen alanda
harekete geçtiler" diye savundu.
Uluer: Provokasyonu CIA planladý
Katliamýn ertesi günü Kazancý Yokuþu'nun giriþinde en fazla kaybýn Dev-Genç kortejinden olduðu ortaya çýktý. Kazancý yokuþunun giriþine en yakýn yere yaklaþýk 50 bin kiþiyle yerleþmiþ olan bu kortej, alanýn dört bir tarafýndan sýkýlan kurþunlarýn da en büyük hedefi olmuþtu. Dev-Genç Genel Sekreteri Bülent Uluer, 2 Mayýs günü yaptýðý açýklamada, Ýntercontinental Otel'in 4 ve 5. katýnýn MÝT tarafýndan kiralandýðýný iddia ederek þunlarý söylüyordu: "En fazla kaybý biz verdik. 15'e yakýn arkadaþýmýz kurþunla ya da ezilerek öldüler. Bunu CIA planlamýþtýr. Bu, olaylarýn ne baþlangýcý ne de sonudur. Bu devam edecektir. Olaylarý aydýnlýða çýkarmak için olaylara
bu açýdan bakmak gerekir."
Beyaz Renault sayýsý birden fazla
Bir de 30 yýldýr tartýþýlan ve kimsenin mutabýk kalamadýðý beyaz renkli Renault araç konusu var elbette. Çok sayýda görgü tanýðý beyaz renkli bir araçtan da kitlenin üzerine ateþ açýldýðý konusunda hemfikir. Anlatýlanlara bakýlýrsa bu araç hem Ýntercontinental Otel'de kitlenin üzerine ateþ açanlarýn kaçmasýný saðlamýþ, hem panik yaratmak üzere Gümüþsuyu Caddesi'nde ortaya çýkýp Taksim Meydaný'nda tur atarak ateþ açmýþtý. Bu aracýn yaralý güvenlik güçlerini taþýdýðý iddiasýný ortaya atanlar da var. Dahasý, bu aracýn içindekilerin sivil mi yoksa asker üniformalý mý olduðu konusu da aradan geçen 30 yýla karþýn bir türlü netliðe kavuþmadý. Fakat tanýklarýn tümünün anlatýmlarýndaki tutarlý yanlar dikkate alýnýrsa, alanda provokasyona katýlmýþ bir deðil, birden daha fazla beyaz renkli araç olduðu ortaya çýkýyor. Bu tezi destekleyecek çok fazla tanýk olduðu gibi, o yýllarda güvenlik güçlerinin kullandýðý araçlarýn büyük çoðunluðunun Renault marka ve beyaz renkli olduðu gerçeði de gözden kaçýrýlmamasý gereken bir baþka ayrýntý.
YARIN: Ateþ açanlar serbest