Günün Sözü
Yalnızca akıllılar düşünce sahibidirler. İnsanların geri kalanları düşüncelerinin tutsağıdır. Coleridge
Tarihte Bugün
Takvimler 07 nisan tarihini gösterdiği zaman...1956 yılında, Milletlerarası Sağlık Teşkilatı kuruldu. 1957 yılında, Kızılay Kan Merkezi açıldı.
|
 |
 |
 |
Biri bizlerle dalga mı geçiyor?
Uğur Gürses
07/04/2008 (8372 kişi okudu)
Ekonomide kötü haberler ardı ardına gelirken, hükümetin 'seyirciliği' devam ediyor. Aslında, özellikle derecelemedeki görünüm değişimi ve enflasyon konusundaki değerlendirmelere bakılırsa 'şaşkınlığı' demek gerekiyor. Geride kalan haftanın, hükümet açısından 'sürpriz' olarak sayılan, ancak gidişata göre sürpriz olmayan bir gelişme, S&P dereceleme şirketinin Türkiye'nin görünümünü 'durağan'dan 'negatif'e çevirmiş olmasıdır. S&P'nin değerlendirmesinin özeti şudur: Küresel ekonomideki koşullar kötüleşiyor, Türkiye'nin zayıflıkları var, siyasal gerginlik ve
belirsizlikler de bu küresel olumsuzlukların yansımasını şiddetlendiriyor, ekonomide kötüleşme olasılığı artıyor. Hükümet S&P'nin değerlendirmesini, ekonominin koordinasyonundan sorumlu Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren'in 'Ekonomiyle ilgili bir değerlendirme olduğunu zannetmiyorum' biçimindeki açıklaması ile karşıladı. Gazeteciler soruyorlar; 'Siyasal mı peki?' Ekren yanıtlıyor; 'Bir bakalım ona, gerekçeyi gördükten sonra değerlendirelim'!
Oysa, 'ekonominin koordinasyonundan sorumlu' bakanın, bu değerlendirmeden (kamuoyuna açıklanmadan önce) haberinin olması beklenirdi. Çünkü, dereceleme kuruluşları Bakan Ekren'in 'gerekçe' olarak tanımladığı 'nihai metni' kamuoyuna açıklamadan önce, ilgili şirket ya da ülke hazinesine gönderirler! Bu durumda, Bakan Ekren'in sözlerine bakılırsa, ortada bir koordinasyonsuzluk olduğu ortaya çıkar! Çünkü, S&P'nin kamuoyuna yaptığı açıklamanın çok öncesinde, Ankara'daki ekonomi yönetimine; nasıl bir not değişikliği, nasıl bir görünüm değişikliği yapıldığı, nasıl bir açıklama yapılacağı gibi tüm detaylar bildirilmiştir. Çünkü, bu standart bir dereceleme sürecidir.
Ayrıca, 14 Mart tarihinde yazdığımız gibi, dereceleme sisteminde 'sadece
göstergelerin iyileşmesi değil, bunun yanında siyasal istikrar ve yönetim tarzı da notlama kriterlerinin içeriğinde yer alıyor.'
İkinci bir kötü haber de enflasyondan geldi. Mart ayı fiyat artışı yüzde 0.96 olarak açıklanırken, gıda ve giyim fiyatlarından toplam fiyat artışına gelen katkı geçtiğimiz yılın üzerinde. İşlenmemiş gıda fiyat artışı durulup yüzde 1'e yakın gerilerken, şimdi işlenmiş gıda ürünleri hızlı bir artış eğilimine girdi. Mart ayındaki artış yüzde 3'ü geçerken, yıllık artış da yüzde 18'e ulaştı. Burada da başta buğday olmak üzere hububat ürünlerindeki hızlı artış belirleyici oldu. Ayrıca, yine metal fiyatları ve döviz kuru artışından kaynaklanan fiyat artışları da etkili oldu. Asıl tatsız olanı, gıda ve enerji gibi son dönemde yukarı hareketlenen kalemlerin dışlandığı haliyle hesaplanan çekirdek enflasyondaki yukarı dönüş.
Enflasyondaki; hem küresel fiyat artışları, hem de içeride siyasal baskılar, rekabetçi ortamı sağlamak için yapılması gereken reformların yapılmaması gibi birçok nedenden dolayı ortaya çıkan hedeften uzaklaşma söz konusu. Şimdi hükümetin bazı bakanları enflasyondaki başarısızlığı ve kendi katkılarını hiç üzerlerine alınmadıkları gibi 'yabancılaşma efekti' uyandıran yaklaşımlar sergiliyorlar. Örneğin, sanayide ve ticaret yaşamında daha rekabetçi bir ortamın sağlanması gibi bir görevi ve sorumluluğu olan bir bakanımız olan Zafer Çağlayan, bunları hayata geçirmek bir tarafa; sanki Merkez Bankası'na 'faiz indir' diye baskı yapmamış gibi, 'enflasyon hedeflemesinin bağımsız bir kuruluş olan Merkez Bankası tarafından yapıldığını' hatırlatmış!
Bir başka bakanımız Kürşat Tüzmen, 'Enflasyondaki yüzde 4'lük hedefin gerçekçi olmadığını, ulaşılabilir hedefler konulması gerektiğini' vurgulamış. Oysa enflasyon hedefi, hükümet ve Merkez Bankası tarafından birlikte saptanan bir hedeftir.
Acaba Merkez Bankası'na 'faiz düşür' baskısı kuran bakanların, arzuları gerçek olsaydı, bugün enflasyon nerede olurdu?
Görüldüğü gibi işler kötü gidince, bu işte sorumluluğu olanların söyledikleri 'yabancılaşma efekti' yaratıyor. Bunu dinleyenler mi başka ülkede yaşıyor? Söyleyenler mi?
Bütün bu tuhaflıkların olduğu yerde, dereceleme kuruluşları görünümü olumsuza çeviriyor, ne yazık ki 'gerçekliğe' dönüyoruz!
Sahi, iki yıldır başkan yardımcısı pozisyonuna atama yapılamayan ülke neresiydi?
|
Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 12 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
|
puan 8 |
Ekonomi sayfasındaki diğer haberler
|
 |
 |
 |
ÖZLÜ SÖZ #145
"Biraz şey katılmış raporları kaale almayalım dedik." Kemal Unakıtan, Albayraklar ve İGDAŞ'ın kurtarılmasıyla ile ilgili soruyu Türkçemizin hayat kurtaran kelimesiyle açıklıyor.
Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
|