Radikal-çevrimiçi / Kültür/Sanat / Mersin'in bahanesi yok
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  29 Mayıs 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Gereğine inandığınız bir şeyi hemen yapınız. Başkaları ne derlerse desinler, aldırış etmeyiniz. Kazanırsınız!
Atatürk
Tarihte Bugün
Takvimler 29 mayıs tarihini gösterdiği zaman...

1926 yılında,
Ankara'da otomatik telefon şebekesi kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1932 yılında,
Takas Komisyonu Teşkili Hakkında Kanun TBMM'de kabul edildi.
1947 yılında,
Rize Çay Fabrikası ürünlerinden 20 tonluk ilk ihracat yapıldı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Kültür/Sanat 

Mersin'in bahanesi yok

Mersin'in bahanesi yok
Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürü Hakan Gürkan, 'Mavi Tuna'yı baleyle yeni tanışacaklar için sahnelediklerini söylüyor.
Mersin Devlet Opera ve Balesi bu yıl 15'inci yılını kutluyor. Mersin'de operaya gitmeme şansınız yok çünkü apartman panolarından su damacanalarına kadar her yerde 'duyurular' var

29/05/2007 (1756 kişi okudu)

MERSİN - Bu kentte yüzünüzü Doğu'ya çevirdiğinizde Çin'e kadar uzanan coğrafyada tek bir opera var. O da Mersin Opera ve Balesi. Mersin halkı da bunun farkında. Bindiğimiz ilk taksinin şoförüne, opera ve bale binası olarak kullanılan Halkevi'ne gitmek istediğimizi söyleyince hemen başladı anlatmaya: "Burada çok güzel operalar oynanıyor. Bizim apartmanın aidat panosunun yanında programı var. Bizim kız gitti çok beğendi. Biz de gideceğiz. Radyodan da bedava bilet veriyorlar. Hem de müdür canlı yayında kendi davet ediyor."
Halkevi, şehrin tam merkezinde etrafında çay bahçesi, otopark ve yanı başında Mersin Müzesi var. Burası Mersin'in tek kültür merkezi yani opera ve bale mekânını aynı zamanda konuk tiyatrolarla ve diğer etkinliklerle paylaşmak zorunda. Ancak bu onlara bir avantaj sağlıyor çünkü Mersin halkının opera ve baleyi fark etmesine diğer etkinlikler destek veriyor. Mersin'de neredeyse herkes bir opera olduğunun farkında. Bunu sağlayansa 2006'da Mersin Devlet Opera ve Balesi Müdürülüğü'ne getirilen Hakan Gürkan ile arkadaşlarının çabası. "Mersinlilere opera ve baleye gelmemek için bahane bırakmayacağız" sloganıyla işe başlayan ekip su şirketleriyle anlaşmış, programları damacanalara iliştirip su giren her yere
operayı da sokmuşlar. Halk Evi'nin önündeki durağın adını 'Opera
Durağı' olarak değiştirtmişler.

Levantenlerin katkısı büyük
Tüm bunlar da geçen son yıllarda operadan uzaklaşan seyirciyi yeniden döndürmüş. 1992'de kurulan Mersin Operası'nda özellikle bu kentte yaşayan İtalyan Katolik cemaati ile Arap Ortodoks cemaatinin büyük emeği var. Opera ve Bale'nin kurucu müdürü şimdiki başrejisör Yaşar Esgin, Mersinli olmasının da yardımıyla o dönem kent sakinlerinden 2.5 milyon dolara yakın para toplamış ve 1946'da açılan Halkevi, opera binasına dönüştürülmüş. Bunun karşılığında da koltuklara emeği geçenlerin adı yazılmış, onlara düzenli olarak davetiye yollanmış. Ancak levantenler bir dönem ihmal edilince operaya biraz küsmüşler. Yeni yönetimin çabalarıyla onlarla yeniden barış sağlanmış, bu arada genel ilginin de yütkselmesiyle geçen yıl 17 bin 417 olan biletli seyirci sayısı bu yıl 26 bin 742'ye yükselmiş. Dolayısıyla Mersin'de büyük bir seyirci sıkıntısı yok. İzleyici sayısı İzmir'den yüksek ve beş opera içinde üçüncü sırada.
Tabii her şey bu kadar toz pembe değil. 15 yıl önce dörtte bir kadroyla kurulan opera ve baleye bugüne kadar hiçbir kadro ve bütçe desteği yapılmamış. Toplam 280 kişi çalışıyor ancak bunun sadece 89'u
kadrolu. Eksikler sözleşmeli ve yabancı sanatçılarla gideriliyor.
Diğer bir sıkıntıları da bütçe. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nün toplam personel maaşları ve sosyal güvenlik hizmetleri dışında ayrılmış 15 trilyonluk bütçesinden paylarına düşen 1 trilyondan az bir bütçeyle bu sezon 13 eser sahnelemişler. Opera orkestrasıyla 'senfonik konserler' de vermişler ve toplam 78 temsil sayısına ulaşılmış. Bunun içinde turneler de var. Çünkü başta da söylediğimiz gibi Mersin çok büyük bir bölgeye hitap eden tek opera, dolayısıyla başta çevre iller Adana, Gaziantep, Hatay, Malatya, İskenderun olmak üzere bölgenin birçok yerinde turneler düzenliyorlar. Oralardan da seyirci geliyor. Mesela perşembe akşamı sezonda son kez sahnelenen 'Mavi Tuna' neredeyse doluydu. Sonradan öğrendik ki Malatya'dan otobüslerle öğrenciler ve öğretim üyeleri dört saatlik yolu aşıp baleye gelmiş. Çıkarken yakaladığımız konuklar 'Sık sık geliyoruz' cevabını verdiler. Ancak opera ve balenin nerede yapıldığını, sanatçıların kimler olduğunu bilen, fakat ne olduğundan hiç haberi olmayanlar da yok değil. Mesela uzun süre programda kalan bir temsil üzerine kent sakinlerinden biri Müdür Gürkan'ı gördüğünde, "Ne biçim
operasınız, yıllardır 'Bir Tenor Aranıyor' diye ilan veriyorsunuz, bir türlü bulamadınız!" bile demiş...
Gürkan da tüm bu elindeki malzemeyi değerlendirip ona göre eserler seçtiğini anlatıyor: "Buranın İstanbul'a uzaklığı 1000 kilometre
ama Suriye üç saat. Buranın halkı Doğu'ya yakın dolayısıyla görkemli ve Doğu müziğinin de yer aldığı eserleri seviyorlar. Ancak oyuncuların gelişimiyle halkın isteği arasında denge kurmalıyız. Bu sezon en çok izlenen 'Bach Oryantal' oldu. Neredeyse halk bize 'işte bu müziği istiyoruz' mesajını verdi". Sümen'le birlikte seyrettiğimiz gösterinin sonunda Mersin'den ayrılıyoruz. Tesadüf, sabahki şoför karşımıza çıkıyor garda ve "Sizden sonra evdeki programı baktım, 17 Mayıs'ta 'Arşın Mal Alan' varmış. Bizim kız bilet ayarlamış. Gideceğiz" diyor.



Kiremitleri batıktan
Mersin'in tek kültür merkezi Halkevinin inşaatı dönemin valisi Tevfik Sırrı Gür tarafından 1942 yılında başlatılmış. Tek partili dönemde Gür tüm halktan para toplayarak bu binayı inşa ettirmiş. En önemli destek de Mersinli Levantanlerden gelmiş. Mimarı ise Hikmet Onat. Taşlar dönemin kullanılmayan Protestan kilisesinden alınmış. Binanın inşaatı kiremite verilecek para kalmayınca yarım bırakılmış. Kiremitlere çare ise Mersin açıklarında kiremit yüklü bir Marsilya gemisinin batmasıyla hallolmuş. Kiremitler denizden çıkarılarak bina tamamlanmış ve 1946'da Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin 'Madame Butterfly' temsiliyle açılmış.
1992'de Mersin Devlet Opera ve Balesi'nin kurulma kararıyla yenilenen opera binasının kapasitesi 650 kişi. Akustiği çok iyi ancak orkestra çukuru biraz küçük. Üstyazı sistemi de var. Tüm atölyeler, çalışma odaları ve yönetim aynı binada. Yapılan 78 temsile 500 bin kişilik Mersin'den 26 bin 742'si biletli 46 bin 828 kişi gelmiş. Bilet fiyatları 4-7 YTL arası.
Operanın bir binası da Tarsus'ta. Daha küçük ölçekteki bina bugüne kadar çok ihmal edilmiş ancak bu yıl her ay bir temsil yapılarak yeniden açılmış. Hedef gelecek yıl temsil sayısını arttırmak.


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 1 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
6
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #395
"Kol kırılır yen içinde kalır denir ya. Kollar kırıldı, yenler içinde filan kalınmadı."
Erman Toroğlu...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.