Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  12 Temmuz 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Güzellik, kısa süren bir saltanattır.
Victor Hugo
Tarihte Bugün
Takvimler 12 temmuz tarihini gösterdiği zaman...

1947 yılında,
Türk-ABD Yardım Antlaşması imzalandı.
1960 yılında,
Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın 'vatana ihanet' suçu işlediği iddiasıyla Yüce Divan'a verilmesi kararlaştırıldı.
1972 yılında,
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Gölcük Tersanesi'nde yapılan ilk Türk muhribi 'Berk', donanmaya katıldı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Kültür/Sanat 

Fatih Özgüven Büyünün gerekliliği

Fatih Özgüven

12/07/2007 (1225 kişi okudu)

Anthony için söylenen her şey doğru!
Gerçekten de, pagan ayinleri bir 'Anthony and the Johnsons' konseri gibiydi herhalde. 'Büyüyünce güzel bir kız olmak istiyorum/ Şimdilik bir oğlan çocuğum' şarkıcısını dinlerken aynı bedende iki cinsiyetin de bilincini barındırmanın kendine özgü, 'şamanistik' gücünü, şarkıcının sahnede yaptığı büyü gibi şeyin bununla da ilgili olduğunu akıldan geçirmemek mümkün değildi. Dolayısıyla Bülent Ersoy'u yeniden gözden geçirdik, Sahra Kulüp gözümüzün önünde 'kutsal bir yer' gibi ışıklar saçtı; hemen hemen aynı günlerde Antalya'da öldürülüp cesedi bir dereye atılan travesti Deniz'den haberdar olanlar ise acı bir ironinin de farkındaydılar belki. Sahnede büyüsüne kapılıp kutsananın başka bir noktada yok edildiği bir ülkede yaşadığımızın...
Büyü kısmında kalalım; Alkazar sineması şu günlerde Baba Miyazaki'nin filmleri yüzünden dolup taşıyor ve yaz ortasında, bir seanstan çıkarken fuayede öbür seansa girmeyi bekleyen otuz-kırk kişiye rastlamak gerçekten de 'büyülü' bir manzara arzediyor. Bu filmleri büyük perdede görmek özellikle zevkli. Miyazaki'nin filmleri için Batılı bir seyirci 'içinde hasım olmayan çizgi film görmek iyi bir duygu,' demiş. Gerçekten de, Batılı filmlere alışık, 'hasımdan yorulmuş' gözler için, Miyazaki'nin anti-militarist ('Gökteki Kale') ve savaş karşıtı ('Yürüyen Şato') çizgi filmleri oldukça yeni şeyler. Bu filmlerde, bambaşka bir hayal dünyasının izleri var üstelik; yepyeni düşsel aletler, Calvino ile Borges'in birlikte hayal ettikleri sanılabilecek düşsel evler, yerler, alet-evler, makine-yerler... Gene de Miyazaki deyince benim favorilerim, geleneksel Japon sinemasıyla bağları olan iki film. Bir tanesi Ozu ile çizgi filmin mükemmel buluşması gibi birşey olan 'Komşum Totoro', diğeri ise fantastik çizgi film sinemasının en cüretkâr filmi ve Japon hayalet hikâyelerinin zirve noktası Altın Ayılı 'Ruhların Kaçışı'...'Komşum Totoro', anneleri hasta olduğu için babalarıyla kırda bir yere taşınan abla-kardeş iki küçük kızın, çizgi filmlerin en sevimli ve en tarife gelmez 'yaratığı' Totoro ile karşılaşmalarının hikâyesi.
Miyazaki, çizgi filmle ormanı, kırın dinginliğini, oradaki hayatın temposunu ve kendine özgü esrarını, çocukluğun sırlarını benzeri Ozu'nun filmlerinde görülebilecek bir sükûnet ve panteist bir tabiat hissiyle anlatıyor. Tüylü, yumuşak ve dev Totoro'yu her çocuğun tanıması ve onun kürklü cüssesine dokunmanın nasıl bir şey olduğunu hissetmesi lazım diye düşünüyorum. Aslında her büyüğün de; çünkü '10 yaşında olmuş olanlar ve 10 yaşında olacaklar' için yapılmış bu filmlere sadece çocuk filmi demek haksızlık olur. Bu filmlerde, küçük ve cesur kızların, onların 'küçük sevgilileri' çatık kaşlı Manga oğlanlarının yanı sıra inanılmaz yaratıklar da var. İçi kürklü kedi-otobüs, toz tavşancıkları, 'Ruhların Kaçışı'ndaki kurum parçacıkları, hayalet tren, kayıp ruh Yüzsüz... Miyazaki'nin özellikle Doğulu olmayan filmleri ise tuhaf, anonim bir Orta Avrupa dünyasında geçiyor. 'Küçük Cadı Kiki', 'Yürüyen Şato' ve 'Gökteki Kale' böyleler. Ama bu filmler Batı'nın masal âlemlerine öykünmek şöyle dursun, o âlemlere beklenmedik bir lirizm katıyor, antimilitarizm, feminizm, narsisizmin tehlikeleri gibi alt metinlerle yepyeni bir görünüş kazandırıyorlar. Miyazaki'nin Japonca konuşan kocaman gözlü küçük Avrupalı kızları ile oğlanları, Batılı masal dünyalarının kahraman-hasım, ödül-ceza, cefa-mutluluk karşıtlıklarını hiç hatırlatmayan bir dünyada var oluyorlar. Bu dünyalardaki herkes hayal ettiği ölçüde ve hayal ettiği kadar özgür yaşıyor. Yaz günü Alkazar'ı dolduran her yaştan yetişkine bakılırsa 'hasmane' olmayan bu harikulade hayal âlemi herkese lazım. Siz de gidin!



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 2 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #221
"Sinirinizi bağırıp çağırarak yenemeyeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Ama emin olun hiçbir şey elinize geçenleri yere fırlatmaktan, etrafı yumruklamaktan daha çok rahatlatamaz sizi."
Günaydın'da, sizi terk eden sevgilinizden arta kalan üzüntüyle nasıl başa çıkacağınız anlatılıyor. Saldırın!

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.