Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  14 Eylül 2007 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Hiç bir zaman çıktığın kapıyı hızla çarpma, geri dönmek isteyebilirsin.
Don Herold
Tarihte Bugün
Takvimler 14 eylül tarihini gösterdiği zaman...

1829 yılında,
Rusya ile Osmanlı arasında Edirne Antlaşması imzalandı.
1959 yılında,
Türkiye ile Endonezya arasında Ticaret Antlaşması imzalandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Politika 

H. Gökhan Özgün Türkiye anayalanları

H. Gökhan Özgün

14/09/2007 (2373 kişi okudu)

Yeni anayasa 'anayalanlar' üzerine mi kurulacak? 'Anagerçekler' üzerine mi?
Bütün mesele bu. Bundan ötesi acıklı bir hikâye. Bundan ötesi bir 'miras' davası. Devlet kime kalacak kavgası.
Yalana karşı olduğumuz yalanı, bütün insanlığın en büyük ortak yalanıdır. Mesele, yalana hangi nedenle karşı olduğumuzdur. Ve hangi yalanlara karşı olduğumuzdur. Ben kendi adıma 'anayalanlara' karşıyım. Kitaplarda insanı cenneten kovduran yılan, bu yalan olmalı. Omurgasız yalan yani. Önce 'hakiki, doğru dürüst bir omurgan' olur, önce onunla bir dik durursun, sonra çok istersen, yine de yalan söylersin. Ama insan gibi yalan söylersin.
Buna da halk arasında zaten 'siyaset' derler. Ama omurgan beyninden kıçına kadar uzayan bir yalansa, cenetten ebediyen kovulursun. Hatta cehenneme bile almazlar seni. Çünkü sonsuza kadar onun kapısında dikilir durursun.
Bir 'anayalan' üzerinde kıvrılarak doğrulup istediğin kadar doğru ve samimi konuş, yalnızca 'anayalanı' emzirirsin. O yalan da büyür, sarmaşık gibi her yanı sarar. Ve sen kendi kendine hayıflanırsın, 'Niye böyle oldu? Halbuki ben iyi niyetli bir insandım?' diye. Ve her yanı saran bu sarmaşık, hem 'anagerçekleri' örter hem de sanki kendi de bir 'gerçekmiş' gibi arzı endam eder.
'Cehenneme uzanan kaldırım 'iyi niyet' taşlarıyla döşelidir' diye buyuran ecnebilerin ataları, belki de buna işaret etmişlerdir.
Yalana karşı olmak kimileri için bir 'mertlik' meselesidir. Erkekliktendir yani. Memleketimde yalana 'ana muhalefet' ziyadesiyle bundan müteşekkildir. Mertlikten. Onun için 'erkek gibi karılara' bayılırız. Erkeklerin yanına alırız onları. Oysa tam burada müthiş bir 'anayalan' kurarız. Bu yalan, adı 'karşı' olan cinsin, kadının, karşımızda durmaması gerektiği yalanıdır.
Hep yanımızda olmalıdır kadın. İşte Akdeniz maçoluğu denen, sonu kimilerine göre 'latan homoseksüelliğe' varan seksi macera burada başlar. Bir türlü kadınlıktan haz etmemek, kadınlığı hazmedememek. Kadından haz etmedikçe de, erkekliğini tescil için kadından daha çok haz almak mecburiyetine düşmek, bir türlü bir haz alamayınca da, alabildiği tek hazzı sonsuza kadar tekrar takrar yaşamak. Ve onun bitmez arzusu. Ve onun getirdiği büyük vakit kaybı, hayat kaybı. Türkiye'de bunun bütünüyle dışında durduğunu söyleyen bir erkek varsa, o da yalandır.
His hayatını 'mertlik'ten kazanan bu meşrep bir gün mutlaka burnunu bir yerlere sürter. Ama bir de, yalana hayatı fakirleştirdiği ve tıkadığı için karşı olmak vardır. Çünkü dünyadaki 'anayalanların' hepsini toplasanız bir elin parmaklarını geçmez. Bu yalanların temelinde hep aynı şey vardır: 'Her şey mükemmel. Nema problema'. Tam istediğiniz gibi bir kocayım, karıyım, vatandaşım, işadamıyım, erkeğim, kadınım, arkadaşım, çalışanım, milletim.
Bu yalanlar gerçek olsa, dünya mükemmelikten patlar. Dahası, dünyada anlatacak hikâye, yapacak siyaset, gidecek yer kalmaz. 'Anayalanın' zaafı kötülüğünde değil, sığlığındadır. 'Anayalanlar' dünyayı fakirleştirir, biteviyeleştirir, küçültür. Her şeyin önünü tıkar. 'Anagerçekler' ise hayatı zenginleştirir, çünkü derindir. Hayatın önünü açar, çünkü geniştir.
Bu düşüncelere neden mi gark oldum? Bir baktım ki, Anayasa'da tartışılacak şeylerden biri, Anayasa'nın 3. maddesindeki "Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir" cümlesi. Yeni anayasa ise, "Resmi dili Türkçe'dir"i öneriyor ve biz, bu 'ikilemi' tartışacağız. Yani, Yeni anayasada eski 'anayalan' sürsün mü, sürmesin mi bunu tartışacağız.
TÜRKİYE'NİN DİLİ TÜRKÇE DEĞİLDİR. RESMİ DİLİ TÜRKÇE'DİR.
Bunu artık çocuklar bile biliyor. Çocukların bile bildiği 'anagerçekleri' tartışıp pespayelik etmeyin. İlerleyin. Ayrıca şu anki Anayasa'da bile Türkçe 'devletin dili' olarak anlaşılıyor.
Yani 'resmi dil' olarak. Bunu yeni anayasada açık açık yazalım ki, Anayasa'nın en küçük açıklarını bile halka karşı yorumlamayı âdet edinmiş bazı devletli yargıç ve savcılarımız işsiz kalsın.
Ben böyle yapacağım, bir yeni anayasaya bakacağım, bir de başımı kaldırıp kaldırıp hayattaki hakikâte. Çünkü hayatın ve insanların Anayasa'ya uyması için, önce Anayasa'nın insanlara ve hayata biat etmesi gerekir. 2007 yılındaki hayata, demek zorunluluğunda da hissediyorum kendimi, burada, kaçınılmaz olarak, nedense.
Bir de n'olur siz siz olun, 'Kurucu Meclis' anayılanının uzattığı kızıl elmaya kanmayın. Kimse yeni bir şey kurmuyor. Hayat devam ediyor. İnkılapçı abiler. Hayat devam ediyor.
Siz her gün Türkiye'yi baştan başa, tekrar tekrar kuruyorsanız, valla, bu sizin kuruntunuz. Sizinkisi egoysa, bizimki de ego, lego değil hani.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 25 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8
Politika sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #354
"Kadın ve erkek anatomisini biz lisede okumuştuk. Bizim dönemimizde, özellikle de benim okuduğum yabancı okulda elbette ki eğitim süper düzeydeydi."
"Böbrek taşı düşürürken sevgilimin bekareti bozulmuş mudur?" diye sorulmasıyla birlikte, Güzin Abla, eşsiz eğitim yıllarına geri dönüyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.