Radikal-çevrimiçi / Yaşam / Düğün
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  10 Ağustos 2003 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Dağda en kestirme yol, tepeden tepeyedir, fakat onun için uzun ayak ister.
Nietzsche
Tarihte Bugün
Takvimler 10 ağustos tarihini gösterdiği zaman...

1945 yılında,
Japonya teslim olmayı kabul etti. II. Dünya Savaşı sona erdi.
1951 yılında,
Denizcilik Bankası Kuruluş Kanunu kabul edildi. 500 milyon sermayeli kuruluşun 1 Mart 1952 günü faaliyete geçeceği açıklandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Yaşam 

Perihan Mağden Düğün

Perihan Mağden

10/08/2003 (8509 kişi okudu)

Bu düğün 'işlerinden' hiçbir zaman hiçbir şey anlamadım.
Hiç düğün/dernek istemedim hayatımda.
İsteyenleri de anlamadım.
Çok eğlenceli düğünler olmaktaymış, olabilirmiş; Allah sahibine bağışlasın.
Ama Tayyip Erdoğan'ın küçük oğlu Bilal'in 'düğünü' geldi, hayatımızın orta yerine kuruldu.
Ne kadar hasretmişiz böyle bir majestik seremoniye.
Ee, tabii medyalamacılığımızın yaz rehaveti de söz konusu.
Acayip bir ilgi. Mümkünse, kendi çapımızda Tesettürlü Sindrellamız'la, Yeni Şehirli Türkler için son liberal model bir Prenses Di yaratıklandıracağız Reyyan Uzuner'den.
Her şey inanılmaz bir karışım.
Diyelim milletvekili bilmemkimin hanımına sorularak "Orda bir mühendisin kızı var uzakta. Çok güvenilir Şefkat Koleji'nde okuyor", diye haber alınıyor. Önce Bilal'in kız kardeşleri gidip bakıyorlar. Sonra annesi. Her şey; artık o her derde deva 'postmodern' lafını kullanmaktan gına geldi; ama işte tam bir mutaassıplık/yeni şehirlilik /neoliberalizm/fundamentalizm/televizyonculuk (son ve en mühim dinin) karışımıyla, cereyan ediyor.
Diyelim 'Şefkat Koleji' lafını -yani bu bir okuldan ziyade, bir kavram, bir kalite damgası anlaşılan bazı çevrelerde- ilk kez duyuyor pek çoğumuzun kulağı.
Çok enteresan bir görücü usulüyle; 16 yaşının günlerini tam olarak doldurmamış, bu nedenle de yüzde yüz saf ve bakir / yüzde yüz el değmemiş, bir mutaassıp aile kızı, Türkiye'nin şu sıralardaki en mühim ailesine 'gelin alınıyor.' Recep Tayyip'in büyük oğlunun çocukluktan beri gönlünün olduğu Kasımpaşalı taksicinin kızıyla evlenmesinden, ya da Recep Tayyip'in nerdeyse örgüt çalışmaları sırasında tanıştığı eşiyle evlenmesinden, çok çok daha gerilerde mi demeliyim? 'Geçmişten gelircesine', hani padişahın oğluna bulunan kız misali, bir seçmece/beğenmece usulü söz konusu.
Reyyan Uzuner ailesiyle giriş kapısının bir yanında Acer dükkânı, diğer yanında başka dükkânlar olan Fatih'in orta yerinde bir 'apartumanda' oturuyor.
Erdoğan ise, Emniyet Evleri'ndeki iftiharla belirttiği üzere yapı ruhsatı olmayan evinde. Buna karşılık, ya da tam olması gerektiği üzre, Küçük Erdoğan Harvard'da kamu idaresi master'ı yapıyor.
Gelin Erdoğan da, liseyi Amerika'da tamamlayacak hayırlısıyla.
Tahsiline orda devam ederse -görümceleri gibi köktendevletçi Türkiye Cumhuriyeti'nin 12 Eylül faşizmi yasalarının kendisine men ettiği üniversite eğitimini türbanıyla sürdürebilir rahatça.
Damat adayımız, damatlığını 'Amca' lakaplı babasının Beyoğlu'ndaki terzisine diktiriyor. Gelin adayımızın gelinliğini diktirmek için tercih ettiği gelinlikçinin adı, enteresandır: 'First Lady.' Bu çiftte gelecek var, diyorum.
Bir kere Reyyan Uzuner gerçekten güzel bir kız. Bilal Erdoğan da sarı/kızıl saçları, ince uzunluğuyla filan: ikisinin fizikleri bu kadar hoş, albenili olmasaydı medyalamacılığımızın ilgisinin yüzde elli daha az olacağının, garantisini veririm.
Ayrıca dile kolay yedi bin davetiye!
Güneri Civaoğlu'ndan bakkalın çırağına; yani 7'den 70'e tüm 'mozaiğimizin' çağrılı olduğu görsel bir şölen söz konusu burada, Kasımpaşa/Fatih esnafıyla Yeniköy lordlarının kaynaşması için, bundan hayırlı bir vesile
tasavvur edebiliyor musunuz?
Berlusconi'nin 'Bendensin!' diye atılarak şahit olabilmek için karısıyla tatilini yarıda kesmesi filan, hepsi milli zirvelerimiz olarak popüler kültür tarihindeki haklı bayraklarını çakacaktır.
Jestlerin İnsanı Silvio'nun el ense çekmeleri filan boşuna değilmiş işte.
Bizi yıllarca snobe etmiş Avrupalı'ya karşılık, "Ben sevdim bu çocukları" ruhunu açıkça ortaya döken İtalyan sıcaklığı.
Haklı da adam.
Şimdi diyelim Mesut Yılmaz'ın oğlunun nikâhı söz konusu olsa bu karışımı, bu alışımı, bu sıcaklığı, bu enteresanlığı, bu alaturkalığı bulması söz konusu mu?
Yooo. Asla. Ha Avusturya Hanedanı'nın düğününe gitmişsin, ha Yılmaz Ailesi'ninkine. Oysa Erdoğan'ın o bangır bangır samimi Türk kimliği. Avrupalı'nın görmek istediği cinsten. Tüm o futbol sohbetleri. Şıpındırak Aria anlaşmaları.
Avrupa da duyacak yani bu düğünle sesimizi "Allah bir yastıkta kocatsın," diyorum. Onlar mutlu olsunlar; bize de yeter yani. Alicenap Türk milleti adına, nihayetlendiriyorum.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 79 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
8
Yaşam sayfasındaki diğer haberler
ÖZLÜ SÖZ #240
"Ben PR canavarı olmanın ötesinde, kendi verdiği konserlerde VIP kapısından utandığı için giremeyen bir insanım."
Mercan Dede ne 'tahayyül fersa' bir PR canavarı olduğunu mu anlatıyor yoksa 'ötesinde' yerine 'şöyle dursun' falan demeye mi çalışıyor...

Haber Arama
Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

© Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.