Günün Sözü
Sağlıktan daha tatlı bir şey yoktur derler, ama hasta olmadan önce hiç de öyle düşünmezler. Eflatun
Tarihte Bugün
Takvimler 08 kasım tarihini gösterdiği zaman...1996 yılında, Hakkari’nin Çukurca ilçesi Köprülü köyünde bir grup teröristin bir minibüse roketli saldırısı sonucu 12 korucunun şehit olduğu 5 kişinin de öldüğü bildirildi.
|
 |
 |
 |
Kadın, dayak için artık 'hak' demiyor
Funda Özkan
08/11/2007 (1096 kişi okudu)
Aile içi şiddeti 'ulusal bazda' rakamsal tabloya döken araştırma 1993 yılında Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nca 'Aile İçi Şiddetin Sebep ve Sonuçları' adıyla yapılmıştı. Daha sonra bazı akademisyenlerin, bazı kurumların araştırmaları oldu ama 'ulusal çapta' değildi.
TÜBİTAK'ın desteğinde, Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yeşim Arat ile Sabancı Üniversitesi'nden yardımcı doçent Ayşe Gül Altınay'ın, Yönelim Araştırma şirketiyle hazırladığı 'Türkiye'deki Kadına Yönelik Şiddet' araştırmasında ortaya çıkıyor ki 14 yılda erkeklerin 'dayak atma alışkanlığında' bir adım gerileme olmamış.
1993 yılı araştırmasında da her üç kadından biri eşinden dayak yediğini söylüyordu, 2007 Türkiyesi'nde de...
Ancak 'şiddete karşı bilinçte' büyük yol kat etmişiz. Önceki araştırmalarda şu vahim sonuç vardı:
Türk kadınının yüzde 40'ı, geleceğin eş ve anneleri olan 15-19 yaş grubundaki genç kızların yüzde 63'ü kadının eşi tarafından dövülmesini 'BAZI' durumlarda hoşgörülebilir olduğunu düşünüyor.'
"Dayak yiyorsa 'hak etmiş' olabilir" diyen kadın ve genç kızlar.
Yeni araştırmanın sonucu ise hepimizin yüzünü güldürmeli:
Her 10 kadından dokuzu "Haklı görülebilecek dayak yoktur" diyor.
Demek ki 15 yılda dayak atan erkekleri 'medeniyete' kazandıramamışız ama kadınların bilinçlenmesini sağlamışız.
Kadın hareketi 1987'de 'Dayağa Karşı Dayanışma Yürüyüşü' ile sokağa çıkmıştı. Kimileri o günlerde kadınları 'feminist' diye küçümsüyordu. 1980'lerde 10 kadar olan kadın kuruluşunun sayısı 400'e ulaştı.
Devlet geçmişi çok olmasa da 'şiddet' konusuna el attı. Medeni Kanun ve Ceza Kanunu'nda kadını koruyan değişiklikler yapıldı, 2006 yılında Başbakanlık Genelgesi ile 'kadına yönelik şiddet eyleminin önlenmesini bir devlet politikası' olarak kabul etti. Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun mücadelesini de göz ardı etmemek gerekiyor. Asker ocağında, din adamları vasıtasıyla camilerde erkeklerin eğitimi devam ediyor. Kadının kocasından şiddet gördüğünde ilk başvuracağı adres olan karakollarda, polis memurlarının 'Kocandır döver de sever de' yaklaşımına son vermesi için 40 bin polisin eğitilmesine çaba gösteriyor.
Biliyoruz ki, 'medya' sahiplenmeden bilinç yaratmak mümkün olmayacak. Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı'nın öncülüğünde Hürriyet gazetesinin Ekim 2004'ten beri yürüttüğü 'Aile İçi Şiddete Son', farkındalık yaratmada çok önemli bir kampanya. Bir de medyada ortak dil geliştirebilsek... Erkek arkadaşından dayak yiyen manken için "Vardır bir sebebi, hak etmiştir" diyen kadın şarkıcının demecini manşete çıkarmamayı becerebilsek...
Kocasından çok kazanan, daha çok dayak yiyor
56 ilden 1800 kadınla yapılan ankete göre hazırlanan 'Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet' araştırmasında kadınlar, kocalarının niye şiddet uyguladığı sorulduğunda şu yanıtı veriyorlar: "Güçsüzlüklerinden, acizliklerinden, üstünlüklerini gösterme biçimlerinden."
Eğitimsiz erkek, ilkokulu okumuş olana göre, ilkokulu bitirmiş olan, yüksekokul mezununa göre, maddi durumu az olan, çok olana göre daha çok karısına şiddet uyguluyor. Araştırmada vahim bir gerçek daha var: Kadın, kocasına göre eve daha çok gelir getiriyorsa, daha çok dayak yiyor. Kocasından daha çok kazanan kadınlar arasında şiddet görenlerin oranı yüzde 63.
İşadamları Gül'le Azerbaycan gezisi için 950 avro ödedi
İşadamları yedi yıl hasret kalmıştı, Cumhurbaşkanı ile birlikte seyahat etmeye. Ahmet Necdet Sezer, 'cumhurbaşkanının iş takibi yapıyor gibi görünmesinden rahatsızlık duyduğunu' ifade etmiş, Köşk'ün kapılarını da yedi yıl boyunca kapatmıştı.
Abdullah Gül ile birlikte, işadamları Turgut Özal ve Süleyman Demirel ile alıştıkları günlerine geri döndüler. Gül'ün Köşk'e çıktığı günden bu yana ilk ziyaret KKTC'ye, ardından Strasbourg'a yapıldı. Bugün Türkiye'ye dönecek Cumhurbaşkanı ve işadamları heyetinin üçüncü gezisi de Azerbaycan'a oldu.
Eski gezilerle Gül'ün gezileri arasında önemli bir fark da var. Eski günlerdeki gibi 'Cumhurbaşkanının aile fotoğrafı' oluşmasın diye Cumhurbaşkanı'nın uçağı için rezervasyondan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) bünyesindeki 59 ihracatçı birliği sırasıyla sorumlu olacak. Azerbaycan gezisinde görev İstanbul Maden ve Metal İhracatçıları Birlikleri'ne (İMMİB) verildi.
170 işadamı her şey dahil sistemle kişi başı 950 avro ödedi.
Özal ve Demirel'in sadece yakın olduğu işadamlarını heyetine dahil etmesi de yanlıştı, Sezer'in tamamen kapılarını kapatması da. Oysa iş âlemi, bir ülkenin ekonomideki ordusu. İkili ilişkilerde devlet adamlarının gücünü yanına alan iş dünyası bu desteği almamış olan ülkelerin iş dünyası karşında büyük rekabet gücü elde ediyor. Dünyada, devlet adamlarının uyguladığı bir orta yol da var. Her hangi bir şaibeye neden olmadan uçak rezervasyonunun herkese açık olması.
Nitekim Abdullah Gül de, THY'den kiralanan Airbus A330 uçağındaki
iş dünyası heyeti için "Herkesin bir tarzı var. Ben işadamlarımızla birlikte hareket etmek istiyorum. İşadamlarının sorunlarını çözmek bana haz veriyor. Bugün çözülen sorunları, nereden nereye geldiklerini duyunca çok mutlu oldum" demiş.
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 7 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 9 |
Ekonomi sayfasındaki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #510
"Benim dikkatsizliğim. Kendime çok kızdım. Yeni evli bir kadınım, sahnede nasıl durulması gerekiyorsa ben de öyle duruyorum. Ancak bundan sonra daha dikkatli olacağım." Kayseri'deki stat konserinde göğsü açılan Gülben Ergen, evlenmenin, beraberinde 'namus' da getirdiğini anlatırken...
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|