Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  15 Mart 2008 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Hayatta ilerledikçe niteliklerimizin derecesini anlarız.
Pround
Tarihte Bugün
Takvimler 15 mart tarihini gösterdiği zaman...

1920 yılında,
İngilizler, İstanbul'da yüz elli Türk aydınını tutukladı.
1976 yılında,
Maliye Bakanlığı 9 yabancı paraya karşı Türk Lirası'nın değerini yeniden yüzde 3.3 oranında düşürdü.
2001 yılında,
İktisat Bankası'na el konuldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

Perihan Mağden Bahar temizliği

Perihan Mağden

15/03/2008 (11398 kişi okudu)

New York'ta Çin Mahallesi'nde dadandığım bir dükkân vardı. Gider ulong çayı, yasemin çayı, yarasa desenli fincan, kelebek desenli tabak, desen desenli kâse: onu ve bunu alırdım.
New York'ta hemen hemen tüm kafelerde yasemin çayı bulunur. Çikolatalı pastayla pek iyi gider. Yani pek severim yasemin çayını. Orda kaldığımız evde de habire yapar, sabahlara kadar okuma seanslarımız esnasında, içerdik Fulya'yla.
Derken baktım hayatımdan yasemin çayı çıkmış. Geçen yaz İngiltere'den bir kutu almıştım. Öyle kutu kutu dokunulmadan duruyor. Geçen hafta bir çaydanlık dolusu yasemin çayı yaptım kendime.
Kendimden bu kadar sevdiğim bir şeyi neden esirgediğime şaşarak. Bach ve Vivaldi dışında, bir şeyler dinleyeyim istedim.
Bir zamanlar sabah akşam dinlediğim bir CD koydum: Böyle yıllardır göremediğim, içimi coşkuyla dolduran bir arkadaşım, çat kapı gelmiş gibi oldum.
Sevdiğim müziklerden, sevdiğim çaylardan uzakta, bir harala gürele içinde, bunca koşturmaca ve debelenmeyle, ne halt ettiğimi düşündüm.
Düşündüm ki, yapmayı hiç ama hiç ama hiç istemediğim bir dolu meşgaleyle, yutulup gidiyor zamanlarım. 'Keyif' zamanları nerdeyse sürgün edilmiş hayatımdan. Düşündüm ki, bir bahar temizliğine girişmeliyim.
Ne kadar antisosyal ayaklara yatsam da, beşeri ilişkiler kıtır kıtır yiyor benim zamanlarımı. Telefon zır zır çalıyor ve iradeniz durmaksızın tost ediliyor. İnsanlar sizden konuşmacı olmanızı, televizyona çıkmanızı, saçma sapan konularda dergiler için fikir beyan etmenizi, röportaj vermenizi istiyorlar.
İyi bir halet-i ruhiye içindeyseniz ve kırmamak filan adına cevaplıyorsanız, röportaj teklifini kabul ediyorsunuz. Televizyon için randevulaşıyorsunuz. Sonra da kendinize lanet okuyorsunuz, basiretsiz davranıp bir 'hayır' cevabını kotaramadığınız için.
Hayatınıza yeni ve lüzumsuz insanlar dadanıyor. Ortak geçmişiniz ve hiçbir şeyiniz olmayan insanlar. Sizi tanımayan; tanımasına imkân ve ihtimal olmayan insanlar. Bence bir insanın hayatına otuz yaşından sonra yeni insan girmesi, inanılmaz güç.
Bir kere yeni insana açık değilsin. Hikâyen çok uzun. Hangi parçasını ele versen, diğerlerinde gizlisin. Benim hayatımın eksenini 7 yaşından 17 yaşına kadar tanıştığım kadın arkadaşlarım oluşturuyor. Onlar benim ruhumun içini dışını bilir. Ben ne dediğimde ne kastediyorum, bilirler ezbere. Ben onları bilirim: Avucumun içi gibi.
Bu ne mene bir konfordur insan hayatında. Avucunun içi gibi bildiğin insanlarla konuşmak, onlarla olmak. Yeni insanlarla bitmek bilmeyen engebeler, güven sınavları, yanlış anlamalar, anlaşamamalar; bir dolu iletişim sorunu... Otuzundan sonra olmuyor, çekilmiyor.
Herkesin hayatında vakit hırsızları vardır. Bir bakarsınız telefon etmiş ve temiz bir yarım saatinizi göz göre göre araklamışlar. Konuşmanın özeti şudur: NE KESTİN KOÇ, NE YEDİN HİÇ. Hayatınızda biri vardır: Bir sevgili, bir koca, bir 'karşı' cins olayı. Didişe didişe bir haller olursunuz.
Yaşam enerjiniz bilekleriniz kesilmiş de, toprağa akıyorcasına, ruhunuzun damarlarından çekilir gider. İnanılmaz bir negatiflikle baş etmek durumunda kalırsınız. Gözünüzün ışıltısı kaybolur, ruhunuz daralır çeker. Münakaşadan geçilmemektedir ortalık. Birbirinizin cinini tepesine çıkartmaktasınız.
Beraberliklerin iptila yaratan bir yanı da var. Tabii güç, bir ilişkiyi koparıp atmak.
Ama olan size olur. Keyif almak nedir hayatta, unutur gidersiniz. Tüm yaşam enerjiniz kubura boşalmakta gibidir; kanalizasyonlardan akıp gitmektedir.
Bir bahar temizliği için çanlar çalmakta.
Lüzumsuz insanları kapının önüne koymak için.
Onlarla geçirdiğiniz zaman zarfında, vakit kaybettiğinizi hissettiğiniz herkes fuzulidir. Hayatınızda 'fuzuli işgal' yapmaktadır. Masayı doldurmakta; ama sizi aç bırakmaktdır. Ruhunuzu didip enerjinizi yok etmektedir.
Sizi sıkanları, anlamayanları, alışamayanları, yeni olup da yoranları, okuyamayanları, yol yakınken kapının önüne koyun.
Alışkanlık kesp etmeden. Müptelası olduğunuz bombok ilişkiler, çok daha acıklıdır. Kesip attığınız anda, tüm benliğinizi kaplayacak acıdan, deliler gibi korkarsınız. İlişkinin her güne yayılmış boktanlığını çekmeye razısınızdır. Yeter ki, onsuz kalmayın. O acıyı yaşamayın.
Yok, hayır. Öyle değil. Zaman inanılmaz bir merhem.
Sizi madara eden ilişkileri, ne pahasına olursa olsun, atın hayatınızdan.
Ne kadar canınız yansa da, ilişki boyunca yaşadığınız aşağılanmaya, yeğdir. Kesin atın kangrenli bir kolu atar gibi. Önce kolunuzu arar gibi, arayacaksınız. (Sonra da geçecek.)
Ama atmazsanız kangren tüm ruhunuzu saracak. Çürütecek, yiyip bitirecek sizi. Siz siz olmaktan çıkacaksınız. Bir emanetçiye dönüşeceksiniz kendi bedeninizin içinde.
Bahar temizliğinin zamanı.
Dip Not:
Erken-Çetinaltanlaşmak istemem.
Geçenlerde uğradığım Ece'de yazıyı yeniden aralarında, okuduklarını söylediler.
Kısa bi (işşş) seyahate çıkıyorum.
Bahar geldi: her birimizin işine yarayabilir.
İşte 98 Model 1 Klasik!



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 74 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8
Yaşam sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #251
"Erkekler daha iyi mi yazar oluyor dersen, mümkündür. (...) Sevdiğim
kadın yazarlar var, az da olsa, mesela Jane Austen, mesela George Eliot. Bir miktar da Virginia Woolf'u severim. Ama öyle ölüp bittiğim bir kadın yazar da yok. Yani Jane Austen'ı severim"
Hamdi Koç, Picus dergisinde Teoman'a meleklerden sonra yazarların da erkek olduğunu anlatıyor.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
ÇİZGİLER
Ofis cehennemine hoşgeldiniz... Dilbert
Kedilere güven olmaz... Garfield
Cathy'nin bitmeyen maceraları... Cathy
İlişkiler ve tehlikeleri... Tehlikeli İlişkiler
Sizden, bizden ve onlardan... Ademler ve Havvalar

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.