Radikal-çevrimiçi / Yorum / Hanım sultanların hayatı
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  17 Mart 2002 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Yalnız kendini düşünen adam, yumurtasını pişirmek için komşusunun evini yakar.
Francis Bacon
Tarihte Bugün
Takvimler 17 mart tarihini gösterdiği zaman...

1975 yılında,
İstanbul gazetelerinin fiyatları 1.5 liraya çıktı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yorum 

Hanım sultanların hayatı

Hanım sultanların hayatı
Osmanlı hanedanının son dönem çocuklarından bir grubun bu fotoğrafında sarayda kız çocuklarının nasıl büyütüldükleri görülüyor. Soldaki erkek çocuk Abdülhamid'in ilk şehzadesi Mehmet Selim Efendi; yanında kardeşi Zekiye Sultan, onun yanında Abdülaziz'in kızlarından Esma Sultan ve ağabeyi Şevket Efendi.
Osmanoğullarının erkekleri can korkusu içinde ömür tüketti. Şehzadeler hayatta kalmak için kavgaya tutuştu, padişahların pek azı rahat yüzü gördü. Hanedanın kadınları nispeten rahattı

17/03/2002 (2348 kişi okudu)

Avni Özgürel (E-mektup | Arşivi)

Osmanlı hanedanının kadın üyelerinin sicilinde gönüllerinin çektiği erkeği karısından boşattırıp kendisiyle evlenmeye zorlamaktan tutun, sadrazama muhalefet hareketinin başını çekmeye ve ihtilal tertibine kadar pek çok vaka var. Genel kanının aksine, padişahların da gerçekte kız kardeşlerine ve kız çocuklarına düşkünlükleri
tartışılmaz. İstisnalar elbette var. 3. Ahmet'in kızı Fatma Sultan'ı daha beş yaşındayken 40 yaşındaki vezirine nikâhlaması, prensesi yedi sene sonra kocasının ölümü üzerine Nevşehirli İbrahim Paşa'yla evlendirmeye zorlaması türünden olaylar da yaşandı elbette; ama sırf kızları istedi diye kış günü Topkapı Sarayı'nın bahçesinde kartopu oynayanlar; kız kardeşleri istedikleri erkekle evlenebilsin diye enişte namzetlerinin tayinlerini onlara sormadan yapmayanlar; evli olanların eşlerinden hoşnutluklarını takip edip terfi ve tenzilleri buna göre düzenleyenler de var...

Gülcemal Kadın
Bütün Osmanlı hükümdarları içinde ortada siyasi sebepler yokken kız kardeşlerine karşı kötü davranan tek hükümdar İbrahim. Onun, haremi terk edip sarayın dışında ev açacak kadar sevdiği hasekisine hizmet etmeleri için kız kardeşlerini zorladığı, baş başa yedikleri yemek sırasında sofra işlerini onlara gördürdüğü biliniyor.
Padişah eşlerinin güzelliği göz önüne alındığında prenseslerin endamlarının da büyük ölçüde annelerine çektiğini düşünmek mümkün. Sultan Abdülmecid'in teamülleri bir yana bırakıp çok sevdiği eşi Gülcemal Kadın'ın hastalığı sırasında (Sultan Reşad'ın annesi) onu muayene ve tedavi etmesi için Avrupa'dan getirttiği Dr. Schıpitzl'in tasviri bu konuda fikir verebilir:
"Zatı şahaneyi hissedilir derecede üzgün gördüm. Reşad Efendi'nin validesi üçüncü kadınefendiden bahisle; bu kadın kendisine karşı en hakiki muhabbet duyduğum yegâne zevcemdir, bütün ömrüm, gençliğim beraber geçti, kurtarılması için ne mümkünse lütfen yapın, tek ricam, tedavi ediyoruz diye onu hırpalamayalım, dedi. Hareme birlikte gittik. Odanın ortasındaki yatakta cibinliğin altında yüzü şalla örtülü kadınefendi yatıyordu. Padişah ona, rahatsızlığınız nasıl
efendim, diye sordu. O tatlı sevimli bir sesle, kendimi daha iyi hissediyorum efendim, cevabını verdi. Padişah'ın, doktorumu getirdim, istiyorum ki sizi tedavi etsin, ona nabzınızı veriniz, sözü üzerine, emredersiniz, hitabıyla şalın altından bir el uzandı. Üzücü hastalığın bütün belirtilerini yansıtan zayıflık görünür hale gelmişti. Hastanın dilini de görmem gerektiğini söyledim. Abdülmecid onun yüzündeki örtüyü kendisi kaldırdı. İşte o zaman öyle güzel bir kadın çehresi gördüm ki ne tarif edilebilir, ne hayal edilebilir. Tanrı yarattığı bu kadınla insanoğlunu taltif etmişti sanki. Çektiği ıstırabın tesiri, çehresinin solgunluğu, hastalığın etkisiyle gözlerinin parlayışı bile son derece cazipti."

Harem ve köşk hayatı
Saray dışında hareket imkânları kısıtlı olan kadınların haremde ya da evlendikten sonra yerleştikleri köşkte alabildiğine serbestiyet
içinde oldukları da biliniyor. Gerçi hükümdarın da iştirakiyle kır gezisine çıkıldığında kadınların çevreden gözetlenmelerine engel olmak için portatif paravanlar taşınması son dönemlere kadar sürdü; ama sarayda ya da köşklerde verilen davetlerde kadınlar her zaman alabildiğine rahat davrandılar. Öyle ki 2. Abdülhamid Alman İmparatoru ve eşi onuruna vereceği davetten önce 'şımarıklık etmemeleri' konusunda kadın efendileri ve prensesleri uyarmak ihtiyacını hissetti. Ayşe Osmanoğlu hatıralarında uyarının özellikle 'yüksek sesle gülme' konusunda yapıldığını, ancak buna rağmen prensesler alışkanlıklarını terk etmediği için Abdülhamid'in konuklarından özür dilediğini yazıyor..

Taçsız kraliçeler
Osmanlı sarayında her dönemde ağırlıkları hissedilmiş olan kadınların kimi zaman karar verme mevkiine geçtikleri Safiye, Hürrem, Kösem, Nakşidil, Turhan sultanların ülkenin kaderini etkiledikleri biliniyor.
Ancak sadece padişah eşleri değil prensesler de pek çok siyasi olayda müdahildiler. Örneğin 2. Mahmud'un kız kardeşi Esma Sultan'a danışmadan karar vermediği, onun tavsiye ettiği işi yapmak için engel tanımadığı söylenir. Hükümdarlık yetkilerine gölge düşüren 'Senedi İttifak' konusunda Sultan Mahmud'u uyaran ve bunun sorumlusu gördüğü Alemdar Mustafa Paşa'ya karşı askerleri kışkırtanın Esma Sultan olduğu da sır değil. Padişah'ın kız kardeşine itibarının derecesini düşünün ki (İkisinin de annesi Nakşidil Sultan'dı) ölümüyle sonuçlanan hastalığa yakalandığında onun Çamlıca'daki köşkünde tedaviye rıza gösterdi ve vefatında da yine Esma Sultan'ın Cağaloğlu'ndaki konağının bahçesinden tefrik edilen arazide toprağa verildi. Sultan Mahmud'un türbesi de bu bahçenin caddeye bakan köşesinde.

Batı'yla temastan sonra
Saray kadınlarının özellikle Batı'yla temasların gelişmesinden sonra verilen davetlerde kendilerinin Avrupalı kadınlardan farklı olmadıklarını gösterebilmek için özel çaba harcadıkları biliniyor. Haremin Avrupa elçilerinin hanımlarına ve giderek Melling gibi kimi ressamlara açıldığı yıllarda başlayan şıklık yarışı için Batı'dan terziler, modeller, kumaşlar getirtildiği, Osmanlı sarayının ünlü kuyumcuların başlıca uğrak yerlerinden biri olduğu da.
Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferinden
itibaren Halife sıfatını da taşıyan Osmanlı padişahlarının bu kimliklerinin özellikle 19. yüzyıl sonunda ve 20 yüzyılda kadınlar tarafından fazla umursandığı dahi söylenemez. Saray kadınlarının tablolara yansıyan pozları ve onun ötesinde son dönemde yaygınlaşan fotoğraf sanatının günümüze taşıdığı belge/görüntüler bunun delili.


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 28 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7
Yorum sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #548
"Ayakkabı takıntım, sekiz yıl önce Miami'de başladı. Miami'de alışveriş yaparken bir anda fark ettim ki, ben aslında dekolte ve iddialı ayakkabıları çok güzel taşıyabiliyorum."
(Pınar Altuğ)
Eureka!


Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
Günün Haberi
Öğün atlamak kilo aldırır
  • Bu dizide 'şok diyetler'e yer yok...
  • Rejimlerdeki en yaygın yanlış: Öğün atlamak...
  • Çık sıkı diyetlerde vücut, 'açlık var' diye alarma geçip yağ depolamaya başlar.
  • Sibel Can beş buçuk ayda 23 kiloyu nasıl verdi? Can'ı zayıflatan liste...
  • Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.