Radikal-çevrimiçi / Türkiye / 30 yıl sonra kanlı 1 Mayıs (9)
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  7 Mayıs 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Sağlıktan daha tatlı bir şey yoktur derler, ama hasta olmadan önce hiç de öyle düşünmezler.
Eflatun
Tarihte Bugün
Takvimler 07 mayıs tarihini gösterdiği zaman...

1971 yılında,
Akbank Hissedarlar Umumi Heyeti’nin yaptığı olağan toplantıda banka sermayesinin 50 milyon liradan 150 milyon liraya çıkarılması kabul edildi.
1976 yılında,
Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yeni bir kredi için anlaşma sağlandı. Türkiye'nin ihracat gelirlerindeki kaybını önlemek için verilecek kredinin tutarı 37.75 milyon dolar olarak açıklandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

30 yıl sonra kanlı 1 Mayıs (9)

30 yıl sonra kanlı 1 Mayıs (9)
1 Mayıs davasının görevden alınan savcısı Çetin Yetkin net konuştu: Eğer 1 Mayıs katliamını tertipleyenler aynı kast altında daha sonra başka olayları da tertiplemişler, ya da içinde yer almışlarsa zamanaşımı son eylemlerinden başlar. Ciddi bir soruşturma olursa zamanaşımı durur ve adamlar hesap verirler

07/05/2007 (4355 kişi okudu)

ERTUĞRUL MAVİOĞLU (E-mektup | Arşivi)

RUHİ SANYER (Arşivi)

Çetin Yetkin 1 Mayıs olaylarıyla ilgili davanın ikinci celsesinde emniyet yetkilileriyle ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi talebinde ısrarcı olması üzerine duruşma savcılığından alındı. Yetkin'e göre 1 Mayıs katliamı soruşturulsa, olayın ucu bugüne kadar gelebilir. Bugün Anadolu'da bir üniversitenin hukuk fakültesinde ders veriyor. 1 Mayıs 1977'de katliamı tertipleyenlerin hedeflediklerinden çok daha az ölüm olduğunu öne süren Yetkin sorularımızı yanıtladı:
1 Mayıs soruşturmasında dikkatinizi en çok çeken ayrıntı neydi?
Kazancı yokuşunun başında bir torba patlayıcı madde bulundu ve Adli Emanete de alındı. Ama sonra Adli Emanetten kayboldu. O günkü incelemelerde bu bombaların tanka bile hasar verebilecek güçte olduğu ortaya çıktı. Herhalde o patlayıcıları 1 Mayıs mitingine katılanlar getirmedi. O torbayı en çok ölü ve yaralı verilen Kazancı Yokuşu'na getirenler patlayıcıları kullanmaya fırsat bulamadı.
Bu patlayıcıların cinsi ve menşei konusunda tespit yapıldı mı?
Yapılmamış. Bir tek zamanın CHP milletvekili Süleyman Genç'in açıklaması var, 'evime aynı tür patlayıcı madde atıldı' diye. Demek ki çok daha büyük bir katliam olabilirdi. Civardaki hastaneler sayesinde yaralıların ölmemesi bilançonun daha da kabarmasını önledi.
1 Mayıs davasına nasıl atandınız?
DGM'ler kalkmış, 2. Ağır Ceza Mahkemesi onların işini devralmıştı. Bu mahkemenin savcısı da olduğum için bir gecede kendimi DGM Savcısı olarak buldum. Bu dava hem çok önemli, hem de siyasi olduğu için o zamanki İstanbul Başsavcısı Osman Ateşoğlu bendeki diğer davaları başka savcıya verdi. Bana yalnızca bu dosyayı incelemek için olanak sağladılar. üç ay hiçbir işe bakmadım. Aldım dosyayı eve götürdüm geceleri. Olayın tertip olduğu çok açıktı. Tüm olayları masamın üstüne serince ortaya bir tablo çıktı.
Neydi o tablo?
Bir tertip tablosuydu ortadaki. Olayların nasıl ve neden planlandığını anlamak için daha sonraki gelişmeleri izlemek lazım. O olaydan hemen sonra Başbakan Süleyman Demirel'in suikast ihbarı yaptığı CHP mitingi vardı. Demirel, Ecevit'e mektup yazdı gizli kayıtla. Ecevit de bunu açıkladı radyo konuşmasında. Orada ne diyordu Demirel '1 Mayıs katliamını tertip eden iç ve dış karanlık güçler'. Bu ülkenin başbakanı bunun iç ve dış karanlık güçlerin işi olduğunu bir yazıyla bildiriyor. Bu, 1 Mayıs'ın tertip olduğunun birinci kanıtı. Sonra Ecevit, Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e yazdığı mektupta bu işin ABD ile bağlantılı olduğunu dile getirdi. Bu işin tertip olduğu bu ülkenin iki başbakanının beyanlarıyla belli. Çözülseydi Türkiye'de çok şey değişirdi. Bu nedenle çözülmemesi gerekliydi.
Bu iddianızın dayanağı nedir?
Soruşturmayı yöneten İstanbul'un Toplum Suçları Bürosunun başında Muhittin Cenkdağ bir TV belgeselinde anlattı: Taksim Meydanı'ndaki Intercontinental Oteli kapatılmış müşteri alınmayacak. Bir gün evvel uçakla Amerikalı bir heyet geliyor. Alınıyor, otele yerleştiriliyor.
1 Mayıs gecesinde ayrılarak gidiyorlar. Bir de Sular İdaresi'nin üstüyle ilgili bekçilerin ifadesi var. Her miting emniyet gelir inceler ardından binanın üstüne çıkışlar kilitlenirmiş. Ama bu kez böyle bir işlem yapılmamış.
Abdullah Erim o gün Taksim Meydanı'nda görevli jandarma komando üsteğmeni. 12 Eylül'de E tipi cezaevlerinden birinin komutanlığını yaptı. Yanında da bir astsubay ve bir onbaşı. İfadesi vardı bizde. 'Oradan (Sular İdaresi) ateş ediliyordu, çarpışarak gittik. Ateş edenleri yakaladık. O sırada Birinci Şube'nin ekibi geldi. Muhsin Bodur (daha sonra evinde öldürülen polis), Mete Altan (12 Eylül'de 1. Şube K Komünist- Masası şefi oldu) vardı başlarında. Yakaladıklarımızı bunlara teslim edip başka göreve gittik' diyor. Ama Altan ile Bodur, bu sözleri reddetti. Askerlerin yalan söyleyecek hali yok. Dosyayı inceledim ve duruşmada savcı olarak bazı taleplerde bulundum. Bunlardan biri İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü hakkında olayda ağır hizmet kusurları olduğu için dava açılmasıydı.
Olayın tertip olduğu ve örtbas edilmeye çalışıldığının en önemli delilini söyleyeceğim. Dosya ilk başta (iki kolunu açarak gösteriyor) buradan şuraya kadardı. Bilmem kaç klasör. Toplum Suçları Bürosu dosyanın daktilosu dahil bu davayı 38 sayfalık iddianame dahil bir ay içinde açtı. Neyi soruşturdular bir ayda? İddianamede sanıkların olayın asli faili olmadığı yazılı. Savcının görevi olayı tarihe havale etmek değil, asıl failleri yakalamaktır. Mahkeme sürekli müzekkere yazmıştır polise 'alın getirin asli failleri' diye. Ama bu kadar önemli davada emniyet yanıt vermemiştir. Haklarında dava açılanların hemen hemen hepsi mağdurdu.
Sizce soruşturma eksik mi bırakıldı?
Bir sürü fotoğraf ve filmi topladım duruşmada mahkemeye teslim ettim. 'Oteldeki kişilerin mümkünse yüzlerinin görünür hale getirilmesi, mümkün değilse ellerinde ne olduğunun tespitinin Adli Tıp'tan istenmesi'ni istedim. Yanıt gelmedi. Bunlar soruşturma savcısının göreviydi, yapılmadı. Bu, olayın Cumhuriyet Savcılığın'ca örtbas edilmesi demektir. Üzerine gidince de beni duruşmadan attılar.

* * * * *

'Adalet Bakanı, hazırlattığı raporu inkâr etti'
Yazı dizisini hazırlarken görüşme talebinde bulunduğumuz Demirel bizimle konuşmadı. Geçmişte siz bu konu üzerine Demirel ile konuştunuz. Size neler anlattığını anımsıyor musunuz?
1987'de Hürriyet'e yaptığım 1 Mayıs dizisinde hem Ecevit'in, hem Demirel'in görüşleri vardı. Ecevit olaydan 10 yıl sonra 'Bana sormayın, bu polise intikal etmiş bir iştir. Bunu tarihe havale ettim' diyordu. Demirel ise 'Bunun hesabı verilmeden Türkiye'de demokrasi olmaz' demişti. Yazarsanız ne olur şu dediğimi yazın: Olay zamanaşımına girdi. Ancak bu tek bir olaysa zamanaşımına girdi. Eğer olayı tertipleyenler aynı kast altında daha sonra başka olayları da tertiplemişler, ya da içinde yer almışlarsa zamanaşımı son eylemlerinden başlar. Size göre hangisi son eylemleri? Bence olayın sonradan da olsa soruşturulmamasının nedeni budur. Bugüne kadar gelir bu iş. Eğer ciddi bir soruşturma olsa zamanaşımı durur ve o adamlar hesap verirler. Çünkü ben bir terör eylemi yapacağım başka hiçbir şeye karışmayacağım olmaz. Mutlaka daha sonra da eylemleri olmuştur. Davadan alınmam üzerine meslekten istifamı verdim. Adalet Bakanlığı emekliliği gelmeden ayrılmak isteyen benim gibi başarılı savcılara her zaman bir daha düşün derdi. Ama istifamı kabul ettiklerini telgrafla bildirdiler.
Daha sonra seçim oldu, hükümet değişti. Mehmet Can adalet bakanı oldu. Kendisini tanıyordum. Yakın arkadaşım Uğur Mumcu'nun da devreye girmesiyle bir görüşmemiz oldu. Ardından da Bakanlar Kurulu kararıyla eski görevime ve aynı mahkemeye (2. Ağır Ceza) yeniden atandım. Mehmet Can bana dedi ki o zaman biz eski dosyaları ve 1 Mayıs dosyasını da yeniden açacağız. Bana bu konuda bir rapor hazırla. Döndüm İstanbul'a oturdum bildiklerimi canla başla bir rapor haline getirdim. Ankara'ya götürüp kendisine verdim. Mehmet Can daha sonra kendisiyle yapılan röportajlarda bu raporu inkâr etti. 'Bana verilmedi' dedi. Benimle atama için görüştüğünü de kabul etmedi. Yani biz kendi kendimize tekrar eski görevimize dönmeyi becermişiz.
Sır perdesinin kaldırılacağına, Türkiye'de bu işin çözüleceğine inandığınız oldu mu?
Evet ciddi bir soruşturma olsa bugün bile çözülür. Belki faillere ceza veremezsiniz ama ne olduğunu net olarak ortaya çıkarabilirsiniz. Ben çıkarırım. Devletin yetkileri verilsin bana ben bu işi yaparım.
Ama deliller yok, ortada kalmamış bir şey
Yeniden bulunur o deliller. Adliye'de dosyayı ihya etmek diye bir sistem vardır.
Mesela bir dosya kaybolur ortadan yeniden bulursunuz, yeniden yaratırsınız onu.

* * * * *

Bu sorulara yıllardır yanıt bulunamadı

  • Dönemin Milliyetçi Cephe hükümetine yakın olan gazetelerin, 1 Mayıs 1977 öncesinde adeta kampanya gibi "alan kana bulanacak, çok insan ölecek" şeklindeki haberler, duyuma mı dayanıyordu?
  • Katliam öncesinde MİT'in dönemin başbakanı Süleyman Demirel'e "çıkacak olaylara" ilişkin rapor sunuldu mu? Adı katliamla birlikte anılan üç MİT mensubu M.E, N.G ve H.A'nın rolleri neydi?
  • 1 Mayıs iddianamesinde gerçek faillerin yakalanamadığı tespitine rağmen hükümet neden harekete geçmedi?
  • Mahkemenin olayların gerçek faillerinin belirlenmesi için Emniyet Müdürlüğü'ne yazdığı tezkere ve talimatlar neden yanıtsız bırakıldı? Mahkemenin taleplerini karşılamayan görevliler hakkında neden işlem yapılmadı?
  • İntercontinental Oteli'nin alana bakan odalarından, Sular İdaresi ile Pamuk Eczanesi'nin üzerinden kitleyi silahla tarayanlar kimlerdi? Bu otelde olay günü sahte kimlikli CIA mensuplarının kaldığı doğru muydu?
  • Sular İdaresi'nin üzerinde ellerinde otomatik silahlarla fotoğrafları çıkan kişiler kimlerdi? Nasıl serbest bırakıldılar?
  • İnsanların üzerine ateş açan beyaz renkli Renault marka otomobilin içindekiler kimdi?
  • Alanda paniği artıran panzerlere 'saldırın' emrini verenler hakkında neden soruşturma açılmadı? Panzerlerde görev yapanların kimlikleri neden gizlendi?
  • Katliamın 'kontrgerilla tertibi' olduğunu açıklayan CHP lideri Bülent Ecevit, kendisi başbakan olduktan sonra neden sessiz kaldı?
  • 1 Mayıs 1977 katliamının, Orgeneral Namık Kemal Ersun'la birlikte 1977 Haziran ayında re'sen emekliye sevk edilen 200 subayın 'darbe hazırlıkları' ile bağlantısı var mıydı?

    * * * * *

    Otel odasındaki tüfekli polisler
    Bugün Vatan Gazetesi'nde yazan Necati Doğru, kendi sözleriyle Günaydın gazetesinde 'tıfıl bir muhabirken' 1 Mayıs 1977 mitingini izlemek üzere Taksim'e gitmiş ve o da katliamın tanığı olmuş. İşte Necati Doğru'nun gözlemleri:
    1 Mayıs günü önce Gümüşsuyu'na gittim. Ben yeni bir muhabir olarak, hem haber yazmak hem de iyi fotoğraflar çekmek istiyordum. O zaman Günaydın'da muhabirlikte öne çıkabilmek için iyi fotoğraf çekmek şarttı. Ben ise fotoğrafta çok iyi değildim. Otele geçip üst katlara çıkarsam iyi kareler yakalayabileceğimi düşündüm. Şimdi The Marmara olan İntercontinental'in yedinci katına çıktım. Taksim Meydanı buradan panoramik olarak görülüyordu. Henüz Kemal Türkler konuşmasını yapmamıştı ama kürsüde birileri kitleleri coşturmak için konuşmalar yapıp, marşlar söylüyordu. İntercontinental'in Taksim Meydanı'na bakan odaları var. Ben de uyanık gazeteci olarak nasılsa bir oda boştur, kapısı açıktır diye düşündüm. Olmazsa o odalarda kalanlardan birine rica edecektim özel bir fotoğraf almak için. Odaları birer birer yokladım. Ya insanlar dışarı çıkmışlar, ya da oda satılmamış olduğu için hepsi kilitliydi. Bir tanesini açtım ki içeride polisler, ellerinde dürbünlü tüfek olduğunu zannediyorum. Açar açmaz kapı tekrar üstüme kapatıldı. Izbandut gibi bir polis beni itti ve "Git burdan" dedi. Arkadan hemen kapıyı kilitlediler. Hiçbir anlam veremedim, herhalde mitingin güvenliği nedeniyle güvenlik güçleri burada mevzi tutmuşlardır diye düşündüm. Sonra boş bir oda bulup köşeden bir fotoğraf çekebildim. Gerçi çektiğim fotoğraflar da işe yaramadı.

  • - BİTTİ -


    MAHMUT HAMSİCİ

    1 Mayıs marşı: Sahnelere niyet, alanlara kısmet
    1 Mayıs marşı ilk kez AST oyuncularınca, 'Ana' adlı oyunda söylenmişti.

    "1 Mayıs, 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramıDevrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı"
    Dilden dile dolaşan ve nakaratı ile miting meydanlarını coşturmayı başaran ünlü 1 Mayıs marşı, özellikle 1970'li yılları yaşamayan kuşaklarca, yabancı bir marştan uyarlama olarak biliniyor. Oysa 1 Mayıs marşı, sözüyle bestesiyle bir Türkiyeli sanatçıya, Sarper Özsan'a ait. Özsan bir tiyatro oyunu için hazırladığı marşın hiç hesapta yokken nasıl bir eylem marşı haline geldiğini İşçi Filmleri Festivali'nde şöyle anlattı:
    "1974'te Ankara Sanat Tiyatrosu (AST), Maksim Gorki'nin 'Ana' romanından Bertolt Brecht tarafından aynı adla uyarlanan tiyatro oyununu sahneye koyacaktı. Oyunun müziklerini benim yapmam istendi. Memnuniyetle kabul ettim. Oyunda birçok yerde müzik vardı ve bunların sözleri Brecht tarafından yazılmıştı. Ancak sadece bir sahne, 1 Mayıs 1905 (Rusya'daki kanlı pazar) sahnesi, için hiç söz yazılmamıştı. O sahneyle ilgili Brecht şu notu düşmüştü: 'İşçiler marş söyleyerek sahneye girerler'.
    Bu sahne için bir marş kullanmak gerekiyordu.
    Bir marş yazma ihtiyacı hissettim hem sözlerini hem bestesini hazırladım ve böylece 1 Mayıs marşı ortaya çıktı. Tabii o zaman oyun müziği olarak yazdığım bu marşın sonradan oyun sınırlarını aşarak mitinglere, devrimci gecelere çıkacağı aklımdan dahi geçmiyordu. AST oyunu devrimci bir ruhla sahneledi. Ve bundan sonra da marş, oyunun sınırlarını aştı. Birkaç yıl içinde tüm gruplarca sevilen bir marş haline geldi. Sanırım 1976'da da artık büyük meydanlarda söylenen bir marşa dönüşmüştü."
    Bu marş, 1977 1 Mayıs'ında Ruhi Su Dostlar korosu tarafından büyük coşkuyla söylendi. Cem Karaca bundan etkilenerek Dervişan grubuyla '1 Mayıs' plağı çıkardı. Plak büyük ilgi gördü. Türk Pop müziği uzmanı Murat Meriç'in bir araştırmasından aktaracak olursak Hey dergisi Ocak 1978'de plağı, "Sözlerdeki anlam, müzikteki ahenkle yıllarca dillerden düşmeyecek bir yapıt" diye tanıttı. Marşın 1980'den sonra en çok bilinen yorumu ise Grup Yorum'a aitti.


  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 16 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    10
    Türkiye sayfasındaki diğer haberler
    ÖZLÜ SÖZ #472
    "- Alooo, kiminle görüşüyoruz?
    - Ben Mustafa.
    - N'aber lan Mustafa?
    - ??????
    - Nerden arıyorsun bizi Mustafa?
    - Şişli'den...
    - Ne iş yapıyorsun lan Mustafa?
    - Belediye başkanıyım."
    Seda Sayan, sabah programında canlı bağlantı yapıyor...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.