AB, sermayenin serbest dolaşımında bazı kısıtların kalkmasından memnun
|
AB Komisyonu, 2008'de Türkiye'ye 538.7 milyon avro, 2010'da ise 653.7 milyon avro kaynak tahsis edileceğini duyurdu.
|
AB 2007 yılı Türkiye İlerleme Raporu'na ekonomi damgasını vurdu. Raporda sermayenin serbest dolaşımı konusunda bazı kısıtlamaların genel olarak kalkması memnuniyetle karşılandı. Ayrıca olumsuz gelişmelere karşın Türkiye'nin cari açığını finanse edecek mali yapıda olduğu belirtildi
07/11/2007 (678 kişi okudu)
RADİKAL - İSTANBUL - Avrupa Birliği (AB) tarafından dün açıklanan 82 sayfalık Kasım-2007 İlerleme Raporu'nda, insan hakları ve demokratikleşme gibi konuların yanı sıra ekonomi alanında da Türkiye'ye bir dizi uyarı yapıldı.
Türkiye'de son bir yılda yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerin ve reform çabalarının ele alındığı raporda AB Komisyonu, diğer aday ve potansiyel aday ülkelerle birlikte Türkiye İlerleme Raporunu, strateji belgesini ve önümüzdeki dört yıla ilişkin mali yardım çerçevesini açıkladı.
Türkiye'nin geçen yıl 85 milyar avroluk hacimle AB'nin yedinci büyük ticaret ortağı haline geldiği hatırlatılan raporda, Türkiye'nin dış açıklarının (cari açık ve dış ticaret açığı) büyük miktarlara ulaşmasına rağmen finansman sürdürülebilirliğinin artırıldığı ifade edildi.
497 milyon avro
Kıbrıs Rum kesimine uygulanan 'nakliyat araçları kısıtlaması' dahil, malların serbest dolaşımı üzerindeki engelleri kaldırması talep edilen belgede ayrıca, Rum kesimiyle 'ikili ilişkilerin normalleştirilmesi beklentisi' dile getirildi. Strateji belgesinde, "Türkiye, üyelik yükümlülüklerini karşılama yeteneğini geliştirdi. Malların serbest dolaşımı, mali hizmetler, trans-Avrupa ağları, bilim ve araştırma başta olmak üzere müzakere fasıllarında ilerleme sağlandı. Malların serbest dolaşımında, fikri mülkiyet haklarında, kartellerle mücadele politikasında, enerjide, istatistikte, işletme ve sanayi politikasında, tüketici ve sağlığının korunmasında, bilim araştırmada (AB müktesebatına) uyumunu ileri düzeye taşıdı" ifadelerine yer verildi. Öte yandan, katılım öncesi mali yardım çerçevesinde önümüzdeki dört yılı kapsayan önerisini üye devletlerin onayına sunan AB Komisyonu, bu yıl 497.2 milyon avro tahsis edilen Türkiye'ye 2008'de 538.7 milyon avro, 2009'da 566.4 milyon avro, 2010'da 653.7 milyon avro ve 2011 yılında 781.9 milyon avro ayrılmasını istedi
Sermayede kısıtlama
Avrupa Komisyonu'na göre, gerçekleştirilen ekonomik reformlar sayesinde Türkiye'nin AB'nin ekonomik müktesebatına uyumunun kısmen sağlandığı ancak bazı hayati eksikliklerin devam ettiğine işaret ediliyor. İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin cari açığındaki artışa dikkat çekiliyor. İlerleme Raporu'na göre, ekonomi konusunda hükümet ve kurumlar arasındaki görev dağılımından dolayı eşgüdüm eksikliğinin bulunduğu ve orta-uzun vadeli reform ve bütçe çalışmalarının yapılamadığına dikkat çekiliyor. Raporda, kamu harcamalarının 2007 yılının ilk çeyreğine kadar kontrol altına alındığı ve vergi konsolidasyonunun arttığına işaret ediliyor. Buna karşın, cari açığın arttığının altı çizilen İlerleme Raporu'nda, tüm bu olumsuz gelişmelere karşın Türkiye'nin cari açığını finanse edecek mali yapıya sahip olduğu belirtiliyor. Sermayenin serbest dolaşımı konusunda bazı kısıtlamaların genel olarak kalktığı kaydedilen raporda, radyo ve televizyon, elektrik, turizm, savunma, denizcilik, havacılık, havayolları ve kara taşımacılığı gibi toplam 11 önemli alanda kısıtlamaların devam ettiği vurgulanıyor.
Kamu harcamaları
İlerleme Raporu'nda 6. Katılım Öncesi Ekonomik Program'da (KEP) altı çizilen taahhütlere üstü kapalı gönderme yapılıyor. Rapor reformların yavaşladığına dikkat çekiyor. Buna göre, ekonomi konusunda hükümet ve kurumlar arasındaki görev dağılımından dolayı eşgüdüm eksikliğinin bulunduğu ve orta-uzun vadeli reform ve bütçe çalışmalarının yapılamadığına işaret ediliyor. Raporda, kamu harcamalarının 2007'nin ilk çeyreğine kadar kontrol altına alındığı, daha sonra bütçe performansında ve gerçekleşmelerinde sapma olduğu vurgulanıyor. Bu durumda KEP'te belirtilen 2007-2009 makro hedeflerden sapma olacağı endişesine dikkat çekiliyor. Bu yılki İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı seçimi sırasındaki krizi demokratik yollarla aşması nedeniyle, olumsuz ifadelerin geçen yılki rapora göre daha fazla olmadığı görülüyor. Fakat Türkiye'nin 2005 yılından beri reformlar konusunda yavaşlamasına yapılan vurgular da dikkatlerden kaçmıyor.
Raporda, Türkiye'nin kendi yükümlülüklerini (Gümrük Birliği Ek Protokolü'nün uygulanması) yerine getirmesi istendi. Türkiye, Gümrük Birliği'nin Kıbrıs Rum yönetimi dahil AB'ye yeni katılan 10 üyeye de uyarlanması için Ankara Anlaşması'nın Ek Protokolü'nü imzalamış, ancak aynı zamanda bir de deklarasyon yayımlayarak, imzanın Kıbrıs Rum kesimini tanıma anlamına gelmediğini ilan etmişti. Türkiye, KKTC'ye izolasyonlar kaldırılmadıkça Türkiye'nin, limanların ve havaalanlarının Kıbrıs Rum kesimi gemi ve uçaklarına açılmasını öngören Gümrük Birliği Ek Protokolü'nü gündeme almayacağını belirtiyor.
Bölgesel kalkınma
Türkiye'nin 2007-2013 dönemini kapsayan Dokuzuncu Kalkınma Planı'nda bölgesel kalkınmaya vurgu yaptığını, bunu da KEP'te belirttiği hatırlatılan raporda, bu konunun ekonomik refahın ülke genelinde dengeli bir şekilde dağılması, yerel düzeyde kurumsal kapasitenin artması, bölgelerarası göç eğilimlerinin bölge içinde tutulması, kırsal kesimde refahı artırarak, kır ve kent arasındaki sosyoekonomik gelişmişlik farklarının azaltılması başlıklarında irdelendiğini, ancak bu alanlarda somut adımlar atılmadığını belirtti. Türkiye bu konularda somut adımlar atmadığı gibi, bölgesel gelişmişlik farklarından kaynaklı sorunları güvenlik sorununa indirgeyerek KEP'te altı çizilen hedeflerden uzaklaşıyor. Bu durumun Türkiye ve bölge için bir istikrarsızlık unsuru olacağı yine raporun satır aralarında göze çarpıyor.
Serbest dolaşım
Sermaye hareketleri ve ödemeleri alanında gelişme kaydedildi; bazı kısıtlamalar kaldırıldı veya hafifletildi. Hazine, sigortacılık sektöründeki teminat gereklilikleriyle ilgili uygulamada yeni bir düzenlemeyi benimsedi. Türk Hazinesi borç senedi belgesine ek olarak, diğer Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ülkelerince yayımlanan borç senetlerine uygun ve tamamlayıcı hale geldi.
Bakanlar Kurulu kararıyla, daha önce yabancı firmalara kâr, satış ve likidasyon geliri, ve lisanslarla ilgili ödemelerin transferi için uyguladığı önceki onay şartını kaldırıldı. Aynı karar 3.7 milyon doları aşan, dışarıya yabancı doğrudan yatırım (FDI) transferleri için gereken izin şartını da kaldırdı. Bunlar olumlu gelişme.
Yabancının emlakları
Türkiye, ülke vatandaşlarının yurtdışındaki menkul kıymetleri, pazarlar araçlarıyla, ülke sakini olmayanların da Türkiye'de sahip olduğu aynı araçların yayılması hakkında bankalar ve aracı kurumların Hazine'yi bilgilendirmesini gerektiren provizyonları kaldırdı. Karar ayrıca tapu idaresi, bankalar ve özel finans kuruluşlarının Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı'nı sakinlerin taşınamaz mülk ve gayrimenkulle ilgili suçlamalarla ilgili bilgilendirmesini gerektiren provizyonları da yürürlükten kaldırdı. Ek olarak, Türkiye gemi sahipleri için dövizle isimlendirilmiş teminat verme konusundaki kısıtlamaları da kaldırdı. Sonuç olarak, yabancıların emlak edinmeleri için gereken süre kısalacak. Anayasa Mahkemesi, Bakanlar Kurulu'nun sahip olduğu, yabancıların emlak edinmesiyle ilgili yasal sınırlamaların genişletilmesi ve yeni sınırlamalar getirilmesi hakkını yürürlükten kaldırdı.
Medya yasağı var
Radyo ve televizyon yayıncılığı, elektrik, turizm, savunma, deniz, hava ve kara taşımacılığı, eğitim ve iş bulma daireleri gibi sektörel yasama konularında FDI üzerindeki kısıtlamalar sürüyor. Yabancıların emlak edinmesi alanında bir dizi kısıtlama sürüyor. Ödeme sistemleriyle ilgili hiçbir gelişme rapor edilemiyor. Yasama çerçevesi, genel anlayışla uyumlu değil. Mahkeme dışında bankalar ve müşterileri arasındaki anlaşmazlıkları halletmek için hiçbir kurum bulunmuyor.
Yolsuzlukla mücadele
Türkiye'de yolsuzluğun yaygın olduğu ve yolsuzlukla mücadelede sınırlı ilerleme sağlandığı ileri sürülen raporda, yolsuzlukla mücadele stratejisinin geliştirilmesinde etkin ve iyi koordinasyonlu kurumların ve güçlü yasal altyapının önemine vurgu yapıldı.
Hizmetlerin dolaşımı
Bu alanda müktesebata uyumda gelişme kaydedilmedi. Hizmet sektöründe çalışan AB vatandaşlarının Türkiye'de ikametine ilişkin sorunlar sürüyor. Yabancıların Türkiye'de şirket kurmaları konusunda 2003 yılında getirilen kolaylıklara rağmen bürokratik engeller devam ediyor. Posta hizmetlerindeki tekel devam ediyor. Türk vatandaşı olmayanlar, avukatlık, doktorluk, özel güvenlik sektörü ve hava trafik memurluğunda çalışamıyor.
Kamu ihaleleri
Bu alanda ilerleme değil gerileme yaşandı. Bölgesel kalkınma ajansı kanunu ile kamu ihalelerine getirilen istisnalar nedeniyle yabancı yatırımcılara yönelik ayrımcılığın artma ihtimali yüksek. Kamu ihalelerine yabancı şirketlerin katılımına yönelik teknik ve idari engeller sürüyor. Bu ihalelere yönelik şikâyet oranlarında ciddi bir artış kaydedildi.
Rekabet hukuku
Şirket birleşmelerinin uyumunda olumlu gelişmeler yaşandı. Buna karşın devlet yardımlarını denetleyecek kurumsal yapının kurulamaması önemli bir eksik. Rekabet Kurulu'nun tam bağımsızlığı kanıtlandı ve AB müktesebatı ile uyumu tespit edildi. Ancak Türkiye, rekabet hukukuna uyumda, katılım ortaklığı belgesinde öngörülen kısa vadeli hedefleri gerçekleştiremedi.
Tarım sınırlı gelişti
Bölgesel kalkınmada bazı gelişmeler kaydedildi; ancak ortak tarım politikasına uyumda sınırlı gelişme var. Tarım sektörü, Gayrisafi milli hasılanın hâlâ yüzde 11.4'ünü oluşturuyor. 5.9 milyon insan hâlâ bu sektörde çalışıyor.
Ancak bu sektörün GSMH payındaki düşüş trendi verimliliğin arttığının bir göstergesi olarak kabul edilmeli. Tarım piyasasını düzenleyecek sistem ise henüz oluşturulamadı. Kırsal kalkınmaya yönelik ulusal programın Devlet Planlama Teşkilatı tarafından açıklanması önemli bir adım.
Türkiye katılım ortaklığı belgesindeki kısa vadeli hedefleri yerine getiremedi. Sürdürülebilir kalkınma kavramı nihayet yerleşti. Türkiye'de sanayi atıklarının yönetmeliğine uyumda ilerleme kaydedildi.
'Türkiye'de karapara aklamayla ilgili gelişme var'
Para aklama suçlarının önlenmesiyle ilgili yeni bir yasa yürürlüğe sokuldu. Bu yasa özellikle şüpheli işlemleri rapor etme, kayıt tutma ve zorunlu tarafların korunması, ve Türkiye'de Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'nın (MASAK) rolünü belirliyor. Bazı provizyonlar, uygulamadaki düzenlemelerin benimsenmesini gerektiriyor. Soruşturmanın prensipleri ve prosedürlerini belirleyen bir düzenleme yürürlüğe girdi. Türkiye Avrupa Konseyi'nin aklama, arama, haciz ve suçla kazanılan malların kamulaştırılması ve terörizmin finanse edilmesiyle ilgili konvansiyonunu imzaladı. MASAK'a bildirilen şüpheli işlem raporlarının sayısı 2005 yılında 352 iken, 2006'da 1140'a yükseliyor; bunların çoğu da bankacılık sektöründen geliyor. 2006'da 23 vakanın tamamı kovuşturmayla sonuçlandı, 2005 yılında 33 vaka gerçekleşmişti. Mahkûmiyet, kamulaştırma, haciz ve senetlerin dondurulmasına yönelik mahkeme kararları 2006 yılıyla sınırlı kaldı. Yasamanın uygulamasını güçlendirmeyi amaçlayan eylem planı bu bölümdeki üyelik müzakerelerinde kilit bir unsur hâlâ kabul edilmeyi bekliyor.
Sermaye hareketleri ve ödemelerle ilgili, özellikle birçok kısıtlama ve onay süreçlerinin kaldırılmasıyla gelişme sağlandı. Ancak, ödeme sistemleriyle ilgili hiçbir gelişme bildirilemiyor. Özellikle suçla kazanılan paranın aklanmasının önlenmesine yönelik yeni yasal çerçevenin kabul edilmesiyle, para aklamayla mücadele konusunda daha fazla gelişme sağlandı. Genel olarak, düzenleme eksik.