Günün Sözü
Felaketler karşısında dayanıklı durmak ve kader diyerek eğilmemek, kahramanlıkların en büyüğüdür. Fenelon
Tarihte Bugün
Takvimler 17 ağustos tarihini gösterdiği zaman...1949 yılında, Erzurum, Bingöl ve ilçesi Karlıova'da meydana gelen 6.7 şiddetindeki depremde 450 kişi öldü, 1.500'ü aşkın ev yıkıldı. 1976 yılında, Sivas'ta demir çelik tesisleri kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 1999 yılında, Sakarya merkezli Marmara depreminde, 20 binden fazla kişi 7.4 şiddetindeki depremle hayatlarını kaybettiler.
|
 |
 |
 |
Türkiye nasıl etkilenebilir?
Uğur Gürses
17/08/2007 (2646 kişi okudu)
ABD'de ortaya çıkan gelişmelerin ülkemiz gibi gelişen piyasalara yansıması, bulaşması artık eskisi gibi olmuyor. Nasıl Avrupa ülkelerinde, diğer gelişmiş piyasa ekonomilerinde etkilenme oluyorsa, ülkemizdeki yansıması da öyle gelişiyor. Çünkü, on yıl önceki gibi değiliz. Ekonomimiz, mali piyasamız kayda değer bir yapısal dönüşüm geçirdi. Ancak yine de, orta vadeli yansımaları iyi hesaplayıp, reel ekonomi için buna uygun önlemleri almamız şart.
Uluslararası mali piyasalar her yeni gün gelen haberlerle, yeni düşüşlere tanık oluyor. Gelen haberler, mali kuruluşlar ve şirketlerle ilgili haberler. Piyasalarda tam bir kaçış havası egemen. Dışarıdaki gelişmeler için henüz 'geçti-geçiyor' diyebilmek için çok erken olduğu anlaşılıyor. Bu 'sarsıntının' ilk tetiklendiği çıkış noktası olan mortgage cephesinde ise her yeni gün, yeni bir bilgi, geriye dönüşü zorlaştırıyor. Örneğin, dün ABD'de ikinci çeyrekteki ev satışları sayıları açıklandı. Bu sayılara göre, ikinci çeyrekte konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10.8 gerilemiş. Bu düşüşün, son 16 yılın en sert düşüşü olduğu belirtiliyor. Satılan konutların fiyatlarının ise şimdilik yüzde 1.5 düştüğü anlaşılıyor. Ancak, mali piyasa sarsıntısı ile üçüncü çeyrekte talebin daha da daralıp, fiyatların da daha hızlı düşmesi bekleniyor. Yani, 'filmin devamı var'!
Türkiye bu sarsıntıdan nasıl etkilenir?
En başta, Türkiye'ye yansıyan ilk etki, mali piyasa etkisidir. Borsa endeksinin gerilemesine, döviz kurunun ve faizlerin yükselmesine tanık olduk. Yabancıların mevcut portföy yatırımları açısından bakılırsa; bu etkilerin kalıcı olup olmayacağı başka unsurlara bağlıdır. Bunun başında da kredi olanaklarının nasıl seyredeceği gelmektedir. Portföy yatırımlarının 'topluca' çıkışı pek de olanaklı değildir. Bunlar arasında, hisse senedi yatırımlarının daha uzun vadeli yatırım niteliğinde olduğu hesaba katılırsa, faiz getirisine odaklı yatırımlardan bir miktar çıkış olabilecektir. Bunun etkisi, geride kalacak olan geçici bir fiyat değişimidir. Mali piyasalarda kazanç kadar kayıp da olduğuna hiç şüphe yok. Burada en önemlisi, reel ekonomiye etki yapacak olan parametre değişimleri ve dalgalanmadır.
Bizce, dışarıda yaşanan dalgalanmanın ülkemize en büyük yansıması, reel ekonomi üzerinde yapacağı etkilerdir.
Dış konjonktürde Türkiye'yi en çok etkileyecek unsur, kredi olanaklarının daralmasıdır. Bu da, büyümenin dış kaynakla beslendiği hesaba katılırsa belirleyici bir unsurdur. Bunun olasılığı yüksektir. Çünkü, dışarıda yaşanan süreç, kredi daralması ve kredi krizidir. Likidite tercihinin arttığı bir süreçtir. Türk şirketleri ve mali kuruluşlarının yurtdışından sağladıkları krediler azalacak, fiyatları pahalı hale gelecektir. Bunun nedeni Türkiye'nin 'ülke riskinin' değil, 'likidite priminin' artmasıdır.
Türkiye'yi en çok etkileyecek gelişmelerden biri, likidite daralması ve kredi krizi ile birlikte küresel ekonomideki yavaşlama olasılığıdır. Bu yavaşlamanın da lokomotifi ABD ekonomisi olacaktır. Böyle bir mali piyasa görünümü, ekonomik yavaşlamanın kaçınılmaz olduğunu söylüyor bize. Türkiye ise küresel bir ekonomik yavaşlama tablosunda, ihracatının olanaklarının daralması ve yatırımların azalması ile karşı karşıya kalacaktır.
Dış konjonktür bu biçimde gelişirse, dünyada hammadde ve enerji fiyatlarında gerilemelere tanık olabileceğiz. Bunun içeriye yansımasının da tek olumlu potansiyel gelişme olduğunu not edelim.
Bu senaryo içinde, ithalat da (daha hızlı) daralacağından Türkiye'nin cari açığı küçülecektir. Öyle ki, cari açığımız küçülürken, açığın finansmanı için mevcut olanaklarımız da daha fazla daralacağından, döviz kuru yeni bir seviyede, yüksek bir seviyede dengeye gelebilecektir.
Türkiye'de, cari açık artarken döviz kurunun düşük seyrettiği bir döneme tanık olmuş iken; şimdi, cari açık küçülürken döviz kurunun görece yüksek seyrettiği bir döneme tanık olabileceğiz.
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 6 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 9 |
Ekonomi sayfasındaki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #54
"Bu genetik. Bunun eski ismi evham, tıptaki ismi hipokondriya, halk dilinde de hastalık hastalığı. Annem o kadar evhamlıydı ki... Avustralya'ya gidiyordum, koskoca adamım artık, helallik almaya anneme gittim, 'Avustralya'ya gidiyorum,' dedim, 'Yavaş git,' " Müjdat Gezen anlatıyor.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|