Radikal-çevrimiçi / Yaşam / 'Kabak Ahu'nun başına patladı'
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  1 Haziran 2002 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Benim güldürme yolum doğruyu söylemektir. Dünyadaki en gülünç şaka da budur.
George Bernad Shaw
Tarihte Bugün
Takvimler 01 haziran tarihini gösterdiği zaman...

1930 yılında,
İstanbul'da Galata Köprüsü'nden geçenlerden alınmakta olan ve 'mururiye' adı verilen geçiş ücreti kaldırıldı.
1934 yılında,
Ortaköy-Bolkuş demiryolu hattı işletmeye açıldı.
1932 yılında,
TEKEL Genel Müdürlüğü kuruldu.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

'Kabak Ahu'nun başına patladı'

'Kabak Ahu'nun başına patladı'
Ahu Erbaydar, 'ölene kadar, hatta öldükten sonra da' sevgisinin değişmeyeceğini söylediği Günay Tuncel'le yarın bir restoranda hayatını birleştirecek. FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN
'Dırdır insanı bezdirir' diyerek evliyken yeni bir ilişkiye yelken açan İstanbul gece hayatının vazgeçilmez ismi Günay Tuncel, kendisinden 38 yaş küçük mühendis Ahu Erbaydar'la o çok aradığı 'huzur'u bulduğu için hayatını birleştirdiğini söylüyor

01/06/2002 (2629 kişi okudu)

ŞEBNEM İYİNAM (E-mektup | Arşivi)

Sizden 38 yaş küçük Ahu hanımla evliliğe kadar giden bu beraberliğinizi siz nasıl yorumluyorsunuz?
Dışarıdan baktığınız anda çarpık bir ilişki gibi gözüküyor. Fakat bizim kendimiz hakkında
bildiklerimiz, yaşadıklarımız herkesin düşüncesinden çok farklı. Ben evli bir erkektim. Evde birtakım problemlerim, huzursuzluklarım vardı. Çok güzel başlayan bir beraberlik evlilikten sonra yön değiştirmiş, eski huzur kalmamıştı. Hani bir laf vardır; dırdır insanı bezdirir diye...
Üç ay önce biten ikinci evliliğiniz için güzel başlamıştı dediniz. O nasıl başlamıştı?
Benim Leman Sam'la 10 senelik bir beraberliğim vardı. Ondan önce de 15 senelik bir ilk eşim vardır.
O da şu anda Demet Akbağ tiyatrosunda, Mükremin'in annesini oynayan Zerrin Sümer. Onunla ilişkilerimiz hâlâ gayet iyi, bir oğlumuz var. Fakat, biz Leman'la beraberken Leman bu ikinci eşimi barmaid, garson olarak Günay'a aldıydı. Leman gece çalıştığı için normal olarak evde yemek gibi bir ev hanımının yapacağı şeyleri yapamıyordu tabii. Önce Leman'a yaklaştı. Leman çalışırken, "Ben yapayım abla" gibilerden... Bizim eve girip çıkmaya başladı. Biliyorsunuz bu işlerde daha çok kadın tavlar yani, erkek tavlamaz. Etkisi altında kaldım, bir sallandım yani. Onun da kocası vardı üstelik. Kendisi evliyken beş sene benimle yaşadı bu kadın.
Leman Sam'ın haberi var mıydı?
İlişkimiz ortaya çıkınca Leman buradan kovdu onu. Öyle bir durum oldu, bir sene biz hiç görüşmedik. Bir sene sonra karşılaşınca, tekrar başladık. Bu sefer Leman tekrar duydu ve benden kesin olarak ayrıldı. Sonra biz bir beş sene de nikâhsız birlikte yaşadık.
Ataköy'deki ev için taksitlerini ben ödedim diyor şimdi. Başçavuş emeklisi babasından kalan üç aylık maaşıyla nasıl ödemiş olabilir... Şimdi ortaya çıkmış, aleyhimde konuşuyor. Ben ona Çanakkale'de iki daire aldım. Biri yazlık, biri kışlık. İsterseniz araştırılsın.
  • Ahu Erbaydar: Bir de villa...
    Bir şey almadı, emeği geçmedi, zaten kadınlara para yedirmeme huyu vardır falan diyormuş. Nankörlük bu yaptığı.
    Günay bey, 10 senenin ardından bir de beş sene evlilik mi yaşadınız aynı insanla?
    Ben Leman'la ayrılınca bütün taksitlerini ödediğim o eve, onun yanına gittim. Evlenmeden beraber yaşıyordum, fakat tabii devamlı evlenmek istiyor. Annesi de Çanakkale'de yaşıyordu. Bana devamlı "Annem çok mağdur durumda, Çanakkale ufak yer, kızı
    metres oturuyor diyorlar. Annem ağlıyor" diyordu. Hakikaten çok hanım bir kadındı annesi, çok severim. Sırf annesi üzülüyor diye "Bak ben seninle annenin hatırı için evleneceğim" dedim. 'Evlen benimle, istersen ertesi gün boşanalım' diyordu. Sırf annesinin
    gönlü olsun, orada rahat dolaşabilsin diye, evde, beş-altı kişinin arasında bir nikâh kıydım. Nikâh kıyıldıktan sonra bana karşı tavırları değişmeye başladı.
    Ahu hanım karşınıza çıkmasaydı, evliliğiniz biraz daha sürer miydi?
    Belki giderdi ama uzun sürmezdi. Açıkça söylemeliyim size, zaten birtakım arayışlarım
    vardı, arayış içindeydim yani. Herhangi bir olay beni koparabilirdi o evlilikten. Bir huzursuzluk vardı, belki de kabak Ahu'nun başına patladı. Şimdi ben Ahu'yla mutluyum, gelsin biri de ayırsın bakalım, ayırabiliyor mu?
    Ahu hanım, siz hayata bu tür bir deneyimle
    açılmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Ben ayrılmış bir ana-babanın çoçuğu değilim, sevgi sorunum yok, maddi yokluk çeken bir insan da değilim. Aslında bayağı cesur davrandım, çünkü kaybedeceğim çok şey vardı. Birincisi ailemin bana olan sonsuz güvenini kaybetmem vardı, ikincisi çok değerli diğer aile fertlerinin tepkisini çekmem vardı. Üçüncüsü okul hayatımın belki de çok kötü bir şekilde sonlanmasına sebep olacaktı. İş hayatımı zaten silip atmış vaziyetteyim.
    Neden?
    Çünkü Günay beyin eşi tarafından çevreye benim kişiliğim çok farklı yansıtıldı. Sonuçta ben inşaat mühendisiyim, erkeklerle iş yapacağım. İleride çalışacağım işyerlerinde bazı insanlar bana önyargıyla bakacaklar.
    Anne-babanıza ilişkinizi açıkladığınızda ne tepki verdiler?
    Bu son ilişkime kadar onlara çok açıktım, ama bu kez söyleyemezdim, çünkü evliydi. Günay evli olmasaydı, onu gönül rahatlığıyla alır 'Baba ben bu adamı seviyorum, evleniyorum' derdim. Yaş farkı da problem olmazdı. Çünkü onlar beni sevgiyle büyüttüler, beni hiçbir zaman üzgün ve mutsuz görmek istemezler. Beni çok sevecek bir insana onlar da özlem duyarlar. Günay da böyle bir insan.
    Nasıl öğrendiler?
    Bir akşam eve dönerken annemden bir telefon geldi. 'Çabuk eve gel, babana bir telefon geldi' dedi. Koştura koştura gittim. Büyük ihtimalle karşı taraftan biri telefona istemiş babamı ve 'Kızınız Sarıyer'de Günay'la yaşıyor, yuva yıkıyor, kendinden şu kadar yaşlı bir adam' falan demişler. İşte o gece ben babamı ömrümde ilk kez ağlarken gördüm. Babam telefonu kapatıyor, kalbini tutuyor ve hüngür hüngür ağlamaya başlıyor. Ki benim babam 1.90 boyunda dağ gibi bir insandır. Ben gittim, 'Babacığım böyle bir şey var, fakat anlatıldığı gibi değil. Görüyorsunuz ben bir gece bile evden ayrı kalmadım' dedim. 'Keşke sen anlatsaydın' dedi.
    Ertesi gün?
    Ertesi gün Günay geldi eve ve babamla tanışıp, konuştular.
  • Günay Tuncel: O sıra evliliğim devam ediyordu, ama ayrılmak üzere.. yakında mahkemeye de hakikaten vermek üzereydim. Babası bana dedi ki, "Bakın benim bu olaya karşı çıkacağımı düşünmeyin, ama bu tip olaylar başta müspet olarak gelişip, sonra tekrar geriye bir dönüş olur." Ben de "Böyle bir şey düşünmeyin, söz konusu değil. Ben bunu yapacağım" dedim. Ben Ahu'nun bana olan sevgi ve yakınlığını tam olarak hissettikten sonra, Ahu'yla olacağımdan da emindim artık.
    Nasıl başladı bu ilişki?
  • Ahu Erbaydar: Ben Bodrum'a gitmek için
    ağlamıştım. Ailem yalnız bırakmıyordu, ömrümde ilk defa Bodrum'a o yaz anneannemle gitmeme izin verdiler. Kaldığımız otel yazlık Günay'ın yanıymış. Bilmeden 'Burada kalacağız,' diye tutturmuştum.
  • Günay Tuncel: Ben de tesadüfen o gün yazlık Günay'ın açılışını yapacağım. Fedon falan, hazırlıklar yapıyoruz. Bir duvar var, otelden insanlar kolayca oraya geçiyorlar. Ahu, anneannesi ve yanlarında bir hanım daha geçerken baktılar, sordular. Ben de "Bu gece açılışımız var, bekleriz" dedim. Ahu'yu belki de fark etmedim açıkçası.
    Akşam geldiler. Hoş geldiniz diyerek ilgilendim. Anneannesiyle sohbet ederken, çocukluğumda Şişli'de aynı sokakta oturtuğumuzu keşfettik. Anneannesi benden büyük olduğu için benim çocukluğumu biliyor. Bir yakınlaşma oldu, eskilerden bahsettik.
    'Yarın gene bekliyorum' dedim. Ahu da ilgiyle bizi dinliyordu.
  • Ahu Erbaydar: Fakat ben her gece Günay'a gitmek istemiyordum. Çünkü orda Fedon söylüyordu. Bizim Büyükada'da yazlığımız olduğu için benim çocukluğum zaten Fedon dinleyerek geçmişti. Değişiklik olsun diye ben Fatih Ürek'e falan gitmek istiyordum. Annemse telefonda 'Bodrum'da çıkmak yok!' diyordu. Biz de yandan geçip her akşam Günay'a gittik.
  • Günay Tuncel: Ahu çalıştığı için üç günlüğüne gelmişler. Anneanne uçaktan korktuğu için otobüsle, Ahu ise uçakla dönecekti. Anneannesine "Ben sizi otobüs terminaline arabayla yolcu edeyim" dedim. Valizlerini koydum arabaya, terminalde anneanneyi indirdim. Ahu'ya da 'Seni de alana bırakayım' dedim. Ahu 'Yok. Ben anneme
    alana otobüsle gideceğime söz verdim' dedi. Olsun, ben seni arabayla bırakayım, sen gene otobüsle gittim dersin dedim. 'Ben aileme bugüne kadar hiç yalan söylemedim' dedi ve bindi gitti otobüse. Çok etkilendim.
    Ben de arabayla otobüsün peşinden gittim. Tam indi otobüsten, baktım valizini
    alıyor, pat kaptım valizi. 'Check-in'ini yaptırdım, biraz süre de kalmıştı, oturduk sohbet ettik. Üç gün sonra doğum günü olduğunu öğrendim. Telefonunu istedim. Ama üç günü bekleyemedim. "Ahucuğum, doğum günüde ararım demiştim ama dayanamadım, seninle konuşma ihtiyacı hissettim. Kabul ediyor musun telefonumu dedim. 'Rica ederim' dedi. Sonra İstanbul'a geldim. Bayındır İnşaat'ta çalıştığını biliyordum. Bu kez pat iş çıkışına gittim, yakaladım onu.
    Gel dedim seninle bir dolaşalım. Her gün Ahu'nun peşine düşmeye başladım. Karşılıklı huzur buluyorduk.
    Böyle bir yakınlık, bir güven ortamı... Onunla olmaktan hoşlanıyordum. Okulu vardı, imtihanlara giriyordu. Caddenin ortasına çekiyordum arabayı, okul kapısında öyle bekliyordum. Ama elimde elma şekeri yoktu...

  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 30 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    4
    Yaşam sayfasındaki diğer haberler

     Sıcak Haber

  • 15:49:00 - Türkiye susuz kalacak
  • 15:46:00 - Niksar suyunda arsenik oranı arttı
  • ÖZLÜ SÖZ #521
    "Beraber olduğum kadınları aldattım. Ama Türkiye sınırları dışında aldatıyorum."
    Masum Davut Güloğlu...

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.
    Günün Haberi
    Teşhis kurbanları
    Profesörlerin ameliyathane basıp aletleri aldığı, kişisel çekişmeler yüzünden ameliyatların ertelendiği Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde skandallar bitmiyor.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.