Radikal-çevrimiçi / Kültür/Sanat / 1968 ruhu
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  29 Nisan 2008 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Her şeyin değeri zorluğundadır.
Ovidius
Tarihte Bugün
Takvimler 29 nisan tarihini gösterdiği zaman...

1964 yılında,
Parlamento Muhabirleri Derneği kuruldu
1969 yılında,
Arsa Ofisi Kanunu TBMM'de kabul edildi ve Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü kuruldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Kültür/Sanat 

Sevin Okyay 1968 ruhu

Sevin Okyay

29/04/2008 (1479 kişi okudu)

40yıl, ha? İnsana şaka gibi geliyor. O mis gibi '68 Ruhu alevlendiğinden bu yana, orta yaşlı bir insan ömrü geçmiş. Muhabbet ve hasretle hatırlıyoruz ve kalplerimizde bugün de dimdik ayakta olmasıyla iftihar ediyoruz. Bu durumun insanları rahatsız ettiği anlaşılıyor.
Geçen ay ABD'de çıkan iki kitapta 60'lı yıllar uyduruk rock'n'roll dışında hiçbir şey üretemeyen hippilerin dönemi, '68 ise bir avuç anarşistin marifeti olarak nitelendiriliyormuş. Oysa rock bu yıl, Rolling Stones'un şahıslarında ve özellikle 'Shine a Light' sayesinde neredeyse ebedi bir boyuta geçti.
Genç yaşta tutkun bir mücadele verdikleri gibi, sonra da birbirlerinden mümkün mertebe kopmayan 68'liler ise yakın yaşlarında olmakla gurur duyduğumuz, cesur, yenilikçi bir kuşaktır.
1968 olaylarının kırkıncı yıldönümü, o olayları kendisi yaşamış, tanık olmuş, yakından izlemiş insanlar halen hayatta olduğu için de daha bir coşkuyla kutlanıyor. 40 yıl önce, ortalama yirmi yaşında olsalar gerek, yani şimdi de altmış yaş civarındalar. Barikatlar Gecesi'nde ya da benzer 'sıcak' çatışmalarda yer alanlar o günleri nasıl hatırlar acaba? Şahsen ben, daha çok yabancı dergilerin kapaklarından (kafamda çok net bir Paris Match kapağı var, meselâ), gazetelerden, konuşulanlardan hatırlıyorum.
Hareketli görüntüler de var, elbette, ama o zamandan mıydı acaba, yoksa daha sonra mı gördüm?
Bütün bu anılar kendi halindeki gündemimize, Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin "'68 ve Mirası" bölümüyle düştü aslında. Festival, 1968 olaylarını kırk yıl sonra on bir filmle andı, bir söyleşi düzenlendi, hatta paralel bir etkinlik olarak bir de '68 şarkıları' gecesi... Doğrudan bizi de ilgilendirir hale geldi, tabii. Yaş itibariyle, 68 Ruhu yazısı istemek için çok uygun biri tiptik. Oysa bizim burada fiilen yaşadıklarımız 60 ve 70 öncesi olaylardır. Ötekilere içimiz giderek seyirci kalmıştık. Doğrusu, yaşımız da biraz geçmişti ama, eylemin yaşla ne ilgisi var ki? Hayatı boyunca Cumhuriyet ve Akşam okumuş, TİP'e oy veren annem, hop oturup hop kalkıyor, 'çocuklar'ı gönülden destekliyordu, örneğin.
'68 ve Mirası bölümü, bizi gerçekten de çok eskilere sürükledi. Tümay kardeşim benden, '68 ilk üçümü isteyince de oturup düşündüm. Festival seçmesindeki bazı filmleri de çok sevsem bile, benim ilk üçüm, "kurmaca" belgesel "Milestones" (Robert Kramer, John Douglas"), Alain Tanner'ın yönettiği "Jonas qui aura 25 ans en l'an 2000 / 2000 Yılında 25 Yaşında Olacak Jonas" ve Philippe Garrel'in, kısa denebilecek bir süre önce izlediğim filmi "Les amants rÈguliers"den oluştu. Sonuncusunun ilk yarısı, tümüyle Barikatlar Gecesi üzerine odaklanmıştır, insana haber filmi izliyormuş; daha iyisi, bizzat oradaymış gibi gelir. Sonra da Yeni Dalga kıvamında bir aşk muhabbetine geçeriz.
New York Times'ın sinema yazarlarından A.O. Scott ise geçen
haftaki yazısında, 1968 baharının aslında sinemada başladığını söylüyor. Doğru ya, Henri Langlois olayı. Kültür Bakanı AndrÈ Malraux Şubat başında Fransız Ulusal Sinemateki'nin başkanı ve Yeni Dalga'nın manevi babası Langlois'yı işinden alınca genç sinemaseverler büyük tepki göstermişti.
Bu protesto sonradan ülkeyi sarsan ayaklanmalarla birleşti. Üç ay sonra ayaklanmalar ile gösteriler tüm ülkeyi sarmıştı. Hatta Cannes Film Festivali bile yarıda kesildi. Aralarında Jean-Luc Godard ile François Truffaut'nun da bulunduğu bir grup sinemacı, öğrenciler ve işçilerle dayanışma içinde olduklarını göstermek için Palais des Festivals'te sahneye koşup perdeyi kapalı tutmuş, gösterimi engellemişlerdi. Bu Mayıs'ta sinema dünyası da pek çok etkinlikle kırk yıl öncesini anacak.
Ne günlermiş! Ne de olsa, Norman Mailer'ın "Tanrıların yeniden insan
işlerine karıştığını sanırdın," dediği yıllardan söz ediyoruz.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 3 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
6
Kültür/Sanat sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #367
"Türk futbolunun treni devrilmiştir, otobüsü devrilmiştir."
Spor yazarı Adnan Aybaba...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.