Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Kemal Öz Adlı Cümhur Reisimize Verilen Soy Adı Hakkında Kanun
Radikal-çevrimiçi
<  İ N T E R N E T  B A S K I S I  >  19 Aralık 2003 
 Kodunuz: Şifreniz: (Üye olmak istiyorum) 

 Bugünkü Radikal
 Ana Sayfa
 Sıcak Haber
 Yazarlar
 Yaşam
 Türkiye
 Politika
 Yorum
 Dış Haberler
 Ekonomi
 Spor
 Kültür/Sanat
 Haber Listesi
 Sanal Alem
 Radikal2
 Cumartesi
 Kitap

En aktif üyeler

Günün Sözü
Yasayı, bilgiyi ve akıllıları saymak bir kuraldır.
Demokrit
Tarihte Bugün
Takvimler 19 aralık tarihini gösterdiği zaman...

1941 yılında,
Ekmeğin fiyatı, 8 kuruştan 16.5 kuruşa çıktı.
1975 yılında,
İlk Basın Kurultayı toplandı.

Haberi YazdırYazdır Haberi YollaYolla | Arşive Ekle Türkiye 

Adnan Ekinci Kemal Öz Adlı Cümhur Reisimize Verilen Soy Adı Hakkında Kanun

Adnan Ekinci

19/12/2003 (2411 kişi okudu)

Kanun Numarası: 2587,
Kabul Tarihi: 24/11/1934,
Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 27/11/1934,
Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 2865
Madde 1 - Kemal öz adlı Cümhur Reisimize Atatürk soyadı verilmiştir.
Madde 2 - Bu kanun tarihinden muteberdir.
Madde 3 - Bu kanun
Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur.
Sizin gibi ben de, yukarıdaki kanunun adını okuyunca "Bizim Kemal Öz adında Cumhurbaşkanımız var?" diye düşündüm. Maddelerini okuyunca Mustafa Kemal'e 'Atatürk' soyadının verilmesiyle ilgili kanun olduğu anlaşıldı. Kanunun başlığından sanki Atatürk'ün daha önceki soyadının 'Öz' olduğu gibi bir izlenim çıkıyor. Yanılgının, 'öz' kelimesindeki ilk harfin büyük yazılmış olmasından kaynaklandığını sizde fark etmişsinizdir.
Bu arada 'Soyadı Kanunu'nun 2 Temmuz 1934 yılında çıkarılmış olduğunu da hatırlatalım.

İçimizdeki Saddam!
Saddam'ın yakalanmış olması dünya ölçeğinde bir rahatlama yarattı. Saddam yeryüzünün ilk diktatörü değildi, sonuncusu da değil, dünyada benzer şekilde hükümranlığını... liderlerden halen var.
Belki de en korkunç diktatör, içimizde olanı. Farkında olmadan içimizde gizlice büyüttüğümüz, günlük yaşam içinde bile küçük bir iktidar şansı yakaladığında hemen kendini dışavuran, 'içimizdeki diktatör'den söz ediyorum.
'1 Temmuz'da asarız' diyen Irak Geçici Hükümet Konseyi üyesi Muvaffak El Rubai'nin aceleciliğinde Saddam'a özgü bir kıyımın izleri yok mu?
Ya, bizim gazetelere ne demeli? Saddam'ın yakalanışını duyuran manşetlerindeki hoyrat üslubun bir anlamı olmalı.
Saddam'a sorarsanız ne yaptıysa halkı için yaptı. Eminim, Rubai'de, Saddam'ın bir an önce idam edilmesini Irak'ın yararı için söylüyordur. Türk gazetelerinin yönetici kesimi de "Halk agresif manşetlere rağbet ediyor, biz ne yapalım" diyeceklerdir.
Acaba gerçekten öyle mi? Saddam'ı, Rubai'yi bir kenara bırakıp, kendimize bakalım. Halkımız, hep ileri sürüldüğü gibi, idamdan yana mıdır? Eğer öyleyse, idam cezası kalktığından bu yana birçok kişi müebbet hapis cezasıyla yargılanmaya başladığı halde, neden 'İlle de idam' diye haykırışlar duyulmuyor.
'Sallandıracaksın Sultanahmet'te iki kişiyi...' diye başlayan söylemin günlük konuşma dilimizden çıkıp, sadece 'geyik' literatürü tedavülünde olması bu konuda bazı ipuçları vermiyor mu?
Saddam'ın yakalanmış olması sadece Irak için değil, tüm 'insanlık' için bir şanstır. Ancak insanlık kelimesinin tırnak içine alınıp, özne hükmünde olabilmesi için Saddam'ım idam edilmesi veya kurşuna dizilmesi değil, öncelikle yargılanması gerekiyor.
Yapılacak yargılama sonucunda Saddam'ın ölümüne karar verilmesi sadece bir sonuçtur. Asıl olan yargılamanın kendisidir. İnsanlık, hükmün infaz edilmiş olmasından değil en cani olanın bile adil yargılanmış olmasından beslenir, gelişir, büyür.

Renkli Türkçe AB anayasası
ABanayasasını oluşturma sürecinde Brüksel zirvesinden sonuç alınamadı. İspanya ve Polonya, kalabalık nüfuslu ülkelere daha çok söz
hakkı sağladığı gerekçesiyle, oyçokluğu ilkesine karşı çıktılar
ve görüşmeler ertelendi.
Böyle olacağı belliydi.
Avrupa ülkelerinin anayasa konusunda deneyimsiz oldukları bir sır değil çünkü.
Türkiye öyle mi ya, yakın zamana kadar kan hücrelerini yeniler gibi 10 yılda bir anayasa yapardı.
Binaenaleyh, şayet Türkiye AB üyesi olsaydı tecrübelerini Brüksel'e de taşır, görüşmeler böyle sudan sebeplerle tıkanmazdı.
Zirveye katılan Türk heyetinde 1982 Anayasası'nın Mimar Sinan'ı Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı ile 'Yargıya güvenmediğimiz için dokunulmazlıkları şimdilik kaldıramıyoruz' diyen TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve aynı zamanda Aldıkaçtı'nın asistanı olan Prof. Dr. Burhan Kuzu da yer alırdı.
Yazık oldu, bu iki değerli anayasacımızla birlikte Avrupa Birliği yıllarca tartışması sürecek çok renkli bir anayasaya sahip olabilirdi.

Çocuklar tanık olunca
Devam etmekte olan ceza davalarıyla ilgili yorum yapma yasağını biliyoruz. Ama yine de, Sabah gazetesine 'Annenin yıkıldığı an' başlığıyla birinci sayfada yer alan habere değinmeden edemeyeceğiz. Söz konusu davanın duruşmasında, 10 ve 11 yaşlarındaki iki çocuk, annelerinin aleyhinde tanıklık yaparak 'Babamız annemizi hiç dövmezdi' demişlerdi.
Diyeceklerimiz, davanın içeriğine değil, haberi okuyan kişilerde oluşan hukuksal sorulara ilişkindir.
Dava, bir annenin kocası tarafından sürekli dövülmesi nedeniyle evden ayrılarak babasının evine dönmesi, daha sonra da boşanma davası açması üzerine kendisine 'Sen başkalarıyla yatıyorsun' diyen kocasını tabancayla öldürmesiyle ilgilidir.
Mahkeme, kocanın anneyi dövüp dövmediği konusunda çocukların tanıklığına başvurmuştur.
Babaanneyle birlikte kalmakta olan çocuklar "Babamız annemizi dövmüyordu. Babamızı öldüren kadını görmek istemiyoruz" demişlerdir.
Gazetedeki fotoğrafta, sanık annenin aleyhinde tanıklık yapan çocuklarına bakışı yürek parçalayıcıydı. Birçok kişinin içi sızlamış olabilir.
Hemen belirtmeliyiz ki, tanıkların her söylediği mahkemeler tarafından dikkate alınacağı anlamına gelmemektedir.
Örnek olayda olduğu gibi, mahkeme, çocukların halen babaannede kalması nedeniyle annesine karşı nefret duyguları aşılanmış olabileceğini, hatta çocukların "Babamızı öldüren kadını görmek istemiyoruz"
sözlerinin bu ihtimali güçlendirdiğini dikkate alabilir.
Şunu da eklemeliyiz ki, bir hâkim çocukların ifadesini alırken büyükler için kullandığı yöntemleri kullanmamaya özen göstermektedirler. Örneğin, yukarıdakine benzer olaylarda çocuklara "Söyleyin bakalım, babanız annenizi dövüyor muydu?" gibi net bir soru yerine, onları ürkütmeden, dolaylı sorular yönelterek gerçeği öğrenmeye çalışır.
Rahat olun, yargılama henüz devam ediyor.



Şu ana kadar değerlendirmeye katılan 51 üyemizin puan ortalamasını yanda görebilirsiniz. Puan verme işleminden yalnızca üyelerimiz faydalanabilir.
puan
7
Türkiye sayfasındaki diğer haberler

 Sıcak Haber

  • 21:50:00 - Kapanan yollar açıldı
  • 21:07:00 - Kar ve tipi ulaşımı engelliyor
  • 17:20:00 - Canlı bomba Kuncak toprağa verildi
  • 17:10:00 - Adnan Ersöz tutuklandı
  • 17:00:00 - Örümcek Ağı davasında tutuklu kalmadı
  • 16:30:00 - Yılbaşı çamlarının fiyatları belli oldu
  • 13:55:00 - 'Hayata Dönüş' protestosu
  • 13:35:00 - THY: İhbar üzerine sefer iptal edilmedi
  • 11:30:00 - Doğu Anadolu kara teslim
  • 11:02:00 - Trabzon-Soçi seferini yapan Türk gemisi yan yattı
  • 11:00:00 - Karayollarında son durum
  • 10:20:00 - Aç kalan geyikler yola indi
  • 09:35:00 - Yeni İstanbul Müftüsü Prof. Çağrıcı
  • 09:00:00 - Erzurum'da okullara kar tatili
  • ÖZLÜ SÖZ #233
    "Sizin animasyonunuz, bizim depresyonumuz! Komşulara saygılı olun ve gürültü kirliliğini bitirin!"
    Kuşadası'nda bir otelde her akşam yapılan animasyon gösterisi bitişikteki site sakinlerini rahatsız edince, çareyi sokağa pankart asmakta buluyorlar.

    Haber Arama
    Site içinde aradığınız habere ait anahtar kelimeleri aşağıya yazıp 'Ara' düğmesine basınız.

    Künye | Reklam Tarifesi | İletişim Sayfası | Eski Sayılar | Sıkça Sorulan Sorular | Kampanya Sözleşmesi | XML özetleri

    © Radikal internet baskısında yer alan tüm metin, resim ve benzeri içeriğin hakları Doğan Gazetecilik A.Ş.'ye aittir. Hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz.