Radikal-çevrimiçi / Yaşam / 'Cüce değilim, kısa boyluyum...'
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  8 Şubat 2003 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Siyaset, başkalarına sezdirmeden değişme sanatıdır.
Andre Malraux
Tarihte Bugün
Takvimler 08 şubat tarihini gösterdiği zaman...

1956 yılında,
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle gazetelerin sayfaları 6'ya indirildi.
1977 yılında,
İstanbul gazetelerinin fiyatı 2 liraya çıktı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

'Cüce değilim, kısa boyluyum...'

'Cüce değilim, kısa boyluyum...'
'Çocuklar Duymasın', 'Ayrılsak da Beraberiz' gibi diziler ve reklam filmiyle kısa bir sürede üne kavuşan Alparslan Özmol, nam-ı diğer 'Çaycı Hüseyin', boyuyla bir sorunu olmadığını söylüyor. Özmol, 'Savaşı çıkaran insanlar cüce beyinlidir' diyor

08/02/2003 (13806 kişi okudu)

İSTANBUL - Alparslan Özmol'u baştan çok sevdim. Çünkü bana hayatta 'selvi boylu' muamelesi yapan ilk ve tek şahıs o oldu. İnsanın boyu 1.64 olunca bu muamele hoşa gidiyor tabii. İnsan kendini iyi hissediyor.
Söyleşiye başlamadan önce Alparslan beye "Yanlış anlamayın ama cücelikle ilgili bazı sorular soracağım, alınmazsınız değil mi, zaten ben de pek uzun sayılmam" dedim. Kendisi, "Nereniz kısa beyfendi, 3 metre boy mu istiyorsunuz? Ayrıca ben cüce değil kısa boyluyum" diye yanıt verdi, sağ olsun.
Alparslan bey, televizyon dizileri ve reklam filminde izlediğimiz harbi bir delikanlı. Duruş şekli, konuşma biçimi tıpkı ekrandakine benziyor. Yalan yapmıyor yani.
Kendisi 1976 Hamburg doğumlu. Babası 25 yıl Almanya'da çalışıp emekli olmuş. Alparslan beş yaşındayken Türkiye'ye dönmüşler. Öğrencilik dönemlerinde çalışıp harçlığını çıkarmaya başlamış. Uzun bir dönem antikacıda çalışıp, müzayedelerde mal kaldırıp alıcılara göstermeye başlamış. Sempatik tavırları yüzünden onun gösterdiği mallar hemen satılırmış. Turistlerle anlaşabilecek kadar dil bildiği için esnafın sevgisini kazanmış. Yaz aylarında turisttik otellerde animasyon yapmış. 20 yaşlarında çok güzel futbol oynadığını söylüyor. Ayrıca voleybolda da başarılıymış. "Güzel servis atardım. 10 servisten yedisi mutlaka sayı olurdu. Smaç vuramazdım haliyle, çok üzülürdüm. Hayatımda ilk ve son kez olarak keşke boyum uzun olsaydı da ben de diğerleri gibi smaç vurabilseydim diye üzülmüştüm" diyor, hüzünle.
Yine çok iyi bilardo oynadığını şiir yazdığını, bedensel hiçbir şikâyeti olmadığını anlatıyor. Kendisiyle barışık, esprili, güleryüzlü, düzgün bir adam. Sevdiğimiz kadar var yani...

Sesi boyundan büyük!
Alparslan beyin en büyük özelliklerinden biri de sesi. Ses derinden ve etkili geliyor ki, bunu dizide de fark edebiliyoruz. 'Çaycı Hüseyin'i ve reklamı izlemeyenler için bu ilginç sesi ne yazık ki, tarif edemiyoruz.
'Cüce değilim' diyorsunuz. Nasıl yani?
Şimdiye kadar pek çok cüceyle karşılaştım, hepsi benden çok daha kısaydı. Annem babam da kısa değildir, ablalarımın boyları 1.80 civarı. Doğduğum zaman boyumun çok kısa olacağını doktorlar hemen anlamışlar. Beni özel bakıma almışlar üç ay tedavi görmüşüm. Tedavi sonrası 'Bunun boyu 1.40 olur' demişler. Doğru çıktı, şimdi boyum 1.40. Adamlar işi biliyor. Yani cücelikle ilgim yok.
Ben de selvi boylu sayılmam, kısayımdır, onun için soruyorum.
Nereniz kısa boylu beyfendi. 3 metre boy mu istiyorsunuz yani. Çok uzun olmak da iyi değil. Yeter ki, sağlıklı olun, kafanız çalışsın
o kadarı yeter insana. Benim için bunun avantajı ya da dezavantajı hiçbir zaman olmadı. Hatta kimi zaman insanların mutluluğu oluyorsunuz. Her şeyi kendim yarattım, kendi çabalarımla. Belki bazılarınca dezavantaj olabilecek bir durumu kendi çabalarımla bayağı bir avantaj şekle döndürüm diyebilirim.
Boy kısalığı kadın-erkek ilişkilerinde bazen dezavantaj olabiliyor. Bunu siz de yaşıyor musunuz kimi zaman?
Bu aslında konuşmaya dayalı bir şeydir. Konuşursun, anlaşırsın. Olur gider...
Peki, ne tür kadınları beğenirsiniz mesela kısa boylu kadınlardan mı hoşlanırsınız? Ne bileyim yani...
Uzun ya da kısa, bunun bir ortalaması yok. Ama onunla evleneceksem çocuğum için benden uzun olmasını tercih ederim doğrusu. Ama evleneceğim kadının bir basketbolcu gibi uzun olmasını da istemem doğrusu, uymaz. Çocuk istiyorsam şayet evleneceğim kadının benden biraz uzun olması şart.
Alparslan bey, bu oyunculuk işleri nasıl başladı, bir eğitim aldınız mı?
1993 yılında şans eseri tiyatroya başladım. Arkadaşlarla buluştuğumuz bir dondurmacı vardı, hep oraya giderdik. Bursa Devlet Tiyatrosu'ndan beni arıyorlarmış, bir arkadaş gelip söyledi. 'Ona göre bir rol var, görürseniz tiyatroya gelsin' demişler. Hemen gidip, görüştüm ve Musahipzade Celal'in yazdığı 'Fermanlı Deli Hazretleri'nde soytarı rolüyle ilk kez sahneye çıktım. Sonra devam etti. İlk oyunlarımda bana diyalog yazmıyorlardı. Sonra çocuk oyunları başladı. 'Yaşasın Gökkuşağı', 'Yaşasın Barış', Müjdat Gezen'in yönettiği 'Hamlet Efendi', 'Resimli Osmanlı Tarihi', 'Defne Dalı', 'Yıldız Yargılanması' gibi oyunlarda rol aldım.
Bu oyunlarda hep cüce rollerinde oynadınız, öyle değil mi?
Yok, hayır. Bazı karakter rolleri de oynadım. Cücelikle ilgisi olmayan pek çok yan karakter oynadım. Rollerin kısa boylulukla değil, yetenekle alakası vardı yani. Mesela 'Fermanlı Deli Hazretleri'nde hiç diyaloğum yoktu. Oyun sonrası oyuncularla, yönetmenlerle tiyatronun kafeteryasında otururduk. Zamanla 'Sana artık diyaloglu roller verelim' dediler. Sonra 'Rayting Hamdi'de küçük roller oynadım. Sonra 2000 sezonunda
'Ayrılsak da Beraberiz'in kadrosuna girdim. Orası bana okul gibi geldi, hâlâ da öyledir. Orada büyük sanatçılarla çalışıyorum.
Şimdi size Konsantre Kadir İnanır' diyorlar. 'Çocuklar Duymasın' isimli dizide ve reklam filminde bakışlarınız, o maço tavırlarınız biraz anımsatıyor. Gerçek hayatta da böyle maço musunuzdur?
Doğal hayatta da tabii ki öyleyim. Alparslan'da bu işlere başlamadan önce de biraz maçoluk vardı. Şimdi de var haliyle. Ama nerede maçoculuk yapacak, nerede efendi olacak onu da bilir. Suya göre şerbet verir icabında.
Kısa boylu biri olarak zaman zaman hayat zor oluyor mu? Örneğin lavaboya erişememek, musluğu aşamamak, otobüste tutunamamak falan filan gibi...
Düşünüyorum da, kesinlikle şimdiye kadar bir zorlukla karşılaşmadım diyebilirim.
Çok özür dilerim ama merak ettim. Çişinizi pisuara nasıl yapıyorsunuz?
Genellikle alaturka tuvaletleri tercih ediyorum. Ama duruma göre değişiyor. Alaturka tuvalet yoksa ve tuvalet boşsa çaresiz fıskiye biçiminde yapıyorum işte...
Böyle abuk sabuk sorular soruyorum diye kızmıyorsunuz bana değil mi?
Kesinlikle kızmıyorum. Mesela giyim kuşam meselesini sorarlar bana. Herkes gibi gider mağazadan alışveriş yaparım. Sadece kollardan ve paçalardan biraz aldırtırım. Beden uyar yani. Keza ayakkabı da öyle 40 numara giyiyorum. Büyük bir sorun yok.

Savaşa hayır
Şu sıralar yine bir savaş durumu var. Barış içinde yaşamak varken, savaş çıkaran beyinlere cüce beyinler diyebilir miyiz, ne dersiniz?
Olabilir, beyinler ufak tabii savaşlar ondan kaynaklanıyor. Neden insanlar ölsün, çocuklar ölsün. Bunu neden istesinler? Beyinler
ufak onun için. Bütün dünyanın birlik olup, savaşı engellemesi gerekiyor diye düşünüyorum. Umarım savaş çıkmaz. Çok kötü olur.
Hiç 'Keşke biraz daha uzun boylu olsaydım' dediğiniz oldu mu?
Hayatta insanlara çok güzel şeyler öğrettiğimin farkındayım. Ben özürlü değilim ama insanların özürlülere bakış açılarını değiştirdiğime inanıyorum. Bunun için çalışıyorum Şekil, görünüş önemli değildir. Her insanın bir özelliği, bir yeteneği, bir bildiği vardır.
Hollywood yapımlarında cüceler hep korku, gerilim unsuru olarak kullanılır. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Bunu Hollywood'da çalışan yapımcıların, senaryo yazarlarının, ve yönetmenlerin yeteneksizliklerine bağlıyorum. Amerikalıların bakışı işte, demek ki, cüceleri tanıyamamışlar ve tanımak da istemiyorlar.
Politikayla ilgileniyor musunuz?
Onlara pek girmeyelim. Siyaset bana göre bir şey değil. Hiç konuşmasam daha iyi.
O zaman 'Çapkın mısınız?' diye sorayim bari...
Sayılır...
Özel taktikleriniz var mıdır?
Bakarım...
Kaç dakika bakarsınız mesela?
Beş dakika olur, 15 dakika olur, beş saat olur. Netice alana kadar bakarım icabında...


Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 38 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7
Yaşam sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #140
"Ayakkabılarımın özel tabanları beni daha uzun değil ama dik gösteriyor. Topuk sistemi yürüyüşü kolaylaştırmak, duruşu biraz daha dik göstermek ve asil kılmak için özel tasarlanıyor."
Bakınız Özcan Deniz'in ayakkabısı nelere kadirmiş. Ucundan asilzade bile oluyor kendileri...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.