Radikal-çevrimiçi / Ekonomi / Programın anlamı
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  16 Mayıs 2001 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Dostluk, toprak bir maşrapa gibidir, önemsiz bir nedenden birdenbire kırılır ve bir daha kullanılamaz.
Cicero
Tarihte Bugün
Takvimler 16 mayıs tarihini gösterdiği zaman...

1993 yılında,
Süleyman Demirel Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanlığına seçildi.16 Mayıs 2000'de görevi sona erdi.
2000 yılında,
Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanlığına seçildi.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Ekonomi 

Güven Sak Programın anlamı

Güven Sak

16/05/2001 (754 kişi okudu)

Geçen hafta bundan sonraki günlerimizin nasıl geçeceğine ilişkin güzel bir örnekti. Etrafta anlamsız bir Telekom tartışması vardı. 2000 yılında çıkardığı Telekomünikasyon Kanunu ile kendisine bir strateji çizmiş olan hükümetimiz, bu stratejiye uygun olarak önceden planlanmış bir adımı atmak için oyalandı durdu. Ortalıkta ajanlıktan mandacılığa kadar bir dizi suçlama uçuştu. Ama hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı işin nihayetinde anlaşıldı. Meğer etrafta bir 'Türk Telekom'un yönetimini yenileme mücadelesi' varmış, yaşayarak öğrendik. Sonra 'Washington'dan mektup geldi.' Memleketin yüksek menfaatleri için 'önceden kendileri tarafından hazırlanan bir plan'a karşı çıktıklarını söyleyenler, son anda fikir değiştiriverdiler. Üstelik de bunu 'Washington'dan mektup geldi'kten sonra yaptılar. Böylece ortaya daha 'hoş' bir görüntü çıkmış oldu. Ne güzel, değil mi? Bakalım daha ne alametler belirecek?
Bu noktada, öncelikle 'İyi biten her şey iyidir' diyebilirsiniz. Lakin IMF'ye verilen niyet mektubu ile ortaya konulan 'Ulusal Program'ın bir 'son' değil, 'başlangıç' noktası olacağını hep akılda tutmamız gerekiyor bundan böyle. Şimdi bu programın açıklanması ile birlikte 'iş' daha yeni başlıyor. Bu açıdan bakıldığında, kasım ayındaki bankacılık kriziyle başlayan ve şubat ayında döviz kurunun serbest bırakılması ile derinleşen iktisadi bunalımımız ülkemizi daha 'dip'e oturtmamıştı. Daha dibe oturmamıştık ama oraya doğru hızla yuvarlanabilirdik. Şimdi açıklanan bu program ile birlikte o 'dip' noktasını görmemek için neler yapmamız gerektiği ortaya konulmuş oldu.
Ülkemiz açısından bu 'dip' noktasına Hazine'nin yeniden borçlanamaz hale gelmesi ile ulaşacaktık. Hazine'nin bugünkü borcunu yeniden borçlanarak ödeyemez hale gelmesi ile birlikte bir süredir ortalıkta dolaşan 'hiperenflasyon' senaryoları gerçeklik kazanacaktı. Şimdi teorik olarak Hazine'nin yeniden borçlanabilmesini sağlayacak bir programı ortaya koyduk. Bu program iç borç stokunun artışını, resmi kanallardan ek dış kaynak girişi ve bütçede planlanan faiz dışı fazla ile kontrol altına almayı amaçlıyor. Bunlardan ilki üzerinde çok konuşuldu. Hatta neredeyse dışarıdan kaynak gelişi ile birlikte problemlerimizin sona ereceğine bile inanıldı. Daha önce vurguladık: Dışarıdan kaynak girişi yalnızca içerideki intibakın maliyetini azaltacağı için önem taşıyor.
İşte programdaki faiz dışı fazla hedefi içerideki intibakın büyüklüğü ve maliyeti ile ilgili bir fikir veriyor. Ne yapacağız? Bu yıl bütçede milli gelirin yüzde 5'ini aşkın bir faiz dışı fazla vereceğiz. Bu kadarla da kalmayacak. 2002 ve 2003'te bu fazlayı daha da artıracağız. Peki, daha önce hiç bu kadar kemer sıkmış mıydık? Gelin rakamlara bir bakalım. 1990-2000 arasında üç yıl faiz dışı bütçe açığı vermişiz zaten. Kalan sekiz yılın yedisinde faiz dışı bütçe fazlası ortalama olarak milli gelirin yüzde 2,24'ü olmuş. En yüksek fazla ise 1998 yılında. Oranı yüzde 4,63. 1990-2000 arasında bir tek 2000 yılında bütçede yüzde 6 faiz dışı fazla vermişiz. Ancak buradaki faiz dışı bütçe fazlalarını hesaplarken bu kez kabul edilmeyen özelleştirme gibi bazı gelir kalemlerini de hesaba katıyoruz. Katmazsak, örneğin, 2000 yılı fazlası yüzde 6'dan yüzde 4,6'ya iniveriyor. Şimdi geçen yıla göre daha sıkı bir bütçe performansını en az üç yıl tekrar etmemiz gerekecek. Teorik olarak mümkün olanı, pratikte de mümkün hale getirmek için en az üç yıl ciddi ciddi kemer sıkmamız lazım. 'Hazır mısınız?' Ve daha önemlisi, 'Farkında mısınız?'.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 51 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7
Ekonomi sayfasındaki diğer haberler

 Sıcak Haber

  • 17:41:00 - Keçili'ye TMSF'den de tutuklama
  • 16:12:00 - Borsa yüzde 6.28 değer kazandı
  • 14:19:00 - Borsa 12 bin 317 puanda
  • 14:15:00 - Keçili ve Yüksel DGM'de
  • 12:10:00 - Borsa yüzde 4.44 değer kazandı
  • 10:08:00 - Borsa 11 bin 729 puanda
  • ÖZLÜ SÖZ #513
    "Böyle moda olur mu? Ya da hiç böyle giyilip de sokağa çıkılır mı? Bu görüntü beni çok üzdü. Çünkü bu görüntü toplumdaki imajımı zedeler. Ben bir iş kadını, anneyim. Ama herkesin başına gelebilecek bir kaza işte."
    Esin Maraşlıoğlu'nun kendi kıyafetiyle ilgili yorumu. İşte her Türk kadınının başına gelir böyle şeyler...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
    Günün Haberi
    Banyoda biri mi var?
    Burton Goldberg'in yazdığı Alternatif Tıp Tam Rehberi kitabından, 33 kanser faktörüne devam ediyoruz. Şehir şebeke suyuna katılan klor ve flüorit ile borulardan sızan ağır metaller tehlike saçıyor.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.