Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Bir ölüm, bin siyaset
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  7 Temmuz 2002 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Yeşillikler, toprağın çirkinliğini kapattığı gibi, tatlı sözler de insanın birçok kusurlarını örter.
Socrates
Tarihte Bugün
Takvimler 07 temmuz tarihini gösterdiği zaman...

1947 yılında,
Gaziantep Şarap Fabrikası üretime başladı.
1994 yılında,
Hükümete, 3 ay süreyle özelleştirmeyle ilgili kararname çıkarma yetkisi veren kanun, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Bir ölüm, bin siyaset

Bir ölüm, bin siyaset
Üniversite, Medine Bircan'ın sevk belgelerini basına faksladı. Başörtüsü kullanan Bircan'ın, belgede yer alan fotoğrafına saç eklenerek fotomontaj yapılmış.
'Evrakındaki başörtülü fotoğrafı nedeniyle tedavisi yapılmadığı için öldüğü' öne sürülen Medine Bircan'ın oğlu 'Sözlerim çarpıtıldı. İddialar yalan' dedi ve İslamcı medyayı suçladı

07/07/2002 (2102 kişi okudu)

RADİKAL - İSTANBUL - 71 yaşındaki Medine Bircan'ın, sağlık karnesindeki fotoğrafı başörtülü olduğu için İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde (Çapa) tedavisi yapılmayınca öldüğü yolundaki haberler, kaynağı tarafından yalanlandı. Medine Bircan'ın oğlu Mustafa Bircan, haberi yayımlayanların olayları saptırdığını söyledi. Bircan, "Annem tedavi edildi.
Televizyona yaptığım açıklama montajlanarak böyle bir iddia ortaya atıldı. Bazı gazeteler de yanlış haberler verdi" dedi.
Gazetelerdeki iddialar, Mustafa Bircan'ın Mazlum-Der'e yazdığı mektup ve bu başvurudan sonra derneğin hazırladığı rapora dayanıyor. Oğul Bircan, gazetelere ve Mazlum-Der'e göre şu iddiaları sıralıyordu:
"Dahiliye doktorları nefroloji raporu çıkınca bizi taburcu edeceklerini ve tedavimize evde devam edebileceğimizi söylediler. Rapor için müracaat ettiğimizde annemin başörtülü fotoğrafının olmayacağını, saçlı kabul edeceklerini, bu emrin hükümet tarafından genelgeyle kendilerine bildirildiğini söylediler.
Annemin yatakta, sondalı olduğunu, konuşmakta
zorluk çektiğini söyledimse de ellerinden bir şey gelmediğini belirttiler. Ona bu muameleyi layık görenleri Allah'a havale ediyoruz."

'Sorun yaşamadık'
Mazlum-Der'in 25 Haziran tarihli raporunun ardından Medine Bircan 28 Haziran'da öldü.
Radikal'in konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Mustafa Bircan, şu açıklamalarda bulundu:
"Annemin İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi'nde sağlık karnesinde başı açık fotoğrafı olmadığı için tedavi edilmediği yönündeki iddialar doğru değil. Annem beş kez diyalize girdi ve hastanede sorun yaşamadık. Annemin ölümünden sonra bazı yayın organlarında yazılanlar da doğru değil. Televizyonda benim yaptığım konuşmaların büyük bir bölümü kesilmiş. O yüzden yanlış anlaşılmalar ortaya çıktı. Yoğun ilgi nedeniyle cep telefonumu kapatmak zorunda kaldım. İşe dahi gitmiyorum. Kendimi istemediğim olayların içinde buldum. İsmini, mesleklerini bilmediğim insanlar, milletvekilleri tarafından aranıyorum."

'Genelge personel için'
İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü ve Tıp Fakültesi Dekanlığı da peş peşe açıklamalar yaparak, Bircan'ın tedavisinin yapıldığını, olaya temel teşkil ettiği iddia edilen genelgenin ise, üniversite personeli ve yakınları için sahteciliği önlemek amacıyla yürürlükte olduğunu, vatandaşları kapsamadığını belirtti.

2000170440 numarayla
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Erzengin, Bircan'ın tedavilerinin eksiksiz yapıldığını açıkladı ve Bircan'ın yararlandığı hizmetlerin dökümünü çıkardı. Olay üzerine İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü de 'yargısız infaz' yapmakla suçladığı basın-yayın organları hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:
"Hastanede tedavi edilmeyerek ölüme terk edildiği iddia edilen Medine Bircan'ın bir yıldır tedavi edildiği, 15.06.2002'de 200170440 protokol numarası ile hemodiyaliz tedavisine alındığı ve hastaya 15-22 Haziran tarihlerinde 5 kez hemodiyaliz uygulandığına ilişkin Nefroloji Anabilim Dalı Başkanı'nın raporu Dekan Prof. Dr. Faruk Erzengin tarafından 02.07.2002 tarihinde basına açıklanmıştır."
Resmi evrak sahtekârlığını önlemek amacıyla hastayı açıkça tanıtan vesikalık fotoğraf konusunda istekte bulunduklarını ifade eden Erzengin, "Bu uygulamanın amacı halkı tedirgin etmek değil, onları kullanarak sahip oldukları sağlık güvencelerini sahte belgelerle suiistimale çalışan art niyetli bazı kişilerden korumaktır. Bircan'ın durumu kamuoyuna yanlış ve kışkırtıcı biçimde yansıtılmaktadır. Burada sözü geçen olay çarpıtıldığı şekilde hastanın teşhis ve tedavi hizmetlerinin verilmemesi ya da aksatılması değildir. Bu hizmetler vefatına kadar ilgili birim tarafından sağlanmıştır" dedi.

'Başörtülüye tedavi var'
Üniversite hastanesinin Nefroloji Anabilim Dalı'ndan başı örtülü 5 hastanın sağlık kurulu raporları açıklandı ve tedavilerinin yapldığı dile getirildi. Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ergin Ark ise şunları söyledi:
"Sakarya Defterdarlığı Milli Emlak Denetmenliği'nin bilim dalımıza yazdığı 21.05.2002 tarih ve B.07.4.DEF.0.54.03/28 sayılı yazısında böbrek nakilli hastamız Sevinç Ak'a bilim dalımızca verilen raporların uydurma ve asılsız olduğu iddia edildiği ve verilen bu raporların bilim dalımızca düzenlenip düzenlenmediği sorulmuştur. Poliklinik kontrolünü yapan doktor hastayı hatırlamış ancak sağlık kurulundaki fotoğrafını tanıyamamışlar ve tanımakta güçlük çekmişlerdir. Hasta ve eşi davet edilmiş, konu aydınlatılmıştır. Hasta Sevinç Ak'ın sağlık kurulu raporlarındaki resimleri de eşarplıdır ama sağlık kurulu raporu çıkarılmıştır."



'Cinayet çetesi' bile dediler
Olayı başörtüsüne karşı saldırıların yeni bir boyutu olarak yorumlayan İslamcı basın, yaptığı haberlerde İstanbul Üniversitesi yöneticilerine ağır eleştirilerde bulunmuştu.
Yeni Şafak:

  • 21 Haziran 2002 - 'Cinayet genelgesi'
    '71 yaşındaki hastaya 'Başını aç' işkencesi' başlıklı haber: 71 yaşındaki Medine Bircan, 'Başı açık fotoğrafı olmadığı' gerekçesiyle diyalize bağlanmıyor.
  • 28 Haziran 2002- 'Hasta öldüren genelge' başlıklı haber: 71 yaşındaki Medine Bircan, sağlık karnesindeki 'başörtülü fotoğrafı' yüzünden tedavi edilmedi ve vefat etti.
  • 29 Haziran 2002- 'Cinayet genelgesi için suç duyurusu': Sivil toplum kuruluşları, Bircan'ın ölümüne sebep olan sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.
    Vakit:
  • 28 Haziran 2002- 'Buna resmen 'cinayet' denir': Medine Bircan'a 'başı açık fotoğrafı olmadığı' gerekçesiyle tedavisini yaptırmayan Rektör Kemal Alemdaroğlu, Bircan'ın ölümüne neden oldu.
  • 29 Haziran 2002- 'Belhum adal': Yüce Allah'ın, Kuran-ı Kerim'de 'belhum adal' olarak isimlendirdiği 'hayvandan da aşağı' zihniyetin, sırf başörtülü olduğu için hastaneye almadığı ve tedavi etmeyi reddettiği 71 yaşındaki Medine Bircan'ın ölümü, toplumda infiale yol açtı... Vatandaşlar "Bırakın insanı, hayvan bile bunu yapmaz" dediler.
  • 29 Haziran 2002-'Taammüden cinayet': Mazlum-Der İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Mercan, bütün hukukçu ve doktorların vicdanının sızlaması gerektiğini belirterek,
    "Meclis yaşanan skandala el koymalıdır. Tıpta bunun adı taammüden ölümdür" dedi.
  • 2 Temmuz 2002- 'Cinayet çetesi': Gizli kamera ile yapılan çekimlerde, Medine Bircan'ı hastaneye kabul etmedikleri belgelenmesine rağmen, cinayetlerine kılıf bulmaya çalışan rektör ve dekanın savunmalarına, kartel medyası destek vermeye başladı.
  • 3 Temmuz 2002 - 'Savunmaya bak!': Çapa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Erzengin, "Eğer kılık kıyafet yasası ve hükümetimizin emri Hipokrat yeminine uymazsa ben hükümet emrine uyarım" dedi.
    Milli Gazete:
  • 1 Temmuz 2002 - Tek kurban değil 'Medya da suç ortağı: 71 yaşındaki Medine Bircan'a uygulanan vahşete ses çıkarmayan bir kısım medyaya kendi yazarları da isyan etti.
  • 2 Temmuz 2002 - 'Saadet cinayete el koydu': SP, Meclis'in olayı soruşturmasını, MGK'nın da bu cinayeti gündeme almasını istedi.
  • 4 Temmuz 2002 - 'Tek kurban Bircan değil': Üniversite yönetiminin tüm tepkilere rağmen bugüne kadar yüzlerce hastayı başörtülü diye tedavi etmediği ortaya çıktı.


    Olay nasıl gelişti?
    Mazlum-Der İstanbul Şube Başkan Yardımcısı Gülden Sönmez öyküyü şöyle anlatıyor:
    "Medine Bircan geçen senenin hastası. Kanser tedavisi devam ediyor. Böbrek yetmezliği nedeniyle hastaneye kaldırılıyor. Tedaviye yönelik tüm işlemler yapılıyor. Diyalize bağlanıyor. Mustafa Bircan'ın bize dediğine göre, 'annesi için yapılacak bir şey kalmadığını söyleyen doktorlar, artık götürün' diyorlar. Anne de evinde ölmeyi istiyor. Hastanın götürülmesi için sevk gerekiyor ki, hasta evine gittiğinde yakın bir yerde diyalize girebilsin. Bu noktada sevki başörtülü rapor yüzünden reddediyorlar.
    Mustafa Bircan bunu kamuoyuna duyurmaya karar vermiş. Mustafa bey, gizli kamerayla görevlileri kaydediyor. Görevliler 'başı açık fotoğraf' istiyor. Sevk alamayınca, annesinin fotoğrafına fotomontajla peruk taktırıyor. Hastane kabul ediyor."


  • Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 25 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
    puan
    6
    Türkiye sayfasındaki diğer haberler

     Sıcak Haber

  • 11:45:00 - Meteoroloji'den sağanak yağış uyarısı
  • 11:30:00 - Gelibolu'da trafik kazası: 2 ölü, 42 yaralı
  • ÖZLÜ SÖZ #21
    "Geçen gün geleceğim dedi ATV'ye, İstanbul'a hemen geldim... Hemen bilgisayarımı yolladım oraya. Ama mübarek beni görmeden bilgisayarımı görünce korkup kaçıyor."
    Tansu Çiller Deniz Baykal'ı kovalıyor.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.