Günün Sözü
Pek az kişiye, mutluluğa erişmek için bir fırsat düşmemiştir, ama pek az kişi de bu fırsattan yararlanmayı bilmiştir. Andre Maurois
Tarihte Bugün
Takvimler 03 temmuz tarihini gösterdiği zaman...1939 yılında, Liman işletmeleri Denizyolları’na bağlandı. 2000 yılında, Sinema Sanatçısı Kemal Sunal, film çekimi için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalp krizi geçirerek, yaşamını yitirdi.
|
 |
 |
 |
|
'İyi ki Hintli bir sevgilim vardı'
|
Robert Plant, "Türk kültürü hakkında az buçuk bildiğim herşeyi çok
seviyorum. Türkiye kendime bir yakınlık, bağlantı hissedebildiğim bir ülke" diyor. Ünlü müzisyen daha önce konser vermek ve maç seyretmek için Türkiye'ye gelmiş.
|
Efsanevi rock şarkıcısı Robert Plant bugün Antalya'da, yarın Caz Festivali'nde sahneye çıkacak. Plant, 70'lerden bu yana farklı müziklere duyduğu ilginin Hintli sevgilisi sayesinde başladığını anlattı
03/07/2007 (1541 kişi okudu)
HARUN İZER (Arşivi) İSTANBUL - Birçok rock'severin aylar öncesinden takvimlerine işaretlediği önemli bir gün 4 Temmuz. Efsanevi rock grubu Led Zeppelin'in vokalisti Robert Plant'in İstanbul'a geleceğinin dedikodu olarak duyulması bile birçok hayranı harekete geçirmeye yetmişti. Türkiye'de ilk konserini bu akşam Antalya Konyaaltı Açıkhava Tiyatrosu'nda 21.30'da verecek olan sanatçı, yarın da aynı saatte 14. Uluslararası İstanbul Caz Festivali dahilinde Emirates sponsorluğunda Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi'nde hayranlarıyla buluşacak. Biz de Plant'i konserleri öncesinde telefonda yakalamayı başardık.
Neredeyse 40 yılı aşan müzik hayatıyla yaşayan bir efsane olarak görülen sanatçıyla oldukça zor bir röportaja hazırlanırken karşımızda biraz yorgun ama olabildiğine rahat bir Robert Plant bulduk. Yaz boyunca Balkanlar'dan başlayarak İtalya, İsviçre gibi Avrupa ülkelerine uzanan bir turne programına hazırlanmakta olan sanatçı, yaşının ve deneyimlerinin getirdiği olgunlukla konuşuyor. Sahnede hâlâ eskisi gibi enerjik ve etkileyici performansıyla tanınan Plant, sorularımızı bazen biraz tereddüt ederek, bazen de aklına geldiği gibi, ama tam bir içtenlikle cevapladı.
Geçtiğimiz ay Dubai'de bir konser vermiştiniz. Arabistan Yarımadası'nda, etkilendiğiniz müziklerin yeşerdiği farklı bir coğrafyada konser vermek nasıl bir duygu?
Dubai Arabistan'daki herhangi bir yer gibi değil. Çokkültürlü bir yapısı var. Bir emirlik olmasına rağmen hiçbir yere ait değilmiş gibi duruyor. Belli bir amaç uğruna inşa edilmiş, Arabistan'da yeni bir dünyanın çekirdeği olarak tasarlanmış. Ama orada olmak benim için tam anlamıyla bir kültürel deneyim olamadı. Bana orada olduğumu hissettirecek, 'işte şimdi nerede olduğumu biliyorum' diye düşündürecek bir şeyler bulamadım. Daha önce Mali'de ve Fas'ta konserler vermiştim. Oralarda ulus kimliği belirgindi, kendini hissettiriyordu. Dubai ise... Star Wars'tan bir yere benziyordu daha çok.
Türkiye'ye gelirken aklınızdan neler geçiyor peki?
Kesinlikle güzel şeyler düşünüyorum! Türk kültürü hakkında az buçuk bildiğim her şeyi çok seviyorum. Daha önce burada çalmak çok hoşuma gitmişti. Türkiye kendime bir yakınlık, bir bağlantı hissedebildiğim bir ülke. Daha önce Jimmy (Page) ile Türkiye'ye gelip çaldığımda da çok memnun kalmıştım. Artık her yerde konser vermeyi istemiyorum. Yola çıkmanın değmeyeceği, ya da şöyle diyeyim, geçmişi artık fazlasıyla bilinen yerlerde çalmak istemiyorum. Frankfurt'a gitmem mesela. Bana ilham verecek, beni heyecanlandıracak yerlere gitmek istiyorum, benim için en önemlisi bu.
Konser dışında, Türkiye'ye turist olarak gelmişliğiniz var mı?
Hayır. Yani geldim aslında, İstanbul'a gelmiştim sadece, Türkiye'yi gezmedim. Zaten önemli ziyaretler değildi bunlar. Arkadaşlarımla birkaç kere futbol maçı seyretmeye gelmiştim. Galatasaray'ın maçlarıydı diye hatırlıyorum.
Led Zeppelin'in ilk yıllarından beri Doğu müziğine, etnik müziklere bir ilginiz olduğu aşikar. Sizde bu ilgi ilk olarak ne zaman başladı?
Neydi biliyor musun, Hindistanlı bir kız arkadaşım vardı. Bu kadın daha sonra çocuklarımın annesi de oldu. Hindistan'da doğmuş. İngiltere'de ailesini de ziyaret ederdim. Hintlilerin yoğun olarak yaşadığı bir semtte oturuyorlardı ve dinledikleri müzikler... Bak, aslında buna etnik müzik demeyelim, sadece müzikti bu, sadece bir başka yerin müziğiydi... Yani mesela Pink Floyd'a etnik müzik der miydin, demezdin herhalde. Sadece İngiltere'den çıkan bir müziktir derdin, başka ufak tefek bir ülkeden değil. Sanırım bu kadının ve onun ailesinin etrafında olmak ve giderek yeni müzikal tınıların güzelliğinin daha çok farkına varmak beni harekete geçirdi. Daha önceden hiç bilmediğim seslerin ve müziklerin beni nasıl etkilediğini fark etmeye başladım. Bunu daha önce görmememin tek sebebi de fazlasıyla 'Anglosakson' olmamdı. Ama birden bire başka bir yerlerde, daha önceden hiç bilmediğim birçok güzelliklerin bulunduğunu gördüm. Ve bunun arkasından gitmeye kadar verdim.
70'lerin başında Jimmy ile birkaç kere Hindistan'a gittik. 1971'de Hindistanlı eşim ile Fas'ı gezdim ve Fas dağlarında berberilerin müziğini dinledim. Sahra Çölü'nde ve Sahel'de dinlediğim müzikler ile bizim blues müziği arasında sıkı bir bağlantı, benzerlik olduğunu fark ettim. Gençken blues'da beni çeken şey ile Kuzey Afrika'nın müziği arasında somut bir bağlantı vardı. Gamların ve sesin kullanımıyla ilgiliydi bunlar.
Geçmişten biraz günümüze gelelim. Solo kariyerinize hâlâ devam ediyorsunuz ve tarzınız güncellikten hiç de geri değil. Yeni müzikleri, genç grupları da takip ediyor musunuz?
Evet, her şeyden biraz dinliyorum -eğer gerçek, elle tutulur bir şey ise. Yoksa ne tarz olduğu önemli değil benim için.
Wolfmother diye bir gruptan bahsedildiğini duymuş muydunuz? Son dönemlerin sevilen gruplarından ve Led Zeppelin'e benzerlikleri gündeme geliyor.
Evet (gülüyor), Avustralyalı grup değil mi? Dinledim. Bence biraz daha orijinal olabilirlerdi. Bunu tabi öyle çok gurur verici birşey olarak söylemiyorum. Ona bakarsanız Muddy Waters da bizim hakkımızda aynı şeyleri düşünmüş olabilir pekala.
Peki yeni birşeyler duymak için ne yapıyorsunuz? Sıkça plak dükkânlarını ziyaret etmek gibi alışkanlıklarınız var mı?
Hayır, tesadüfleriyle gelişiyor bu aslında. Primal Scream'den bazı arkaradaşlarım var, Bobby Gillespie mesela, arada sırada ben onlara birşeyler öneriyorum, o da bana başka bir şeyler öneriyor, böyle gidiyor bu. Bu güzel paylaşım bence, iyi bir bağlantı. Çocukken yaptığımız gibi. Bir yerlerden New Orleans'lı çılgın bir rhythm & blues grubunun müziğini duyarsın, plağını ısmarlarsın, plağı eline geçirdiğin zaman okuldan arkadaşlarına falan dinletirsin ve hep beraber 'Vaaay be' dersinizi Müzikte güzel olan da işte bu, müziği paylaşabilmek, yaymak. Ve ben bu duyguyu hâlâ hissedebiliyorum.
|
(Bu haber için henüz hiçbir üyemiz puan vermemiştir)
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #443
"Belki şaşıracaksınız ama benim için en önemli malzemelerden biri, Alem, Şamdan, Gala gibi dergiler. Ne var ki satın almıyorum...
Neden?
- E çünkü utanıyorum... Birisi aldığımı görürse diye.
O zaman her hafta yollayalım size hocam!
- Çok iyi olur. O dergiler neden önemli biliyor musunuz? Ben bu bulguların bir kısmını yatak ilişkilerinden buluyorum...
Ha anladım! İnsanlar soylarına soplarına göre sevişiyorlar!
- Elbette. Bazıları için yasak var. Bunları tespit ettim ben. Yeni çıkacak kitabıma resimlerini de koyuyorum." Yalçın Küçük, Ayşe Arman'a Sabetayistleri nasıl tespit ettiğini anlatıyor.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|