Radikal-çevrimiçi / Türkiye / 6 yıl sonra Gladio itirafı
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  14 Mart 2002 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Korku suçu, suç cezayı doğurur.
Voltaire
Tarihte Bugün
Takvimler 14 mart tarihini gösterdiği zaman...

1983 yılında,
Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin kurulmasını öngören yasa tasarısı Danışma Meclisi'nde kabul edildi.
1984 yılında,
36 yabancı bankanın, Merkez Bankası'na 300 milyon dolarlık kredi açmasına ilişkin anlaşma imzalandı.
1996 yılında,
Akaryakıt ürünlerinin fiyatlarına yüzde 10-20 arası zam yapıldı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

İsmet Berkan 6 yıl sonra Gladio itirafı

İsmet Berkan

Biri Genelkurmay Başkanlığı yapmış dört paşa, tarihi bilgi verdi: Çete, MGK ve Genelkurmay onaylı!

14/03/2002 (3703 kişi okudu)

Yıl 1996. Kasım ayının son günleri. Kendi ismime değil çalıştığım şirkete kayıtlı cep telefonum çaldı. Arayan kibar bir erkek sesiydi, "İsmet bey" dedi, "istanbul'a geliyor musunuz bugünlerde?"
Telefonumu nereden bulduğunu sordum. "Bir arkadaşımdan temin ettim" dedi, "Size göstermek istediğim çok önemli bir dosya var. Şimdiden randevulaşabilir miyiz?"
Neyle ilgili olduğunu sordum. Telefonda konuşamayacağını söyledi ve ekledi:
"Günlerdir yazı yazdığınız konuda."
Günlerdir, Susurluk kazasıyla ilgili yazıyordum. Hafta sonu için randevulaştık. Kalabalık bir otel lobisinde buluşmak için ısrar etti. Swissotel'de karar kıldık.
Buluşma saatinde otelin lobisine geldim, oturdum. Biraz sonra 50'li yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim temiz giyimli, çok kibar konuşan bir bey kendini tanıtıp yanıma oturdu. Koltuğunun altındaki çantadan bir dizi belge çıkardı, bana göstermeden konuşmaya başladı.
Amacı, Susurluk'la ilgili neler bildiğimi öğrenmekti. Bildiklerimi ve fikirlerimi söyledim, bana bir şeyler anlattı. Sohbet ilerledikçe ben sabırsızlanıyordum, çünkü bana belgeler göstereceğini söyleyerek buraya çağırmıştı, halbuki biz bir nevi geyik muhabbeti yapıyorduk.
Nihayet bana güvenmiş olacak ki, belgeleri çıkarmaya başladı. Birinci belge, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği antetli bir kâğıttı. Bir üst yazıydı. Ekinde bir isim listesi vardı. Listenin başında Korkut Eken yer alıyordu. Haluk Kırcı, Abdullah Çatlı gibi isimler sıralanıyordu. Elime aldım, belgeyi okudum. Ama kaynağım, ne not almama izin veriyordu ne de belgelerin bir kopyasını veriyordu.
Sonra, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar imzalı bir dizi belge de verdi. MGK Genel Sekreterliği ile yazışmalardı bunlar. Arada Genelkurmay'a, Asayiş Kolordu Komutanlığı'na ve Özel Kuvvetler Komutanlığı'na hitaben ama Genelkurmay İkinci Başkanlığı'na yazılmış yazılar da vardı.
Hepsini okudum. Not tutmadım.
Ama randevumuz biter bitmez aklımda kalan her şeyi otomobilimde not defterime geçirdim.
Sonra başladım sağı solu aramaya. Elimdeki bomba gibi bir haberdi ama onu başka kaynaklara da doğrulatmalıydım. Hepsinin de ismi bende saklı, bazı üst düzey yöneticilere, eski bakanlara, eski komutanlara ulaştım ve elimdeki haberin doğruluğundan emin oldum.
Haber, 5 Aralık 1996'da Radikal'de yayımlandı. Haberin özü, Susurluk'ta ortaya çıkan 'gayri nizami savaş' çetesinin sadece Emniyet Genel Müdürü sıfatıyla Mehmet Ağar tarafından kurulmadığı, devletin en üst güvenlik organı MGK'nın da bu çeteyi onayladığıydı.
5 Aralık günü bu haber yayımlanınca beklediğim gibi büyük yankı yarattı. O gün arayıp ilave bilgi vermek isteyenler sayesinde 6 Aralık 1996 günü de, aynı konunun
daha önce Turgut Özal'ın Cumhurbaşkanlığı sırasında gündeme geldiğini ama Özal'ın önerinin bir bölümüne şiddetle itiraz ettiğini yazdım. Özal, böylesi bir operasyonda sivillerin kullanılmasına karşı çıkmış, "Devletin kendi adamı yok mu" demişti.
İlk yazı çıktıktan 4 gün sonra Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1991 Kasım ayından beri MGK toplantılarına üye ya da başkan sıfatıyla katıldığını, kendi katıldığı toplantılarda böyle bir şeyin konuşulmadığını
bildiren bir yazılı açıklama yaptı, onu da köşemde yayımladım.
Aradan zaman geçti, Mehmet Ağar, gerek Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadede ve gerekse başka vesilelerle yaptığı açıklamalarda Sursurluk'u ima ederek kendisinin yalnız başına karar almadığını, o dönem olanlardan devleti yönetenlerin hepsinin bilgisi olduğunu söyledi. Sonraları, Kutlu Savaş'ın ünlü Susurluk raporunda da yapılanların devletin bilgisi dahilinde yapıldığı yer aldı, rapor devlet adına işlenen cinayetleri onayladığı için eleştirildi.
Zaman içinde ben de çok yönlü bilgilere ulaştım. Abdullah Çatlı, ilk kez devlet adına görev almıyordu mesela. 70'li yıllarda da operasyonlarda görev almıştı. Bu operasyonların en ünlüsü 16 Mart katliamı diye bilinen bombalamaydı. Çatlı'nın Abdi
İpekçi cinayetindeki rolü de araştırmalarım sonunda daha da netleşti.
Türk Gladio'su, 70'li yıllarda çok ciddi biçimde fonksiyon görmüştü. Sonra bu örgüt uyumuş, hatta 12 Eylül sonrası yok olmuş ama 90'lı yılların ilk yarısında PKK'ya karşı yeniden kurulmuştu.
Türk Gladio'su 90'lı yıllarda yeniden
oluşturulurken bir kişi kilit önemde: Korkut Eken.
Eken, emekli bir asker. Eski özel kuvvetler subayı. Kıbrıs'a, daha harekât başlamadan önce indirilen paraşütçülerden. Sonraki yıllarda anti-terör kursları almış, kurs eğitmenliği yapmış, madalyaları olan kahraman
subaylardan biri.
80'li yıllarda ordudan MİT kadrosuna geçmiş. Sonra Mehmet Eymür'ün meşhur 'MİT raporu' olayının ardından teşkilatla ilişkisi kopmuş biri. O MİT raporu döneminde ciddi düşmanlık yaşadığı Mehmet Ağar tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü'nde göreve çağrılıyor. Eski düşmanlıklar unutuluyor, yerini işbirliği alıyor. Bugün bile Mehmet Ağar'ın Korkut Eken'e gösterdiği vefa açıkça belli oluyor.
Abdullah Çatlı ve arkadaşlarını Korkut Eken mi öneriyor, bilmiyoruz ama bildiğimiz 22 kişilik bu örgütte Çatlı'nın da görev yaptığı.
Görev, basitçe şöyle: Terör örgütü PKK'nın yurtiçindeki ve dışındaki para kaynaklarını kurutmak.
PKK'nın iki çeşit geliri var: Türkiye üzerinden geçen uyuşturuculardan aldığı para ile bu uyuşturucuların Avrupa'daki satışından
elde ettiği gelir bunlardan birincisi.
İkinci çeşit gelir ise 'bağış' adı altında geçiyor ama bir kısmı yurtiçinde ve dışında alınan haraçlar, bir kısmı ise gerçek bağış.
Uyuşturucu parasında Türkiye üstünden geçiş bölümü nispeten kolayca çözülüyor, PKK'nın geliri büyük ölçüde kısılıyor ama Avrupa'daki
satışlar konusunda pek bir şey yapılamıyor. Türkiye trafiği PKK'dan alınırken çete cinayetler işliyor, bazı mafya babalarını ortadan kaldırıyor.
Bağış ve haraçlar bölümü ise en zor kısmı işin. Yurtiçindeki büyük bağışçılar, aynen uyuşturucu işindeki Kürt babalar gibi cinayetlerle ve ortalığa salınan büyük terörle hallediliyor.
Hallediliyor ama gerek uyuşturucu işi ve gerekse karapara trafiği açıkta kalıyor. Orada devreye yine çete giriyor. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük mafya örgütlenmesi oluşmaya başlıyor. Ömer Lütfü Topal gibi, Tarık Ümit gibi, Sami Hoştan gibi, Ali Fevzi Bir gibi, Yaşar Öz gibi unsurlar çeteye karapara aklamakta, uyuşturucu trafiğinde lazımlar.
Tuhaf olanı, bu unsurların çeteye kolayca eklemlenebildikleri gibi kolayca gözden çıkarılıp öldürülmeleri. Ömer Lütfü Topal ve Tarık Ümit çete tarafından öldürüldüler. Topal'ı öldüren silahta Abdullah Çatlı'nın parmak izi bulundu.
Çatlı çete içinde girişkenliği, acımasızlığı,
her kapıdan içeri girebilmesi gibi becerileriyle çok öne çıkan bir şahsiyet. 1996'ya gelen günlerde çete içinde ciddi görüş ayrılıkları başlıyor. İbrahim Şahin, Çatlı ile bir nevi düşman durumunda. Korkut Eken ise çetenin en önemli elemanı hâlâ.
Buraya kadar anlattıklarım hepinizin bildiği şeyler aslında. Mahkeme, basının ve kamuoyunun itelemesiyle işini ciddi yaptı, devletin bütün örtbas etme ve yargılamayı baltalama çabalarına rağmen yargılamasını sonuçlandırıp çeteyi mahkûm etti.
Konu Yargıtay aşamasına geldiğinde bir sürü kulis yapıldı, bu kulisleri duyuran Radikal muhabiri Adnan Keskin tehdit edildi ve sonuçta Yargıtay verilen cezaları onayladı. Yani, Korkut Eken de dahil sanıklar hakkındaki hüküm kesinleşti. Ali Fevzi Bir ve Sami Hoştan hariç hepsi şu anda cezaevinde.
Ama cezalar kesinleştikten sonra Korkut Eken için bir halkla ilişkiler kampanyası başladı.
Önce Star gazetesi, Eken'in askerken yaptığı kahramanlıklardan hareketle bir yazı dizisi hazırladı. Ardından Eken cezaevine Mehmet Ağar ve bir kalabalık tarafından uğurlandı. Sabah gazetesi Eken'i öven, onun haksız yere hapis yattığını ima eden yayınlar yaptı.
Son olarak dün bu halkla ilişkiler kampanyası
çerçevesinde hepsi de PKK ile mücadelede önemli roller oynamış, bir tanesi PKK'ya karşı savaş stratejisini değiştirerek PKK'nın yenilmesine önemli katkılarda bulunmuş bir eski Genelkurmay Başkanı olan dört emekli general Korkut Eken'i savunan açıklamalar yaptı.
Hepsi üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri söylüyor, ben eski Genelkurmay Başkanı emekli general Doğan Güreş'inkini aldım. Güreş, "Korkut Eken ne yaptıysa bilgimiz dahilinde yaptı, o hiçbir zaman verilen emirlerin dışına çıkmadı" diyor özetle.
Ben bu cümleyi, Mehmet Ağar-
Korkut Eken ikilisi tarafından oluşturulan -adına ister Gladio deyin ister çete- organizasyonun sadece MGK'dan değil Genelkurmay Başkanı tarafından da onaylandığının itirafı olarak algılıyor ve çok önemsiyorum.
Türkiye, Susurluk'u çok konuştu ama yargılayamadı. Umarım gelecekte bu sözler olayı deşecek savcılar için yol gösterici olur, hatta delil yerine geçer.
Devletin hukuk dışına çıkması onaylanabilir bir şey değil. Çünkü hukuk yoksa devlet de yoktur. Ama devletin hukuk dışına çıkmasının savunulması, bence hukuk dışına çıkma eyleminden bile vahim.
Ne var ki, bir zamanlar Susurluk'u oya tahvil etmek için mangalda kül bırakmayan siyasilerimiz dün dut yemiş bülbül gibiydi. Demek Susurluk artık 6 yıl önceki kadar reyting yapmıyor.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 281 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
9
Türkiye sayfasındaki diğer haberler

 Sıcak Haber

  • 17:40:00 - Emekli komutanların açıklamalarına savcılık incelemesi
  • 17:00:00 - Perinçek'e bir dava daha
  • 15:49:00 - Ağrı ve Doğubeyazıt'ta deprem paniği
  • 14:20:00 - 'Eken'e destek' tartışmasında kim ne dedi?
  • 10:55:00 - SP'den emekli paşalara suç duyurusu
  • 09:15:00 - Akbank şubesini soyanlar yakalandı
  • ÖZLÜ SÖZ #520
    "Çok evcimenim. Sevdiğim bir kadın varsa, evden dışarı atmam."
    'Evcimen'in kelime anlamı ile ilgili sıkıntılar yaşayan Davut Güloğlu...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.