Radikal-çevrimiçi / Kültür/Sanat / Kürtçe ağlayan kadın şairlerden Diyarbakır'da Kürtçe şiirler
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  25 Mart 2008 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Bir insanı herhangi bir davranışa zorlayan iki neden vardır: Akla yakın neden, gerçet neden.
J.B. Morgan
Tarihte Bugün
Takvimler 25 mart tarihini gösterdiği zaman...

1971 yılında,
Büyük İstanbul gazetelerinin fiyatlarına 10 kuruş zam yapıldı. Gazete fiyatları 50'den 60 kuruşa çıktı.
1996 yılında,
İşyerlerinde kadınlarda 20, erkeklerde 25 yılını dolduran çalışanların zorunlu olarak emekli edilmesini ortadan kaldıran Başbakanlık genelgesi yayınlandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Kültür/Sanat 

Kürtçe ağlayan kadın şairlerden Diyarbakır'da Kürtçe şiirler

Kürtçe ağlayan kadın şairlerden Diyarbakır'da Kürtçe şiirler
Irak Kürtlerinden Kejal Ahmed'ın şiirlerinde Kürtlerin yaşadığı katliamlarla ilgili imgeler var.
Diyarbakır'da Nevruz ateşleri yakılıp halaylar çekilirken belediyenin konuğu olan dört ülkenin kadın şairleri, Kürtçe şiirler okudu. Farklı ülkelerin farklı imgeleri birbirleriyle buluştu

25/03/2008 (3871 kişi okudu)

EVRİM ALATAŞ (Arşivi)

DİYARBAKIR - Nevruz arafesinde, Diyarbakır mahallelerinde her 20 Mart klasiği gibi tekerlekler yakılıp, halaylar çekilirken, dört ayrı ülkeden, aynı dili konuşan kadınlar bir araya gelip şiirler okudular. İran, Irak, Suriye ve Türkiyeli Kürt kadınlar, "İnsan hangi dilde ağlıyorsa, o dilde yazabilir" diye özetledikleri dil serüvenlerini, coğrafyalarının imgeleriyle bütünleştirip, şiir sever herkesi heyecanlandıracak, umutlandıracak şiirler okudular.
Ağırlıklı olarak Kürtçe kitaplar basan ve dört ayrı ülkede yaşayan Kürt yazarların tümünü 'değerlendiren' Avesta Yayınları, bir süre önce başlattığı 'Şahmaran serisi'nin kadın şairlerini, 'Kırdım kaderin bilindik aynasını' dizesiyle buluşturdu. Türkiye Kürtlerinden Fatma Savcı ile Gülizar, Suriye Kürtlerinden Jana Seyda, Irak Kürtlerinden Kejal Ahmed ve İran Kürtlerinden Nahid Huseyni, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda, Diyarbakır Sanat Merkezi'nin (DSM) de desteğiyle bir araya gelirken, Kürtçenin Kurmanci ve Sorani lehçelerinde okunan şiirlerin Türkçe çevirileri ise Jülide Kural tarafından okundu.
Dinleti ve söyleşi biçiminde geçen etkinliğin açılışında, Kürtlerde sözlü anlatı geleneğinin 'stanlara' yani müzikal anlatılara dayandığı ifade edilirken, zamanla yazılı dil ve edebiyatın yükselişinin, çeşitli engellere takıldığına vurgu yapılıp, "Ama yine de bir dil yasaklansa da, unutulsa da hakların hafızasındaki varlığını güçlü biçimde koruduğu görülmektedir" denildi.
Ve peşi sıra gelen şiirler, bir yandan bütün bu tanımlamaların sağlamasını yaparken, bir yandan da ayakları üzerinde durmaya başlayan Kürt edebiyatı ve şiirinin aslında bulunduğu ülke sınırlarından bir başka biçimde beslendiğini, her bir parçada farklı imgelerin ortaya çıktığını gösterdi.

Hangi dağa gizlendi gülüşün
'Şahmaran'ın şairlerinden ilki Fatma Savcı'ydı. "Kuş kavminin kızı" diye başladı şiirine. "Şimdi hangi dağa gizlendi gülüşün" diye sorarken, Türkiye Kürtlerinin aslında siyasal serüvenlerini, imgelerini peş peşe sıralıyordu. Randevusuna gelmeyen Şahmaran'ı, Evdalê Zeynike'nin kavalını ninnileri, kasırları ve tabii ki dağları imgeliyordu.
Hakeza Gülizar da benzer imgeler etrafında dönüp, ama açık söylemek gerekirse daha kadınca sıralıyordu dizelerini. Diyarbakır'ı, Diyar-ı bakire diye ifadelendirirken de, "Bu kış bir eldiven ördüm onun için/ sadece sağ eline/ ellerim olmadan/ sol eli üşüsün istedim" derken de...
Dedik ya, aynı dilin şairleri, ayrı coğrafyalarda yaşadıkları için, her birinin imgesi farklıydı. Irak Kürtlerinden Kejal Ahmed, sonrasında söyleşide de ifade ettiği gibi Saddam dönemini yaşamış bir şairdi. Ve ilk şiir kitabı yasaklanmıştı. Ta ki 1990'larda Irak'ın kuzeyi federe devlet olup da kimi yanlarıyla 'özgürleşinceye' kadar. Bu nedenle Kejal Ahmed, şiirlerinde hem aşiret yapılarını hem de enfali, yani Kürtlerin yaşadığı toplu katliamları imgeliyor. Ve Mevlana nasıl ki Kejal Ahmed'in şiirinde bir yerde yüzünü gösteriyorsa, "Senin denizin yok, İstanbul" diyen Suriye asıllı şair Jana Seyda'nın şiirinde de İstanbul şaşırtıcı bir ifadeyle yer alıyordu.
İran'dan gelen Nahid Huseyni ise İran'ın yasaklarını imgeliyordu şiirinde. 'Emrihanla bir kadeh' şiiri, secde, yazgı, sema, günah ve şarap ifadeleriyle akarken, bir yerlerde, "Havva ve Ademlerin varlığından sıkılıp, Şeytan'a adım atmak istiyorum" diye, kendi kalıbını yırtıyordu.

Heybetli kelimeler
Şiirlerin peşi sıra gerçekleşen söyleşi ise kimi zaman traji komik anlar yarattı. Kürtçenin tüm lehçelerine hakim birinin çeviri yapması gerekiyordu ve bunun için en iyi adres, Kawa Nemir idi. Genellikle dünya klasiklerinden Kürtçeye çeviriler yapan Kawa Nemir, "Kadınlar erkeklerden daha zekidir"den, erkek egemen sistemin analizine ve oradan da rahim olmadan spermin işe yaramayacağına varana kadar her şeyi, üstelik de imgelerle konuşulunca daha da zorlaşan her şeyi teker teker, kadınlar deryasının içinde çevirmek zorunda kaldı. Yer yer takıldıysa da son sözü söyledi kadınlar: Kadınlar kelimelerden korkmaz! Heybetli kelimeler kadınlara yaraşır!


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
10
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #37
"Üç aylık hamile olma ihtimalim var."
Beş yıllık eşi Murat Cenk Kırımlı'nın açtığı boşanma davasının yukarıdaki nedenle reddedilmesini isteyen Sisi'ye Allah analı babalı büyütsün diyoruz.

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.