Günün Sözü
Bütün dehamı, bütün eserlerimi, akşam yemeğine geç ya da erken gelmemle candan ilgilenen bir kadın uğruna feda etmeye razıyım. Turgenyev
Tarihte Bugün
Takvimler 25 mayıs tarihini gösterdiği zaman...1935 yılında, I. Türk Basın Kongresi toplandı 1942 yılında, Ereğli ve çevresinde yaşayan erkekler için konulan 'kömür madenlerinde çalışma zorunluluğu' kaldırıldı. 1983 yılında, Şair, yazar, gazeteci ve fikir adamı Necip Fazıl Kısakürek İstanbul'da vefat etti.
|
 |
 |
 |
|
Türkiye'de çalışan kadın profili: Ucuz ve sessiz emek gücü
|
İLÜSTRASYON: MUAMMER OLCAY
|
Ülkemizde yaklaşık her dört kadından birinin işsiz olduğu ve part-time istihdam edilen kadınların toplam istihdam içindeki oranının ise, düşük bir seviyede olduğu göz önüne alınırsa, part-time istihdam şartlarının oluşturulması gerekliliği ortaya çıkıyor
25/05/2007 (2052 kişi okudu)
YUSUF ENGİN (Arşivi) Yaşam şartlarının bugün geldiği nokta, ekonomik olarak kadınların da işgücünün içinde yer almasını gerekli kılıyor. Çalışan ve üreten kadınlar, aslında ucuz işgücü olma nitelikleri ve daimi üretim alanı olarak aile içinde üstlendikleri işlev gereği, toplum içerisinde bir dinamiği temsil ediyorlar.
Kadın emeğinin ucuz işgücü olarak görülmesi, kadınların aile kurumu içerisinde üstlendiği sorumluluklar, kadının geleneksel şiddet olgusuyla denetlenmesi, çalışan kadınların toplumsal yaşama ve politikaya yabancılaştırılarak bilinçlenmelerinin ve örgütlenmelerinin engellenmesi, toplumun bütününde ve çalışma hayatında her an etkin bir insan kaynağı olarak görülen kadınların yaşadığı problemlerden sadece birkaçı.
Kadınların işgücüne katılma oranı en düşük ülke Türkiye:
Kadın ekseninde dünya ve Türkiye'nin bazı istatistikî verilerine bakıldığında ortaya çıkan tablolarda, özellikle kadınların işgücüne katılım oranlarında ciddi bir düşüş olduğu gözlemleniyor.
OECD 2006 istihdam raporuna göre, Türkiye, yüzde 26.5 seviyesinde olan kadınların işgücüne katılma oranı ile 30 OECD ülkesi içinde 'en kötü' durumda olan ülke olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2007 yılı Ocak dönemi verileri incelendiğinde de, kadınların işgücüne katılma oranı Türkiye genelinde yüzde 24 olarak görülüyor. Yani hemen hemen dört kadından sadece biri işgücüne katılıyor. Yine aynı verilere göre, kadınlarda tarım dışı işsizlik oranının yüzde 17.8 olduğu dikkat çekiyor.
Bu veriler, Türkiye'de kadınların işgücüne katılımını rakamsal olarak ortaya koyarken, "Türkiye elinde bulundurduğu bu potansiyeli işgücü piyasasında neden değerlendiremiyor?" sorusunu akıllara getiriyor. Bu durum, aslında kadınların halen 'ucuz ve sessiz emek gücü' olarak görüldüğünü gösteriyor.
Kadınların çalışma hayatındaki sorunları:
Kadınların gerek işgücüne gerekse istihdama katılımlarındaki düşüşe en önemli neden olarak, tarımın ekonomideki payının gittikçe azalması ve kırdan kente yaşanan göç gösterilebilir. Kırdan kente göç sonucu kadınlar, tarım sektöründen kopuyor; kadın işgücü ucuz emek olarak emek-yoğun iş kolları olan tekstil, gıda, hazır giyim, tütün gibi sanayi dallarında ve özelikle hizmet sektöründe yoğunlaşıyor.
Ancak, tarım sektörü ile karşılaştırıldığında bu sektörlerdeki kadın işgücü oranı düşük düzeyde kalıyor.
Tarım sektöründeki kadınlar, çoğunlukla ücretsiz aile işçisi konumunda olmaları, gelir elde etmemeleri ya da gelir azlığı nedenleriyle, yasal bir engel olmamasına rağmen sosyal güvenlik kapsamına büyük ölçüde giremiyorlar. Böylece kadınların istihdam alanında sağladığı katkı, görünür olmaktan uzak kalıyor.
Kadınların istihdama katılımını engelleyen unsurlardan biri de, yetersiz eğitim düzeyi ve donanımsızlık olarak karşımıza çıkıyor. Eğitim düzeyinin düşüklüğü ve kayıtlı sektördeki istihdam imkânlarının sınırlı olması, kadın işgücünün kayıt dışı sektörde düşük ücretle, sosyal güvenceden yoksun şekilde istihdam edilmesine yol açıyor. Yani kadınların eğitim düzeyi arttıkça, işgücüne katılım olanakları da artıyor.
Peki çözüm nedir?
Siyasi ve hukuki haklarını pek çok Batı ülkesinden çok daha önce elde eden kadınlarımızın çalışma hayatında daha fazla yer almasında ve toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmasında, kuşkusuz Türkiye'de özellikle yasal açıdan çok önemli gelişmeler kaydedildi. Ama bu gelişmeler yeterli değil. Bu gelişmelerin eksiksiz olarak uygulamaya konulması, en önemli hedef olarak önümüzde duruyor.
İşsizliğin günümüz şartlarında terör gibi milli güvenlik sorunu olduğu telaffuz edilirken, kadınların da çalışma hayatının içerisine katılımını artırıcı önlemlerin acilen alınması gerekiyor.
Haklar ve gelenekler
Kadınların işgücüne katılımının hâlâ rakamlara yansıyamamasının nedeni, teoride kadınlara eşit ve ileri haklar tanınmasına rağmen kadınlara yönelik uygulanan geleneksel, alışılmış ve ezberci yaklaşımın, sorunlara kaynak teşkil ediyor olması. Bunu aşabilmek için de, öncelikle zihniyetin, bakış açısının, toplumsal anlayış ve davranış biçimlerinin gözden geçirilmesi, sorgulanması ve değiştirilmesi gerekiyor.
Kadınlarımızın işgücüne katılımlarını artırıcı, geleneksel çalışma alanları dışında farklı sektörlerde istihdama katılım düzeylerini yükseltici, eğitim imkânlarından daha fazla yararlanmalarını sağlayıcı, sosyal güvenlik göstergelerini iyileştirici ve sağlık sorunlarını azaltmayı hedefleyen, 'insan ve kadın' merkezli yeni politika ve stratejiler üretilmesi gerekiyor.
Çalışan anneler için part- time iş olanakları artırılmalı:
Öte yandan, değişen yaşam ve tüketim anlayışı, çağın getirdiği yeni ihtiyaçlar bir taraftan kadının ekonomik yaşamdaki rolünü artırırken, diğer taraftan annelik kimliğini daha zorlu bir hale getiriyor.
Gerek ataerkil aile yapısı ve gelenekler, gerekse de işgücü piyasasından kaynaklar nedenler, çalışma hayatına giren kadınlar için çeşitli sorunlar doğuruyor.
Çalışma hayatına katılsa bile, aile içindeki yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmayan kadınlar, hem fiziksel, hem ruhsal olarak daha fazla yıpranıyor.
Katkı ve pay
Yapılan bir çalışmaya göre, dünyada toplam çalışma saatlerinin üçte ikisini karşıladıkları halde, dünya gelirinden sadece yüzde 10 pay alan kadınlar, erkeklerin üç katı fazla zamanlarını ev işlerine ayırıyorlar.
Türkiye'deki çalışan kadınlar ise, günde 2 saat 43 dakika ev işine zaman ayırırken; çalışan erkekler sadece 56 dakika ayırıyorlar. Çalışan kadın anne olduğunda, zamanla daha da çok yarışır hale geliyor ve kendisini rahat hissetmek, çocuğuyla ve ailesiyle nitelikli, sürekli ve kaliteli vakit geçirebilmek için, hep yarım gün çalışmanın hayalini kuruyor.
Dört kadından biri işsiz
Ülkemizde yaklaşık her dört kadından birinin işsiz olduğu ve part-time istihdam edilen kadınların toplam istihdam içindeki oranının ise, düşük bir seviyede olduğu göz önüne alınırsa, part-time istihdam şartlarının oluşturulması gerekliliği ortaya çıkıyor.
Bu uygulamanın çoğalması durumunda bir taraftan kadının istihdama katılımı artacak, diğer taraftan da hem kadın çocuğu için çalıştığı işi bırakmak ve kariyerinden vazgeçmek zorunda kalmayacak, hem de en kutsal görev olan annelik görevini verimli bir şekilde yerine getirmiş olacak.
Yusuf Engin: Öz İplik-İş Sendikası Genel Başkanı ve Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 9 |
Yorum sayfasındaki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #332
"Tamam biliyorum, bunu kompliman babında dile getiriyorsunuz. Zira hepinizin hayatında, erkekseniz, silleyi
vurup kaçmış, sizi de bir dönem kastre etmiş bir İzmirli yosma; kadınsanız sevgilinizi elinizden almış, bir İzmirli kaltak ve o şıllıkla ilgili anlatacak uzuuun bir hikâyeniz var." Hürriyet'ten Ebru Çapa; sık sık maruz kaldığı "İzmirli misin? Aaa, nasıl olur; halin tavrın hiç İzmirli'ye benzemiyor" sorusu ile ilgili...
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|